Pazartesi, Ocak 26, 2009

Little Girl Blue'nun İlham Veren Blogu ve Hayallerim

Umarım bu yazı Little Girl Blue'yu rahatsız etmez. Alıntı yapmak için izin almak ya da onun yazılarına onun sayfasında yorum yazmak istedim ama bir türlü olmuyor, yorum göndermeye çalışınca sayfa hata veriyor. Belki de ben beceriksizim bilemedim:(



Little Girl Blue.'nun yazılarını okurken bir gülümseme kaplıyor yüzümü. O kadar tanıdık, o kadar benzer hissediyorum ki sanki paralel evrenlerde aynı ortak bilinçle beslenen iki farklı bedenmişiz gibi geliyor. İşte son yazısından bir alıntı:


"23-Bir erkek arkadaşımda bana zakkum alsın, mailleşmeyelim ya da msn'de yazışmayalım, mektuplaşalım hatta mümkünse o ilişki 14 şubata kadar sürsün 14 şubatta da parise birlikte gidelim gibi düşünceler içindeyim. kim kaybetmiş ki öylesini ben bulacağım hoş...hayatımdaki 14 şubata tek girme parise yalnız gitme lanetini kırsaydım en azından diyorum..."


Benim hayalimdeki mekan Paris değil İspanya tabi ki:)


Bir alıntı daha:
"2-Kitap okumak herkesin hobisidir gazete okumayı spor yada magazin sayfalarından ibaret gören ülkemde.İşte kitap okumak benim de hobim tabi ki ama şöyle bir takıntım da var yanında: bir kitaba başladığım an o gün bitmelidir o kitap yoksa okuyamam bir daha, o yüzden ne zaman kitaba başlasam bazal metabolizmaya girer tüm yaşamsal faliyetlerimi annemin, arkadaşımın, kardeşimin ya da erkek arkadaşımın vicdanına terk ederim çünkü biri hatırlatmadan göz kırpmak ve sayfa değiştirmek dışında varlık gösteremiyorum...Ve evet ben de kitabı yerde, yatakta, sürünerek hatta ilginç yoga pozisyonlarında aldığım şekle aldırmaksızın okuyabilen kesimdenim...Klasik masa başı okuyucuları geçmişte kaldı.."


Sanki beni anlatıyor:) Sevgilimin babası, Ersin Amca benim bu huyumu çok seviyor. Ben kitap okurken ya da ders çalışırken böyle şekilden şekile giriyor, dünyadan ve dünyevi seslerden o kadar kopuyorum ki olur da başımı kaldırıp bakarsam Ersin Amca'yı sessizce arada bir beni kontrol ederken yakalıyorum:) Elimdeki kitap bitmeden yemek yiyemiyor, su içemiyor hatta tuvalete bile gidemiyorum bazen. Annem kitap okurken kendimden geçtiğimi söylerdi eskiden.



Günlerim geçiyor. Kendimle ilgili yeni şeyler keşfediyorum. Dünyayı gezmek istiyorum. Sonsuza dek öğrenci kalmak, sorumluluk almaktan kaçmak istiyorum. Öğrencilik dediğime bakmayın Türkiye'nin saçma eğitim sisteminde olmak istemiyorum. Başka bir boyutta, başka koşullarda öğrenci olmak istiyorum. Aradığım bilgiyi bulmama yardım edecek, bana yol gösterecek, fikirlerime değer verecek insanların olduğu bir düzende öğrenci olmak istiyorum. Yaratıcılığımı geliştirecek, bana birşeyler katacak, ilerlememi sağlayacak bir deneyim olmasını istiyorum.



Ah ben daha neler istiyorum ama...

1 yorum:

  1. Elbetteki rahatsız olmam:)Ki ortak hissediyor olmamızdan mutlu da oluyorum..Ayrıca rahatsız olmayı bırak şimdi ilham veren yazdın utandırdın beni..yorum kutusu ekleyeceğim yapabilirsem ama yapamıyorum bir türlü ortak blogger problemleri işte...
    Günler çabuk geçiyor cidden yakalamaya çalıştığımızdada geleceğe plansız yakalanmaktan ötürü seçmediğimiz şeylerle yüzleşiyoruz...Sonsuza kadar öğrenci kalmak kötü olurdu cidden bitirince hemen iş bulabilseydi insanlar ama sana bir yerden sonrada hak veriyorum bir yere gitmek istiyor kendi tatilini yapmak içinden geliyor ispanya diyorsun mesela para lazım anne baba biryere kadar işte büyüdüğün zamanda halen harçlık alıyor olmak zoruna gidiyor...7 ay boyunca erasmus öğrencisiydim ve inan onların eğitim sistemleride tam anlamıyla rahatlığa dayanıyor yani senin benim gibi zora sıkıya alışmış türk insanı oraya gidince kendi adıma konuşayım en iyisi derse girmek istemiyor..Çünkü basit geliyor...Ama ne kadar politik açıdan sövsemde öğrenciliğini doya doya yaşayacağın tek yer usa bence gayler için tuvalet bile yapmış adamlar..Morali bozma canım belki umut olur ama benim 13 yaşındaki hayallerim yeni oldu..Anında olmasada pes etme...Kendine iyi bak son sürat yazmaya devam:)

    YanıtlaSil