Perşembe, Mayıs 28, 2009

Neşeliyim Sanırım:)

Yaz sezonunu açtım sonunda:)

bugün Evrim'le aqua parka gittik, çok eğlenceliydi. tüm gün yüzdük, su kaydıraklarından kaydık, elele güneşlendik. Sonunda ikimiz de ıstakoz gibi kıpkırmızı döndük eve. sonra ailecek yemek yedik.

az önce de yılın ilk karpuzunu mideme indirdim:D çok mutlu mesudum şu an:) aslında böyle açık açık mutluyum diye yazınca korkuyorum. nazar değecek kötü bişey olacak diye...

bu aralar beni hiçbir şey etkilemiyor sanki. Evrim sağsalim geldiğinden beri günler geceler su gibi akıyor. aylar sonra tekrar mışıl mışıl uyuyabiliyorum geceleri. umarım hep böyle huzurlu ve mutlu devam eder hayatımız.

Cuma, Mayıs 22, 2009

Aşkın Gözü Kördür

Evrim geldi sonunda. Hatta yarın tam bir hafta olacak geleli. Evrim geldiğinden beri günler nasıl geçti hiç anlamadım. Birlikte gezdik, film izledik, sımsıkı sarıldık ayrı kaldığımız 5 ayın acısını çıkarmak için:) Ama aşkın gözü kör işte! Gezelim tozalım diye hasta oldum. Kendim kaşındım bu kez.

Çarşamba günü spor yaptıktan sonra da duş alıp ıslak saçlarla dışarı çıktım. Acayip rüzgar vardı ama aylardan sonra ilk kez sevgilimle elele gezeceğim diye umursamadım rüzgarı. Sonuç malum: hastayım:( Burnum tıkalı, boğazım şiş, kolumu kaldıracak halim yok. Üstelik de sabahın köründe uyandım. Ağzım dilim kurudu ama gidip su içecek takatim yok. Olsun yine de şikayetçi değilim. Evrim döndü ya gerisi boş.

Cuma, Mayıs 15, 2009

Son Gün

152 gün geçti!

5 ay!

ama bu son gün geçmek bitmek bilmiyor. günlerdir uyumadım. midem alt üst olmuş durumda. strese bağlı reflüde son noktadayım artık.

yarın akşam 4-5 civarı Evrim gelmiş olacak.

5 ay sonra ilk kez göreceğim Evrim'i. Düşündükçe kalbim pırpır ediyor. midemde kelebekler uçuşuyor. daha önce hiç kimse için böyle hissetmedim. o kadar sabırsızlanıyorum ki anlatacak söz yok. düşündükçe elim ayağım birbirine dolanıyor.

insan çoğu şeyin değerini ya kaybedince ya da hasret kalınca anlıyor gerçekten. Evrim'le geçen 3 yılın ardından onsuz geçen 5 ay işkence gibiydi. umarım bu son ayrılığımız olur.

Evrim'in gelmesiyle şansım da açılıyor sanırım. yarın Evrim geliyor, cumartesi günü Garanti Bankası'nın sınavına giriyorum.

Allah'ım ne olur artık herşey yolunda gitsin!

Çarşamba, Mayıs 13, 2009

Sanırım Bu Kez Kırdım Şeytan'ın Bacağını

Garanti Bankası'na staj ve eğitim başvurusu yapmıştım, kabul etmişler ve sınava davet ediyorlar.

Sınav Zihinsel Yetenek ve Yabancı Dil olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Tek kötü yanıysa 17 Mayıs'ta olması. Yani Evrim'in geldiği günün ertesi sabahı. Evrim'i bırakıp sınava gitmek çok zor olacak ama bu kaçırabileceğim bir fırsat değil. Herşey yolunda gider de Garanti'de işe girersem değmeyin keyfime:)

Ben işe girdikten sonra önümüzdeki tek engel Evrim'in istediği gibi bir iş bulması olacak. Gerisi kolay. Kendi evim, kendi odam, sevdiğim adam ve kardeşim. Başka ne istenebilir ki zaten:)

Lütfen bu kez benim için bir dilek tutun kalbinizden. Bu kez hayat bana da gülsün.

Perşembe, Mayıs 07, 2009

Son Günler

yine başladı uykusuz gecelerim. son günler geçmek bilmiyor.
bir hafta kaldı Evrim'in gelmesiyle. şu an tek istediğim sağsalim gelmesi.

kendimi oyalayacak bişeyler arıyorum sürekli. geçen gece acıbadem'in 3 atlısı'yla ve arkadaşlarıyla ahırkapı hıdırellez şenliklerine gittik. çok eğlenceliydi, elimizde tefler (volkan sayesinde aldık girişten tefleri) ordan oraya geze geze eğlendik. ben 10 gibi ayrılıp yurda geçtim. tam sultanahmet'te tramvay beklerken havai fişek gösterisi başladı, şahaneydi.

dün de dersten sonra acıbadem'e geldim. bugün kpss başvurusu için ordan oraya süründüm ama halledemedim, umarım yarın halledebilirim.

Cuma, Mayıs 01, 2009

İtiraf Ediyorum

belki de çok geç kalmış bir evrim sürecindeyim. kendimi ve hayatı yeniden keşfetmeye, değişip gelişmeye çalışıyorum.

şu an dışarda yağmur yağıyor ve şimşekler çakıyor ama benim içimde güneşin tüm ışığı ve sıcaklığı hüküm sürüyor. huzurluyum. oysa benim için ulaşılması imkansız hatta neredeyse varlığına bile inanamadığım bir kavramdı "huzur".

kendimi bildim bileli hep sonrasını düşünen ve endişe duyan biri oldum. hep arkadan gelecek kötü bir şey beklediğim için hiç tadını çıkaramadım iyi şeylerin ya da güzel günlerin. ama sanırım artık birşeyler değişiyor. varsayımlarım -ki gayet pesimistimdir- birer birer geçersiz hale geliyor. yani korktuğum şeyler başıma gelmiyor dahası hayat hergün başka bir umutla çıkıyor karşıma.

bunca yıldır kendimi sürekli daha kötüsüne hazırlayarak atlattım başıma gelen zorlukları. öldürmeyen güçlendirir denir ya, sanırım bir noktaya kadar doğruluk payı var bu sözün. ama her defasında ne kadar sert olursam o kadar ruhsuz sanıldım dışarıdan. ben dağılmamak için uğraşırken duyarsız oldum başkalarının bakış açısıyla. içimde farklı bir Rüya yaşarken dışarıya farklı bir Rüya yansıyordu. görünürde hırçın, saldırgan, cadı, hiç kimseyi umursamayan, hep güçlü görünen bir Rüya vardı, ruhsuz bir duvar gibi. oysa herşeye göğüs gerebilmek hiç kolay olmadı. yıkılmamak için zor dururken, çığlıklar atıp aklımı yitirip deliliğin kollarında herşeyi unutmak isterken ayakta kalıp dağılanları toplayan olma yükünü taşımak çok ağırdı aslında.

giderek katılaştı dış kabuğum; belki de duyarsızlıkla güçlendirmeye çalıştım duvarlarımı. ben aldırmazsam kimse zarar veremezdi. öyle düşünmüştüm ama canım yine de çok yandı. ben aldırmaz görünmeye çalıştıkca tüm kötülükler daha çok üstüme geldi. canımı yakamadıklarını düşündükçe hırslanıp daha da arttırdı zehrin dozunu acılar. yine de açmadım kapılarımı, duvarların ardındaki yıkıntıyı göstermedim. ama artık korkmuyorum. çünkü o yıkıntıya dalıp kendimi yeniden keşfetmeye başladım.

güçlü duvarlar ardındaki yıkıntıları temizleyip ferahlıyorum. gereksiz şeyleri, endişeleri, korkuları, kötü anıları atıyorum topluca. içim ferahladıkça gülümsüyorum, gülümsedikçe içim ferahlıyor. hele güneşli günlerde değmeyin keyfime:)

aşkla gelen 2. bir şans yakaladım. ama sanırım aşk tek başına veremezdi yıkıntıların arasına girip temizlik yapmamı sağlayacak cesareti. bunca yıldır sahip olamadığım gerçek bir ailenin varlığı değişim için gereken hareket gücü oldu sanırım. huzurlu sorunsuz bir evin ve huzurlu, birbirini seven bir ailenin varolduğunu kendi gözlerimle görmek bunun o kadar da imkansız olmadığını anlamamı sağladı. "huzur" denen şey vardı ve ona ulaşmak benim ellerimdeydi.

yaklaşık bir yıldır (hostesliğe başladığım zamandan beri) kendimi kontrol altına almaya ve değişmeye çalışıyorum. çok yavaş ilerleyen bir süreç oldu ama bir yıl öncesini düşününce aradaki farkı daha iyi anlıyorum. artık kendimi daha iyi tanıyorum ve tepkilerimi daha kolay kontrol altına alabiliyorum.

özellikle son 1 aydır kendimi daha dingin ve daha mutlu hissediyorum. geçmişin tüm yükünü atmış gibiyim omuzlarımdan. umarım erken sevinip kapılarımı beklemediğim tehlikelere açmıyorumdur. ama içimde bu kez herşeyin gerçekten yolunda olduğuna dair bir his var.

İtiraf ediyorum yıllardan sonra ilk kez çocuklar kadar özgür ve mutlu hissediyorum kendim.

İtiraf ediyorum hayatımda ilk kez kendimi huzurlu hissediyorum.

Lütfen nazar etmeyin, isteyin siz de mutlu olun:)