Çarşamba, Ağustos 26, 2009

Haftasonu gelsin artık:(

Yoruldum ben:(

Zaman nasıl geçiyor anlamıyorum nefes almadan akşam oluyor ama haftasonu gelmek bilmiyor. Anlayamıyorum bu zaman denen şey nasıl işliyor.

Bugünlerde çok yoğunum. Eylül başında editörlüğünü yaptığım iki ayrı derginin basılması gerekiyor. Sürekli olarak haber araştırıyorum, düzeltmeler yapıyorum. Bir de bugün ders vermeye başlayacağım. Bakalım hepsi bir arada nasıl olacak. Umarım hepsinin altından başım dik olarak kalkarım.

Bu ufak moladan sonra işe geri dönme vakti. Bye:)

Salı, Ağustos 25, 2009

İş, Aşk, İkametgah Sorunu ve Sonbahar

İşe başlayalı tam 3 hafta oldu bugün itibariyle. Nasıl geçiyor zaman anlamıyorum; onu düzelt, bunu çevir, şunu yaz derken bir bakıyorum saat 5-6 olmuş.


2 gündür canım sıkkın çünkü Evrim'in canı sıkkın. Belki de ilk kez sesi böyle üzgün ve kırgın çıkıyor. Hiçbir şey anlatmıyor. Ne yapsam işe yaramıyor.

Eylül geliyor. İkametgah işini halletmezsem başım derde girecek, banka hesapları donduruluyormuş 1 Eylül itibari ile herkesin haberi ola!

Ağustos bitiyor; sonbahar geliyor. Geceler şimdiden üşütüyor beni:(

Salı, Ağustos 18, 2009

One of mysellves is happy but One of myselves is desperate

I don't know what to do.

One of myselves is so desperate:( I have to adjust myself to a regular order, to a routine. However, I do not want to live according to certain patterns of life. I know that I need an income in order to live like everybody else but how can an individual be happy when he/she has to obey the rules and orders of somebody else.

I wanna live as I wish but how can I come through in such a cruel and illogical world?

On the other hand, one of myselves is so happy because I'm not alone in life. My friend, my family and my love are with me all the time and at all cost. I love and I know I'm loved, too. Nonetheless, off and on I become an unbearable person for everybody I love. I do not want to be a cruel oppressor but I can't help myself.

I wanna be a good and consistent person but how can I come throuh after I've fought for all my life and I have to do so for the rest of my life?

Is there anybody who can help me? Or is there anybody who can help himself to solve his own problem of happiness?

Cuma, Ağustos 14, 2009

Annemi çok özledim...

Güne iyi başlamayı hedeflemiştim ama olmadı.

Annem düştü yine aklıma... Ömrünün 20 yılını şizofrenle boğuşarak geçirdi. Hastayken hayalleriyle boğuştu, iyiyken yaptıklarının vicdan azabıyla. Hiç anlamaya çalışmadım onu, sadece suçladım. Bilerek bizi kandırmak için öyle yapıyor, işten güçten kaçmaya çalışıyor diye düşündüm. Ne kadar aptal olduğumu şimdi anlıyorum. Bir kez durup düşünmedim, hadi bizi kandırıyordu da ya doktorlar? Gittiğimiz onca doktor annemin hastalığını bize anlattı ve ömrünün sonuna kadar ilaç kullanması gerektiğini söyledi ama ben o kadar salaktım ki ortadaki apaçık gerçekleri kabullenemedim. Allah'ım içim o kadar çok acıyor ki... Kendimden nefret ediyorum.

Annemi çok özledim. Ona söylediğim onca acımasız söz tek tek aklıma geliyor. Çok pişmanım ama şimdi hiç faydası yok. Geriye dönebilsem, annemden tüm yaptıklarım için özür dilesem, onu ne kadar çok sevdiğimi anletebilsem...

Aslında sadece kendimden değil herkesten nefret ediyorum. Hasta olduğunu bile bile ona kötü davranan herkesten nefret ediyorum. Hadi ben salaktım ya da aklım ermedi ama onlar görmüş geçirmiş koskoca insanlar. Nasıl o kadar kör olabildiler? Annemi nasıl normal ve sağlıklı bir insanmış gibi öyle acımasızca yargıladılar? Şİmdi düşünüyorum da asıl hasta olanlar annemin hasta olduğunu bile bile ona o kadar anlayışsız ve acımasız davrananlar.

Kendime, tüm yaptıklarıma ve nasıl o kadar salak olabildiğime anlam veremiyorum.

Eğer beni görebiliyorsan, hissedebiliyorsan anne bil ki çok pişmanım, bil ki seni gerçekten çok özledim ve bir şansım daha olsa seni mutlu etmek için elimden geleni yapardım.

Ama biliyorum ki artık herşey için çok geç.

Salı, Ağustos 11, 2009

Güzel Bir Gün

Son 1 haftam nasıl geçti hiç anlamadım ama bugün kendimi iyi hissediyorum.

Dün canım arkadaşım Volkan bende kaldı. Acıbadem'in üç atlısından biri kendisi. Yemek yedik Upwords ve Amiral Battı oynadık; hep o kazandı. Upwords oyunundan "ı" harfini çıkarmak istiyorum. Elimde kalan 2 "ı" ile kaybettim ya. Şansızlığım yine peşimi bırakmadı:( Sürekli yenilmiş olsam da çok eğlendim.

Bu gece başka bir Acıbadem atlısını daha göreceğim haftalar sonra. Berkay'la yaklaşık 2 aydır görüşemedik iş güç derken, özledim onu da. Oktay da burda olsaydı süper olurdu. Eylül de gelecek Oktay; o gelince her ne kadar evi boşaltmış olsalar da yine Acıbadem'in 3 atlısı olacaklar benim gözümde.

Şimdilik bu kadar:)

Çarşamba, Ağustos 05, 2009

Dün Bitti, Bugünü Yarıladık, Yarınsa Meçhul

Yine bir garibim bugünlerde.

Mutsuz değilim ama mutlu da değilim; daha çok yalnızım sanırım. Ama fiziksel bir yalnızlık değil sadece zihinsel olarak dünyadan ayrılma hali.

Aslında şu anda herşey yolunda ama ben yine de arızalık yapıyorum. İsteyerek değil, engel olamadığım bir sakinlik var zihnimde. Aman işte öyle..