Pazartesi, Eylül 14, 2009

Exhausted

I'm exhausted.

I'm bored to death.

I've no idea abt what to do?

I just wanna rock the world(?!)

I wanna travel around the world.

I wanna see Spain 'n Italy 'n all the tropic islands!

I don't wanna die here where I'm all the time!

Let's change the world!

Let's turn the world upside down!

Çarşamba, Eylül 02, 2009

Birşeyler Üretmeliyim

Aklımda bir sürü fikir var.

Yapmak istediğim bir sürü şey.

Biliyorum yapabilecek potansiyele sahibim ama olmuyor işte. Bir türlü başlayamıyorum.

Her gün istedikleri için mücadele eden bir sürü insan görüyorum. Onlar başarıyorsa ben de yapabilirim diyorum ama sonunu getiremiyorum.

Bir başlasam...

Salı, Eylül 01, 2009

Eylül... Hüzün ve Huzur... Aşk!

1 Eylül.

Sonbaharın başlangıcı.

İlk yağmur damlaları düşmüş dün gece sokaklarına İstanbul'un.

Yağmur günaydın dedi bugün rehavetle uyanan bedenlerimize.

Havada hem hüzün var hem huzur.

Aşk gibi...

Aşığım. Mutluyum. Onunlayken "Huzur" oluyor dünyamın adı.

Aşığım. Bedbahtım. Onsuzluk kocaman bir "Hüzün".

Ne yapsam nereye baksam her yerim Eylül...

Ne güzel bir mevsim şu bahar!

Çarşamba, Ağustos 26, 2009

Haftasonu gelsin artık:(

Yoruldum ben:(

Zaman nasıl geçiyor anlamıyorum nefes almadan akşam oluyor ama haftasonu gelmek bilmiyor. Anlayamıyorum bu zaman denen şey nasıl işliyor.

Bugünlerde çok yoğunum. Eylül başında editörlüğünü yaptığım iki ayrı derginin basılması gerekiyor. Sürekli olarak haber araştırıyorum, düzeltmeler yapıyorum. Bir de bugün ders vermeye başlayacağım. Bakalım hepsi bir arada nasıl olacak. Umarım hepsinin altından başım dik olarak kalkarım.

Bu ufak moladan sonra işe geri dönme vakti. Bye:)

Salı, Ağustos 25, 2009

İş, Aşk, İkametgah Sorunu ve Sonbahar

İşe başlayalı tam 3 hafta oldu bugün itibariyle. Nasıl geçiyor zaman anlamıyorum; onu düzelt, bunu çevir, şunu yaz derken bir bakıyorum saat 5-6 olmuş.


2 gündür canım sıkkın çünkü Evrim'in canı sıkkın. Belki de ilk kez sesi böyle üzgün ve kırgın çıkıyor. Hiçbir şey anlatmıyor. Ne yapsam işe yaramıyor.

Eylül geliyor. İkametgah işini halletmezsem başım derde girecek, banka hesapları donduruluyormuş 1 Eylül itibari ile herkesin haberi ola!

Ağustos bitiyor; sonbahar geliyor. Geceler şimdiden üşütüyor beni:(

Cuma, Ağustos 14, 2009

Annemi çok özledim...

Güne iyi başlamayı hedeflemiştim ama olmadı.

Annem düştü yine aklıma... Ömrünün 20 yılını şizofrenle boğuşarak geçirdi. Hastayken hayalleriyle boğuştu, iyiyken yaptıklarının vicdan azabıyla. Hiç anlamaya çalışmadım onu, sadece suçladım. Bilerek bizi kandırmak için öyle yapıyor, işten güçten kaçmaya çalışıyor diye düşündüm. Ne kadar aptal olduğumu şimdi anlıyorum. Bir kez durup düşünmedim, hadi bizi kandırıyordu da ya doktorlar? Gittiğimiz onca doktor annemin hastalığını bize anlattı ve ömrünün sonuna kadar ilaç kullanması gerektiğini söyledi ama ben o kadar salaktım ki ortadaki apaçık gerçekleri kabullenemedim. Allah'ım içim o kadar çok acıyor ki... Kendimden nefret ediyorum.

Annemi çok özledim. Ona söylediğim onca acımasız söz tek tek aklıma geliyor. Çok pişmanım ama şimdi hiç faydası yok. Geriye dönebilsem, annemden tüm yaptıklarım için özür dilesem, onu ne kadar çok sevdiğimi anletebilsem...

Aslında sadece kendimden değil herkesten nefret ediyorum. Hasta olduğunu bile bile ona kötü davranan herkesten nefret ediyorum. Hadi ben salaktım ya da aklım ermedi ama onlar görmüş geçirmiş koskoca insanlar. Nasıl o kadar kör olabildiler? Annemi nasıl normal ve sağlıklı bir insanmış gibi öyle acımasızca yargıladılar? Şİmdi düşünüyorum da asıl hasta olanlar annemin hasta olduğunu bile bile ona o kadar anlayışsız ve acımasız davrananlar.

Kendime, tüm yaptıklarıma ve nasıl o kadar salak olabildiğime anlam veremiyorum.

Eğer beni görebiliyorsan, hissedebiliyorsan anne bil ki çok pişmanım, bil ki seni gerçekten çok özledim ve bir şansım daha olsa seni mutlu etmek için elimden geleni yapardım.

Ama biliyorum ki artık herşey için çok geç.

Büyü Dükkanı

Tam şu an Storytel'de Yeşim Türköz'ün "Büyü Dükkanı" kitabını dinliyorum. Bedelini ödemeyi kabul ettiğiniz takdirde hayatt...