Rutin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rutin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Eylül 24, 2025

Günlük Rutin - Eylül 2025

Canım Ceren yazmış kendi günlük rutinini ve sonunda hadi sen de yazsana demiş :)

Haftaiçi

06.55 Alarmsız, organik uyanış :)) 

07.00 Yataktan kalkış - Arya'yı uyandırma (Gerçi Arya artık benden önce uyanıyor :) 

07.00 - 07.30 Kahvaltı

07.30 - 08.00 Okula hazırlık

08.00 Evden çıkış

08.30 Ders başlangıcı

Pzt - Çrş - Prş. 12.00 Okuldan çıkış

12.30 Latte ile yürüyüş  / Salı-Cuma Arya çıkarıyor yürüyüşe 

Salı - Cuma 15.10 Okuldan çıkış

Pzt - Salı 16.00 / Cuma 18.00 Reformer Pilates

17.00 Eve dönüş - Duş - Yemek hazırlığı 

19.00 - 19.30 Akşam yemeği

20.00 Dizi / Film / Oyun

21.00 Arya ile kitap saati

00.00 Uyku

*Genelde haftada bir gün okul çıkışı kızlarla cafeye gidiyoruz. O günlerde evde yemek hazırlamıyorum ve genelde dışarıda yiyoruz :D


Hafta sonları biraz farklı tabi :) 

06.55 Yine otomatik uyanış ama bu kez 10'a kadar yatakta yuvarlanmaca

10.00 Yataktan çıkıp ailece kahvaltı hazırlama 

Ekmek almak ve masayı kurmak Arya'da, peynirler ve sucuk Evrim'de, duruma göre tavada yumurta / pancake / yumurtalı ekmek / patates vs. yani sıcaklar bende :)) 

Kahvaltı sonrası:

Cumartesi: Evrim'le birlikte haftalık alışveriş

Alışveriş sonrası günlük ve haftalık yemek hazırlığı

Akşam: Ailece oyun - Benim favorim Trivial Pursuit ama Arya'nın favorisi Cluedo ve Monopoly :)) Evrim hepsinde iyi :) 

Pazar: Temizlik - Çamaşır - Çamaşır - Çamaşır - Çamaş... 

Arya için mısır patlatmaca ve ailece film keyfi :) 

Uyumadan önce kitap keyfi :) 


Son zamanlarda bu rutine tüm boşluklarda Latte ile yürüyüş ve oynaşmaca gibi keyifli maddeler de  eklendi :)) 


Üç aşağı beş yukarı böyle bir rutinde yuvarlanıp gidiyorum :)

Bugün rutini kırıp denize geldim. Su o kadar güzel ki girince çıkmak istemedim :)







Çarşamba, Ağustos 21, 2024

Rutinin İçinde Kalabilmek İçin Rutinin Dışına Çıkmak...

Hayat kocaman bir paradoks bence. Her şey zıttıyla bir arada ve zıttıyla anlamlı. Genel olarak çözmeye çalışmanın çok da faydası yok. Olduğu gibi içine dalıp yüzmek en iyisi. 

Durup düşününce en çok şaşırdığım mevzulardan birisi rutin hayatlarımız. Keşfedilecek sayısız yer ve deneyim varken, biz her gün kendimizi bir rutinin içine hapsediyoruz, üstelik kendi özgür(?) irademiz ile.

Ben rutinin içinde mutsuz olmaya başlayınca rutinin dışına atıyorum kendimi. Bir ömür o rutinin içinde kalabilmek için ara ara firar ediyorum rutinden. Tabi sonunda yine dönüyorum kürkçü dükkanına ama o küçük firarlar öyle iyi geliyor ki!.. Küçük firarlarım subap görevi görüyor bir nevi. 

Motorun üst kısmında bulunan ve piston hareketlerine bağlı olarak yakıtla hava karışımının uygun anlarda yanma odasına alınmasını sağlayan parçalara subap deniyor. Subaplar, aynı zamanda yanma sonucu oluşan egzoz gazının uygun bir biçimde yanma odasından uzaklaştırılmasına da aracılık ediyor. Yani her şeyin doğru anda, doğru oranda doğru yere gitmesini sağlıyor subap. İşte benim küçük firarlarım da doğru zamanda doğru yerde olmamı sağlıyor; sadece "Ben" olmam gereken anları ve "Biz"in parçası olmam gereken anları düzenliyor. İkisinden biri biraz eksik kalsa ya da biraz fazla kaçsa ya olması gerektiği çalışmıyor ya da patlıyor bünyem :))

İki yıldır çıktığımız arabalı, bol gezmeli yaz tatilleri en sevdiğim firarlarımız oldu. Ailecek yapınca firar sayılır mı diye düşünülebilir. Herkes istediğini yapmak da Özgür olu ca sayılıyor. Kaldığımız her noktada isteyen otel odasında / evde kaldı, isteyen çıkıp dolaştı. Otelde ben bir havuz başında kitap okudum, Evrim başka bir havuzda su topu oynadı, Arya, Evrim'in yakınındaki aqua parkta eğlendi. Hem ailecek bir aradaydık hem de herkes kendi sevdiği şeyleri yapabildi. Hem birlikteydik hem de birbirimizi rahatsız etmeyecek kadar dışarıda ve özgür. Evin sorumlulukları, işin sorumlulukları, bin türlü kimliğin sorumlulukları yoktu sırtımızda. Öyle olunca "Oh! Dünya varmış!" diyor insan :) 

Bu yıl tatil dönüşü de firarlarımı devam ettim. Rutini kırmak için her fırsatı değerlendirdim. Dereden denize, konserden tiyatroya her etkinliğe atladım balıklama :)) Rutinin dışına en çok çıktığım konu da evde düzenli yemek pişirme işini baya azaltmış olmak. 

Bu yaz canım gerçekten istemediği sürece asla yemek pişirmedim. Bazen haftanın 5-6 günü dışarıda yedik, bazen evde ne varsa ekmek arası ya da lavaş içine dürüm yaparak geçiştirdik. Sabah kahvaltılarında da herkes kendi kafasına göre takıldı. Ben şeftalili semizotlu salata yerken Arya Coco Pops kazanına düştü. Evrim de bol bol ekmekli, yağlı ballı kahvaltılar yaptı. Hiiiiç takılmadım :)) 

Henüz tik atamadığım birkaç firar hayalim daha var. Biri tabi ki peynir ve şarap eşliğinde gece pikniği ve gece yüzmesi. Geçen yaz yapmıştım, bu yaz da es geçmemek lazım  :)) 

Sulu maceralarıma Kasım sonuna kadar devam ederim havalar geçen yıllardaki gibi olursa. Sonrası için başka çareler bulmak lazım. Bakalım :D


Bu ara dilimden düşmeyen şarkı: 
Yaz - Sezen Aksu 

Büyü Dükkanı

Tam şu an Storytel'de Yeşim Türköz'ün "Büyü Dükkanı" kitabını dinliyorum. Bedelini ödemeyi kabul ettiğiniz takdirde hayatt...