Pazar, Haziran 09, 2024

Plansızlık

An itibari ile hâlâ yaz tatilimizi planlayamadık :( Sadece Temmuz başında yola çıkacağımız, 2 gece Samsun'da, 2-3 gün de Eskişehir'de kalacağımız konusunda fikir birliğine vardık. Gerisi meçhul :( Antalya mı Marmaris mi? Hangi otel? Kaç gece? Geri dönüş güzergahımız nasıl? Hiçbirinin cevabı yok.

Otel araştırmaktan ve kötü yorumları okudukça vazgeçmekten yoruldum. Olumsuz yorumların çoğu birbirinin aynı: "Yabancı turist değilseniz bu otele asla gitmeyin. Yerli turistin değeri yok bu otelde.", "Yemekler lezzetsiz, kırmız et asla yok. İçecekler kalitesiz ve yetersiz., "Otel çok kalabalık ve tüm tatil sıra beklemekle geçiyor."... 

Update: Yukarıdakileri yazmıştım ki anlık bir karar ile bir otel seçip 10-16 Temmuz tarihlerine Marmaris'e rezervasyon yaptırdım. Bir değişiklik olmazsa 4-5 Temmuz Samsun, 6-7-8 Temmuz Eskişehir, 9 Temmuz Marmaris'te oluruz.10-16 Temmuz otel, 16 Temmuz sonrası 1-2 gün küçük bir pansiyonda kalıp Marmaris'i gezeriz; sonrasında Antalya Lara'ya geçip 2 gece de orda kalır, kardeşimi görürüz diye planlıyorum. Sonrası dönüş yolu.

Normalde otel seçerken 2 temel kriterimiz var: 1) Yemekler 2) Yatak üstü havludan kuğu :)) Eğer fotolarda yatak üstü havlu kuğu ve gül yaprakları varsa o otelden uzak durulmalı. Tecrübeyle sabit :) Yemekler için de yorumları okuyoruz mutlaka. Bu yıl bu iki kriterimize bir de aquapark ekledik Arya'ya önceden söz verdiğimiz için. Epeydir otel araştırıyorum ama istediğimiz kriterlere ve bütçemize uyan, içimize sinen bir otel bulamadım bir türlü. Tam işte bu dediğim yerin yorumlarını okuyunca tüm hayallerimiz yıkılıyor. Kötü yorum olmayan otellerin fiyatıysa çok uçuk. Az önce rezervasyon yaptırdığım otelin yorumlarında arılardan ve tatlıların sıradanlığından şikayet edilmiş. Tatlılar beni çok üzmez; Evrim de her türlü yer zaten, çok incelemez konu tatlı olunca :)) Bunun dışında aile tatiline uygun oluşu, aquaparkının fotoğrafları, Türk turistlerin olumlu yorum bırakmış olmaları ve fiyatının bütçemiz sınırlarında oluşu karar vermemi sağladı. Tabi ki arada olumsuz yorumlar da var ama az ve bizim temel kriterlerimizin dışındaki mevzularda. Kısacası şu dakikadan sonrası şans işi :)


Şimdilik bu kadar tatil bahsi yeter :) 
...

Yarın okulda yetenek paylaşım saati var; Salı günü takas saati ve bilgi yarışması; Çarşamba günü öğrencilerle birlikte kahvaltı - piknik saati; Perşembe oyun günü; Cuma malum, karne günü :) 

Heyecanlı ve eğlenceli bir hafta bizi bekliyor :)

Fırsat buldukça yazıp anlatırım umarım.

Çarşamba, Haziran 05, 2024

Güneş varsa Hayat şahane!

Güneş olunca her şeyin üstesinden gelebilirmişim gibi ya da hiçbir mevzu o kadar da önemli değilmiş gibi bir hissiyat geliyor bana :)) Cuma'dan itibaren her gün güneşliydi ve ben acayip mutluyum :) 

Cuma - Cumartesi sınav kağıtlarını okuyup bitirdim ve Pazar günü ailecek denize gittik. O kadar keyifliydi ki... Arya ile yüzdük, Evrim üşengeçliğinden ayağını bile sokmadı suya. Ailecek güneşlendik, kelime oyunu oynadık, kitap okuduk. Kahvaltımızı evde yapmıştık; yanımıza nohutlu salata almıştım yani sağlıklı beslenmeye sahilde de devam ettik :) Akşamüstü eve döndük; duş alıp Funda'ya gittim. Kızlar gecesi yaptık, gece de orda kaldım. Tabi ki bol bol güldük; gece gördüğüm rüya bile çok komikti :D


Her şey ev yapımı deyip yedim :) 

...

Bugün okul çıkışı patoloji sonuçlarımı öğrenmek için doktora gittim ama maalesef pek bir işe yaramadı. Normalde gittiğim ve beni kolposkopiye gönderip biyopsi aldıran Trabzon'daki onkolog jinekolog doğum iznine ayrıldığı için Rize'de başka bir onkolog jinekoloğa gittim. Biyopsi başka hastanede yapıldığı için raporu göremediğini söyledi. Tekrar kolposkopi yapmak istedi ama uyutarak değil, yine canlı canlı kesip biçeceği için kabul etmedim. O zaman 6 ay gözlemle, 6 ay sonra tekrar kontrole gel dedi. Çok da umurunda değildim, yarım ağız konuşup başından savdı beni. Normalde olsa sinirlenirdim ama güneş sağ olsun, hastaneden çıkar çıkmaz boş verdim gitti.

...


Bugün Evrim'in boş günüydü. Ben okuldayken evi süpürüp balkonu yıkamasını istemiştim. Tertemiz yapmış her yeri canım kocam❤️ Ben de eve dönüşte akşam yemeğini hızlıca halletmek için kasaba uğrayıp köfte aldım. Evde fırının ızgarasında pişirdim; böylece fazlı yağı alttaki tepsiye akmış oldu. Yanına da zerdeçallı cacık yaptım. Yemek sonrası Evrim'le yürüyüşe çıktık. Kısacası bugün de ufak bir bölüm dışında gayet keyifliydi :)



Yarın Arya'nın doğum günü. Çok istediği bir boya seti vardı, onu alacaktık ama Özlem almış hediye olarak. Babaannesi spor ayakkabı, yazlık kıyafet ve bikini aldı. Sonuç olarak biz hediyesiz kaldık. Tabi Arya fırsatı hiç kaçırmadı ve resim çizmek için dijital grafik tableti istedi. Evrim önce karşı çıktı el becerisi körelir diye ama Arya eliyle de çizmeye devam edeceğine söz verdi. Tabletin siparişini verdik; tam karne günü gelecek. Bir taşla iki kuş vurmuş olacağız: hem karne hem doğum günü hediyesi :)) 

Az önce Arya için kitap siparişi verdim. Bugün banyo sonrası saçını tararken artık büyüdüğü, çocuk kitaplar yerine roman okumak istediğini söyledi ve ona yeni kitaplar almamı istedi :) Küçük bir araştırma sonrası 11 - 13 yaş aralığına uygun kitaplar seçip sipariş ettim. Umarım istediği tarzda kitaplar bulmuşumdur.  

...

Önümüzdeki hafta için Milli Eğitim bir etkinlik programı gönderdi okullara. Programdaki farklı aktivitelerin planlanıp yapılması gerekiyor. Tabi ki etkinlik komisyonuna beni seçmiş idare. Şaşırdım mı? Hayır. Neyse seçilen arkadaşlarla hızlıca planladık. Bu haftadan başlamaya karar verdik. İlk etkinlik yarın. Adı "Bir Derdim Var". Çocuklar dert edindikleri toplumsal bir konu/sorun üzerine fikirlerini ifade edip konuşacaklar. Gazze'de yaşananlar, sömürgecilik, sokak hayvanları ve küresel ısınma konularını belirledik ama çocuklardan gelecek farklı sorunlar da konuşulacak. Programdaki diğer etkinlikler bilgi yarışması, yetenek paylaşım saati, bilim-sanat şenliği, takas saati, piknik, oyun saati. Bilgi yarışmasını da ben düzenliyorum. Soruları şu siteden aldım. Bazılarını cevap şıklarıyla, bazılarını şık vermeden soracağım. Dörder kişilik 3 grup yarışacak; her grupta birer tane 5-6-7-8. sınıf öğrencisi olacak. Eğlenceli olacağını düşünüyorum. Bakalım :)

Cuma, Mayıs 31, 2024

Leyla - Dalgalara Dur Demeyi Öğrenmek

Günün birinde bu kadar iyi ve huzurlu hissedebileceğini söyleselerdi inanmazdı Leyla. Ama olmuştu. Dalgalara dur demiş, serinkanlılıkla fırtınanın içinden sakince yürüyerek geçip gitmişti işte. Bugün, uzun zaman sonra ilk kez, kontrolün kendinde olduğundan emindi. 

Bu ilk "Dur" deyişi değildi Leyla'nın dalgalara. Aylar önce çok hasta olduğu bir gün derdini bir arkadaşına anlatmaya çalışırken arkadaşının hiç umurunda olmadığını gördüğü an "Dur" demişti ilk kez. Bir yanlışlık vardı. Eğer umursamıyorsa arkadaşı değildi demek ki konuştuğu kişi. Hiç uzatmadan o anda söyledi Leyla içinden geçenleri. Daha fazla konuşmayalım, arkadaş değiliz artık. Şaşırmıştı karşısındaki, hiç beklemiyordu. O gün herkes kendi yoluna gitti, bir süre sessizlik oldu aralarında. Sonra sitem başladı. Leyla, yanlış anlamıştı, karşıdakinin hiç suçu yoktu, Leyla alınganlık etmiş hatta kırıcı olmuştu. Geri adım atmadı Leyla, mesafesini korudu. Ne yaşandığını ve ne hissettiğini anlattı sakince. Karşı taraf sustu. Dalgalar duruldu o gün.

Günler hızla geçti. Leyla, iyileşiyordu. Kendi değerini fark etmiş, değer bilmeyenlere harcadığı zamana üzülmüş ama zararın neresinden dönülürse kârdır sözüyle kendi ayaklarının üzerinde durmayı başarmıştı. Ama Hayat o kadar kolay bırakmaz insanın peşini. Tek bir sınavla mezun olamaz insan. Sonraki günlerde farklı farklı denizlerin dalgaları geldi çarptı Leyla'ya. Leyla tüm sakinliği ile sırtını dönüp gülümseyerek uzaklaştı dalgalardan. Eski Leyla olsa, her bir dalga ile ölümüne savaşır, nefessiz kalır, defalarca kez boğulacak gibi olurdu. Ama artık dalgalarla savaşmadan onlardan uzaklaşmayı öğrenmişti. Üstelik savaşılmayan dalgalar sinirden iyice köpürerek herkesin gözü önünde küçülerek yok oluyorlardı. 

Bugün Leyla'ya çarpan dalgalar aylar öncekiyle aynıydı. Yalnız hissediyordu kendini, konuşacak birilerine ihtiyacı vardı, acaba Leyla onu dinler miydi? Eskiden olsa Leyla kendini ezer geçer, mutlaka kulak verir hatta elini uzatıp kolunu kaptırırdı o dalgaya sonunda. Ama öyle olmadı. "Dur" dedi Leyla bir kez daha dalgalara, "Ben şöyle uzaklaşayım, sana alan açayım; sen istediğin gibi at koştur, köpüre köpüre devam et yoluna." Bazen "Dur" demek gerekir kocaman dalgalara ve o kısacık şaşkınlık anında hızlıca uzaklaşmak. Leyla artık öğrenmişti; delice köpüren, insanı yerden yere vuran dalgalara kapılıp oradan oraya savrulmamak için vakitlice "Dur" demeliydi insan. 

Leyla, yüzünde bir gülümseme ile yürüdü evine. İç huzuruyla oturdu camın önüne, kendi kendini sardı kollarıyla. İyiydi; doğru olanı yapmış ve kendini sakınmıştı dalgalardan. Güneşli günler yeter de artardı insanın içi huzuru oldukça.



...


Uzun zaman sonra tekrar fısıldandı kulağıma bir Leyla hikayesi. Epeydir hikaye gelmiyordu kulağıma, iyi geldi bana da yeniden Leyla'nın sesi olmak :)


Çarşamba, Mayıs 29, 2024

Geçen 10 Gün

10 gün olmuş yazmayalı. Birkaç kez açtım boş sayfa ve baktım ekrana. Yazamadım. Bazen böyle oluyor, yazmak bile zor geliyor insana. Ama bir yerden başlamalı ya da devam etmeli işte. Ortaya karışık yazacağım

Bugün 2. doz HPV aşısı oldum, 4 ay sonra Arya ile son dozu olacağız.

3 gündür sağlıklı besleniyorum ve doktorun bağırsaklarım için verdiği, günde 6 tane içilen özel bir antibiyotik kullanıyorum. Paketli gıda, tatlı ve alkol tüketmiyorum, bol bol su ve 2 kez bitki çayı içiyorum. Daha önce IBS teşhisi konulduğundan bahsetmiştim. Bağırsaklar düzgün çalışmayınca vücudun geri kalanı da aksıyor. Karım sürekli şiş ve ne yesem midem acıyordu. 3 gündür şişkinlik ve o acı hissi yok. Antibiyotiği 2 hafta kullanmam gerekiyor. Bu 2 hafta dişimi sıkıp tatlıdan ve alkolden uzak durursam sistemi sıfırlayabilirim. Yaz tatili öncesi biraz kilo da versem süper olur ama öncelik bu değil. 3 gündür şöyle besleniyorum:

Sabah: 1 haşlanmış yumurta, 2 ceviz, 2 kuru kayısı salatalık, domates, roka, yeşil çay ya da kiraz sapı çayı

Öğle: Salata, yoğurtlu yeşillik, 2 kaşık kısır ya da 3 adet mercimek köftesi 

Ara: Kefir ya da yoğurt, ceviz, kuru kayısı, tarçın

Akşam: 1 tabak ev yemeği ve salata 

Ara: Zerdeçallı, naneli, pul biberli susuz cacık 

En zor kısım tatlı krizlerine dayanmak. Normalde her gün mutlaka çikolata yerdim. Hatta nerdeyse her gün hem okul çıkışı hem de gece evde olmak üzere 2 kez çikolata yiyordum. Sonrası pişmanlık ve acı ama irade sıfır olunca... 3 gündür markete gittiğim halde hiç çikolata almadım. Evde olanlara da el uzatmadım :) Aferin bana :)))

Umarım böyle devam ederim.

...


Bu haftayı saymazsak okulların kapanmasına 2 haftacık kaldı. Son hafta öğrencilerin çoğu gelmiyor okula. Biz de sınıfları birleştirip dönüşümlü giriyoruz derslere. Boş kalan saatlerde sene sonu işlemlerimizi hallediyoruz. Sınav kağıtlarının arşivlenmesi, eksik notların sisteme girilmesi, ders içi performans notlarının verilmesi, öğrencilerin yıl boyu okuduğu kitapların sisteme kaydedilmesi, davranış notları, karne yorumları, sınıf defterlerindeki kazanım yazılmamış yerlerin doldurulması... İlk yıllarda  zaman geçmiyor, yıl sonu gelmek bilmiyordu. Şimdiyse ne zaman başlıyoruz, ne zaman bitiriyoruz hiç anlamıyorum. Darısı gelecek yılların başına :)

...


Iko Iko - Justin Wellington

Son günlerde açıyorum bu şarkıyı ve bırakıyorum kendimi müziğin ritmine.
Dünyadan kopmak iyi geliyor.

...

Yazıyı yazarken bir yandan da radyo tiyatrosu dinlemeye başladım. Buraya da bırakayım linkini.


TRT - Aktörün Ölümü 

Pazar, Mayıs 19, 2024

Gazi Kovan*

Az önce Radyo Momentos'ta dinlediğim bu podcasti paylaşmadan geçemem. 


Momentos, podcasti Sevgili Buraneros'un *şu yazısının seslendirerek hazırlamış. Her ikisinin de emeğine sağlık 🥰👏🏻👏🏻



Cumartesi, Mayıs 18, 2024

Dinlemek

Az önce Facebook'ta şahane bir videoya denk geldim. Videoyu Youtube'ta buldum, paylaşıyorum. 


Neredeyse tüm Ted konuşmalarına bayılıyorum ve bu video da onlardan biri oldu. Konuşmacı Celeste Headlee, 4.20'den itibaren daha iyi bir iletişim için 10 adet tavsiye veriyor. Tavsiyeleri basitçe Türkçe'ye çevireyim:

1) Asla birden fazla iş yapma. Konuşmaya odaklan. Yarımyamalak sohbet etme. 

2) Ahkâm kesme. Karşı tarafla fikir alışverişi yapmayacaksan hiç konuşma, blog yaz. (Gerçi biz blog üzerinden de sohbet edebiliyoruz :))) 

3) Açık uçlu sorular sor. Kim, ne, ne zaman, neden, nasıl gibi sorular sor ki karşı taraf durup düşünüp gerçek cevaplar verebilsin. 

4) Akışa ayak uydur. Karşı tarafı dinlemeden alakasız sorular sorma, konudan ayrılıp başka konuya atlama. Sohbet doğal akışında ilerlesin. 

5) Bir şeyi bilmiyorsan, bilmediğini söyle. Sallama. 

6) Kendi tecrübeni karşıdakinin tecrübesi ile eşitleme. Karşındaki bir kaybının acısını anlatırken kendi kaybını ve acını anlatmaya başlama ya da biri kendi başarısını anlatırken kendi başarıların hakkında övünmeye başlama. 

7) Kendini tekrarlama. Bu sıkıcı ve utanç verici.

8) Detaylara takılıp kalma. Tarihler, mekanlar, sayılar gibi şeyleri hatırlamaya çalışarak vakit kaybetme. Kimse bu detayları umursamıyor. Asıl olaya odaklan.

9) En önemlisi: Dinle. Geliştirebileceğin en önemli beceri dinlemektir. Stephen Covey şöyle demiş: "Birçoğumuz anlamak için dinlemiyoruz; yanıtlamak için dinliyoruz."

10) Az ve öz konuş. 


İyi bir konuşma mini etek gibi olmalı; ilgiyi sürdürecek kadar kısa, önemli şeyleri kapsayacak/kapatacak kadar uzun. 


En çok çuvalladığımız noktalar 6. ve 9. maddeler bence. Onları çözersek eminim çok daha verimli ve keyifli sohbetler yapabiliriz. 

Çarşamba, Mayıs 15, 2024

*Beni Bekleme Kaptan

Pazartesi günü Rize'ye gidip bel ve boyun MR'ı çekildim. Belimde fıtığın yeri yine dolu; ya fıtık tekrarlamış ya da ödem varmış. Boynumda ise iki ayrı fıtık varmış.

Ödemdir, ondan bi' şey olmaz, geçer zamanla diyeceksiniz. Maalesef benim ödemler öyle ödem değil. Önceki ameliyatımdan sağ bacağımda ve dikişlerimin sağ tarafında kalan ve gözle görülür ödem 5 yıldır geçmedi. Bu ödemlerin geçmesi için ayrıca ameliyat olmam gerekiyormuş.

Boynumda fıtık olduğundan emindim ama iki tane olacağı hiç aklıma gelmemişti. C5-6 ve C6-7 arası iki tane fıtık kardeş kardeş takılıyorlar boynunda. Biri daha büyük, 3-5 seneye ameliyat mecburi olurmuş; şimdilik boynumu ve sol kolumu ağrıtmakla yetiniyor. 

Kısacası belimde fıtık yoksa bile aynı yerde ödem var ve hâlâ sinirlere, dokulara baskı yapıyor. Sonuç olarak ben fıtık varmışçasına ağrı çekiyorum. Doktor, önerebileceğim bir çözüm kalmadı, tekrar ameliyat olabilirsin ama sonuç yine değişmeyebilir dedi. 2 hafta daha fizik tedavi verdi; bir de yeni bir ilaç yazdı kullandığım ağrı kesiciler ek olarak. Geceleri uyumamı sağlayacakmış. İşe yararsa rapor çıkaracak, sürekli kullanacağım.

Fıtıklar, migren, bağırsaklarım... Düşünmeyip yaşamaya devam etmeye çalışıyorum ama sürekli migren atağı geliyor - muhtemelen boynumdaki fıtıklar ve ağrı tetikliyor - ve deli gibi midem bulanıyor; bağırsaklarım olur olmadık zamanda kıvrandırıyor. Böyle sürekli mızıklamak istemiyorum ama gerçekten çok yoruldum. 


Cem Karaca - Çok yorgunum
*Beni bekleme Kaptan
Sözler Nazım Hikmet'in Mavi Liman şiirinden. 


Sabah okula giderken yine deli gibi midem bulanıyordu. Hadi bugün izin alıp gitmedim diyelim; yarın? Ya bir sonraki gün? Haftanın en az 3 günü böyleyim. Yakında okullar kapanacak; dinlenirim, yüzerim, toparlanırım  diyerek normal rutinin içinde kalmaya çalışıyorum bir şekilde. 

Yazıyı güzel bir şeylerle bitireyim. Bugün okul çıkışı Arya'nın devam ettiği resim kursunun karma sergisi vardı. Şuraya bırakayım Arya'nın resimlerini:










Plansızlık

An itibari ile hâlâ yaz tatilimizi planlayamadık :( Sadece Temmuz başında yola çıkacağımız, 2 gece Samsun'da, 2-3 gün de Eskişehir'd...