Cumartesi, Şubat 07, 2026

8 Ocak'tan 7 Şubat'a...

1 aydır yazmamışım yine...

16 Ocak'ta okulun kapanmasıyla bir parça nefes almaya başladım. 20-23 Ocak Arya ile Erzurum'a gidip doyasıya kaydık. Çok yorulduk, her yerimiz ağrıdı ama ikimize de çok iyi geldik. 3 gece Erzurum polisevinde kaldık. Tüm gün kayaklarımızla mücadele edip geceleri erkenden çift kişilik yatakta sarmaş dolaş uyuduk anne kız. 

Arya ile kaymaya ilk kez pandemiden sonraki yıl gitmiştik hatta uçak, otobüs, müze gibi toplu alanlarda maske takma zorunluluğu hâlâ devam ediyordu. Sonraki yıllarda arkadaşlarımızla da gittik. Arya bu son gidişimizle iyice ilerletti kayak becerilerini. Ben de düşüp kalkmadan sağ salim tamamlayabiliyorum artık pistleri ama Arya'nın hızına yetişmem mümkün değil. Ayrı ayrı kaydık, ben Güney pistinden bir kez aşağı inene dek Arya iki tur yaptı hatta bir ara kırmızı pistten bile kaydı.




Erzurum dönüşü bir iki gün, ev içi ayıklama - toplama - düzenleme ile geçti. Önce kendi giysi dolabımı elden geçirdim sonra Arya'dan kıyafetlerini ayıklamasını istedim. Toplamda 4 büyük poşet giyilebilir durumdaki temiz ve sağlam giysiyi muhtarlık aracılığı ile giyim yardım merkezine ilettik. Arya hızla büyüdüğü için bu ayıklama işlemi sonrasında dolabında neredeyse hiçbir şey kalmadı. Dolayısıyla anne-kız gidip alışveriş yaptık. 

Arya ilk kez bir etek beğenip almak istedi. Sevinçle kabul ettim tabi ki. Tamamen kendi seçimleri ile kahverengi içi taytlı kloş bir etek, krem renk bir tshirt, biri siyah biri mavi iki tane İspanyol paça jean, iki eşofman, iki sweatshirt, bir boğazlı kazak ve bir fermuarlı hırka aldı. Hepsini birbiriyle kombinlenecek şekilde seçip resmen on parçalık bir kapsül dolap oluşturdu kendine. Almaması için her yolu denediğim ve çok şükür başarılı olduğum korkunç takı - toka tercihlerini saymazsak bir anne olarak hafiften gururlandığım başarılı bir alışverişti :D

Giysilerden sonra sıra kitaplığın altında bir köşede bekleyen fotoğraflara geldi. Hepsini ayırıp düzenlerken hem hüzünlendim hem de mutlu oldum. Annemin, dayımın, büyükannelerimin, dedemin, büyük dayılarımın siyah beyaz fotoğrafları; Evrim'in, benim, Arya'nın ve kardeşimin çocukluk fotoğraflarımız... Hepsini gruplandırıp albümlere yerleştirdik; Arya ile birlikte geçmişe mini bir yolculuk yapmış gibi olduk. 

29 Ocak için Ankara'da buluşma planlamıştık arkadaşlarla. Havaş - Uçak - Ankaair - dolmuş serüveninden sonra Gözdelere vardım. Keyifli bir sohbet ve bir iki saatlik bir dinlenme sonrası akşam için kararlaştırdığımız mekana gittik. Kısa süre sonra arkadaşlarımız da geldi. Keyifli bir akşamdı. Ertesi akşam eve döndüm. Sonrası yokuş aşağı...

Tatilin sonlarına doğru okul açılacağı için üzülmeye başlamıştım, Ankara dönüşü stres seviyem giderek yükseldi. Pazar gecesi tüm vücudum ağrımaya başladı ve tüm gece kıvrandım. Sabah uyandığımda dayak yemiş gibiydim ama yine de okula gittim. Hafta boyunca ayaklarımı sürüyerek gidip geldim okula. Sınıfa girip ders işlemeye başlayınca bir şekilde geçiyor tabi ki zaman ama işte evden çıkıp okula gitmek için motivasyonum sıfır maalesef. Umarım bir an önce alışıp bu durumu aşarım. 

İlk hedef 13 Mart'a ulaşmak. 14-22 Mart arası ara tatil. 

5 haftacık dişimi sıkıp yıkılmadan ayakta kalmam gerek.


Perşembe, Ocak 08, 2026

Anlaşılamamak

İnsanlar neden her şeyi saldırı gibi anlayıp savunmaya hatta karşı saldırıya geçiyor?

Oysa tek derdim nasıl hissettiğimi anlatmak ve aslında karşı tarafı yanlış anladığım, kırıldığım üzüldüğüm durumların aslında öyle olmadığı konusunda ikna edilmek...



Cumartesi, Aralık 13, 2025

Olmadı...

Yazmayalı 1 aydan fazla olmuş.

Bu sürede çok şey değişti. Aynı anda hem antidepresan kullanmaya hem de haftalık psikoterapi almaya başladım. Haftada 3 gün gittiğim reformer pilatesi bıraktım. Endoskopi - kolonoskopi oldum. Düştüm ve dizimi sakatladım. Köpeğimizi yeniden sahiplendirilmesi için bir arkadaşımıza bıraktık.

Olmadı. Biz beceremedik köpekli hayata uyum sağlamayı. Hepimiz haftanın beş günü okulda olduğumuz için Latte evde uzun saatler yalnız kaldı; duvar köşelerini, mobilya ayaklarını, sineklikleri, terliklerimizi çiğnedi, kemirdi. Üç kez kendi yatağını parçaladı; defalarca kez çişini evin içine özellikle de mutfağa yaptı. En son sabahın yedisinde beni kayalık alanda sürükleyip düşürdü. Dizim sakatlandı. Benim düşmem Evrim için bardağı taşıran son damla oldu maalesef Latte'yi götürüp bahçeli evde yaşayan bir arkadaşımıza bıraktı. Arya her gün uğrayıp seviyor, mama götürüyor, oynuyor. Keyfinin yerinde olduğunu söylüyor.

Son yazımda tükenmiş bir haldeydim. Günlerce salondaki koltukta yatıp kalktım. Ayaklarımı sürüyerek içimden dışımdan lanet okuyarak gidip geldim okula. Sonra doktora gittim. Doktor major depresyon teşhisi koydu, ilaç yazdı üstüne de bu yetmez bir de psikoterapiye yönlendiriyorum sizi dedi. Bir hafta sonra ilk seansa gittim.

Psikoterapist güler yüzlü, genç, tatlı bir kadın. Beni dinledi, sorular sordu, açıklamalar yaptı. Seans sonunda ödev de verdi. Kendimi, asla kıramayacağım bir döngünün içinde sıkışmış gibi hissediyordum ve gücüm kalmamıştı. Konuşup anlatmak iyi geldi. Kendi kendimi köşeye sıkıştırdığımı, her şeyi aynı anda dört dörtlük yapmaya çalıştığımı, yapamayınca da iyice dibe gittiğimi fark ettim.

Ödevim, yapmaya çalıştığım şeyleri azaltmak, yapamadıklarım için delirmemekti. Önce haftanın 4 günü benim, 3 günü Evrim'in olmak üzere yemek sorumluluğunu paylaştık. Üç gün de olsa akşama ne yiyeceğiz diye düşünmek zorunda olmamak o kadar büyük bir rahatlıkmış ki... Sonra temizlik, çamaşır gibi diğer işleri arka arkaya dizip bitene dek durmadan koşturmaktan vazgeçmeye odaklandım. 

Terapistle ikinci görüşmem iyi geçti. Ödevi elimden geldiğince yaptım ve kendimi daha iyi hissediyorum. İnişler çıkışlar olmaya devam ediyor ama kendimi önceki kadar çaresiz hissetmiyorum. Daha gidecek yolum var ama yardım alınca döngüden çıkmak o kadar imkansız görünmüyor artık.

Bakalım... 


Salı, Kasım 04, 2025

Evi mok götürürken yan gelip yatasım var...

Evi şu an gerçekten mok götürüyor :( 

1 saat sonra dersim var ama dersim olmasa da evi temizlemedim çünkü hiiiiiiç istemiyorum. Şu an sadece tv karşısında boş boş yatmak istiyorum.

Offf kalkıp giyinmek ve okula gitmek zor zorundayım :(( Offff :(((



Çarşamba, Ekim 29, 2025

İnanılmaz!

Evrim'le Hayvan Çiftliği'ni dinliyoruz Stoytel'de. O kadar acayip hislerle dinliyoruz ki...

Napoleon nasıl manipülatif, gerçekleri nasıl çarpıtıyor; siyahı beyaz, beyazı nasıl siyah yapıyor... Ağzı iyi laf yapan Squealer (Cazgır diye çevrilmiş) aracılığıyla tüm hayvanları nasıl kandırıp mutlak kontrolü altında tutuyor... Dinlerken çıldırmamak işten değil.

Her şey o kadar tanıdık ki! Olan her şeyin suçlusu ya dış mihraklar ya da içerideki casuslar, hainler... Bir Stalinizm eleştirisi olarak değerlendirilen kitaptaki karakterlerin her biri aslında gerçek bir siyasi figürü temsil ediyor. 

Daha önce de defalarca kez yazdığım üzere 1984 başucu kitaplarımdan biri. Şimdi Hayvan Çiftliği de hemen yanına eklendi. Orwell'in gerçekleri hikayeye çevirip anlatmaktaki ustalığına hayranım. 1984'te gazeteleri, basılı kaynakları, belgeleri değiştirerek gerçekleri, geçmişi, günü ve geleceği değiştiren diktatör kafası, Hayvan Çiftliği'nde de karşımıza çıkıyor. Hayvanlar kendi gözleriyle şahit oldukları gerçeklikten şüpheye düşürülüyor beyaz siyah, siyah da beyaz oluyor anlatılan yalanlarla.

Tarih tekerrürden ibaret misali yıllar önce (1945) yazılmış bu hikayeyi dinlerken, olaylar bize hiç de yabancı gelmiyor.

Spoiler vermeden neyi ne kadar anlatabilirim emin değilim. Ama özetle söylemek istediğim şey, Hayvan Çiftliği'nin mutlaka okunması/dinlenmesi gereken kitaplardan biri olduğu.




Pazartesi, Ekim 27, 2025

Ortaya karışık...

"Devamı haftaya..." Her bölüm sonunda bunu duymak iyiden iyiye hoşuma gitmeye başladı galiba :)) 

Tam şu an 47. bölümünü bitirdiğim Gaip'in sonunu çok merak ediyorum. Bakalım nasıl bitecek. 

...


Zaman çok hızlı!

Okulun 8.haftası; yazılı haftası geldi bile. Geçen hafta dinleme ve konuşma sınavlarını yapmıştım; haftasonu yazılıları hazırladım, bugün de okulda çoğaltıp hazırladım. 

7 - 17 Kasım ara tatil. Bir şeyler yapmak istiyorum ama Evrim pek hevesli değil. Şaşırdık mı? Hayır. Neyse buluruz ortak bir yol, uygun bir plan umarım.

...


Latte'ye yakala - getir oynamayı öğrettim. Oyuncağını atıyorum, koşup alıp geliyor. Benimle oyuncak için numaradan hırlaşıyor, vermeyecek gibi yapıp sonunda veriyor. Tekrar atıyorum, tekrar aynı çekişme. Nasıl hevesle koşup oynuyor görmeniz lazım :))


🐾 Pazar sabah 07.47 😴



Şu suratın tatlılığı nedir 🐾😍🧿

... 

Sonunda cumartesi günü gittik Avlu restauranta :) Arya gelmek istemeyince çok da ısrar etmedim. Karı-koca başbaşa gitmiş olduk :)


💗🧿💗🧿💗🧿💗




Çarşamba, Ekim 22, 2025

Gaip

Storytel'e sardım iyiden iyiye :)

Bu kez Şule Hocam'ın tavsiyesi ile Mahir Eriş'in kaleminden Beyti Engin'in seslendirdiği Gaip'i dinliyorum.

Bazı kelimeler, bazı cümleler, bazı tasvirler yer yer anlatılan durumlara göre biraz abartılı ama hikaye merak uyandırıcı. 20.bölüme geldim bile, toplam 52 bölüm var. Okula gidip gelirken ve Latte'yi yürüyüşe çıkardığımda dinliyorum ki o anlarda kitap okuyamayacağım için dinlemek şahane bir çözüm :)

Gaip'ten sonra Momemtos'un önerisi olan Rum Memet'i dinleyeceğim. Sonra da Sait Faik Abasıyanık'tan Şimdi Sevişme Vakti :) 


Latte ile akşam yürüyüşlerimizden kareler... 





8 Ocak'tan 7 Şubat'a...

1 aydır yazmamışım yine... 16 Ocak'ta okulun kapanmasıyla bir parça nefes almaya başladım. 20-23 Ocak Arya ile Erzurum'a gidip doyas...