Bugünlerde böyle...
Pazar, Ekim 18, 2026
Cumartesi, Ekim 04, 2025
Ekim...
Karadeniz'de olmamıza rağmen deniz henüz soğumadı. Güneşli günlerde hâlâ denize girebiliyoruz. Önceki yıllarda Kasım sonuna kadar giriyordum ama geçen yıl Ekim sonu - Kasım başı soğudu su. Bakalım bu yıl nasıl olacak :)
Unutmadan 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü'ymüş, sabah öğrendim.
Keşke yaşama saygı duymayı öğrensek ve tüm canlıları koruyabilsek...
Pazar, Eylül 07, 2025
Güze Yaraşır Verimli Bir Pazar Günü
Sonbaharı seviyorum.
Hava bir parça serinlese de denize girmeye devam edebilmemin güzü sevmemde katkısı olduğundan eminim :)
Eskiden yaz bitiyor diye çok üzülürdüm ama son 4 - 5 senedir güz gelince huzur buluyorum. Yazın koşturmacası bitiyor; yerini serinlik, sakinlik, düzen alıyor.
Bugün okul öncesi son gün olduğu için yarım işlerimi toparlayıp son hazırlıkları tamamladım. Kış için barbunya ayıkladım, fırında karnıyarıklık patlıcan kızartıp buzluğa attım, mısır ayıklayıp paketledim, Arya'nın öğle yemekleri için sandviç hazırladım sonra da dolabındaki eşyaları ayıkladım, küçülenleri vermek üzere paketledim.
Sıra kendimde :) Oje sürüp yarın için ilk güne uygun eğlenceli bir ilk ders planı hazırlayacağım :)
Tüm öğretmen meslektaşlarıma ve tüm öğrencilere verimli ve keyifli bir eğitim - öğretim yılı diliyorum 🤗
Salı, Eylül 01, 2020
Eylül
Dalından kopan yaprakların
Sararan yanlarına yazdım adını
Sahte bir gülüşten ibarettin oysa.
Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.
Eylül’dü.
Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız
Adımlarımızın kısalığı bundandı
Bundandı gözlerimin durgunluğu.
Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan,
Ellerin kadar ıssız,
Sen kadar zamansız molalar veriyordum
Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz.
Eylül’dü.
İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin,
Şimdi yoktu bi anlamı suskunluğun.
Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde.
Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman
En çok sesini aradım.
Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ.
Gözlerini sildi zaman..
Dedim ya… Eylül’dü.
Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.
Cemal Süreya
Ayrılık Ayracı
Bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun
Bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın
Gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi
Ve ne kadar az konuşur olduk günboyu
Birden ayrımsadık ki ayrılık orada başlıyor
Tam da susuşların birbirine eklendiği yerde
Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada
Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık
Böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda
Yaşadığın kent de sana benziyor gitgide
Ne zaman dönmeyi düşünsem yangın çıkıyor
Ya da erteletiyorum biletimi son anda
Uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam
Karşılıksız mektuplar kadar burkuluyor kalbin
Yazdığım şiirler de canımı sıkıyor artık
Fotoğraflarımı yırtıp atıyorum tek tek
Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi
Eylül diyorsun, tam da orada başlıyor ayrılık
Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için
Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara
Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgar
Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada
Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı
Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü
Birden ayrımsadık ki ayrılık orada başlıyor
Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde
Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu
Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa
Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın
Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını
Ahmet Telli
Ben Eylül Sen Haziran
Bir eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgar
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar
Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim
O heyheyler, o delişmenlikler neydi
Ne bu kadere boyun eğmişliğim
Ne bu acıdan korlaşan yürek
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım
Beni kötü yakaladın haziran
Gamlı, yıkık eylül sonuma
Bir ilk yaz tazeliği getirdin
Masmavi göğünle
Cana can katan güneşinle
Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
Çiçekler açtı dokunduğun
Çimler büyüdü yürüdüğün
Ve güller katmer oldu güldüğün yerde
Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
Oldurduğun yemişlerin ağırlığından
Dallarım yere değiyor
Güneşi batmadan saçlarının
Bir dolunay doğuyor bakışlarından
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan
Ölebilirim artık
Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Baksana; parmak uçlarım ateş
Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım on üçüncü aylara
Ümit Yaşar Oğuzcan,
Pazartesi, Temmuz 13, 2020
Bazı şarkıların hikayesi kendinden büyüktür duymak isteyene!
Bir şarkı söyleyelim beraber, yarınlara umut kalsın!
Sonbaharı özleyenlere...
Çarşamba, Temmuz 01, 2020
Yumruğumuz kadarmış kalbimiz...
...
Yürek yemiş derler cesaret gerektiren işler yapan için. İlkel kabilelerde yapılan seramoniler gelir aklıma. Kabile liderlerinin ateş başında yabani hayvan kalbi yediği ve cesaretine cesaret eklediğine inanılan sahneler...
...
İnsan kim olduğunu değiştirebilir mi? İçinden gelene dur deyip dışından beklenen olabilir mi? Hadi oldu diyelim... Mutlu olabilir mi? Sorular retorik değil. Gerçek birer soru. Var mı cevabı bilen? Bir cevaba ihtiyacım var çünkü kendim sona varıp cevabı bulamıyorum. Hep tökezliyorum yolda.
...
Neden ben olmaya direnmek bu kadar zor? Neden ben olmak bu kadar cazip? Neden ben eremiyorum huzura hayat inadına bu kadar sakin ve huzurluyken?
...
Kafamda hep aynı deli sorular... Dönüp dolaşıyorlar. Ne yaparsa yapsın kendini yine kürkçü dükkanında bulan bir tilki miyim yoksa gerçekten yola çıkmaya cesareti olmayan, yürek yememiş bir korkak mı?
...
Cevaplara ihtiyacım var. Huzura ihtiyacım var. Her yer huzur, içim hariç!*
*yazarken aklıma Afrika geldi candan ötem sağolsun <3 p="">
3>
-
Yazmayalı 1 aydan fazla olmuş. Bu sürede çok şey değişti. Aynı anda hem antidepresan kullanmaya hem de haftalık psikoterapi almaya başladım....
-
Dün gece eşimle "Tanrı kim, nerede? Merhametli mi, tam aksine sadist mi? Bizi izliyor mu yoksa umurunda bile değil miyiz?" gibi so...
-
Yorulduğum bir okul haftası bitti. İyi miyim? Fena değilim ama iyiyim de yazamadım... Belimin solundan kalçama inen bir ağrı var. Kalçamdan...














