Storytel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Storytel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ekim 11, 2026

Yalan makinesi yoksa eşek var!?!?

Yalan makinesinin olmadığı zamanlarda insanların doğru söyleyip söylemediğini anlamak için eşek kullanılırmış!

İfade verecek kişi, bir eşeğin kuyruğunu tutarmış ve eğer eşek anırırsa o kişinin yalan söylediğine yorulurmuş. Sözümona eşek, kuyruğunu tutan kişinin tedirginliğini hissedip anırırmış ki "tedirginlik eşittir yalan" manası çıkıyormuş.

Yukarıdaki bilgiyi "Cahillik Hakkı - 2" kitabından öğrendim. Kitabı Volkan Sönmez yazmış, Storytel'de Murat Eken seslendiriyor ki bence şahane seslendirmiş. Meraktan kim bu seslendiren acaba diye araştırınca karşıma BKM Mutfak ekibinden tanıdığım bir yüz çıkınca biraz şaşırdım. Oyunculuğu da iyiydi ama seslendirme sanatçısı olarak ayrı bir saygı duydum kendisine.

Bu arada bu iddianın doğruluğunu merak edip araştırınca şu bilgilere ulaştım:

"MÖ 500 civarında Antik Hindistan'da ve bazı eski topluluklarda, suçluları veya yalan söyleyenleri tespit etmek için "Kutsal Eşek Düzeni" adı verilen bir yöntem uygulanırdı. Süreç tam olarak şöyle işlerdi:

• Tuzak: Bir odanın veya çadırın ortasına bir eşek bağlanırdı. Şüphelilerin haberi olmadan, eşeğin kuyruğuna siyah baca kurumu (is) veya yağ sürülürdü.

• Kural: Şüphelilere, bu eşeğin "kutsal" olduğu ve yalancı biri kuyruğunu tuttuğunda eşeğin anıracağı söylenirdi. Her şüphelinin karanlık odaya teker teker girip eşeğin kuyruğunu çekmesi istenirdi.

• Psikolojik Sonuç:

- Masum olan kişi, yalan söylemediği ve suçsuz olduğu için korkmadan odaya girer ve eşeğin kuyruğunu sıkıca çekerdi. Odadan çıktığında elleri is içinde (kara) olurdu.

- Suçlu veya yalan söyleyen kişi ise eşeğin anırıp kendisini ele vereceğinden korktuğu için odaya girer ama eşeğe hiç dokunmadan dışarı çıkardı. 

Gün ışığına çıkıldığında rahipler veya köy liderleri herkesin ellerini kontrol ederdi. Eli temiz kalan kişi, korkudan kuyruğu tutamadığı için doğrudan suçlu veya yalancı ilan edilirdi. Yani aslında eşek anırdığı için değil, suçlunun kendi korkusu ellerini temiz bıraktığı için yalanı ortaya çıkardı. Bu taktik, modern yalan makinelerinin atası sayılan ilk psikolojik hilelerden biridir."


Temsili :))) 
...  


Bence ister en ilkel eşek deneyi, ister son teknoloji yalan makinesi olsun; sakin kalıp kendi söylediği yalana önce kendi inananları yakalamak zor. 

... 

Akşamları çok erken uyuduğum için tatil olmasına rağmen iki gündür çok erken uyanıyorum ve saat 1 olmadan tüm işlerimi bitirmiş oluyorum. Günün gerisi bana kalıyor. 

Dün öğleye kadar temizliği bitirip öğlen denize gittim; bugünse dolapta bekleyen sebzeleri doğrayıp fırınladım, Evrim'in dolabını mevsime uygun şekilde düzenledim, çamaşır işlerini hallettim. Sonra bir şeyler atıştırıp giyindim. Şimdi dışarı çıkıyorum. 






Eskiden nefret ettiğim, evime sokmam dediğim renkleri, özellikle vizon, bej ve toprak tonlarını şimdilerde çok seviyorum. 

İnsan ne garip bir varlık... 

🧿🧿🧿


Pazar, Eylül 20, 2026

Filler Sultanı ve Kırmızı Sakallı Topal Karınca

Storytel'de şu an dinlediğim kitapta anlatılanlar o kadar tanıdık ki... Gücü elinde tutanların güçsüzleri nasıl ezdiği, ezerken bir de akıllarıyla nasıl oynayıp alay ettiği anlatılıyor kitapta. 

Yaşar Kemal'in 1977'de yazdığı eser, yaklaşık 2000-2500 yıllık bir geçmişten; Hint, Mezopotamya ve Anadolu coğrafyalarının ortak kültürel mirasından süzülerek günümüze ulaşan Filler ve Karıncalar masalından ilhamla yazılmış.

Kitabı dinlerken aklıma sık sık Orwell'ın Hayvan Çiftliği ve 1984 kitapları geldi. Orwell da Yaşar Kemal de yazdıkları allegorik eserleri ile hayvanlar dünyası üzerinden insan toplumunu hicvediyorlar. Yaşar Kemal devasa, ezici güçteki filler ile örgütlü karıncalar arasındaki güç dengesizliğini kullanırken; Orwell çiftlikteki domuzlar ile diğer hayvanlar üzerinden sınıf ayrışmasını işliyor. 

1984'te Orwell, gücü elinde tutan Parti'nin geçmiş haberleri/kayıtları değiştirerek, çiftdüşün(doublethink) ve yenisöylem(newspeak) ile dili ve belleği manipüle ederek insanları nasıl kontrol altında tuttuğunu anlatıyor. 

Çifte dil mekanizması ("Savaş Barıştır, Özgürlük Köleliktir") ile insanların isyanı düşünmesi bile engelleniyor. Yaşar Kemal'in Fil Sultanı, da benzer bir şekilde karıncalara hatta gücünün yettiği tüm hayvanlara kendi, dillerini unutup fil dili konuşmalarını buyuruyor. 

Fil Sultanı, köle yaptığı karıncalara özgürlük vermişçesine konuşuyor; karıncaların eskiden fil olduklarını, çalışırlarsa bir gün yine fil olacaklarını söylüyor: "Her karınca bir fildir, her fil de bir karıncadır. Karıncalar, fillerin soylu atalarıdır."

Bahsettiğim benzerlikler Yaşar Kemal'in, Orwell'ın eserlerini okuduğunu düşündürüyor bana. Evet, kitaba ilham olan masal Orwell'dan çok eski ama yine de bazı fikir ve söylemler için Orwell'ın her iki eserinden de ilham alındığını düşünüyorum. Bu noktada Orwell'ın ilham kaynaklarına da bir göz atmak gerekiyor sanırım. 

Orwell, Yevgeni Zamyatin'in Biz (We, 1921), Aldous Huxley'in Cesur Yeni Dünya (Brave New World, 1932), Jonathan Swift'in Gulliver’in Gezileri gibi eserlerinden ilham almış. Sonuç olarak söz konusu bir şey üretmek olduğunda o güne dek tüketilen, biriktirilen, bünyade izi kalan öncellerden esinlenmek, ilham almak çok normal. 

Kitabı okumak keyifli olacaktır ama bence Storytel'den sesli dinlemek çok daha keyifli. Tilbe Saran'ın seslendirmesi şahane!

Henüz okumadıysanız, Storytel'de dinlemenizi tavsiye ediyorum :)



Çarşamba, Ekim 29, 2025

İnanılmaz!

Evrim'le Hayvan Çiftliği'ni dinliyoruz Stoytel'de. O kadar acayip hislerle dinliyoruz ki...

Napoleon nasıl manipülatif, gerçekleri nasıl çarpıtıyor; siyahı beyaz, beyazı nasıl siyah yapıyor... Ağzı iyi laf yapan Squealer (Cazgır diye çevrilmiş) aracılığıyla tüm hayvanları nasıl kandırıp mutlak kontrolü altında tutuyor... Dinlerken çıldırmamak işten değil.

Her şey o kadar tanıdık ki! Olan her şeyin suçlusu ya dış mihraklar ya da içerideki casuslar, hainler... Bir Stalinizm eleştirisi olarak değerlendirilen kitaptaki karakterlerin her biri aslında gerçek bir siyasi figürü temsil ediyor. 

Daha önce de defalarca kez yazdığım üzere 1984 başucu kitaplarımdan biri. Şimdi Hayvan Çiftliği de hemen yanına eklendi. Orwell'in gerçekleri hikayeye çevirip anlatmaktaki ustalığına hayranım. 1984'te gazeteleri, basılı kaynakları, belgeleri değiştirerek gerçekleri, geçmişi, günü ve geleceği değiştiren diktatör kafası, Hayvan Çiftliği'nde de karşımıza çıkıyor. Hayvanlar kendi gözleriyle şahit oldukları gerçeklikten şüpheye düşürülüyor beyaz siyah, siyah da beyaz oluyor anlatılan yalanlarla.

Tarih tekerrürden ibaret misali yıllar önce (1945) yazılmış bu hikayeyi dinlerken, olaylar bize hiç de yabancı gelmiyor.

Spoiler vermeden neyi ne kadar anlatabilirim emin değilim. Ama özetle söylemek istediğim şey, Hayvan Çiftliği'nin mutlaka okunması/dinlenmesi gereken kitaplardan biri olduğu.




Çarşamba, Ekim 22, 2025

Gaip

Storytel'e sardım iyiden iyiye :)

Bu kez Şule Hocam'ın tavsiyesi ile Mahir Eriş'in kaleminden Beyti Engin'in seslendirdiği Gaip'i dinliyorum.

Bazı kelimeler, bazı cümleler, bazı tasvirler yer yer anlatılan durumlara göre biraz abartılı ama hikaye merak uyandırıcı. 20.bölüme geldim bile, toplam 52 bölüm var. Okula gidip gelirken ve Latte'yi yürüyüşe çıkardığımda dinliyorum ki o anlarda kitap okuyamayacağım için dinlemek şahane bir çözüm :)

Gaip'ten sonra Momemtos'un önerisi olan Rum Memet'i dinleyeceğim. Sonra da Sait Faik Abasıyanık'tan Şimdi Sevişme Vakti :) 


Latte ile akşam yürüyüşlerimizden kareler... 





Çarşamba, Ekim 15, 2025

Off ki offf!

Ayyy içim şişti yeminle!

Vatan, Millet, Samatya'yı dinliyorum Storytel'den. Delirmemek işten değil!

Daha ilk bölümdeyim. Umarım korktuğum şey olmaz :(


Bu dinleme işi bu kez sardı beni galiba :) 2 günde 3. kitabı dinliyorum. Lucky'den sonra Anarşık'ı dinledim. Kitap İzmir'de, memleketimde, başlayıp Artvin, Şavşat'ta bitiyor ve hatta içinde Hopa bahsi bile geçiyor :) Yani doğduğum yerden başlayıp şu an yaşadığım yerde bitiyor hikaye :) 

Kitap dinlemek, seslendiren iyiyse bir çeşit radyo tiyatrosu gibi :) Evrim de dinliyor benimle, o yokken dinlediğim kısımları da soruyor öğreniyor mutlaka :))

Şimdi balkonda oturdum, Latte ile birlikte dinleyeceğiz :) - derken karşıdan bir elektrikli biçiçi sesi gelmeye başladı :(




🧿🐾 Gelip kıvrılıveriyor ayağımın dibine 🐾🧿


Salı, Ekim 14, 2025

Dinlemek

Elektronik kitaba geçeli hayli oluyor ama sesli kitap mevzusuna bir türlü geçemedim. Dinleyene çok özeniyorum ama ben dinlemeye başlayınca bir noktada kopuyorum. AMA dinleme işine bir kez daha şans vermeye karar verdim Canım Ceren sayesinde :)

Ceren'le konuşurken Sezgin Kaymaz'ın Lucky isimli kitabını okuyup okumadığımı sordu. Sezgin Kaymaz'ın 4-5 kitabını okudum ama sıra henüz Lucky'e gelmemişti. Ceren, Emre Melemez'in sesinden dinlememi söyledi. Hemen Storytel'e üye oldum ve başladım dinlemeye :) Gerçekten güzel seslendirmiş Emre Melemez. Baya gülerek dinledim :)) 




Lucky, acayip bir doberman! Of evde olsa insanı delirtir cinsten. Ama ne hikmetse bir şekilde kendini sevdiriyor herkese. Hatta bir gören bir daha unutamıyor, bağımlısı oluyor. İnsan dinlerken yer yer sinir oluyor ama yine dinlemekten alamıyor kendini :) 

Uygulamanın güzel yanlarından biri, dinlemekten sıkılınca/kopunca ya da dinlemeye uygun olmayan zamanlarda kaldığın yerden okumaya devam edilebiliyor oluşu. Okula giderken arabada dinliyorum, okulda okuyarak devam ediyorum. Dinlerken koptuğum noktalarda da geri dönüp okuyorum. Evvelsi gün başladığım kitap dün gece bitti. Keyifli bir dinleme/okuma deneyimiydi. 

Dün gece kitap bitince Ceren'e yazdım, o da bana bir kitap daha önerdi, şimdi onu dinlemeye başlayacağım. Sanırım seveceğim ben bu sesli kitap işini :) 







Az Çoktur Bazen

Bugünlerde böyle...  Su Kuşum :)