Dönüş Yolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dönüş Yolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Aralık 21, 2019

Dönüş Yolu

Dönüş yolu boyunca dizindeki acıyı sonuna kadar hissetti adam. Dizinin içini canlandırdı zihninde. Her bir dokuyu, her bir hücreyi. Menüsküs demişti doktor. Koşmak yok, halı saha maçları yok, diğer sporlar da yok hatta yürüyüş bile yasak. "Öl" demişti sanki doktor. Zihni bir an donar gibi olmuştu, o kısacık anda dizinin acısı dinmişti. Ama bitmişti o kısacık an, geçip gitmişti. Acı geçip gitmedi; geri geldi.

Doktorun muayenesinden çıkıp arabasına ne ara gitmişti bilinmez ama şimdi yılların kazandırdığı refleksleri ile bedeni arabayı sürerken, benliği dizinde dokuların, damarların, etin, kemiğin içinde geziniyordu. Tam olarak neredeydi bu Allah'ın belası menüsküs acaba? Zihni bir bulsa iyileştirecekti sanki oracıkta tüm hasarı. Ama ne mümkün bulamıyordu işte. Ah keşke biraz anatomi bilgisi olsaydı! O zaman belki ulaşırdı zihni şu acının tam köküne. Ne yazık ki tıp okumak yerine mühendislik okumayı tercih etmişti.

Mühendislik okuyup mutlu olan çoktu ama O değildi. Şansını hep başka yerlerde denedi. Olmadı. sonunda kendini Baş Mühendis olarak buldu kaçmak için çırpındığı onca seneye rağmen. Ne zaman yola düşse önüne setler çeken Hayat, şimdi de nefes almak için açtığı ufacık pencereyi kapatmaya çalışıyordu. Bu ilk uyarı değildi. Hayat onu daha önce de köşeye sıkıştırmış sonra da kaçmak için attığı her adımın önüne set çekmişti.

2 bira içip arabayla gezmeye çıktığı akşam polis durdurmuş, ehliyetini kaptırma korkusu  ile alt üst olup şans eseri geçmişti kontrolden. Kaçma girişimlerine ara vermişti bir süre ama yine dayanamayıp yolda bulmuştu kendini. Bu kez de çok yakın bir aile dostu yolda yakalayıp binivermişti arabasına "Beni de eve bırakır mısın geçerken? diyerek. Nereye gittiğini sormamıştı bile. Bir başka kaçma denemesinde şirketin müdürüne yakalanmış, kaçamadığı gibi ekstra bir iş yüklenmişti omuzlarına.

Kaçmaya çalıştıkça daha da sıkıştığını görünce kaçmak yerine spor yapmaya başlamıştı. "Spor yaptıkça ciğerlerim açılır, nefes alırım, hem kafam da dağılır sporla uğraşırken." demişti. Ama işte yine yolunu tıkamıştı Hayat. Koşmayı bile çok görüyordu. Oysa ne çok sevmişti koşmayı. Sabahın sessizliğinde, muhteşem gün batımlarında, gecenin karanlığında... Koştukça açılmış, açıldıkça koşmuştu. Kendini hiç bu kadar özgür hissetmemişti. Bunu fark ettiği an korkmuştu. Hayat anlamasın diye saklamaya çalıştı hislerini. Bıraktı koşmayı.

Şirketteki çalışanlar her hafta halı saha maçı yapıyordu. "Bu hafta ben de geleyim" dedi. Şaşırdı çalışanlar ama geri de çevirmediler. Sahada koşuyordu, maç pek umurunda değildi başlarda. İlk golünü ayağına gelen topa dümdüz öylesine vurarak attı. O hafta maçı kazandılar. İçinde yine aynı heyecanı, özgürlük hissini duydu. Yine korktu. Hayat yanına koymazdı bunu. Bu kez vazgeçemedi, her hafta gitti halı saha maçlarına. Bir hafta düşüp omzunu sakatladı. Aldırmadı. Diğer hafta ayağına bastı bebek mezarı gibi kocaman kramponları olan bir iş arkadaşı. Durmadı.

Hafta sonları doğa yürüyüşü yapan arkadaşları vardı. Onlara dedi bu kez de "Bu hafta ben de geleyim" diye. Yürüyüşün 20 km süreceğini bilse demezdi belki de. Ağrıyan omzu, acıyan ayağı ve Hayat hissettiği bir parça özgürlüğü elinden almasın diye korkuyla çarpan kalbi ile yürüdü 20 km'yi. Yürüyüşü tamamladığında her şeyi yapabilecek gibi hissediyordu kendini. Hayat'a kafa tutabilirdi.  Öylesine özgürdü ki... Öylesine coşkulu... Saklayamadı Hayat'tan.

Yürüyüşten döndüğü gece hissetti ilk kez dizindeki acıyı. "Eee çok zorladın kendini! Bu yaştan sonra senin neyine dağ tepe 20 km yürümek?" demişti kardeşi. Bu yaştan sonra mı? Sahi kaç yaşındaydı ki? En son 27-28 diye hatırlıyordu. Şöyle kabaca hesapladı 45, hayır 46 olmuştu! Ama nasıl akıp geçmişti şu Hayat? Köşe kapmaca mıydı yoksa kedinin fareyle oynadığı acımasız bir oyun muydu tüm Hayat?

Tüm bunları 1 saatlik dönüş yolunda düşündü. Dizinin içinde, etin, kemiğin arasında kaybolan, damarlarındaki kanın her bir damlasında boğulan zihni yüzeye çıkmak için yön değiştirmiş; maziye dalmış; her şeyi en başından ele almıştı. O an karar verdi. 10 gün boyunca yatacak, doktorun verdiği ilaçları kullanacak ve 10 günün sonunda Hayat'a inat koşacaktı. Varsın atın ölümü arpadan olsundu!



Büyü Dükkanı

Tam şu an Storytel'de Yeşim Türköz'ün "Büyü Dükkanı" kitabını dinliyorum. Bedelini ödemeyi kabul ettiğiniz takdirde hayatt...