Tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ekim 13, 2024

Muhteşem Bir Cumartesi

Sabah sarmaş dolaş uyanıp yatakta miskinlik yapmak... Tavada yumurta, kızarmış ekmek, tereyağı, bal reçel, semizotu, salatalık ve olmazsa olmaz Bergama tulumu ile mis gibi bir sabah kahvaltısı...

Kahvaltı sonrası birlikte haftalık alışverişi halletmek, dönüşte yine sarmaş dolaş olup koltukta film izlemek... Film sonrası tazecik baget ekmeğe yapılan beyaz peynir, domates ve pesto soslu sandviçler ve bir termos çay ile sahilde mini piknik :) Piknikte biraz müzik, biraz dergi... Tam o esnada telefona düşen "Rüya iki tane tiyatro biletim var. Biz gidemiyoruz, biletler yanmasın, siz gidin." mesajı! Kaçar mı bu fırsat :D

5dk sonra biletlerle birlikte evdeyim. Evrim'i yolda telefonla ikna ettim :)). Hızlıca üstümüzü değiştirip tiyatroya yetişiyoruz. Oyunun adı "Irwin Motor". Vurucu bir oyun. Yer yer fazla geliyor bazı replikler bize ama oyuncular başarılı.

Oyun çıkışı sahilde el ele yürüyüş ve kapanış :)


Bir piknik severin aynaya yansıyan mutlu görüntüsü


Mükemmel üçlü: Kafa Dergi, Pestolu Sandviçler ve Çay :)


Nasil asil, nasıl tatlı bir arkadaştın sen :)




Salı, Haziran 14, 2022

Sevgili Arsız Ölüm*


Dün gece tek kişilik bir oyun izledim. Öyle muhteşem bir performanstı ki anlatacak kelime bulamıyorum. Olur da karşınıza çıkarsa mutlaka ama mutlaka izleyin. 80-85 dk.lık bir performans ama inanın 8dk gibi geliyor insana.

Köyden kente göçen 4 çocuklu bir ailenin tek kızı Dirmit'in penceresinden izliyoruz ailenin yolculuğunu. Oyun, Latife Tekin'in aynı isimli romanından uyarlanmış. Kitabın linkini şuraya bırakayım. Ben hemen e-kitap olarak aldım kendime :)

Kitabı çok merak ediyorum ama oyun bambaşkaydı. Oyuncunun - Nezaket Erden - performansı kesinlikle olağanüstüydü. Tek bir saniye bile karakterden çıkmadan, gerçeklik hissini dibine kadar hissettirecek 80 dk boyunca sahnede duygudan duyguya geçerek izleyici mest etti. Bir an kahkaha atarken bir an sonra ağlarken bulduk kendimizi.

Oyunla ve seanslarıyla ilgili bilgi için şuraya bakabilirsiniz. 

Cuma, Mart 27, 2009

Öldün, Duydun Mu?

Yine Acıbadem'deyim, yine Acıbadem'in 3 atlısındayım:) Az önce o çılgın 3 atlı delicesine bir savaşa girişti. Onlara göre bu sadece bir şakalaşma, fazla enerjilerini dışa atmanın ve rahatlamanın bir yolu; bana göreyse bildiğimiz ilkel ve vahşi güreş türlerinden biri. Şu an 3'ü de ayrı bir köşede nefes almaya çalışıyor ve hepsinin değişik yerlerinde kızarıklıklar var.

Günlerdir hiçbir şey yazmadım. Yeniden yazmak, bir yerlerden başlamak zor geliyor. Uzun bir süredir depresyondayım ama sanırım artık iyileşme sürecindeyim. 1 haftadır kendimi daha iyi ve enerjik hissediyorum. Acıbadem'e dün geldim, ev oldukça kalabalıktı ama ben muhabbete pek katılamadım çünkü muhabbet masasındaki içkiden uzak durmak zorundaydım reflü ve depresyon yüzünden. Bugün de yemeğe misafirlerimiz vardı; hayat yeniden hareketleniyor ve ben yeniden yaşamaktan zevk aldığımı hissediyorum. Yemekten sonra Volkan ve Oktay'la tiyatroya gittik. Oyunun adı "Öldün, Duydun mu?". Gerçekten çok güzel bir oyundu. Oyunun bir bölümü beni ağlattı biraz; bir bölümü de Volkan'ı biraz etkiledi sanırım. Ama yine de eğlenceli bir oyundu.

Evrim'in gelmesine 50 gün kaldı. 100 gündür hergünü hesaplıyorum, her saniyeyi sayıyorum. 100 gün bitince iyice sabırsızlanmaya başladım. 2/3'si geçti ama son 50 günü beklemek benim için oldukça zor. Yine de bu bahardan umutluyum; bu kez bahar benim için de güzel günler getirecek.

Bugünlük bu kadar yazabiliyorum sanırım. Az sonra Volkanlarla "The Reader"ı izleyeceğiz. Umarım güzel bir filmdir.

Büyü Dükkanı

Tam şu an Storytel'de Yeşim Türköz'ün "Büyü Dükkanı" kitabını dinliyorum. Bedelini ödemeyi kabul ettiğiniz takdirde hayatt...