Yaş 33 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaş 33 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Ağustos 30, 2019

Ben Gencim Ama İhtiyarım

Son günler çok hızlı...

Henüz kabuğuma çekilemeyecek kadar genç ama her daim ayak uyduramayacak kadar da yaşlı hissediyorum kendimi.

İnsan yaşlandıkça geceleri çok daha az uykuyla yetinebilirmiş. Gecenin 3'ü olmuş, henüz uyumak istemiyorum. Kulağımdaki müziği saatlerce dinlemek, saatlerce yazmak istiyorum. Ama kendi bildiğimi yazmak, kendi bildiğim gibi yazmak, kendi bildiğimi, kendi sevdiğimi okumak istiyorum.

Zorla güzellik olmuyor. Bazen uyuşmuyor zihinler. Bende de durum öyle işte. Aynı frekansı yakalamak zaten çok ender bir lütuf ama arada yakın notaları duymak da iyi geliyor insana. İnsan kendine, ruhuna yakın olanı istiyor. Gençken her telden çalınıyor da yaş aldıkça teller kopuyor teker teker. Kalan tellere konan kuşları sevgiyle ağırlıyorum ama ben telden tele gezerken herkesten önce yorgun düşüyorum sanırım.

Yetişemez geride kalırsam kusuruma bakmayın. Ben ağırdan almayı seviyorum bazen, siz lütfen devam edin, bana aldırmayın :)


İyiyim

Bu yazıyı yazmam gerek sanırım.

Bir önceki yazıyı yazdım çünkü ara ara çok doluyorum ve yazarak taşıp rahatlıyorum.

Bu sefer niye dolduğuma gelirsek. Can dostumun, can simidimin hatıralarını okurken kendi geçmişime gidip öyle güzel hatıralar aradım ama bulduklarım o yazıda işte. Aslında kimseyi üzmek değildi derdim ya da kendime üzülmek. Sadece güzel hatıralar ararken geride bıraktığım zorluklar tıkadı boğazımı. Ben de yazdım, içimden taşanları attım. Hafifledim, rahatladım. İyiyim :)

Evet çok zordu. Düşününce hâlâ çok zor ama düşünmüyorum. Aklıma gelince de dalga geçerek, komiklikler yaparak anlatıyorum arkadaşlarıma. Öyle yapmazsam tekrar tekrar yaşayıp ezilirim geçmişin altında ama adı üstünde işte: "Geçmiş". Ezilmiyorum. Gözümde büyütüp Kemalettin Tuğcu romanlarına da bağlamak istemiyorum. Benim gibi kimbilir kaç çocuk var dışarda bir yerlerde. Ben kendimi yine de şanslı sayıyorum. Aç değildim, açıkta değildim. Ananem koruyup kolladı kendince, ömrü yettikçe baktı büyüttü bizi. Anladı mı peki, anlamaya çalıştı mı? Maalesef hayır. Belki de bu yüzden en büyük derdim kendimi anlamak, anladığım kadarını olduğu gibi anlatmak ve anlaşılmak istemek delice. Benim için bir ihtiyaç bu. Sevilmek gibi ama değil, daha önemli. Herkes anlasın beni de sevmese de olur büyük çoğunluk.

Kısacası ne yazıyorsam, ne anlatıyorsam kim olduğumu bulmak için, neden "ben" olduğumu anla(t)mak için :)

Geçmişte yaptığım birçok şey için affettim  çoktan kendimi ama bazı hataların affı yok. Onlarla yaşamayı öğreniyor insan mecburen. Ama şanslıyım beni tanıyan, içimi, dışımı bilen ve yine de beni seven bir yol arkadaşım ve paha biçilemez dostlarım var :)

İyiyim yani :)

Sevmese bile en azından dinleyen, okuyan, anlamaya çalışan, boğazımı tıkayanları hisseden herkese çok çok çok teşekkürler.

Perşembe, Ağustos 01, 2019

Doğum Günü Çocuğu (?!?!?)

Bugün doğum günüm benim! Dolu dolu 33 oldum!

Hiç büyümüş gibi hissetmiyorum kendimi. Aksine aklı hiç tanımadığı bir dünyada sürekli karışan, yeni şeyler görmeye, yeni şeyler öğrenmeye aç bir çocuk gibi hissediyorum. Evet tabi ki eskisi gibi değil bir çok şey. Mesela sabahlara kadar coşup eğlenemez bedenim ya da karda kışta sokaklara çıkıp gezemem aynı umursamazlık ve enerjiyle. Ama işte isteklerimden bir nebze vazgeçmiş de değilim. Hâlâ aynı hatalara düşmeye meyilliyim, hâlâ asiyim, hâlâ fevri, hâlâ inatçı 😁

33 demeyi sevdim de 33 olmayı pek anlayamadım. Yirmilerin sonunu da anlayamamıştım. Epeyce bir zaman 23-24 yaşımda takılı kalmıştı aklım, yaşımı soranlara 23-24 diyor sonra da pardon ya 28/29 oldum ben diyordum 🙈🙈🙈 şimdi 33 yaşımdayım diyorum rahatlıkla ama aklım hâlâ 18-19larımda. Garip bir Benjamin Button sendromuna yakalanmış gibiyim. Bedenim, yaşım ilerliyor da zihnim çocuklaşıyor gitgide sanki 🙄 Büyüdükçe küçülüyormuşum gibi geliyor bazen ama şikayetçi de değilim. Tanıyorum kendimi, biliyorum huyumu suyumu, artımı eksimi 🙂 kendimle inatlaşmıyorum, kendimle savaşmıyorum eskisi gibi. Evet hâlâ asiyim, hâlâ başıma buyruk, hâlâ inatçı ama zarar vermekten kaçınıyorum eski benin aksine. Yani yıkıcı değil de daha kendi halimde, daha yapıcı olmaya çabalıyorum. Her şeyi yeni öğrenen çocuklar gibi, hayatla mücadele etmenin daha barışçıl yollarını öğrenmeye çalışıyorum. İlkinde de fena iş çıkarmamıştım ama bu kez daha az kalp kırmayı hedefliyorum 🙂 Yolun yarısına 2 kala hem çocuklaşıp hem büyümeyi hayal ediyorum. Napalım biraz delilik var serde ama böyle de idare ediyor ailem, arkadaşlarım, sevdiklerim, sevenlerim, 🥰

Doğumgünümü kutladığınız için hepinize çok teşekkürler. İyi ki doğmuşum, iyi ben olmuşum, iyi ki beni böyle seven, böyle kabul eden, beni iyileştiren kocaman gepgeniş bir ailem var 🥰


Büyü Dükkanı

Tam şu an Storytel'de Yeşim Türköz'ün "Büyü Dükkanı" kitabını dinliyorum. Bedelini ödemeyi kabul ettiğiniz takdirde hayatt...