Annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Mayıs 26, 2026

Anne olmak... İyi olamamak...

İyi olmak, iyi hissetmek çok zor. Biliyorum. 

Ama denemek lazım. İyi olmak için bir şeyleri değiştirmek gerekiyor. Değiştirmek için de her şeyi bırakmak gerekiyor bazen.

Bırakalım dağınık kalsın. 

Ev dağılmış, yemek yokmuş, çamaşır birikmiş, çocuğun ödevi, projesi varmış... Olsun. Bugüne dek biz yaptık bugünden sonra da başkası yapsın. Korkmayın dünya yıkılmıyor. 

Ev içinde yaşanamaz hâle gelince ya da giyecek giysisi, yiyecek yemeği olmayan ev ahalisi bir noktada iş başa düştü diyerek yapmak zorunda kalıyor. Ha yapmazsa da yapmasınlar kendileri bilir. 

Ben artık canım istemedikçe ne yemek ne temizlik yapmıyorum ve kıyamet kopmuyor evde. Ben koltukta uyuklarken bazen Arya bazen Evrim makineyi alıp süpürüyor evi. Evrim her akşam eve gelirken arıyor, yemek yoksa ya dışarı çıkıyoruz ya da o eve sipariş veriyor. Bazen de baba-kız makarna pişiriyorlar.

Herkesin kirli çamaşırları için oda oda dolaşmıyorum. Çamaşır yıkıyorum, varsa giysiniz getirin diyorum. Getirmeyen kendi düşünsün. Kurutmadan çıkan çamaşırları da herkesin önüne, odasına bırakıyorum. İster yerleştirsin, ister öyle bıraksın. Banane! Ben kendi eşyalarımı katlayıp yerleştiriyorum.

Lavaboya bulaşık bırakılınca hemen mutfağa gelin diye bağırıyorum. Kim bıraktıysa makineye yerleştirsin hemen diyorum. Birkaç seferden sonra bırakmamaya başladılar zaten. 

Hergün sabahın köründe kalkıp kahvaltı hazırlamıyorum. Arya bizden erken kalkıp kendi kahvaltısını yapıyor. İşe erken gittiğim günler 6.55'de uyanıp ocağa 3 yumurta koyup giyiniyorum. Yumurtalar pişince kendi kahvaltımı yapıp evden çıkıyorum. Evrim kalkınca kendi kahvaltısını yapıyor, tepsisini, tabağını, bardağını ortada bırakıp gidiyor. Hiiiç ellemiyorum, o gelince kaldırıyor.

O kadar çok boş vaktim kalıyor ki bu şekilde... Uyuyorum, kitap okuyorum, müzik dinliyorum, dizi izliyorum. Nefes aldığımı hissediyorum. Sürekli koşuşturmak ve bir şeyleri halletmek zorunda hissetmiyorum. 

Her şey mükemmel mi, her şey olması gerektiği gibi mi? Hayır. Ama ben öyle oldurmaya çalışırken kendimden vazgeçip kaybolmak istemiyorum. Bıraktım mükemmel olmasın. Yediğimiz içtiğimiz her şey sağlıklı olsa da ölcez bir gün olmasa da ölcez. Ev çok temiz olsa da yine kirlenecek. 

Kendi ihtiyaçlarımızı yok sayıp saçımızı süpürge edince kimse madalya takmıyor; yoruldum desek aman yapmasaydın sen de diyorlar hatta. E ben de yapmamayı tercih ediyorum.

Ben toplamazsam her şey dağılır, yıkılır, yok olur, alt üst olur diye düşünmeyi bırakmak lazım. Belki öyle olur gerçekten. Olsun o zaman. Dağılsın, yıkılsın, alt üst olsun. Bizim bir şeyleri bir arada tutmak için kendimizi feda ettiğimizi anlasın hayatımızdaki insanlar. Biz yapmayınca, onlar yapmak zorunda kalsın. 

Bırakalım bu kez - en azından bir kez - başkası bizi toplamaya, ayakta tutmaya çalışsın. Toplamazsa da dağınık kalsın her şey! 



Güneş varsa evdeki her şeyi bırakıp kitabımı kapıp sahile atıyorum kendimi ☀️🌊📖 






Cumartesi, Mayıs 09, 2026

Part-time Annelik

Handan şöyle bir cümle yazmış ve eminim çoğumuza da tercüman olmuş:

"Anne olmaktan yorulduğumu hissediyorum."

Ben bir süre önce bıraktım full time anne olmayı, part-time anneyim artık. 

"O da ne? Part-time Annelik olur mu hiç?" diyenleri duyar gibiyim. Ama gayet de oluyor valla! 

Kızım 13 yaşında ve artık her şeyini kendisi halledebiliyor. Birkaç kez hadi oyun oynayalım, hadi bisiklete binelim, hadi badminton oynayalım diyerek birlikte bir şeyler yapmaya çalıştım ama işe yaramadı. Ben de denemeyi bıraktım. Arya odasında, ben salonda, Evrim bilgisayar başında... Akşam yemeklerinde birlikteyiz sadece. Böyle devam ediyoruz hayata.

Sabahları kalkıp kendisi kahvaltı yapıyor. Ben okula giderken kapısını çalıp dişlerini fırçalamayı unutma, iyi dersler deyip ondan önce çıkıyorum evden. Öğle araları eve gelip yemeğini yiyip okula dönüyor. Okul çıkışı arkadaşları ile evin altındaki kafede ya da sitenin bahçesinde oturuyor. Eve gelince yine odasına kapanıyor. Akşam yemeği için mutfakta buluşup birbirimize günümüzün nasıl geçtiğini anlatıyoruz.

Ne "kitap oku" diyorum artık ne de "odandan çık biraz". Zararlı bir şeyler yapmadığı sürece ne yaparsa yapsın diye bakıyorum duruma. Kitap okumazsa okumasın, ne yapayım? Okul dışında sürekli kulaklık takıyor. Gözleri bozuk, kulakları da sağır olacak bu gidişle... Ben anlatıp üzerime düşeni yaptım. Engellemek için yırtınamayacağım.

Odasında ne yapıyor merak etmiyor muyum? Çok da değil aslında. Müzik dinliyor, video izliyor, resim çiziyor. Ne izliyor diyecek olursanız, saçma sapan youtube videoları ya da anime... Engellemeye çalışmıyorum sadece takip ediyorum youtube ve google üzerinden. Benim hesaplarımla bağlandığı için kendi telefonumdan görebiliyorum. Hoşuma gitmeyen paylaşımları silip o hesapların tekrar karşısına çıkmasını engelliyorum. Arada bir de odasını basıp telefonu alıp tüm itirazlarına rağmen fotoğraflarından mesajlarına kadar her şeyi kurcalıyorum. Kızarsa kızsın. 

Özel hayat zırvalarını hiç çekemeyeceğim. 18 yaş altı, henüz beyni tam gelişmemiş - bilimsel olarak öyle-, kendi parasını kazanıp kendi hayatını kurmamış bir ergenin özel hayatı da bir yere kadar! Tabi ki ne yaptığına ettiğine bakmak gerekiyor.

Bu gidişattan memnun muyum? Emin değilim. 

Odası dağınık. Olsun. Sürekli kulaklıkla müzik dinliyor. Dinlesin. Odasından çıkmıyor. Çıkmasın. Telefon bağımlısı oldu. Kim değil ki?

Bir yandan aslında böyle çok rahat diyorum kendime. Sürekli mükemmel anne olmak için didinip durup kendimi harap etmiş olmuyorum. Üstelik çoğu zaman da kimseye yaramıyor o kadar çabalamak. Her şey olacağına varıyor. Arya halihazırda sorumluluk sahibi, derslerinde başarılı bir çocuk. Yani zaten sürekli kontrol gerektirmiyor. Onaylamadığım yanları yok mu? Var ama ne yapsam değişmiyor ve sürekli sürtüşmek, tartışmak vs. çok yorucu. 

Halim yok. Tam da Handan'ın dediği gibi yorgunum.




"Ama ama annee tuşa ben basacaktım yaa" 😁 










Babasının klonu 😁

Perşembe, Kasım 07, 2024

Akıp giden günler...

Ne yazacağımı bilmiyorum.

Günler akıp gidiyor, ben de günlerle birlikte akıp gidiyorum. 

Çırpınmıyorum bile. Arada yorulup ağlıyorum ama o da pek uzun sürmüyor artık eskisi gibi. 

Hayat nereye, ben oraya...

Şimdi Pazartesi... Şimdi Cuma... Arası yok asla.

Yılın bitmesine sadece 8 hafta kalmış.

Haftaya ara tatil. Yollara düşme hayallerim ama Evrim'i ikna edecek gücüm var mı emin değilim.

...

Hayat akıp giderken farkındalığımı kaybetmemeye çalıştığım zamanlardan biri kitap okuduğum anlar. Okuduğum kitaplar iyi geliyor. Şu an Berthold Gunster'ın Flip Thinking kitabını okuyorum. Bazı kitapları İngilizce okumak ayrı bir keyif veriyor. 

Yazımı dün geceden bir fotoğraf ile bitirmek istiyorum. Arya ile kim daha çok okuyacak yarışı yaptık ve tabi ki Arya beni engellemek için elinden geleni hatta bacağından geleni ardına koymadı :))



Üsttekiyle alttaki aynı çocuk (?!) 

Salı, Aralık 06, 2022

Mutluluk

Arya satranç turnuvasında 10 yaş kızlar kategorisinde il 1.'si oldu. "Neden bir strateji oyunu turnuvasında kızlar kategorisi diye cinsiyetçi bir kategori var?" sorusuna değineceğim ama önce sevincimi paylaşayım.




Özgüveni tavan yapmış Arya pozu :))
Tabi ki sevinçten havalara uçtuk ve ailecek göğsümüz kabardı :)


Şimdi gelelim "Kızlar Kategorisi" mevzusuna... Turnuva günü heyecandan fark etmediğim durumu turnuva sonuçları internette ilan edilince fark ettim. Bir "Genel" kategori varmış ki mantıken kız erkek karma olması gerekiyor ama öyle olmadı; bir de "Kızlar" kategorisi var. Arya "10 Yaş Kızlar Kategorisi"nde yarıştı ve toplam 6 karşılaşmanın 5'ini kazanarak 1. oldu. Erkekler de kendi aralarında yarışarak "Genel" kategoride derece aldılar. Ben erkekler kendi arasında, kızlar kendi arasında yarıştıktan sonra karma olarak genel kategori için tekrar yarışacaklar sanmıştım ama öyle değilmiş.

Satranç gibi strateji ve zekaya dayalı bir oyunda neden "Kızlar" için ayrı bir kategori yapılarak böylesi garip, cinsiyetçi bir uygulama yapılıyor anlayabilmiş değilim. Konuyu Artvin Satranç Federasyonu yetkililerine sordum. Aldığım cevap: "Erkekler diye bir kategori yok; erkekler hep "Genel" kategoride yarışıyor, katılımcı sayısı az olduğunda kızlar da  bu gruba dahil edilebilsin diye bu şekilde oluyor."
Açıklamanın neresinden tutsam elimde kalır. 

Önümüzdeki turnuvalarda Arya'yı genel kategoride yarışması için teşvik edeceğim. Durumun ne kadar cinsiyetçi olduğunu anlatarak onu üzmek ya da zorlamak istemiyorum ama eğer isterse sadece kızlarla karşılaşmak yerine kendi yaş grubundaki erkeklerle de karşılaşabileceğini söylemeyi planlıyorum. Sonuçta Arya'nın genel kategoride dereceye girmemesi, en azından bunun için mücadele etmemesi için hiç bir mantıklı sebep yok ortada.

Sonuç olarak birincilik sevincimize böyle cinsiyetçi bir uygulama ile gölge düşürülmüş olsa da Arya'nın turnuva deneyimi edinmiş ve ilk resmi birinciliğini almış olması ailecek hepimizi gururlandırdı ve mutlu etti tabi ki. Darısı gelecek karma turnuvaların başına :)

Salı, Haziran 07, 2022

Akıp giden zaman...

Arya 9 yaşında!

Dün karnımdaki nohut, bugün karşımda kocaman bir kız!



Pazar günü Arya'nın doğum günüydü. Yıllar nasıl akıp gidiyor anlayamıyorum. İçindeyken bitmek bilmeyen zor günler geriye dönüp bakınca bir çırpıda geçip gitmiş gibi geliyor. 

Zaman algımız çok garip.




Baba-kız şımarmacalar :D

Pazartesi, Ocak 25, 2021

Kalkanları İndirip Yere Yığılınca Elini Uzatan Hayat

Dün çelme takıp düşüren hayat, bugün elini uzatıp "Hadi kalk, daha bitiş düdüğü çalmadı. Hem bak o kadar yanlışın içinde doğru yaptığın bi'şeyler de var işte!" diyor sanki. 


Arya ile şöyle yanyana oturup kitap okumak... Hayal gibi ama gerçek :)

Annelik bir günü bir gününü tutmayan çok engebeli bir yolda çok acayip bir serüven. Çoğu zaman çok zor ama kısacık anlar var ki ne olursa olsun ayağa kalkıp yola devam etmek zorunda olduğunu hatırlatıyor insana. Tünelin ucunda ışık bir görünüp bir yok oluyor. Umarım sadece bir göz yanılması değildir :p

Keşke...

Arya uyuyor, ben onu izliyorum. 

Keşke sadece gerçekten hak edenler anne-baba olsa...

Hak etmediğim şeylerin ve hakkını veremediğim ünvanların - "anne"lik bunlardan sadece biri- ağırlığıyla eziliyorum. Teselli bulacağım mucizevi bir karşılık yok maalesef. Bazen sadece öylesine yazıyorum işte.



Büyü Dükkanı

Tam şu an Storytel'de Yeşim Türköz'ün "Büyü Dükkanı" kitabını dinliyorum. Bedelini ödemeyi kabul ettiğiniz takdirde hayatt...