Gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Temmuz 28, 2024

Başlanan Noktaya Dönüş #19. Gün

Ayın 22'sinde sabah 7'de uyanıp kaldığımız aparttan çıkış yaptık. Önce Atakum plajından denize girip ayılmaya çalıştık. Malum önceki gece çok keyifli ve bol rakılıydı :) Biraz ayılınca ve mekanlar da servis vermeye başlayınca kahvaltı yaptık.

Kahvaltı sonrası yola koyulduk. 1,5 saat Evrim sürdü; mola verdik. Direksiyona ben geçtim, uyku bastırana kadar yaklaşık 2 saat sürdüm. Sonrasında Evrim sürerken ben bir uyumuşum... Karnım acıkınca uyandım :D

8 yıldır Hopa'da olmamıza rağmen o çok meşhur Çayeli kuru fasulyesini denememiştik ve ben Evrim'in başının etini yiyip duruyordum "Bi' kuru fasulye yemeye götürmedin bizi!" diye :))) Yolda karnımız acıkınca Evrim, "Madem öyle Çayeli'ne girip şu çok istediğin kuru fasulyeden yiyelim" dedi. Tabi ki balıklama atladım :)) 

Çayeli'nde  Lale Restaurant'a gittik ve hayallerime kavuştum :)) Gerçekten yediğim en lezzetli kavurma, pilav ve  kuru fasulyeydi. Üstüne de bir fırın sütlaç, keyiften dört köşe olduk :))


Yolunuz Çayeli'ne düşerse Lale'de kırıfasulye ve kavurma yemeden geçmeyin :) 


Karnımız doyunca tekrar yola koyulduk ve göz açıp kapayana dek evimize vardık. Evim, evim, güzel evim hissini anlatmama gerek yoktur sanırım :)) 

19 gün, 5 farklı şehir, yaklaşık 3700 km yol ve bolca mutluluk :) Darısı gelecek tatillerin başına :) 

Cumartesi, Temmuz 27, 2024

Yeniden Samsun #18. Gün

Ayın 21'inde Eskişehir'den Samsun'a doğru yola çıktık. Polisevinde ayın 22'sinden önce yer yoktu bu yüzden internet üzerinden Grand Atakum Hotel'den rezervasyon yaptım. Daha doğrusu ben öyle yaptığımı sanıyordum.

Samsun'a gelmek üzereyken bir anda solda yanıp sönen bir tabela ilişti gözüme. Grand Atakum Boutique Hotel. O an içime bir kurt düştü ve Evrim'e oteli aramasını söyledim. Uzun lafın kısası ben, isim benzerliği yüzünden Samsun Atakum'daki Grand Otel yerine Kavak'ta bir butik otelde dağ manzaralı bir oda rezervasyonu yaptırmışım 🤦🏻‍♀️

Akşam, Sevgili Buraneros ve Enn Sevdiği(miz) Kadın'la buluşacağımız için Kavak'ta kalmamız pek mümkün değildi. O rezervasyonu iptal edip Atakum'da bir yer bulmaya çalıştık. Evrim buldu bir yer. Normal koşullarda tercih edeceğim bir yer olmasa da bir geceliğine sadece uyuyup sabah tekrar yola çıkacağımız için kabullendik.

Oda işimiz hallolunca akşam için kararlaştırılan buluşma mekanımıza gittik. Kaldığımız yere 8dk.lık yürüme mesafesindeymiş şansımıza. Sevgili Buraneros ve Enn Sevilen Kadın gelince ekibimiz tamamlandı ve tüm gece sürecek o çok tatlı sohbet başladı :) Tabi ki sohbetimize bir 50'lik ve bir 35'lik eşlik etti :)



Gecenin sonunda ilk fırsatta tekrar buluşmak üzere sözleşip vedalaştık ve odamıza gidip direk uyuduk :)) 



Yeniden Eskişehir #15. #16. #17. Gün

Ayın 18'inde Isparta'dan ayrılıp Eskişehir'e gittik. Dayımız ve yengemiz tatil dönüşü de mutlaka onlara tekrar gitmemizi istemişlerdi. Seve seve gittik tabi ki :)

15. günümüz yolda geçti. Cumhuriyet sucuklarında mola verip hem karnımızı doyurduk hem de Afyon köy ekmeği aldık. Eskişehir'e vardığımızda akşam olmuştu. Dayımlarla yemek yiyip dinlendik. Ertesi gün hep birlikte Kanlı Kavak parkına gittik. Parka bayıldığımızı söylemeye gerek var mı bilemiyorum :)) 





Parktan sonra Haller'e gittik; takı aldık, pizza ve yine o harika tahin dondurmasından yedik :) Sonra barlar sokağına gidip biraz da orda takılıp günü keyifle bitirdik :) 





Eskişehir'deki son günümüzde Vega alışveriş merkezine ve Şelale parka gittik. Şelale park çok güzel bir yer. İçindeki Şelale Cafe'de midem bayram etti çünkü Eskişehir deyince aklıma ilk düşen şey çibörek ve sonunda yiyebildim :))



Yel değirmeni olur da Don Quiote olmaz mı hiç 😄




Geceyi evde dinlenerek, ailecek sohbet muhabbet ile bitirdik ve ertesi gün biz yine yollara düştük. 

Bir sonraki durağımız Samsun. Tabi ki yine Sevgili Buraneros ve Enn sevdiği(miz) kadın ile buluştuk :) 

Bir koşu yazıp yayınlayayım :) 

Cuma, Temmuz 26, 2024

Isparta #14. Gün

Isparta'daki 2. günümüzde kahvaltının ardından Melike ile şehir turuna çıktık.





Isparta deyince akla gelen iki şey:
 Güller ve Süleyman Demirel


Tarihi Firdevs Bey Camii 





Melike ile Isparta'yı şöyle bir tavaf ettikten sonra Melike'nin anneannesinin evine gittik. Bahçesinde yerlere kadar sarkan meyve ağaçlarıyla nanılmaz güzel bir ev. 



Bazı minik detaylar, pek hoşlar :) 


Öğleden sonra daha kalabalık bir ekiple Eğirdir gölüne gittik. Melike yol boyunca bize rehberlik yaptı. 






Göl yüzmek için pek cazip değil ama seyir tepesinden manzara muhteşem! Eğirdir dönüşü Kirazlıtepe'de yemek yedik üstüne de tabi ki dondurma :)) 

Ertesi sabah arkadaşlarımızla vedalaşıp Isparta'dan ayrıldık ve Eskişehir'e doğru yola çıktık. Onu da bir dahaki yazıda anlatayım :) 


Cumartesi, Temmuz 20, 2024

Marmaris ve Salda Gölü #13. Gün

Ayın 16'sında 12'de otelden ayrılıp Marmaris'in merkezine indik; kapalı çarşıyı gezdik, kaleye şöyle bir karşıdan baktık, sahilde yürüdük, magnet aldık. Arya günlük dondurmasını da yiyince tekrar yola koyulduk.






Kapalı çarşının içindeki bir mağazada sevdiğimiz animelerin figürlerini görünce çok şaşırdık. 


Melike, Marmaris'ten Isparta'ya geçerken yolda mutlaka Salda gölüne de uğrayın demişti. Navigasyona güvenip bilmediğimiz yollara girdik. Girdiğimiz yolun sonu kapatılmış. O noktaya gelmeden önce solda birkaç giriş vardı ama navigasyon sürekli devam etmemizi söylediği için vardır bir bildiği diye düşündük. İşin sonunda ucundan kıyısından da olsa gördük Salda gölünü ama hiç umduğum gibi değildi. Biz yanlış yoldan gittiğimiz için esas güzel olan kısmı göremedik.




Umduğumuz gibi olmayan 
bir Salda gölü macerası :(


Evrim'in söylenmeleri eşliğinde Salda'dan ayrılıp Isparta'ya yollandık; akşamüstü vardık. Naile teyzenin elleriyle yaptığı kabune pilavı ve güveç ile karnımızı bir güzel doyurup Isparta'yı gezmeye çıktık.




Isparta'yı kuş bakışı izlemek çok keyifliydi :)



Isparta maceramızın kalanı bir dahaki yazının konusu olsun :) 

Pazar, Temmuz 14, 2024

Biri Nazar Mı Dedi? #10. Gün

Sözüm Blogger meclisinden dışarı ancak diğer mecralar için sosyal medya nazarı diye bir şey var sanırım cidden. Annem sık sık "Facebook'ta ya da Instagram'da paylaşmayın fotoğraflarınızı" der ama çok da ciddiye almıyordum önceki güne kadar. Önceki sabah önce dudağımın uçukladığını fark ettik sonra da tüm gün oda kapısı ile sorun yaşadık. En az 5 kez müdahale edilip tamir edildi kapı ama nedense sürekli tekrarlıyor sorun. Şu güzelim tatilde nazara olan inancımız tazelenmese iyi olurdu ama n'apalım olsun :)))

İşin şakası bir yana hayatta böyle ufak tefek aksilikler olabiliyor. Tam her şey yolunda gidiyor derken ayağımız tökezleyebiliyor. Çok da takılmadan olur öyle deyip yola devam etmek gerek :) Eski ben asla yapamazdı. Alt tarafı bozuk bir kapı yüzünden "tüm aksilikler de bizi buluyor, bir işimiz rast gitmiyor" diye diye oturup ağıt yakardım. Olay bitse bile etkisinden çıkamaz, negatife bağlardım hemen ama dün yaşadığımız kapı krizinde gayet sakin alıp tamire gelenlerle sohbet edip gırgır şamata yaptım :)) 

Yıllar önce Evrim'le sevgililik dönemimizde bir akşam sofra hazırlarken ve artık açlıktan ölmek üzereyken tüm sıcağa, imkansızlık içindeki mutfağımıza rağmen  kızarttığım bir tabak ekmek elimden düşüp yeri boyladığında girdiğim sinir krizini hiç unutamam. Oysa ki hem faydasız hem de aşırı bir tepki. Şimdilerde benzer şeyler yaşayınca olan oldu deyip boşveriyorum. Dün de öyle yaptım.

Kapı mevzu zor da olsa çözülünce günlerdir yapalım dediğimiz şeyi yapıp Arya ile otelin kuaförüne saçlarımızı cornrow örgü yaptırmaya gittik. Arya o kadar güzel oldu ki... 




Bana da hafiften bir gençlik aşısı oldu gibi :)) 


Dün gecenin eğlence programı Evrim'in dört gözle beklediği karaokeydi :) Evrim, Elvis Presley'den Can't Help Falling in Love With You şarkısını söyledi. Fena değildi :)) Gecenin kazananı ise Ankara'nın Bağları ile herkesi costuran abiydi bence :) Bir de gerçekten çok güzel sesi olan ve Sezen şarkısı söyleyen genç bir arkadaş vardı. 

Cuma geceki Moğol akrobatlardan bahsetmesem olmaz. Acayip yetenekli bir ekipti. Onlar havada uçarken ay aman nasıl uçuyorlar, düşmesinler diye diye izledim :) 




Ayağıyla ok atıp hedefi vurmak?! 


Bir de ikinci kademeye tırmanıp tekrarlamak?!?!? 


Ekibin herbir üyesi acayip yetenekliydi. Tüm ekip 4-5 kez kostüm değiştirip birbirinden güzel farklı kareografiler sundular. 


Yarın son tam günümüz, sonraki gün 12'de otelden ayrılıyoruz. Eskişehir'e Isparta üzerinden gidip Isparta'da 1-2 gün kalmak istiyoruz ama henüz net değil. Bakalım :)


Cuma, Temmuz 12, 2024

Marmaris - #7, #8, #9. Gün

Ayın 10'unda tatil köyüne vardık; otelimiz ilk andan içimize sindi. Gelmeden önce belki 100 farklı otel araştırıp yorumları okudum. Her birinde içime sinmeyen bir şey oldu ama Fortezza için daha yorumları okurken seveceğimizi anlamıştım. Olumsuz yorumların biraz kapris olduğu belliydi. Herkesin kriterleri başka tabi. Bizim için önemli olan aquapark, lezzetli yemekler ve gönül rahatlığı ile kalınacak kadar temiz bir odaydı. 

Tatil köyünün konumu muhteşem, otel tertemiz, çalışanlar yardımsever ve güleryüzlü, yemekler çok çeşitli ve gerçekten lezzetli. Tek olumsuzluk arılar olabilir ama 3 gündür hiçbir arı sokma vakası yaşamadık ya da şahit olmadık. Arılar sadece restaurant bölümünde var. Akşam yemeği saatlerinde dumanla gezip arıları uzaklaştıran görevliler var. Ayrıca çok korkanlar için iç mekanda arısız yemek yeme imkanı da mevcut.

Tatilimizin ilk gününde öğle yemeği yiyip ardından etrafı keşfettik ve biraz yüzüp çoğunlukla dinlendik. İkinci gün Evrim  animasyon ekibinin aktivitelerine, Arya da aquaparka daldı. Ben havuz başında takılıp kâh yüzdüm kâh kitap okudum. Sonra buluşup iskeleden denize daldık ailecek :)  Günler benzer şekilde geçiyor.

Arya ve Evrim aktif, ben pasif tatil yapıyoruz :)) Yüzerek, havuz kenarı şezlongta uyuklayarak, kitap okuyarak ve bol bol yiyip içerek geçiriyorum zamanımı. Tam ihtiyacım olan şeydi bu :) 








 







Bizim için tatilin bu kadar keyifli geçmesindeki önemli etmenlerden biri Arya. Arya'nın bize bağımlı olmayışı, kendi başının çaresine bakması, ihtiyaçları için gerekli kişilerle rahatça  iletişim kurması bizi özgür kılıyor. 

Arya ilk andan itibaren kendi kendine takılıp yüzüyor; yemeklerini kendi alıp keyifle yiyip içiyor. Huysuzluk yapıp bize hiç ekstra iş çıkarmadı. Daha küçük çocukla ya da mızmız bir çocukla tatil kesinlikle zor olurdu. 

Arya, dün güneşten fazla yanınca  bugün tamamen kendi isteği ile odada kaldı. Odaya döndüğümüzde resim çizerken bulduk :) Tabi fırsattan istifade minibardaki kolayı götürmüş olduğu gözümden kaçmadı :))) 



Arya henüz hiç çay ve kahve içmedi. Çok merak ettiği için daha önce kola ve Fanta denemişti. Babaanne ve büyükbabasına gidince arada onlarla gazoz ve hazır limonata içiyor. Dışarıda yemeğe çıktığımızda ayran ya da vişne suyu içer. Tatilde biraz gevşettik kuralları :) 

Kaldığımız tesis bizim gibi çocuklu aileler için bulunmaz bir nimet bence. Havuzlar, aquapark, mini club, yiyecek seçenekleri hepsi gayet tatmin edici. Fiyat/performans açısından da çok başarılı. Kısacası yemekler lezzetli, aquapark eğlenceli, odalar yeni ve temiz, personel çalışkan ve güleryüzlü. Daha ne olsun :) 3 günlük değerlendirmemize göre otel ile ilgili kararımız "Seneye tekrar gelelim" oldu :)

Şimdilik bu kadar. Geri kalan günleri de yazacağım umarım :) 

Büyü Dükkanı

Tam şu an Storytel'de Yeşim Türköz'ün "Büyü Dükkanı" kitabını dinliyorum. Bedelini ödemeyi kabul ettiğiniz takdirde hayatt...