"Sanki bir film karakteri gibi, bir filmin içinden çıkmış gibisiniz."
Geçtiğimiz hafta ek binadan çıkıp ana binaya geçerken arkamdan gelen bir öğretmen arkadaşım sarfetti bu cümleyi. Teşekkür edip kendimi böyle motive ettiğimi söyledim. Sanırım aldığım en güzel iltifatlardan birisiydi :)
O gün tek omzu düşük lacivert çizgili beyaz bir bluz, siyah tafta maxi bir etek ve siyah uzun çizmeler giymiştim okula giderken. Üstüme de yıldızlı siyah bir şal almıştım. Küpelerimi tam hatırlayamıyorum. Kalp şeklinde kiremit rengi kil küpeler takmış olabilirim, emin değilim.
Birkaç yıl önce çok benzer bir iltifat daha almıştım başka bir öğretmen arkadaşımdan. O da "Türk filmlerindeki kadınlar gibi olmuşsunuz. Çok nostaljik, çok hoş" demişti. O gün üzerimde siyah-beyaz kaz ayağı desenli bir kalem etek, siyah bluz ve omuzları karpuz kol gibi hafif kabarık sarı bir hırka vardı. Saçımda da bir fular :) Gerçekten eski Türk filmi karakterleri gibiydim :)
Zaman zaman öğrencilerimden benzer yorumlar alıyorum: "Öğretmenim bugün çizgi film / anime karekterleri gibisiniz" :) Ya pembe tafta eteğimi giyince ya da pembe mus çoraplarımı ve fırfırlı etek/elbise giyip saçımı da iki yanda iki küçük topuz yaptığımda söylüyorlar.
Bu eteği çok seviyorum cidden :)
Eteği bir de püsküllü pembe crop kazak ve krem rengi mus çorap ile hayal edin :))
Minnie Mouse modeli ben :P
Kısacası bazen pek de normal öğretmenler gibi giyinmiyorum sanırım :)) Biraz rutin dışı olmayı seviyorum :) Filmlerden fırlamışçasına, fonda en sevdiğim şarkı çalıyor, ben de bir filmin içinde salınıyormuşum gibi hissetmeyi çok seviyorum.
Bazı sabahlar giyinip evden çıkarken kulaklığımı takıp o günkü ruh halimi yansıtan ya da ruh halimi tamamen değiştirmesini umduğum bir şarkı açıyorum. Okula gidene dek bir filmin/klibin içinde olduğumu hayal ediyorum. Bazen bir tren garında, bazen bir metro istasyonunda çıkışa doğru yürüyüp yeni kararlar alıyor o an oynadığım karakter. Bazen her şeyi arkasında burakıp gidiyor, bazen tüm gücüyle zorlukların karşısına dikilmek için geri gelmiş oluyor. Tüm bunlar okula girip kulaklığı çıkarınca son buluyor tabi ki :))
Hopa küçük bir yer olduğu için giyim tarzım dikkat çekiyor bazen ama bir-iki istisna hariç olumsuz bir tepkiyle karşılaşmadım hiç. Hatta tam tersine başka okullardaki öğretmenler arasında tarzımı benimseyip asimetrik saç kesimime kadar kopyalayanlar oluyor :)
Güzel olmaya çalışmak değil de rutinin dışında olmak mutlu ediyor beni. Alışıldık kurumsal tarzın dışına çıkmak, hayata giysilerle renk katmak iyi geliyor. Kışın gri, siyah, lacivert soğukluğunu beyazlarla pembelerle kırmak; bir şal ya da bir fularla o nostaljik havayı yakalamak, yansıtmak... Düşününce bile iyi geliyor :)
Bir sene Melike'nin Instagram.dan takip ettiği bir astrolog her güne bir renk diye tavsiyeler veriyordu ve biz de tamamen gırgırına ona uyup tüm kadın öğretmenler olarak o renklerde giyindik bir süre. O kadar eğlenmiştik ki :) Düşünsenize kadın, yarının rengi sarı diyor ve biz hepimiz ertesi gün sarı giyiyoruz. Tabi ki gülmekten kopuyorduk; bu yaptığımız küçük bir oyundu bizim için :))
Aradım ama o zamana ait fotoğrafları bulamadım. Onun yerine yine çok sevdiğim birkaç fotoğrafı bırakayım, anlaşmadan tamamen tesadüfen aynı renk / benzer desenler giyip pişti olduğumuz günlerden :)
İkiz gibiyiz :))
Sarı kardeşliği :))
Çiçek bahçesi gibiyiz :))