Canım Ceren'imin son yazısına yorum yazarken fark ettim ki bir konuda pek dertliyim son zamanlarda: İnanç. Evrim ve ben Deistiz; daha önce da yazmıştım bu konuda ama bu aralar sık sık Deist oluşumuzu kızımızdan saklamak ve kendimizi savunmanın bir yolunu bulmak zorunda kalınca tekrar yazma ihtiyacım hasıl oldu.
Her din dersinden sonra "Bunu böyle böyle yapmamız gerekiyormuş. Siz niye böyle yapmıyorsunuz? Bana niye öğretmediniz?" diye soruyor Arya. Bilemiyorum belki de haklı; biz inanmasak da içinde yaşadığı toplumun genelinin inandığı dini daha iyi anlatmalıydık Arya'ya. Nasılsa okulda mecburen öğrenecek diyerek üstüne düşmedik kendi inanmadığımız bir inanç sistemini aktarmamızın gerekip gerekmediğinin.
Okulda Ramazan bayramı ile ilgili sunum hazırlama görevi vermiş öğretmeni. Arya konuyu araştırınca doğal olarak bizim neden oruç tutmadığımızı sordu. İlkokuldayken sınıfında oruç tutan arkadaşları olunca o da tutmak istemişti; yaşın küçük, henüz sana farz değil diyerek açıklamıştık durumu. O zaman siz niye tutmuyorsunuz diye sormamıştı ama bu kez sordu işte. O an "Annecim, sen ödevini yap bitir; sonra konuşuruz bu konuyu" deyip geçiştirdim. Ödevi bitince unuttu soruyu ama biliyorum tekrar gelecek o soru önümüze. Ne desem gidip öğretmenine söyleyecek: "Anne-babamın inanç sistemi farklıymış öğretmenim."...
Yaşadığımız yer o kadar ufak ki... Herkes ama gerçekten herkes birbirini tanıyor. Deist olduğumuz bazı kişilerce duyulduğu an burada yaşayamayız. Daha önce Evrim iş yerinde yaşamıştı problem; "Eğer "Dinsiz" - Müslüman harici her şey dinsiz imansız, Allahsız, tu kaka - olduğunu bilsek en başta seni işe almazdık" denilmişti açık açık. Sınır kapısında ve nispeten izole bir yerde çalıştığı için yayılmadı bu durum ama benim Deist olduğum yayılırsa olabilecekler gözümde canlanıyor: "Ben çocuğumu dinsiz öğretmen okutsun istemiyorum!" diyecek velilere laf anlatmakla uğraşacak gücüm yok. O yüzden deist olduğumuzu kendi kızımızdan bile saklıyoruz.
Gönül isterdi ki tüm inançlara saygılı bir toplumda / dünyada yaşıyor olalım ve bırakalım kızımız kendi seçsin neye inanıp neye inanmayacağını, hangi dine gönül vereceğini. Ama öyle değil maalesef. Bu yüzden Arya'nın bizden duyacaklarını anlayıp kendine saklayabileceği zamana dek konuyu sürekli geçiştirmek zorunda kalacağız. Okulda ne öğreniyorsan, öğretmen ne anlatıyorsa iyi dinle, anla, öğren diyorum Arya'ya. Sonuçta bu da sosyal bilgiler dersi gibi, bilişim dersi gibi bir ders ve öğretmenin anlattıklarından sorumlu. Şimdilik bundan farklı bir çözüm bulamadık ama bakalım zamanla çözeceğiz umarım bu sorunumuzu.
Bugün dilimden düşmeyen şu şarkı ile bitireyim yazıyı:
