Hayaller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayaller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ekim 21, 2025

"Ben"cilim ve bu hiç utanılacak bir şey değil "ben"ce!

Okul çıkışı spora gittim. Zar zor bitirip eve geldim. Latte'nin yüzü şişmiş, üstümü değiştirip duş bile almadan geldiğim gibi Latte'yi alıp zorla sürükleyerek veterinere götürdüm. Latte, veterinerin yerini biliyor, oraya gittiğimizi anlayınca tüm gücüyle ters istikamete gitmeye çalıştı. Neyse zorla gittik veterinere, arı sokmuş muhtemelen diye iğne yaptılar. 

Önce arı sokmuş üstüne de iğne oldu; teselli edeyim diye yeni oyuncak alıp sahile götürdüm Latte kuzu(?!)sunu. Neşesi yerine gelene dek koşturduk oynadık. Hava buz, üşüdüm yoruldum. Eve gelince yarım saat sıcak duşun altında kaldım. 

Şu an sadece Fındıklı'daki Avlu restauranta gitmek; soslu ciğer, Avlu spesiyal ve gavurdağ salatası söyleyip yanına da bi' küçük altın seri açmak istiyorum.

Ama... 

Ama ya işte!

Evrim dershanede, Arya odasında, Latte mutfakta... Evrim eve gelince, saat kaç, ben zaten yorgunum diyecek; Arya gelmek istemeyecek, başka bir ilçeye gideceğimiz için evde yalnız kalması da beni huzursuz edecek; hadi bunu halletsek bu sefer de Latte'nin yürüyüşe çıkarılması gerekecek...

Şeytan diyor, bin arabaya git tek başına! Ama istediğim bu değil. Ben Evrim'le gitmek ve birlikte güzel vakit geçirmek istiyorum. Evrim de seve seve benimle gelsin, o da keyif alsın istiyorum. Eminim, "Bugün olmaz, çok istiyorsan cumartesi gidelim" diyecek. Cumartesi değil, şimdi gitmek istiyorum.

Tüm bencilliğimle tam şu anda gitmek istiyorum!



Cumartesi, Eylül 13, 2025

Misafir

Şu an evde bir misafirimiz var. Adı Latte :)



Latte, Sibirya Kurdu kırması yani yarı-Husky bir dişi :) 



Evrim eve getirince yıkayıp paklamış; 
evdeki ilk gecesini misafir odasında geçirdi Latte kızımız :) 
... 

Latte, geçen kış henüz bebekken sokağımızda görüp aşık olduğumuz bir köpek. Şu an tahminen 8 aylık civarı. Bugün kısırlaştırılacak. Kısırlaştırma sonrası 1 hafta kadar evde kalması gerekiyor. Sonrasını bilemiyorum.

Köpek sahibi olmak Evrim'in çocukluk hayali, Arya da küçüklüğünden beri evcil bir hayvan besleyelim diye yalvarıyor. 

Arya küçükken yavru bir kediyi eve almayı çok istedik ama benim kedi alerjim olduğu için alerji hapı istemeye gittiğim doktor izin vermedi. Alerji hapının geçici durumlarda işe yaradığını, evde kedi beslersek uzun vadede alerjik astım olabileceğimi söyledi. İyi ki de öyle deyip bizi vazgeçirmiş. Daha sonra Hopa'ya taşındığımızda Arya alerjik astım oldu ve biz çok zor zamanlar geçirdik.

Ezelden beri "Hadi kedi olmuyor ama bari köpeği kabul et!" diye baskı yapıyorlar baba-kız. Evde köpek beslemeye karşı çıkışımın birçok sebebi var. Bakımı sorumluluk gerektiren zor bir iş. Yemesi, tuvalet, yürüyüşü, banyosu, tüyleri... Daha da büyük sorun koku mevzusu... 

Evcil hayvan beslenen evlerde bir koku sorunu oluyor maalesef. Kapı açılır açılmaz içeriden sıcak, buram buram bir nem ve hayvan kokusu geliyor burnuma. Başkaları hissetmiyor belki ama benim burnum hassas. Ben çoğu parfümü de koklayamam ve parfüm olan ortamda duramam. Yani iyi ya da kötü fark etmiyor, bazı kokular bana aşırı ağır geliyor.

Yukarıda yazdığım her şeye rağmen Latte, onu gördüğüm ilk an kalbime sızdı. İlk görüşte aşk gibi bir şey :)) O günden itibaren acaba sahiplensek mi diye ciddi ciddi düşünüp durduğum ilk köpek Latte. Bu bir haftalık nekahat süresi bizim için de bir deneme süreci. Evrim ve Arya tüm sorumluluğu alırlarsa ve ben de kokuya bağışıklık kazanabilirsem belki Latte'nin kalıcı yuvası olmayı düşünebiliriz.

Bakalım 🙂



Pazar, Ağustos 10, 2025

Hazırlık

Okulun başlamasına tam 4 hafta var. Öğretmenler 1 Eylül'de başlayacağız; öğrenciler 8 Eylül'de. Ben de bugün biraz okul hazırlığı yapayım dedim :)

Eve taşındığımız günden itibaren mutfak camının önünü çalışma alanım yapma hayali kuruyordum ama araya tatil girince ertelemiştim. Bugün hayalimi gerçekleştirdim 🤗



Sağ taraf mutfak tezgahı, sol tarafımda balkon var :) 
🧿🧿🧿
... 


TLC izleyenler bilir, tüm ev yenileme programlarında "ada mutfak" ve küçük de olsa bir "home office" alanı yapılıyor. Ben de öyle bir alanım olmasını ve mutfakta da ada tezgahın ucunda bar sandalyeleri olmasını çok istiyordum ama mutfak yaptırırken ekstra eklenen her bir cm.in sorun ve para demek olduğunu görünce ada mutfaktan vazgeçtim. Ama hayalleri gerçekleştirmenin başka yolları da bulunabiliyor ufak tefek değişiklikler ile :) Ada mutfak ve bar hayalim devre dışı kalınca ben de cam önüne eklediğim  bir masa ve sandalye ile kendime mini bir "çalışma alanı" oluşturdum. Laptop ve yazıcıyı da yerleştirince bence müthiş oldu :)


Manzaramı da paylaşayım 🧿🧿🧿




"Bu manzarada iş mi yapılır? Olsa olsa hayallere dalınır!" diyen arkadaşlarımı yalancı çıkarmak istemem ama ben azıcık iş yaptım bugün bu masada :D







Yukarıdaki posterleri Canva ile hazırladım. Bir de 7 ve 8.sınıflar için bir çalışma programı hazırladım yine Canva ile. Canva'daki 50. tasarımım olmuş çalışma planı :) Aslında bu sayı günümüz koşullarına göre çok düşük. Yapay zekayla çalışmak artık kaçınılmaz. İstesek de istemesek de yeni nesil ekranlarla nefes alıp veriyor. Onlara ulaşmanın yolu da teknolojiyi etkin kullanmaktan geçiyor. 

...



Hayallerdeki "yarımada mutfak" :) 
Yaptırmaktan vazgeçişimin artı bir sebebi de belim yüzünden bar sandalyelerinde rahat oturamıyor oluşum.

...


İlham kaynağı olabilecek bazı home office köşeleri :)









İlla ki ayrı bir oda olması gerekmiyor. Benimkisi mutfakta, sizinkisi salonda olabilir :)

Sene içinde kendi köşemden bol bol fotoğraf paylaşacağım sanırım :)

...


Yazıyı sıradaki hayalim ile bitireyim :)





Perşembe, Temmuz 31, 2025

Kırka Bir Kala Hayat ve Asalet Hakkında Düşüncelerim #Yaş39

Yarın 1 Ağustos yani benim doğum günüm :) Tastamam 39 oldum :)) Kırk yaşa bir yıl kala aklımdan geçenleri yazmak istiyorum. 

Çocukluğumdan beri zihnimde bir "asalet / asillik" algısı var. Nasıl anlatacağımı tam olarak bilemiyorum ama bazı insanlar daha ilk anda, uzaktan bile bir asalet hissi uyandırıyor bende. Aklımdan anında "Ne kadar asil, ne kadar hoş!" diye geçiyor. Kendimi ise asla öyle göremiyor, asla öyle hissedemiyorum. Gerçi son yıllarda az da olsa aştım bu hissi ve bazı günler kendime karşı daha hoşgörülü oluyorum :) 

Bahsettiğim asaletin öyle soylu bir aileden gelmekle, kraliyet ailesi mensubu ya da paşa/bey/dük çocuğu olmakla hiçbir ilgisi yok. Tamamen bir duruş, bir hâl/tavır, bir aura meselesi benim bahsettiğim. Kelimeler yetersiz kalıyor, örneklerle göstereyim. 












Beğendiğim kadınlara derinlemesine bakınca herbiri kendi alanında başarılı, kendinden emin, öz güvenli, sade ama şık... Hepsi ölçülü, nazik, sıcak ama aynı zamanda biraz çekinip asla saygısızlık yapılamayacak kadar da mesafeli. Yani sadece bir giyim kuşam meselesi değil mevzu. Kendiyle barışık, bir şeyleri başarmış, başarılamayanları sindirmiş, Hayat'a karşı hazırlıklı ve Hayat'ın getirdikleriyle başa çıkarken tarzından ve tavrından ödün vermeyen güçlü bir duruşa sahip olmak ve bunu yansıtabilmek asıl mevzu. Sanırım şu an benim için asil kelimesinin altını dolduran asıl tanımı şuraya yazabilirim: "Ben burdayım" diye bağırmayan, sakin, sessiz ama tüm varlığıyla hissedilen, sade ama bir o kadar etkileyici ve güçlü. Böyle kadınlara hayran oluyorum. Ne giyseler yakıştırıyorum, ne yapsalar bayılıyorum. 

Kendimi öyle göremeyip öyle hissedemeyişimin sebeplerine gelirsek; bence benim hatalarım sakin, soğukkanlı olamamak ve mesafeyi iyi ayarlayamamak. Her şeye paldır küldür atlamak, fevri olmak, ikili ilişkilerde de en azından bir süre - gerekirse gereken kişiye karşı her daim - mesafeli durmak yerine hemen senli-benli olmak... Bunları değiştirebilir miyim? Neden olmasın? 

40 yaşıma doğru ilerlerken daha sakin, daha ölçülü ve biraz mesafeli olmak; her şeye atlayan değil, durup değerlendiren ve sakin tepkiler veren bir yetişkin olmak istiyorum. Giyim kuşam işini de unutmamak gerek tabi :)) Artık daha sade ama daha şık bir tarzım olsun istiyorum. 

Son yıllarda alışveriş yaparken beğendiğim bir şey olunca almadan önce kendime bazı sorular soruyorum:

  1. "Bunu nerede giyeceğim?" 
  2. "Buna benzer başka bir kıyafetim var mı?" 
  3. "Bu parça dolabımda olmadığı için bir sorun yaşıyor muyum?

Özetle beğendiğim şey bir "olmazsa olmaz" mı yoksa anlık bir heves mi anlamaya çalışıyorum ve çoğu zaman ya giyeceğim bir yer olmadığı için ya da çok benzeri bir şeylerim olduğu için almaktan vazgeçiyorum. 

Giyim tarzımı şekillendirme sürecinde dolabımdan birçok giysi ayıkladım ama hâlâ genç kızlığımdan kalma kıyafetler var dolapta. Yeni yaşımda ilk işim bir dolap ayıklama-düzenleme çalışması daha yapmak ve gereksiz giysilerden kurtulmak olsun :) 

Umarım ilerleyen zamanda hedeflerime yönelik gelişmelerden haberdar ederim sizleri de 🤗🙋🏻‍♀️

Dipnot: Az önce aklıma geldi ve hemen yazmak istedim: tam 39 sene önce yine bugünkü gibi perşembeyi cumaya bağlayan gece doğmuşum ben :) Yani 39 yıl sonra tam bu gece yeni bir ben olarak yeniden doğabilirim belki de :) 


Bugünden kutlamak istedim, 
ailecek yemeğe gidiyoruz :) 



💕🧿💕🧿💕

... 



Pazar, Ocak 26, 2025

Evden Bildiriyorum: Evim, güzel evim :)

Sağsalim eve geldim :)

Evrim beni elinde bir gül ve tam da tahmin ettiğim gibi şu sıralar en sevdiğim tatlı olan ekler ile karşıladı.


Yüzümde açan güllerin sebebi 
elimdeki kırmızı gülden çok kucağımdaki Ekleristan paketi olabilir 😅🥰


Bir önceki yazının yorumlarında, Çiçek konusunda şüpheliyim ama kesin tatlı alıp gelir :) yazmıştım. O beni, ben onu tanımışız birlikte geçen 19 yılın sonunda :) Sadece çiçek alıp gelse 2dk sonra "E n'apcam ben bunu şimdi? Keşke tatlı alsaydın" diyeceğimi bildiği için işi garantiye almış :)) 

Sarılıp koklaştıktan sonra ben arka koltukta, sevdiceğim direksiyonda çıktık yola. Yol boyu bıdır bıdır konuştuk, şıp diye geliverdik eve :) Kapıda Arya karşılayıp kucakladı sıkıca ve pır diye yok oldu. Özlemiş ama bir sarılmalık :)) 5 gün de bile büyümüş, güzelleşmiş geldi kuzum gözüme. Kargaya yavrusu kuzgun görünürmüş hesabı :)))

Dün bir kez daha anladım ki bazen mutluluk çok basit ama anlatılamayacak kadar büyük bir zenginlik. Bir masanın etrafında buluşmak, sohbet edip neşeyle yemek yemek, dertleşmek, şakalaşmak, sevgiyle sarılıp sarmalanmak... 

Herkese sevdikleriyle sağlıklı, huzurlu, keyifli zamanlar diliyorum :)

... 

Sağlıkta ve hastalıkta gerek yazarak gerek arayıp sorarak her daim yanımda olduğunu hissettiren tüm blog arkadaşlarıma çooook teşekkür ederim 🥰 İyi ki varsınız 🤗



Cumartesi, Kasım 16, 2024

An'ın tadını çıkarmak...

Dün akşam bir arkadaşımız evlendi. Düğün Trabzon'daydı.




Hepimiz pek neşeliydik tabi ki :) 

... 

Bugünün güzelliğine gelince;



🤗🌺🌌 Beklenen an 🌺🌌🤗

... 

Dün gerçekten çok güzel bir gündü, bugün de Frida ve Van Gogh'a kavuştum :)

Yarın ara tatilin son günü. Bugün halledilmesi gereken okul işlerim ve yapılması gereken ev işleri var. Oysa tek istediğim sevdiğimle sıcacık chai tea latte içip yağmuru izlemek... Bakalım gün henüz bitmedi :)

Perşembe, Kasım 14, 2024

Kısacık da olsa gitmek...

Gittim. Döndüm.

Bugün kısacık bir doğa gezisi yaptık sonunda. Sonbaharın renklerini ucundan yakaladık.


Gittiğimiz mekanın adı "Odun Ateşinde Çay"
Odun sopasında patates, kestane, çay yapıyorlar.







Uçmaya hazır binlerce kelebek misali
🍁🦋🧡🍁🧡🦋🍁🦋🧡



Sonbaharın renkleri sarıp sarmaladı içimizi dışımızı 🧡

...


Dün ailecek Cem Karaca'nın filmini izledik; bugün de yolda Cem Karaca şarkıları dinledik. Meraklısına şuraya bir link ve bir de şarkı bırakayım. 



Pazartesi, Kasım 11, 2024

Başka Dünyalar

Bu yıl kendime doğum günü hediyesi olarak bir gömlek aldım ama gömlek bir türlü elime ulaşmadı. Firma, çok yoğun olduklarını, kargoların sırada beklediğini, en kısa sürede ulaştırmaya çalışacaklarını söyleyip durdu. Gömleği çok beğendiğim için Temmuz'dan beri bekliyordum ama artık vazgeçtim ve az önce ücret iadesi talep ettim. Gömleği neden bu kadar sevdiğimi anlatmak yerine göstereyim.



Gömleği görür görmez bayıldım ama Hayat...
Frida Cahlo ve Van Gogh'un bir bankta oturup konuşması fikri beni benden aldı. O kadar güzel ki! 
Bambaşka iki dünyanın çarpışması!


Gömleğin asla gelmeyeceğini kabullenince başka çareler aramaya başladım. Bir şekilde kumaşa bastırsam ve  gömleği diktirsem diye düşünürken karşıma fotoğraf hali çıktı görselin. Ben de kısa yoldan baskılı bir sweatshirt yaptırdım. Gömlek gibi olmaz biliyorum ama yine de bu fikri bir şekilde üstümde taşımak istiyorum :)



Hayat'ın verdiği ekşi limonu sıkıp tatlı yapacağım bu kez :)

Perşembe, Kasım 07, 2024

Akıp giden günler...

Ne yazacağımı bilmiyorum.

Günler akıp gidiyor, ben de günlerle birlikte akıp gidiyorum. 

Çırpınmıyorum bile. Arada yorulup ağlıyorum ama o da pek uzun sürmüyor artık eskisi gibi. 

Hayat nereye, ben oraya...

Şimdi Pazartesi... Şimdi Cuma... Arası yok asla.

Yılın bitmesine sadece 8 hafta kalmış.

Haftaya ara tatil. Yollara düşme hayallerim ama Evrim'i ikna edecek gücüm var mı emin değilim.

...

Hayat akıp giderken farkındalığımı kaybetmemeye çalıştığım zamanlardan biri kitap okuduğum anlar. Okuduğum kitaplar iyi geliyor. Şu an Berthold Gunster'ın Flip Thinking kitabını okuyorum. Bazı kitapları İngilizce okumak ayrı bir keyif veriyor. 

Yazımı dün geceden bir fotoğraf ile bitirmek istiyorum. Arya ile kim daha çok okuyacak yarışı yaptık ve tabi ki Arya beni engellemek için elinden geleni hatta bacağından geleni ardına koymadı :))



Üsttekiyle alttaki aynı çocuk (?!) 

Pazar, Haziran 09, 2024

Plansızlık

An itibari ile hâlâ yaz tatilimizi planlayamadık :( Sadece Temmuz başında yola çıkacağımız, 2 gece Samsun'da, 2-3 gün de Eskişehir'de kalacağımız konusunda fikir birliğine vardık. Gerisi meçhul :( Antalya mı Marmaris mi? Hangi otel? Kaç gece? Geri dönüş güzergahımız nasıl? Hiçbirinin cevabı yok.

Otel araştırmaktan ve kötü yorumları okudukça vazgeçmekten yoruldum. Olumsuz yorumların çoğu birbirinin aynı: "Yabancı turist değilseniz bu otele asla gitmeyin. Yerli turistin değeri yok bu otelde.", "Yemekler lezzetsiz, kırmız et asla yok. İçecekler kalitesiz ve yetersiz., "Otel çok kalabalık ve tüm tatil sıra beklemekle geçiyor."... 

Update: Yukarıdakileri yazmıştım ki anlık bir karar ile bir otel seçip 10-16 Temmuz tarihlerine Marmaris'e rezervasyon yaptırdım. Bir değişiklik olmazsa 4-5 Temmuz Samsun, 6-7-8 Temmuz Eskişehir, 9 Temmuz Marmaris'te oluruz.10-16 Temmuz otel, 16 Temmuz sonrası 1-2 gün küçük bir pansiyonda kalıp Marmaris'i gezeriz; sonrasında Antalya Lara'ya geçip 2 gece de orda kalır, kardeşimi görürüz diye planlıyorum. Sonrası dönüş yolu.

Normalde otel seçerken 2 temel kriterimiz var: 1) Yemekler 2) Yatak üstü havludan kuğu :)) Eğer fotolarda yatak üstü havlu kuğu ve gül yaprakları varsa o otelden uzak durulmalı. Tecrübeyle sabit :) Yemekler için de yorumları okuyoruz mutlaka. Bu yıl bu iki kriterimize bir de aquapark ekledik Arya'ya önceden söz verdiğimiz için. Epeydir otel araştırıyorum ama istediğimiz kriterlere ve bütçemize uyan, içimize sinen bir otel bulamadım bir türlü. Tam işte bu dediğim yerin yorumlarını okuyunca tüm hayallerimiz yıkılıyor. Kötü yorum olmayan otellerin fiyatıysa çok uçuk. Az önce rezervasyon yaptırdığım otelin yorumlarında arılardan ve tatlıların sıradanlığından şikayet edilmiş. Tatlılar beni çok üzmez; Evrim de her türlü yer zaten, çok incelemez konu tatlı olunca :)) Bunun dışında aile tatiline uygun oluşu, aquaparkının fotoğrafları, Türk turistlerin olumlu yorum bırakmış olmaları ve fiyatının bütçemiz sınırlarında oluşu karar vermemi sağladı. Tabi ki arada olumsuz yorumlar da var ama az ve bizim temel kriterlerimizin dışındaki mevzularda. Kısacası şu dakikadan sonrası şans işi :)


Şimdilik bu kadar tatil bahsi yeter :) 
...

Yarın okulda yetenek paylaşım saati var; Salı günü takas saati ve bilgi yarışması; Çarşamba günü öğrencilerle birlikte kahvaltı - piknik saati; Perşembe oyun günü; Cuma malum, karne günü :) 

Heyecanlı ve eğlenceli bir hafta bizi bekliyor :)

Fırsat buldukça yazıp anlatırım umarım.

Pazar, Nisan 21, 2024

Son Günler

Salı günü yine Trabzon'daydık. HPV ve Smear sonuçlarım negatif yani temiz çıkmış. Bu güzel haber :) Ama - olmasa şaşarım - yaralar var; doktor kolposkopi ile biyopsi yapmak istedi. Kaşüstü'nden Numune kampüsüne geçtik. Kolposkopi yapıldı. 5 ayrı yara varmış üçünden parça alındı ama yeterli olmayabilirmiş. Sonuç 1 ay sonra belli olacak. İşlem detaylarını anlatmak bir yana komple silmek istiyorum hafızamdan. O kadar acı vericiydi ki düşmanım bile yaşamasın. Bu mevzuyu 1 aylığına rafa kaldırıyorum.

...

Sonunda Hopa'ya bahar geldi. Hava 26-29 derece ve günlük güneşlik. Tabi ki ben havalara uçuyorum. Uzun süredir baharı bekleyince eve sığamaz oldum :) Tüm boş zamanlarımda sahile indim. Evde olduklarında Evrim'i ve Arya'yı da ikna ettim, her fırsatta güneşin ve güzel havanın tadını çıkardık. Çarşamba günü deniz sezonunu açtım. Su soğuktu ama bir kez dalınca alışıyor insan :D Mühim olan güneşin, sudan çıkınca üşümeyecek kadar ısıtması. Denizden çıkınca güneşlenmek ve dergi okumak çok keyifliydi. Bugün de Arya ile komşumuzun dağ yolundaki evine, yeşilliklerin arasında meyve toplamaya gittik.



Şiiri üst tabakanın tekelinden çıkarıp halka indiren Garip akımının öncülerinden 
Orhan Veli, 110 yaşında!


Deniz sezonu tarafımca resmen açılmıştır :D


Erguvan yok ama baharın hatırına mor salkım paylaşıyorum Canım Ceren'im <3



Pazar günü ailecek kahvaltı edince değmeyin keyfimize :))






Arya da mor salkımlardan nasibini aldı tabi :)

...

Pazartesi akşamı çevrimiçi, Perşembe öğleden sonra ve Cuma tam gün yüz yüze Erasmus+ proje eğitimindeydim. Eğitim veren kişi alanında bilgili, eğitim vermeye uygun, tam donanımlı genç bir İngilizce öğretmeniydi. Eğitim benim için inanılmaz keyifli ve verimliydi. Online kısımda ve yarım günlük kısımda teorik olarak öğrendiklerimizi son gün gruplar halinde proje yazarak uygulamalı olarak pekiştirdik. 

Benim geçen sene bir başvuru denemem olmuştu ama yazım aşamasında deneyimsizlikten tıkanıp kalmış ve projeyi bitirememiştim. Eğitimde anladığım üzere o fikrin proje olabilmesi için epeyce yolu varmış. Ama vazgeçmek yok tabi :) Şimdi okulumuzda sayısı giderek artan özel gereksinimli öğrencilerin destek eğitimiyle ilgili bir proje yazmak istiyorum. Hatta eğitimde projenin taslağını yazdım bile diyebiliriz :) Tabi ki eksikler var ama halledilmeyecek şeyler değil. Bir daha ki proje döneminde okulda olursam bu proje ile başvurmayı düşünüyorum. Okulda değil de BİLSEM'de olursam bu kez benzer bir projeyi üstün yetenekli öğrencilere uyarlayıp oradan başvuru yapabilirim.

...

İkigai kitabından biraz daha bahsetmeden duramayacağım :D Kitap bitmesin diye yavaş yavaş okuyorum. Hatta bitmesin diye araya 3 dergi alıp okudum :) Kitabın büyük vaatleri ya da büyük bir edebi iddiası yok. Aksine çok basit, sade bir dille bildiğimiz şeylerden bahsediyor. Ama okumak ve üzerine düşünmek o kadar iyi geldi ki bana. İngiltere'deki arkadaşımla paylaşınca o da hemen okumaya başladı. Şimdi her gün birbirimize ikigai anlarımızı anlatıp birbirimizle paylaşarak ikiye katlıyoruz hayattan aldığımız keyifleri :) Ben  bu haftaki ikigai anlarımın çoğunu yukarıda paylaştım. Geçen yazıda belirlediğim birçok alanda harekete geçtim ve tam da düşündüğüm gibi çok iyi geldi ve tüm hafta mutlu mutlu gezindim etrafta. Her daim böyle olmayabilir ama olan zamanlar o kadar keyifli ki diğer anları görmezden gelecek gücü verebilir :)

Yazıyı sevdiğim, keyif aldığım anlardan biri ile bitireyim. Yalnız olduğum anlar dışında sevdiğim anların başında Arya ve Evrim ile geçirdiğim zamanlar var tabi ki. Her akşam Arya ile anime - bu ara "Deamon Slayer" ve "TheGrimm Variations" - izliyoruz. Bazen anime sonrası birlikte kitap okuma saati yapıyoruz.


Fotoğraf, dün geceden :)
Arya, Şermin Yaşar'ın "Dedemin Bakkalı" kitabını, ben de İkigai'yi okuyorum :)


Momentos'un bu haftaki Pazar müziği aklımdan çıkmıyor. 
Mutlaka Türkçe ya da yabancı bir popüler şarkı var bu melodi ile yazılmış, söylenmiş. 
Çok tanıdık, çok bildiğim bir melodi. 
Dilimin ucunda ama bir türlü çıkmıyor. Bir dinleyin lütfen, belki bilen çıkar aranızdan.

Büyü Dükkanı

Tam şu an Storytel'de Yeşim Türköz'ün "Büyü Dükkanı" kitabını dinliyorum. Bedelini ödemeyi kabul ettiğiniz takdirde hayatt...