Çocuklu Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuklu Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Ağustos 10, 2026

Sitede yaşam ve bahçe temizliği

1,5 yıldır, birbirine bağlı 5 apartmandan oluşan bir sitede yaşıyoruz. Sitenin ortasında bir bahçe var. Çocuklar bahçede oturuyor l, top oynuyor, bisiklet/scooter sürüyor. Buraya kadar her şey iyi, hoş ama maalesef her yer çöp, tüm duvarlar karalama ve leke içinde. 

Çocuklara yediklerinizin çöplerini yerlere atmayın diyoruz ama cevap hep aynı: "Ben yemedim. Ben atmadım." Site görevlisi bir haftalık tatile çıkınca sorun iyice büyüdü. 

Sitenin kadınlar WhatsApp grubunda, bugün saat 5'te çocuklarla bahçede olup tüm bahçeyi temizleyelim, böylece çocuklar hatalarını anlar, bir daha çöp atmazlar dedim. Tabi ki herkes gelmedi. Sadece 5 anne ve bir avuç çocuk vardı.

Önce bisikletlerin kilitli olduğu demirleri boşalttık, demiri kaldırıp altını temizledik. Hurda bisikletleri kenarı ayırıp düzgün olanları kilit demirine geri dizdik. Tüm bahçedeki çöpleri topladık. Oyun parkının yanında beton bir masa var, tam ortası delik. Masanın içini ağzına dek çöple tıka basa doldurmuşlar. Temizledim ama iğrençti. 



Buranın önceki hâli çöplük/hurdalık gibiydi. 
Bu haliyle epey iyi oldu. 


Burdakilerden 1-2 tanesinin sahibi çıktı, diğerlerini çöpün yanına bıraktık.


Masanın içine çöp tıksırmak nedir hiç anlayamadım! 


Bazılarının çocuğu sütten çıkma ak kaşık,  benimki yapmaz, benimki atmaz, benimki öyle şeyler bilmez... Benimki değil, seninki değil. Eee kimin çocuğu yapıyor acaba? Sorun ailelerden kaynaklanıyor maalesef. Çünkü eğitim ailede başlar. Herkes çocuğuna öğretecek, takip edecek, uyaracak. Benimki yapmaz demekle olmuyor. 

Asıl etrafa çöp atan çocuklar bugün bahçeye inmedi büyük ihtimalle. Çünkü aileleri duyarsız. Çocuğunu aşağıya indiren aile zaten duyarlıdır, çocuğunu uyarır, takip eder. İndirmeyen de işte o "benim çocuğum yapmaz"cılar... 

Neyse... Bahçe şu an tertemiz oldu ama ne kadar böyle kalır bilemiyorum. 

Keşke sihirli bir değnek olsa da farkındalık kazandirabilsek insanlara... 






Pazar, Ağustos 09, 2026

Külkedisi Arya...

Arya'nın ufaklığından beri her pazar mısır patlatırız. Arya yine mısır patlatmak isteyince artık kendin yapabilirsin0, kaç kez öğrettim diyerek işi Arya'ya bıraktım. Sonuç dibi tutmuş kocaman bir tencere :(

Tencereyi kurtarabilecek miyiz bilmiyorum ama Arya paçasını bu işten zor kurtaracak. Kazadır olur diye düşüneceksiniz ama kaza değil sorumsuzluk. 

Arya'ya, başında bekle, patlamaya başlayınca tencereyi salla demistim ama Arya başında bekleyip tencereyi sallamamış. Koku ve duman gelene dek durumu anlamamış bile. O dakkadan sonra da iş işten geçmiş zaten. Ilk müdahaleyi Evrim yaptı: tencereye bulaşık tableti ve sıcak su koyup kenara aldı.

Arya'yla defalarca kez mısır patlattık, adım adım anlatıp öğrettim her defasında. Arya 13 yaşında, ben 12 yaşımdayken annem hamile kalınca evin tüm yükü üstüme kalmıştı. Bir anda yemek, temizlik, bulaşık çamaşır...Üstelik öyle bulaşık makinesi, tam otomatik çamaşır makinesi falan yoktu evimizde. Her şeyi ben yapıyordum. 13 olduğumda ise hem okuyor, hem de annem hastanede yattığı için okuldan sonra gece üç buçuklara kadar kardeşime bakıyordum.

Arya, benim gibi olsun, olmalı demiyorum ama bir mısırı da tencereyi yakmadan patlatabilmeli. Yapamıyor oluşu benim suçum belki de. Bu yüzden artık bir şeylerin değişmesi gerekiyor. 

Bugün tüm işleri Arya'ya yaptırdım. Her işte yanında durdum ve tek tek yönerge verdim. Önce Dolaptaki et ve kıymayı porsiyonlayıp buzluğa kaldırdı. Tavukları soslayıp marine olmaları için dolaba koydu. Semizotlarını bir tur yıkayıp suya yatırdı. Sonra çamaşırları renklerine göre ayırıp makineye attı, koltuklara örtülerini serdi.

Az önce semizotlarını kurutup salata yaptı. Salata için şeftali ve soğan doğradı, limon sıkıp sos hazırladı. Salata işi bitince ısınması için fırını çalıştırıp makinedeki çamaşırları çıkarmaya geçti. Yıkanmış çamaşırları kurutmaya atıp kirlileri makineye yerleştirdi. Uygun deterjan ve uygun programı bulup çalıştırdı. Mutfağa dönüp sosta bekleyen tavukları fırına sürdü. 

Fırındaki tavukların bir tarafı bitene dek külkedisinin Arya'nın 25dk molası var sonra tavukları çevirip üstü kızarana dek pişirmeye devam edecek. Tüm bunları yaparken sinirden çatlamak üzere ama gıkını çıkarmıyor çünkü hatalı olduğunun farkında.

Ben yukarıdakileri yazarken 25dk bitti, fırının alarmı çaldı. Arya'yı odasından çağırdım, tavukları çevirip tekrar fırına sürdü. Alarmı tekrar kurup gitti. Bugün yemek komple Arya'nın elinden olacak. 

Arya hâlihazırda salata, mercimek çorbası, makarna ve sahanda yumurta yapabiliyor. Ama daha fazlasını da yapabilecek yaşta ve kapasitede. Doğru düzgün soyacak bile kullanamayan bir nesil yetişmesine seyirci kalmak istemiyorum. 13 yaş artık çocuk değil, genç bir birey olmanın ilk yılı. Nasıl öğrenirlerse öyle devam edecekler.

Tabi ki her gün her şeyi Arya yapacak değil dediğim şey. Derdim, ne yapılacağını, nasıl yapılacağını bilsin ve ihtiyaç halinde zorlanmadan yapabilsin. Bugün bir kez daha gördüm ki biri yanında durup tek tek söyleyince yapıyor ama amacım kendi başına yapabilir hâle gelmesi.


Patlıcan salatası hariç her şey Arya elinden :) 
🧿🧿🧿 


Adım adım ilerlemekte fayda var. Bugünlük ilk adımı başarıyla tamamladık. Devamı gelecek :) 

Salı, Temmuz 21, 2026

Rutin iyiymiş gerçekten!

Sonunda eve dönebildik!

Toplam 8 durak içeren ve 18 gün süren uzun bir tatil(?!) sonrası dün akşam 8'de evimize ulaştık. Tatilin otel kısmı bile yorucu gelebilir mi insana? Sanırım yaşlanmak böyle bir şey.

Tatil yerimize varana dek 3 farklı şehirde birer gece konakladık. Otel tatili çıkışında da yine 3 farklı şehirde kalarak döndük evimize. Uzun süreli konaklamalarımız şöyleydi: Marmaris'te 1 hafta (6-12 Tem.), Manisa'da 4 gün (12-16 Tem.) ve Eskişehir'de 3 gün (16-19 Tem).

Tatil fotolarımızı şöyle bırakayım :) 








Odalarımız girişte upgrade edildi ve özel havuzlu deluxe odalarda kaldık :) 
Tabi ki bu fırsatı bulmuşken gece de yüzdük :D


Evrim'in her defasında nereye bakıyorduk şaşkınlığı :)) 






Balkondan manzaramız 😍 



Şu karşıdaki minik ağacın gölgesindeki şezlongda kitap okumak çok keyifliydi :) 
... 

Tatilin yorucu kısımları yollarda geçen süre ve Manisa konaklamamızdı. Manisa'da Kağan'ın (kardeşim:) evini elimizden geldiğince iyileştirip güzelleştirmeye çalıştık. Epey de iyi iş çıkardık :) Gururlu ve mutluyum :))) 


Tatil boyunca ve özellikle de Kağan'ın doğum gününde birlikte olmak çok güzeldi :) 
... 


Eskişehir'de biraz dinlendik ki dönüş yolumuz için çok iyi oldu. Dayımız ve yengemiz sağ olsunlar bizi el üstünde tuttular. Dayım, Arya'yı çok istediği, Sazova Bilim Kültür Sanat parkına gotürüp tüm gün gezdirdi; Evrim çok istediği sinemasına gitti; ben de her yıl hevesle beklediğim tahinli dondurmaya kavuştum :))






Arya eve gelince anlata anlata bitiremedi :) 



Tahinli dondurma mutluluğum :)) 


Eskişehir çoooook güzel bir şehir. Deniz de olsa tadından yenmez :)) Son akşam Evrim'ler sinemadayken kendimi sokağa attım. Haller'e giderken çektiğim fotoları da buraya bırakayım :)








Sanat sokakta! 

... 

Eve varmadan son yemek molamız Akasya Altı Balık Restorant'ta verdik. Yemekler lezzetli, mekan şahane, garsonumuz çok efendi ve candandı. 


Yüzümüzden akan tatil yorgunluğu :))) 


Sanırsın Bodrum sokaklarındayım :D

... 


Eve vardığımız andaki mutluluğumuzu anlatamam :)) Hepimiz evimizi ve rutinimiz delice özlediğimizi fark ettik. Artık arabalı uzun yol seyahatleri yapamayacağımıza karar verdik. Hepimiz için fazlasıyla yorucu oluyor. Bundan sonra tatiller uçakla :) 

Yazıyı "Evim, evim; güzel evim!" diyerek bitireyim :)


Salı, Haziran 30, 2026

Tatilin ilk Salı'sı :))

Tatil güzel geçiyor :)


40 yaş mayo modasının nabzını tutuyorum :))) 


Yenilince on kantar surat asan ergenusla oyun keyfi (?!) 


Yemek sonrası yürüyüşe çıkarken :) 

... 




Salı, Ekim 21, 2025

"Ben"cilim ve bu hiç utanılacak bir şey değil "ben"ce!

Okul çıkışı spora gittim. Zar zor bitirip eve geldim. Latte'nin yüzü şişmiş, üstümü değiştirip duş bile almadan geldiğim gibi Latte'yi alıp zorla sürükleyerek veterinere götürdüm. Latte, veterinerin yerini biliyor, oraya gittiğimizi anlayınca tüm gücüyle ters istikamete gitmeye çalıştı. Neyse zorla gittik veterinere, arı sokmuş muhtemelen diye iğne yaptılar. 

Önce arı sokmuş üstüne de iğne oldu; teselli edeyim diye yeni oyuncak alıp sahile götürdüm Latte kuzu(?!)sunu. Neşesi yerine gelene dek koşturduk oynadık. Hava buz, üşüdüm yoruldum. Eve gelince yarım saat sıcak duşun altında kaldım. 

Şu an sadece Fındıklı'daki Avlu restauranta gitmek; soslu ciğer, Avlu spesiyal ve gavurdağ salatası söyleyip yanına da bi' küçük altın seri açmak istiyorum.

Ama... 

Ama ya işte!

Evrim dershanede, Arya odasında, Latte mutfakta... Evrim eve gelince, saat kaç, ben zaten yorgunum diyecek; Arya gelmek istemeyecek, başka bir ilçeye gideceğimiz için evde yalnız kalması da beni huzursuz edecek; hadi bunu halletsek bu sefer de Latte'nin yürüyüşe çıkarılması gerekecek...

Şeytan diyor, bin arabaya git tek başına! Ama istediğim bu değil. Ben Evrim'le gitmek ve birlikte güzel vakit geçirmek istiyorum. Evrim de seve seve benimle gelsin, o da keyif alsın istiyorum. Eminim, "Bugün olmaz, çok istiyorsan cumartesi gidelim" diyecek. Cumartesi değil, şimdi gitmek istiyorum.

Tüm bencilliğimle tam şu anda gitmek istiyorum!



Pazar, Eylül 14, 2025

Hayatın Amacı

Herkes kendine en az bir kez sormuştur sanırım: "Ben burda ne yapıyorum? Ne için yaşıyorum? Amacım ne?

Benim cevabım basit: Mutlu olmak!

Kastettiğim şey öyle 7/24 süren sonsuz mutluluk değil; mümkün oldukça çok mutlu an'a sahip olmak, mutlu olduğum anların diğer anlardan fazla olması :) Yaşam amacım bu!

Dünyayı değiştirmek, iz bırakmak, büyük(?) insan olmak gibi amaçlarım yok. Mikro hayatımda sevdiğim insanları mutlu edebilirsem, onlara faydam dokunursa ben de mutlu oluyorum. Ötesi için enerjimi harcamaya gönüllü değilim. Hem zaten herkes kapısının önünü süpürse dünya tertemiz olmaz mı? Yani demem o ki, herkes mikro hayatında kendinin ve yakın çevresinin mutluluğu için yaşasa - tabi ki başkalarının sınırlarını ve haklarını ihlâl etmeden - dünya çok daha mutlu bir yer olmaz mı?

Bence insanı en çok mutsuz eden şey o büyük büyük hayatın anlamı ve yaşam amacı arayışları, bulamayışlar, buldum sanıp varamayışlar, varınca sil baştan boşlukta hissedişler... Oysa hayatın anlamına ya da yaşam amacına odaklanmak yerine; içinde olduğumuz hayata, ufak mutluluklara, sağlığımıza, sevdiklerimize, yapmaktan keyif aldığımız mini minnacık şeylere odaklanıp her an'a kıymet vererek mutlu olmak çok daha kolay. 

Şimdi içinden "N'apalım? Her daim kolaya mı kaçalım? Zor olanı seçip daha büyük şeyler başarmayalım mı?" diyenler olacak. Bu tabi ki bir tercih meselesi. Ben şahsen zor olanı seçip büyük şeyler başarmak istemiyorum. Yukarıda da yazdığım gibi ben sadece mutlu hissettiğim anlar mümkün oldukça çok olsun istiyorum :) 

Zamanımın %80'inde zorlanıp %20'sinde mutlu olmak yerine hedefim %80 mutluluk, %10 stabil, %10 (hatta mümkünse daha az :) mutsuzluk gibi bir oran yakalamak :)) Ama tabi isteyen kendini istediği kadar zorlayıp hayatın anlamını arayabilir, kendine büyük bir yaşam amacı seçebilir ve o yolda ilerleyebilir. Dedim ya benimkisi tamamen kişisel bir tercih :) 

Ben mutlu olduğum yerde, popüler tabirle "konfor alanımda" kalmak istiyorum. Gayet rahat ve huzurluyken durduk yere konfor alanımdan çıkıp kendimi zorlamam gerektiği konusunda ikna olabileceğimi pek sanmıyorum :)) 

Kırka bir kala ne istediğimi, nelerden hoşlandığımı, neyle mutlu olduğumu biliyorum ve bunun için Hayat'a müteşekkirim. 

Okulda öğrencilere ulaşabilmek, bir şeyler öğretebilmek, evde kızıma rehberlik ve yol arkadaşlığı edebilmek, eşimle bir şeyler izlemek, yürüyüşe, yolculuğa çıkmak, yüzmek, kitap okumak, sevdiğim yemekleri yemek, yeni yerler görmek... Her biri içimi mutlulukla ve huzurla dolduran şeyler :) 

Bugünün mutluluk anlarından bazılarını şuracığa bırakayım :) 🧿🧿🧿



🧿🧿🧿
 

🧿🧿🧿


🧿🧿🧿


🧿🧿🧿


Bir avuç renk cümbüşü, bir avuç mutluluk :) 

Instagram'da takip ettiğim, ata tohumu kullanımını yaygınlaştırmaya çalışan hesap sahibinin paylaştığı bu fotoğraf Arya'yla yüzümüzü gülümsetip bizi mutlu etti :) 

... 



Cumartesi, Eylül 13, 2025

Misafir

Şu an evde bir misafirimiz var. Adı Latte :)



Latte, Sibirya Kurdu kırması yani yarı-Husky bir dişi :) 



Evrim eve getirince yıkayıp paklamış; 
evdeki ilk gecesini misafir odasında geçirdi Latte kızımız :) 
... 

Latte, geçen kış henüz bebekken sokağımızda görüp aşık olduğumuz bir köpek. Şu an tahminen 8 aylık civarı. Bugün kısırlaştırılacak. Kısırlaştırma sonrası 1 hafta kadar evde kalması gerekiyor. Sonrasını bilemiyorum.

Köpek sahibi olmak Evrim'in çocukluk hayali, Arya da küçüklüğünden beri evcil bir hayvan besleyelim diye yalvarıyor. 

Arya küçükken yavru bir kediyi eve almayı çok istedik ama benim kedi alerjim olduğu için alerji hapı istemeye gittiğim doktor izin vermedi. Alerji hapının geçici durumlarda işe yaradığını, evde kedi beslersek uzun vadede alerjik astım olabileceğimi söyledi. İyi ki de öyle deyip bizi vazgeçirmiş. Daha sonra Hopa'ya taşındığımızda Arya alerjik astım oldu ve biz çok zor zamanlar geçirdik.

Ezelden beri "Hadi kedi olmuyor ama bari köpeği kabul et!" diye baskı yapıyorlar baba-kız. Evde köpek beslemeye karşı çıkışımın birçok sebebi var. Bakımı sorumluluk gerektiren zor bir iş. Yemesi, tuvalet, yürüyüşü, banyosu, tüyleri... Daha da büyük sorun koku mevzusu... 

Evcil hayvan beslenen evlerde bir koku sorunu oluyor maalesef. Kapı açılır açılmaz içeriden sıcak, buram buram bir nem ve hayvan kokusu geliyor burnuma. Başkaları hissetmiyor belki ama benim burnum hassas. Ben çoğu parfümü de koklayamam ve parfüm olan ortamda duramam. Yani iyi ya da kötü fark etmiyor, bazı kokular bana aşırı ağır geliyor.

Yukarıda yazdığım her şeye rağmen Latte, onu gördüğüm ilk an kalbime sızdı. İlk görüşte aşk gibi bir şey :)) O günden itibaren acaba sahiplensek mi diye ciddi ciddi düşünüp durduğum ilk köpek Latte. Bu bir haftalık nekahat süresi bizim için de bir deneme süreci. Evrim ve Arya tüm sorumluluğu alırlarsa ve ben de kokuya bağışıklık kazanabilirsem belki Latte'nin kalıcı yuvası olmayı düşünebiliriz.

Bakalım 🙂



Cumartesi, Ağustos 30, 2025

Arya ve Sihirli Değnek



Fotoğraf geçen yıldan :) 

... 

Bir iki saat önce Arya gelip beraber kitap okuyalım mı deyince sevinerek kabul ettim tabi ki :) Arya yeterince okuduğuna karar verince kitabını kapattı. Ben de fırsattan istifade ona şu soruyu sordum:

- Sihirli bir değneğin olsa neleri değiştirirdin? Evde, hayatında ve dünyada olmak üzere söyleyebilir misin?

- Evde şu ışıkları (salondaki sarı ışığı kastediyor); hayatımda okulumun binasını (daha geniş bir bahçe, kapalı spor salonu, resim atölyesi, bilişim sınıfı, zeka oyunları odası gibi şeyler istiyormuş) değiştirmek isterdim. Dünyada ise kız çocuklarının istismarını durdurmak isterdim.

Cevapları beni hem mutlu etti hem de hüzünlendirdi. Salondaki ışık halledilir; okuldaki son 2 senesi, umarım sonrasında imkanları çok daha iyi olan bir okulu olur. Bunlar dışında bir derdi, sorunu olmamasına çok sevindim ama iş kız çocuklarının istismarını durdurmak mevzusuna gelince kendimi çok çaresiz hissettim. 

12 yaşında bir kız çocuğunun dünyada değiştirmek istediği şeyin kız çocuklarının istismarı olması... Kahredici! İstismara uğrayan çocukları koruyamayan, korumayan sisteme karşı, elinde sihirli değnekle karşı koymaya çalışan 12 yaşındaki cesur bir kız çocuğundan daha aciz olmak içimi acıttı.

Keşke hepimizin elinde bir sihirli değnek olsa da cesaretimizi toplayıp birlik olup yapılması gerekeni yapabilsek...



Pazar, Ocak 26, 2025

Evden Bildiriyorum: Evim, güzel evim :)

Sağsalim eve geldim :)

Evrim beni elinde bir gül ve tam da tahmin ettiğim gibi şu sıralar en sevdiğim tatlı olan ekler ile karşıladı.


Yüzümde açan güllerin sebebi 
elimdeki kırmızı gülden çok kucağımdaki Ekleristan paketi olabilir 😅🥰


Bir önceki yazının yorumlarında, Çiçek konusunda şüpheliyim ama kesin tatlı alıp gelir :) yazmıştım. O beni, ben onu tanımışız birlikte geçen 19 yılın sonunda :) Sadece çiçek alıp gelse 2dk sonra "E n'apcam ben bunu şimdi? Keşke tatlı alsaydın" diyeceğimi bildiği için işi garantiye almış :)) 

Sarılıp koklaştıktan sonra ben arka koltukta, sevdiceğim direksiyonda çıktık yola. Yol boyu bıdır bıdır konuştuk, şıp diye geliverdik eve :) Kapıda Arya karşılayıp kucakladı sıkıca ve pır diye yok oldu. Özlemiş ama bir sarılmalık :)) 5 gün de bile büyümüş, güzelleşmiş geldi kuzum gözüme. Kargaya yavrusu kuzgun görünürmüş hesabı :)))

Dün bir kez daha anladım ki bazen mutluluk çok basit ama anlatılamayacak kadar büyük bir zenginlik. Bir masanın etrafında buluşmak, sohbet edip neşeyle yemek yemek, dertleşmek, şakalaşmak, sevgiyle sarılıp sarmalanmak... 

Herkese sevdikleriyle sağlıklı, huzurlu, keyifli zamanlar diliyorum :)

... 

Sağlıkta ve hastalıkta gerek yazarak gerek arayıp sorarak her daim yanımda olduğunu hissettiren tüm blog arkadaşlarıma çooook teşekkür ederim 🥰 İyi ki varsınız 🤗



Pazar, Kasım 17, 2024

Tatil biterken...

Ara tatilin son dakikaları... Sabah yine öğretmen olarak uyanacağım ve daha ne olduğunu anlamadan 2.sınavlar derken ardından da sömestr tatili gelecek.

Tatili verimli kullandım. Yarım kalmış okul işlerimi hallettim; sonbaharın renklerini ucundan yakaladım; arkadaşımın düğününe gittim; ev işlerini kolayladım; Arya'ya 3 günlük çorba, bize de  2 akşamlık yemek hazırladım. Son olarak www.busuu.com üzerinden İspanyolca çalışmaya başladım ve ilk gün için baya iyi ilerleme kaydettim :) Bir sonraki adım Almanca'da ilerlemek :)


Coco'yu hâlâ izlemediyseniz mutlaka izleyin!



Çarşamba, Ekim 23, 2024

Son günler...


Her akşam önce oyun sonra kitap okuma saati yapıyoruz Arya ile :)


Sanırım evvelsi gün çıkmıştı bu muhteşem gökkuşağı :) 



Günlerdir Uno oynuyorduk, bugün değişiklik olsun diyerek kızma birader oynadık. Dün gece Uno'da 5-2 yemiştim; bu gece kızma biraderde 2-0 yendim :D Arya, yenilen pehlivan güreşe doymaz hesabı bir tur daha oynamak istedi ama kitap okuma saatimiz geldiği için kurtardım paçamı :))

Yandan hadi sen de okusana deyip duruyor Arya Hanım :))

Görüşmek üzere... 

Büyü Dükkanı

Tam şu an Storytel'de Yeşim Türköz'ün "Büyü Dükkanı" kitabını dinliyorum. Bedelini ödemeyi kabul ettiğiniz takdirde hayatt...