Cumartesi, Ağustos 22, 2026
Level atlıyorum sanırım :)))
Pazar, Haziran 21, 2026
Büyümek insanın başına iş açıyor!
Perşembe, Kasım 21, 2024
Sakin Kalabilmek
Bugün arkadaşım "Peki nasıl o kadar sakin ve soğukkanlı olabildin? Ben o haline şaşırdım" deyince düşündüm. O kadar sakin kalabilmemin sebebi son zamanlardaki dingin ruh halimdi sanırım. Son birkaç günü an'a odaklanarak geçirdiğim ve kendimi mutlu hissettiğim için evi su basması çok da büyük bir problem gibi görünmedi gözüme. Hatta problem değil sadece mevcut bir durum olarak değerlendirdim. Başka zaman olsa "Lanet olsun! Her şey de beni buluyor! Evrenin benle ne derdi var? Niye bizim başımıza böyle şeyler geliyor?..." diye isyan ederdim. Ama şimdi yazarken bile öyle yapmanın çok saçma olduğunu fark ediyorum :))) Bu bakış açımda, bu yıl okuduğum bazı kitapların etkisi çok büyük.
Yukarıdaki görselde bu yıl okuduğum kitaplar var. Ikigai, an'a odaklanmayı; Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı, neyi takıp neyi takmayacağımıza mantıklı şekilde karar vermeyi; Kadın Beyni - Erkek Beyni, davranış farklılıklarımızın sebeplerini; şu anda okuduğum Flip Thinking ise problem diye nitelendirdiğimiz bir çok şeyin aslında sadece mevcut durumu anlatan basit birer gerçeklik olduğunu anlatıyor. Hepsi bir araya gelince insanın hayata bakışı tamamen değişiyor desem yeridir.
Pazar, Nisan 23, 2023
Öğrenmenin yaşı yok...
Neler öğreniyor insan şu hayatta!
Mesela ben geçen hafta ilk kez taze bakla pişirdim ve öğrendim ki baklaları yıkarken içine limon suyu ve bir kaşık un atmak gerekiyormuş kararmaması için. Limon tahmin edilebilir ama un şaşırttı beni.
Bir süredir "göze batma"mayı, "görmezden gelinebilir" olmayı öğrenmeye çalışıyorum. Benim için biraz zor çünkü normalin bi' tık üstünde uzunum (1.78) ve her zaman yüksek sesle konuşuyorum. Sadece yüksek sesle konuşsam iyi bir de tanıdığım herkesle paldır küldür konuşuyorum maalesef. Her daim ordan oraya koşuşturan ve konuşan bir kadınım. Hâl böyle olunca görünmez olmak için epeyce çaba gerekiyor.
Önce konuşmayı, daha doğrusu etrafımdaki her mevzuya atlamayı bırakmakla başladım değişmeye. Artık düşünüp çok gerekliyse konuşuyorum. Kimin için gerekliyse o konuşup halletsin. Sonra ordan oraya koşuşturmayı, işim olmadığı halde sağa sola bakıp bir şeyleri organize etmeyi bıraktım. Kimin işiyse o düşünsün.
Birebir bana hitaben konuşan olmadıkça, birebir benim sorumluluğumda bir iş olmadıkça ya da şahsen fikrim sorulmadıkça, benden yardım istenilmedikçe hiçbir konuşmaya ya da işe müdahil olmuyorum bir süredir.
Gün içinde yüksek sesle konuştuğumu fark ettiğimde durup sesimi kontrol etmeye çalışıyorum. İstemsizce göze batmama sebep olacak kıyafetler yerine daha pastel tonlarda ve mümkünse ton sür ton giyinmeye çalışıyorum. Midi ve maxi etekler giderek daha çok hoşuma gidiyor. Kıvırcık kabarık saçlarımı eskiye nazaran daha çok topluyorum.
Görmezden gelinebilir olmaya çalışırken sadeleşmeyi öğreniyorum aslında. Zırt pırt çıkan pop up reklamlar gibi herkesin gözüne batmaya hiç gerek yok. "Herkes beni görsün/duysun/sevsin" der gibi tam ortada gökkuşağı gibi gezinmenin anlamı yok.
Ben sadeleştikçe hayat kolaylaşıyor. Üstüme vazife olmayan işlere/mevzulara müdahil olup gereksiz yere stres olmuyorum. Misal her yıl okul yemeği düzenleme işi bana kalıyordu çünkü ben illa ki soruyordum iftar yapmıyor muyuz bu yıl diye. Ondan sonra uğraş dur günü herkese uysun, mekanı için hemfikir olunsun, yer ayrılsın, son dakika gelen gelmeyen, mekana verdiğim sayının tutup tutmaması... Yemekler geldi mi, herkes memnun mu?... Gece bitene dek stres küpü oluyordum. Bu yıl hiç açmadım mevzuyu. Ramazan'ın son haftası başka bir öğretmen sorup kimseden olumlu cevap alamayınca iftar planı yapılmadı. Ne kaybettim? Hiçbir şey. Ne kazandım? Stressiz bol huzurlu günler :)
Organizasyon mevzusu sadece iftar yemeği ile sınırlı değil tabi. Normal zamanda da öğretmenler hadi buluşalım bir şeyler yapalım deyince ortak gün ve mekan belirlenene kadar uğraşmak bana kalıyordu. Belirlenen gün 5 kişiye uysa 3 kişiye uymaz, değiştirsen uyan bozulur, değiştirmesen uymayan... Biri piknik der, biri hazır olsun biz uğraşmayalım... Bu yıl hiiiiiiç girmiyorum o topa :))) Siz ayarlayın ben gelirim deyip çekiliyorum :))
Önceden mantıksız bulduğum her şeye ucu bana dokunmasa bile muhalefet olurdum. Ama tam tersi olduğunda kimse benim için aynısını yapmıyor. Artık ben de kulağımı tıkayıp geçiyorum. Herkesin ağzı dili var, bi zahmet kendileri için konuşuversinler.
Geri dönüp okuyunca sanki sitemkâr bir yazıymış gibi olduğunu fark ettim ama aslında öyle değil. "Beni küstürdüler de böyle oldum" yazısı değil bu :) Tam tersine "Büyüdüm, doğrusunu öğrendim." yazısı :) Daha önce yazdığım şu yazımın devamı diyebiliriz.
Bayram bitmeden tebriğimi de yazayım:
Herkese mutlu bayramlar!
Büyü Dükkanı
Tam şu an Storytel'de Yeşim Türköz'ün "Büyü Dükkanı" kitabını dinliyorum. Bedelini ödemeyi kabul ettiğiniz takdirde hayatt...
-
Yazmayalı 1 aydan fazla olmuş. Bu sürede çok şey değişti. Aynı anda hem antidepresan kullanmaya hem de haftalık psikoterapi almaya başladım....
-
Dün gece eşimle "Tanrı kim, nerede? Merhametli mi, tam aksine sadist mi? Bizi izliyor mu yoksa umurunda bile değil miyiz?" gibi so...
-
Uzuuuun süren hatta bir türlü bitmek bilmeyen kıştan sonra güneşli, sıcak, çok güzel bir hafta sonuydu. Canım kocam denize girmedi ama yine ...



