Eğlence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğlence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ağustos 11, 2024

İçimizdeki Canavar

Bu canavar kötü değil :) 

Haftasonu aile aktivitesi olsun diye puzzle yapalım dedik, içimizden puzzle canavarı çıktı; 1000 parçalı puzzle.ı bir günde bitirdik nerdeyse :)





3 parça çok zordu: Sol üst Love kelimesinin o ve e harflerinin ortası, sağ kenar orta bölüm tekerleğin bir parçası. Onları bulunca ara verdik :)

Yıllar önce Evrim'le Magna Carta haritasının puzzle.nı yapmayı denemiştik. Ben 10 parça bile bulamadan sıkılmış ve bırakmıştım. Kocaman ve sadece 2 renk olan puzzle.ı Evrim tek başına bitirmişti. Bu kez hepimiz birlikte yaptık ve çok eğlendik :) 



Bugün bitti puzzlemız :) En zor kısmı tam ortasıydı; Evrim tamamladı. Arya son parçayı saklamış, en son getirip taktı :D

Puzzle.ı Arya'nın odasına asacağız :) Aynı kutuda bir puzzle daha var. Yukarıdakini yapıştırıp çerçeveletince ikinci puzzle.a başlarız :) 

Cuma, Aralık 24, 2021

Ortaya Karışık

Biraz ondan biraz bundan yazayım bakalım :)

Bugün Artvin için kar tatili. Dün başlayan yoğun kar yağışının bu sabah 9'a kadar süreceği ön görüldüğü için dün akşam tatil ilan edildi ama sabah güneşli ve karsız bir güne uyandık Hopa'da. Karsız kar tatili :)) Şahsen hiç şikayetçi değilim, kimsenin de olacağını sanmıyorum :))


Kar tatilini fırsat bilip Arya ile oyunlara daldık. Dün Şok markette çok güzel kutu oyunlar görünce dayanamayıp evde olmayan 3 oyunu aldım: Ben Kimim?, Kelime Oyunu (Scrabble) ve Kızma Birader. Gerçi kızma birader vardı ama değişik ve baya uzun süren bir versiyonu vardı bizde. Başlayınca bitmek bilmediği için Evrim de ben de oynamak istemiyorduk. Dün aldığım basit hemen bitecek cinsten :)) Dün kelime oyununu oynamıştık, bugün de "Ben Kimim?" oynadık Arya ile. Kızma Birader'i yarına saklıyorum ki Evrim bu işkenceden pardon eğlenceden mahrum kalmasın :))) 



Bu arada dün akşam yaklaşık 2 yıl - belki de 3 emin değilim :D - sonra ilk kez sinemaya gittik. Örümcek Adam'ı izledik. Süper kahraman filmi sevenler için güzeldi, biz beğendik :) 


Cuma, Mart 26, 2010

Dön Dön Durma Dön Dünya Döndür Başımı / Senin Aklın Karışmış Topla Başını

Dünya durma kan kusturma 
Dünya durma can susturma 
Dersin buysa aldım korkma 
Derdin buysa eğlen vurma 
Haydi dünya maşallah döndür başımı 

Bu aralar Candan Erçetin'le yatıp Candan Erçetin'le kalkıyorum. Bu şarkıya bayılıyorum. Özellikle son kısmı çok seviyorum: "Senin aklın karışmış topla başını". Dünyayla kafa buluyor gibi :D Tabi bir de "Bahar" var. 

Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum 
Yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar 
Ayrıca bunun seninle ne ilgisi var 
Tabi ki ben böyle olduğum için bahar 
Çünkü sana değdiğinden beri ellerim 
Bütün kış dallarında tomurcuklar var 


Dinledikçe keyifleniyorum:) Bir şarkı daha var ki bu 3 şarkıyı arka arka dinleyince acayip iyi geliyor bana:D

Pazartesi, Mart 22, 2010

Blog Önerisi


Blog dünyasına iyice ısındım sanırım. Düzenli olarak takip ettiğim bir dolu blog var ama sürekli yeni bloglar ve bloggerlar da keşfediyorum. Bugün son keşiflerimden bahsetmek istiyorum.

Kediler ve Kitaplar yeni keşfettiğim bloglardan ilki. Blogun izleyici kitlesi epey kalabalık. Sanırım ben geç farkedenlerdenim. Blog "kitap", "oyun", "film", "dizi" ve "liste" olmak üzere 5 ana kategori üzerine yazılardan oluşuyor. Blogun iki yazarı var: Umut ve Çavlan.

Blog yazıları eğlenceli bir dille yazılıyor. Lost bölümlerinden oyun incelemelerine kadar birçok yazı var. Kısacası okuması zevkli bir blog.

Bahsetmek istediğim diğer bir blog ise Mor Koyun.

"Misafir, kahveni al, kendini evinde say, bunu saymam yine gel... Derdini yaz, icini dok, postala bana: morkoyuna@gmail.com"


Blog bizi böyle samimiyetle misafirliğe davet ediyor ve ben bu misafirlikten hiç sıkılacağımı sanmıyorum:)

Bu blog blog yazarının çizimlerini, yemek denemelerini ve değişik projelerini barındırıyor. Tarifler de projeler de güzel görünüyor. hem lezzetli hem göze hitap ediyor yani:)

Şimdilik bu kadar. Yeni bloglar bulukça yazmaya çalışırım.


Çarşamba, Aralık 16, 2009

Laf Atma Kültürü(?!)

1-2 yıl önce Evrim'le taksim-kadıköy dolmuşuna binmiştik, kadıköy'de inmeye çalışan bir kız şoföre sesini duyuramayıp ineceği durağı geçtikten sonra duran şoföre sinirle:

"evine götürseydin bari" diye çıkışmıştı.

dolmuş şoförü aynadan kızı şöyle bir süzdü sonra da yüzünü buruşturup bombayı patlattı:

"beğensem götürürdüm belki!"

aklıma geldikçe gülüyorum:)

ilginç diyalogların yaşandığı durumlardan biri de laf atma anları.

gerçi Türklerde pek öyle güzel laf atma jargonu yok. genelde abuk sabuk cinsel göndermeler söz konusu.

en ilginçleri kalçalara atılan laflar galiba.

"bunca senedir yoğurt yerim, ben böyle kase görmedim."
"kalça değil kazan be hey maşallah."
"annesi az daha uğraşsa jennifer lopez olacakmış."


yurtdışında laf atma olayı nasıl acaba? Hürriyet gazetesinde yazdığına göre Finlandiya’da sessiz bir gecede yakışıklı bir Finli “Topuk sesleriniz beni tahrik ediyor” diye laf atmış bir Türk kızına.

türkiye'de öyle yaratıcı ya da iç gıcıklayıcı laflar pek yok. genelde atılan laflar yiyeni delirtecek türden. ama iş laf atana bakıyor aslında. bir kız bir erkeğe laf atıyorsa ne dediği önemli bile değil erkek her şekilde havaya girer.

ortaokul yıllarında dayımla çok iyi anlaşırdık; arkadaş gibi birlikte gezer tozardık. inatla dayımın koluna girip gezerdim, dayım da şakayla karışık kısmetimi kapatma derdi. hoş sanki kızların çok umrunda.

her çıktığımızda dayım en az 2-3 kızdan laf yerdi: en klasiği de "okyanus gibi gözlerin var içinde boğulabilirim." lafıydı sanırım. ben de dayanamayıp "okyanusa gerek yok bi kaşık su da yeter" derdim bunaldığım zaman.

klasik kazma türk erkeği jargonu pek de hoş değil. genelde uzun boylulara atılan laflar en can sıkıcı olanlar sanırım.

"o sütünlara temel olayım." (uzun bacakları kastediyor)
"yukarda havalar nasıl güzelim"


bugüne kadar yediğim lafların içinde ilginç olanlardan biri de İspanyolca'ydı. beyazıt'ta Derya'yla yürürken atılan "buenas chicas" (güzel kızlar) lafı beni epey şaşırtmıştı.

şu erkekler brz yaratıcı olsa da şöyle ilginç, duyanı gülümseten -rahatsız etmeyen- laflar duysak.

var mı sizi gülümseten öyle laf atmalar?

Pazartesi, Nisan 06, 2009

Ruya's Status: "Ruya Kara is looking for a good job"

Gece hastalanıp güne hasta olarak başlamış biri olarak şu an fiziksel olarak oldukça iyiyim. Ama ruhsal olarak pek öyle değil. Öğleden beri iş arıyorum. Bir sürü yere online başvuru yaptım. Defalarca CV doldurdum. Tesadüf bu ya bloguma göz atayım dediğimde karşıma Tunç Kılınç'ın yazısı çıktı. O linkten o linke geçerken de epey eğlendim. Özellikle de şu yaratıcı CV fikirleri ve örneklerine bayıldım. Bence herkesin göz atmasında fayda var.

Şimdi kendim için yaratıcı cv hazırlama yolları düşünüyorum. Başvuracağım ilana özel cv.ler hazırlamayı hedefliyorum. Mesela bankaya başvururken kişisel bilgiler kredi kartı şeklindeki kalıplara yazılabilir ya da banka broşürlerine benzer bir düzende hazırlanabilir. Tabi benim epeyce profesyonel yardıma ihtiyacım olacağı kesin:(

İşsizlik ve işe alınmama korusu insanı gerçekten yaratıcı yapabiliyor demek ki. Şu anda aklıma bir sürü değişik fikir geliyor. Bazıları komik ama bazıları da işe yarayabilir. Bakalım şu okul bitse de tam zamanlı iş arayabilsem.

Büyü Dükkanı

Tam şu an Storytel'de Yeşim Türköz'ün "Büyü Dükkanı" kitabını dinliyorum. Bedelini ödemeyi kabul ettiğiniz takdirde hayatt...