Cuma, Aralık 31, 2021

Yeni Yıl (mı?)

Nedense bu gece yeni bir yıla girecek gibi hissetmiyorum ama âdet yerini bulsun yeni yıl yazısını es geçmeyelim :) 

Fotolarla başlayayım :)


Biz bu akşam yemeğimizi arada sırada gittiğimiz bir cafede yedik; dönüşte de tatlı alıp eve geldik. Az sonra kendime sıcak şarap hazırlayacağım (Evrim gece 11'de işe gideceği için içemiyor). Sıcak şarabımı alıp kitabımı okuyarak girmeyi planlıyorum yeni yıla. Tüm yıl öyle huzurlu ve keyifli geçer umarım.

Gitmeden sizi Cupid'le, Santa'nın 12 ren geyiğinden biri, tanıştırayım :)


Şu arkamda duran geyikimsi ağaç kabuğu öylesine mutlu etti ki beni :)


Peki nereden çıktı bu Cupid? Bugün okuldan sonra Evrim'le sahilde yürüdük. Yolda birden önüme bir ağaç kabuğu çıktı. Ama öyle sıradan bir ağaç kabuğu değil, evrenden bana yeni yıl hediyesi! 

Herkese sevdikleriyle mutlu yıllar diliyorum. 

Umarım kendi değerimizi bilip kendimizi sarıp sarmalamayı başaracağımız bir yıl olur.

Perşembe, Aralık 30, 2021

Beni Bu Kızıl Gün Batımları Mahvetti*


Öyle güzel gün batımları görüyorum ki son 5 yıldır... Orhan Veli'nin şiiri geliyor her defasında aklıma ama ben biraz değiştiriyorum o şiiri karşı konulmaz bir arzuyla ve hiç haddim olmayarak. 

KIZIL GÜN BATIMLARI*

Beni bu kızıl gün batımları mahvetti, 

Böyle kızıl bi' gün batımında çıktım yoldan. 

Tütüne böyle kızıl bi' gün batımında alıştım. 

Kızıl bi' gün batımında aşık oldum. 

Evde yemek yapmayı

Kızıl gün batımlarını izlerken unuttum;

Şiir yazma hastalığım 

Böyle kızıl gün batımlarında nüksetti;

Beni bu kızıl gün batımları mahvetti. 


*Şiirin aslını aşağıda paylaşayım ve bu vesile ile sevgili Orhan Veli'yi yad etmiş olayım.


GÜZEL HAVALAR

Beni bu güzel havalar mahvetti,

Böyle havada istifa ettim

Evkaftaki memuriyetimden.

Tütüne böyle havada alıştım,

Böyle havada aşık oldum;

Eve ekmekle tuz götürmeyi

Böyle havalarda unuttum;

Şiir yazma hastalığım

Hep böyle havalarda nüksetti;

Beni bu güzel havalar mahvetti.

Orhan Veli KANIK


...

Yarın yılın son günü! Hiçbir hazırlık yapmadım :) Ne pişirsem diye düşünmedim bile! İlla ki yeriz bir şeyler :D Bugünden bir kareyle bitireyim bu yazımı da :)


Öğretmen olmak
👩🏻‍🏫❤️🤗


Salı, Aralık 28, 2021

Ağaç Ev Sohbetleri #123

Bu haftanın konusu Deep'ten geldi:

"Yeni yıla girmekle ilgili düşünceleriniz, duygularınız nelerdir? Heyecan duyuyor musunuz? Beklentileriniz var mı? Eskiden girdiğiniz yeni yıllarla ilgili, yeni yıl gecesi ile ilgili anılarınız var mı? Hazırlık yapacak mısınız? Yoksa herhangi bir gece mi sizin için? Yani bu konularda istediğinizi yazabilirsiniz? Herhangi bir soruya cevap verebilirsiniz. Aklıma gelmeyen konu da olabilir."

Bu sene hiç yeni yıl havasında değilim ama kaçmak ne mümkün! Nereye dönsem yeni yıl :))) Hiç heyecanım yok. Zaten normalde de benim için yıl Ocak'ta değil Eylül'de seminerler ile başlıyor ve Haziran'da okul kapanışı ile bitiyor.

Ocak ayının bizim için özel olmasının yeni yılın başlangıcı olması dışında bir sebebi var: Biz Evrim'le 2005'i 2006'ya bağlayan gece tanıştık. Yani her yıl tanışma yıldönmümüzü kutlamış oluyoruz. Bu yıl 16 yılı devirmiş olcaz :) Ama dedim ya hiç hevesim yok o geceye dair. Zaten Evrim 23.15'te işe gidecek. Hâl böyle olunca ekipce plan yapmışlar erken kutladık yeni yılı. Pazar gecesi 15-16 kişi beraber yemeğe gittik; şarkılar, türküler, rakı, meze...





Kutlama kısmı da aradan çıktığına göre önümüze bakalım diyeceğim ama ben bitti desem de evren demiyor; her gün önüme bir yeni yıl kararı atıyor sanki. 

İlk mesaj şöyleydi, aldım kabul ettim. 


(Benden bu kadar demeyi öğren, delirme, takma sadece yeter, bitti, bu kadar demeyi öğren. Ne pahasına olursa olsun huzurunu koru.)


Bugün öğle yemeğinde öğretmen evinde karnabahar çıkacak diye bekliyorduk okuldaki kızlarla ama yerine mercimek çorbası ve tavuk döner çıktı. Hayaller karnabahar, gerçekler mercimek çorbası! Hevesimiz kursağımızda kaldı. Akşam eve gelince kendim yaptım karnabaharı ve o an evrenden geldi mesaj:


Yeni yılda ulaşılabilir hayallere odaklan! 
Mesela kızarmış karnabahar gibi 😅


Aşağıdaki şarkı da yemek hazırlarken çıktı bir anda. Onu da aldım :) 


Sezen Aksu - Belki de Aşk Lazım Değildir 

Cumartesi, Aralık 25, 2021

Arkadaşlar İyidir

Bugün muhteşem başlayan günüm bir anda çatırdayarak bir iç sıkıntısına döndü ama tam o anda sevgili Momentos durduk yere sanki sıkıntımı hissetmiş gibi bir video paylaştı benimle. Öyle iyi geldi ki, öylesine ihtiyacım olan bir anda geldi ki ne desem az. Çok teşekkürler Momentoscum ❤️ Videoyu sizlerle de paylaşmak istedim. 


Videoyu ekledim ama Blogger izin vermiyor. Yaş sınırı varmış :( Link olarak bırakayım:

https://youtu.be/1L3ahAgXE_M 

Youtube'ta bahsettiğim videonun  1. ve 2. bölümü de var, mini dizi yapmışlar. Ben onları da izledikten sonra videodan videoya atlayarak bir sürü video izledim. Birkaç tanesini buraya bırakayım:



Bu hafta hep uzaklardaki arkadaşlarım güldürdü yüzümü. Üniversite arkadaşım Volkan İngiltere'den ve biricik Handan da İstanbul'dan bana lartpostal yolladılar. Canım Ceren'imin kartpostalı da yolda, geliyor. Bu akşam da Momentoscum, yetişti imdada. Kısacası "Arkadaşlar İyidir" sözünün hakkını sonuna dek verdiler. 

Blog arkadaşlarımı o kadar çok seviyorum ki anlatamam. Sözler kifayetsiz, mesafeler bahane, dostluk şahane ❤️

Bu arada bugün bisikletimle ilk turumu attım. Onu da şuraya bırakayım ki kişisel tarihim adına kayıt altına almış olayım.





Cuma, Aralık 24, 2021

Aynı anda...

... hem mutluluktan uçabilir hem de acıdan ölebilir mi insan?

Evet!

Bazı filmler çok acıklı... 



Ortaya Karışık

Biraz ondan biraz bundan yazayım bakalım :)

Bugün Artvin için kar tatili. Dün başlayan yoğun kar yağışının bu sabah 9'a kadar süreceği ön görüldüğü için dün akşam tatil ilan edildi ama sabah güneşli ve karsız bir güne uyandık Hopa'da. Karsız kar tatili :)) Şahsen hiç şikayetçi değilim, kimsenin de olacağını sanmıyorum :))


Kar tatilini fırsat bilip Arya ile oyunlara daldık. Dün Şok markette çok güzel kutu oyunlar görünce dayanamayıp evde olmayan 3 oyunu aldım: Ben Kimim?, Kelime Oyunu (Scrabble) ve Kızma Birader. Gerçi kızma birader vardı ama değişik ve baya uzun süren bir versiyonu vardı bizde. Başlayınca bitmek bilmediği için Evrim de ben de oynamak istemiyorduk. Dün aldığım basit hemen bitecek cinsten :)) Dün kelime oyununu oynamıştık, bugün de "Ben Kimim?" oynadık Arya ile. Kızma Birader'i yarına saklıyorum ki Evrim bu işkenceden pardon eğlenceden mahrum kalmasın :))) 



Bu arada dün akşam yaklaşık 2 yıl - belki de 3 emin değilim :D - sonra ilk kez sinemaya gittik. Örümcek Adam'ı izledik. Süper kahraman filmi sevenler için güzeldi, biz beğendik :) 


Salı, Aralık 21, 2021

Ağaç Ev Sohbetleri #122



Bu haftanın konusu Deep'ten gelmiş:

“Size, ailenize, akrabalarınıza özel davranışlar, sözler, espriler, aktiviteler var mı? Aile içi gelenekleşmiş hareketler?”

Ben çok küçük bir çocukken annemle babam kavga edip ayrılınca onlar barışana dek büyükannem ve Osman dedemin evinde yaşardık. Aslında annemin teyzesi ve eniştesiydiler ama anneannem işçi olarak Almanya'ya gidince annemi ve dayımı onlar büyütmüşler. Osman dedem her gün evden çıkarken içeri seslenir: "Makbule, ben çıkıyorum. Akşama bir şey lazım mı?" diye sorardı. Akşam yemeklerini hep beraber yer, büyükanneme eline sağlık derdik. Osman dedem de eline sağlık derdi ama her akşam illa ki bir kusur bulurdu yemeğe: "Tuzunu biraz fazla koymuşsunuz Makbule", "Salçası sanki az olmuş Makbule", "Sulu olmuş Makbule", "Kuru olmuş Makbule"... Her akşam acaba bu kez ne diyecek Osman dedem diye bekler ve gülerdik. Büyükannem arada sitem eder: "Bir kere de her şeyi tam olmuş Makbule, deyiversen ya Osman" derdi. Yıllar sonra o atışmaları hatırlayınca bunun, onların arasındaki tatlı bir sevgi atışması olduğunu fark etmiştim. Ama dedem o kadar ciddi yapardı ki o tek cümlelik eleştirisini, o zamanlar asla anlamazdım aslında büyükanneme takılıyor olduğunu :)

Bizim evde şakalaşmalar genelde isimlerimize bağlı ironi üzerine kurulu. Mesela benim adım Rüya Kara (kızlık soyadım) ama tüm ailede lakabım "Kara Kabus" :D Annem arada "Kabus gibi çöktün oğlumun hayatına" diyor :))) Öz babam beni bebekliğimden beri "Kara yılanım" diye seviyor. Babamın sülaledeki lakabı "Deli Mustafa" ki bence sonuna dek hak ediyor. Ailecek bir garibiz :)))

Evrim'in ismi üzerinden yaptığımız esprileri çeşitlendirmek daha kolay :D 

- O kadar rahat, o kadar yavaş ki insanlık onu beklerken "Evrim" geçirebilir.

- Adı Evrim ama daha süreci tamamlanmamış galiba :)))

- Sen "Evrim" sürecini tam anlayamadın galiba, yarıda bırakmamak lazım :)))

- İsminin hakkını veriyorsun cidden!

Tabi ki bu cümlelerin hepsi aramızda yaptığımız espriler, gülüp geçtiğimiz şeyler :)

Benim Evrim'e en çok yaptığım espri:

- Aaaa aşkım alnına ne olmuş?

- He Rüya, he Rüya...

Evrim'le 4-5 aydır çıkıyorduk ve parkta pikniğe gitmiştik. Evrim dizime yattı ve ben de elimi yüzünde gezdirirken birden bastım çığlığı: "Aşkım alnına ne oldu senin böyle? Bir yere mi çarptın? Niye söylemedin?" Evrim bana uzun uzun baktı: "Rüya, ciddi değilsin di mi? Benim alnım böyle, çıkık. Normal halim bu yani!" dedi. Vallahi ciddiydim :))))) Alnının o kadar çıkık ve kemikli olduğunu daha önce fark etmemiştim :))))) 16 yıl geçti ama ben her defasında çok gülüyorum :)))) Hatta şu an yazarken de baya baya güldüm :))))


Evrim'in alnı da böyle :)


"Evrim" süreci

Arya için de benzer espri anlayışımızı sürdürüyoruz. Babaannesi, Arya'yı prensesim benim diye seviyor; ben "Sonuçta Xena da prenses" diyorum :))


Savaşçı Prenses, Xena

Aaaa neredeyse en çok güldüğümüz mevzuyu unutuyordum. Annemin dışarıda yemek yemekle ilgili bir takıntısı var. Nereye gitsek "tost" yemek istiyor, ilk iş "Tost var mı?" diye soruyor. Ya da dışarıda karnımız acıksa direk "Tost yiyelim" diyor. Tabi ki Evrim'le ben bu fırsatı hiç kaçırmıyoruz. Annem ne zaman bir şey anlatsa ve "Babanla dışarı çıktık" dese ya da bir şey anlatırken "Sonra karnımız acıktı, biz de..." dese "Tost yediniz di mi?" diye atlıyoruz kadının lafının ortasına ve basıyoruz kahkahayı :)))) Yıllar önce bir defasında o kadar sinirlendi ki baya kavga çıktı evde, annem ağzına geleni saydı döktü. Ama bu bizi durdurdu mu? Tabi ki hayır :))) Yine her fırsatta yapıyoruz ve delice gülüyoruz Evrim'le :D

Yazmaya ilk başladığımda aklıma pek bir şey gelmemişti ama yazdıkça açılıyorum sanki  :P

Son olarak aklıma gelen bize özgü bir şey de Yaz ve Kış sorusu. Büyükannemin anlattığı bir masal vardı: Yaz ile Kış'ın masalı. Masalın bir yerinde 2 farklı yaşlı kadına farklı zamanlarda aynı soru soruluyor: "Yaz'ı mı seversin, Kış'ı mı? İyi kalpli ve fakir olan kadın, "Yaz'ı da severim, Kış'ı da" derken; zengin ama kötü kalpli kadın, "Yaz'ı da sevmem, Kış'ı da sevmem. Biri yakar, bir dondurur. İkisinin de canı cehenneme!" diyor. Ben de zaman zaman bu soruyu kullanıyorum insanları tanımak için. Çok zararsız gibi duran ama bakış açımızı ve sevme kapasitemizi gösteren bir soru aslında. 

Bu haftanın sorusunu düşününce aklıma gelenler böyleydi. Ben yazarken çok keyif aldım, umarım siz de okurken alırsınız :)

Büyü Dükkanı

Tam şu an Storytel'de Yeşim Türköz'ün "Büyü Dükkanı" kitabını dinliyorum. Bedelini ödemeyi kabul ettiğiniz takdirde hayatt...