Oldum olası dil ile ilgili her şeyi çok severim. Öğrencilik yıllarımda Türkçe ve edebiyat derslerine bayılırdım. Bu sevgim öğrendiğim her yeni dille daha da arttı. Diller, kuralları, sanatları, değişik kullanımları beni adeta mest ediyor. Türkçede kullanılan edebi sanatları ne kadar seviyorsam İngilizcedekileri de o kadar seviyorum diyebilirim. Sevgili Momentos blogunda tevriye sanatından bahsedince benim de aklıma İngilizcedeki "pun"lar geldi hemen. Pun yaparken ya birden fazla anlamı olan kelimeler kullanılıyor ya da yazılışı farklı ama telaffuzu birbirine çok yakın kelimeler kasıtlı olarak bir diğerinin yerine kullanılıyor. Biraz Türkçe'deki soğuk esprilere benziyor :))) Türkçe örnek vermem gerekirse mantığı aşağı yukarı şu tip esprilere yakın:
- En inatçı peynir hangisidir?
- Keçi peyniri
- Bir problem, bir probleme ne demiş?
- Benim problemim daha zor demiş.
Aşağıya sevdiğim birkaç İngilizce pun örneği yazayım :) Baştan uyarayım İngilizce ile içli dışlı olmayanlar için anlamsız gelebilir, olanlar için bile bazıları epey cheesy pun (dandik espri).
Umarım linç edilmem :)))))
I still miss my ex but I'm getting better and better at aiming.
(miss: özlemek / ıskalamak - aiming: nişan almak)
What’s the difference between a hippo and a zippo? One is really heavy and the other is a little lighter!
Why is six scared of seven? Because seven eight nine!
(6 neden 7'den korkar. Çünkü yedi dokuzu yemiş. Türkçe'de nasıl 7 = "yedi" kelime olarak "bir şeyi yedi" ile benziyorsa İngilizcede de 8 = eight --> ate ses benzerliği var :)
What did the sushi say to the bee? Wasabee!
The past, the present, and the future walk into a bar. It was tense!
One lung said to another, “we be-lung together!” (belong together: birbirimize aitiz - lung: ciğer)
What did the father buffalo say to his son when he left for college? - Bison. (Bison--->Bye son)
I want to be cremated as it is my last hope for a smoking hot body.
Ladies, if he can’t appreciate your fruit jokes, you need to let that man-go.