Bazen salaklığa doymaz insan. Rezillik diz boyu denir ya işte bazen de salaklığımız zürafa boyunu aşar. Doya doya yaşamaya çalışırken yapmaya doyamadığımız salaklıklar yaparız bazen. Kendimizi hiçe sayar, kıymetimiz bilinir sanırız. Sonrası öfke, sonrası hayal kırıklığı...
"Hani... " diyorum kendime, "Hani insan sevmezdin sen?", "Hani çiğ süt emmişiz, her kötülük gelir elimizden!" derdin... Şimdi neden şaşkınsın ki bu kadar? Neden öfkelisin? Neden bu hayal kırıklığın? Ne zaman, nasıl bağladın insanoğluna umudunu, hayalini?
Boşver diyorum, boşver devam et bildiğini okumaya. Sen yine bildiğin gibi yaşa; bilmeyen, anlamayan yansın kendi derdine!
İçimde çalan, çaldıkça içimi parçalayan, beni duvardan duvara çalan bir müzik var. Keşke kaydedip şuraya bırakmak mümkün olsa. Ben bulamadım aradığım müziği, siz sevdiğiniz bir parçayı açıp öyle okuyun bu kez.