2044 yılını görürsem sanırım en büyük hediyem(?!) emeklilik olacak!
Dün aklıma esip emeklilik yılımı hesaplayınca karşıma "01.08.2044 tarihinde emekli olabilirsiniz." diyen bir tablo çıktı.
Başka söze gerek yok sanırım:(
Salı, Haziran 15, 2010
Cumartesi, Haziran 12, 2010
Kızım, sen sakın öyle elin erkekleriyle öpüşme e mi?
Başlıktaki cümle bizzat anneanneme ait bir yapıttır ve tüm hakları saklıdır :p
*Aşağıda geçen isimleri değiştirerek yazdım ki özel hayata müdahale olmasın:p
Sanırım 2-3 yıl önceydi, en yakın erkek arkadaşımın sevgilisi İstanbul'dan Manisa'ya geldi ve 1-2 gece bizde kaldı. İşte bu cümle de o zamandan kalan bir mevzudan sonra döküldü anneannemin dudaklarından.
Selim*, kız arkadaşı Selen*'i akşam kalması için bize getirince, ananem de "Yemek hazırlayalım, hep beraber yeriz, sen istersen sonra gidersin Selim" diyerek mutfağın yolunu tuttu. Ben de odanın kapısını kapatarak mutfağa yardıma gittim.
Ananem bir süre Selim'in ne kadar iyi bir çocuk olduğundan, ama yine de kızın İstanbul'dan kalkıp taa Manisa'ya gelmesinin pek de doğru olmadığından, ailesinin ne kadar merak edeceğinden falan dem vurdu. Sonra da birden biricik muhabbet kuşunu kafesten çıkarıp brz uçsun diye Selimlerin oturduğu odaya saldığı aklına gelince hemen odaya geri gitti.
Ananem kapıyı birden açınca uzun süredir yüzyüze görüşemeyen çifte kumruları kapalı olan kapının verdiği rahatlıkla öpüşürken basmış. Odadan hemen çıkmayı akıl edemeyen ananem, kem küm ederek kuşunu yakalayıp kafese koymuş ve hemen mutfağa dönmüş. Mutfağa geldiğinde aramızda geçen diyalog aynen şöyleydi:
ananem: "Ay ben ne ettim, niye kapıyı çalmadım, çocukları utandırdım... bıdı bıdı.. (bu arada yüz kıpkırmızı:)
ben: " N'oldu ya anane?"
ananem: "Ay kapıyı çalmadan daldım odaya. Çocukları öpüşürken bastım. Ay çok ayıp oldu... bıdı bıdı bıdı..."
ben: "Aman anane ne olcak ya sen de"
ananem: "Aman kızım, sen sakın öyle elin erkekleriyle öpüşme e mi?"
ben: puahahaha:D :D
ananem: "Yani hiç yapma demiyorum daa... Hani başkalarının evinde yapma e mi kızım"
ben: "Olur tabi, ananecim. Söz kendi evimizde öpüşürüz biz :D."
ananem: "Bak edepsize, hiç utanıp sıkılmıyo! Neler diyo bana!" (sinirli gözükmeye çalışsa da bir yandan kendini tutamayıp gülüyor)
Neyse akşamın geri kalanını bu konuyu hiç açmadan vukuatsız bir şekilde tamamladık ve Selen planladığımız gibi 1-2 gün bizde kalıp İstanbul'a geri döndü. O günden beri bu diyalog her aklıma geldiğinde ananemin kulaklarını çınlatıp kopuyorum.
Anneannecim merak etmek, mümkün mertebe sözüme sadık kalmaya çalışıyorum:)
*Aşağıda geçen isimleri değiştirerek yazdım ki özel hayata müdahale olmasın:p
Sanırım 2-3 yıl önceydi, en yakın erkek arkadaşımın sevgilisi İstanbul'dan Manisa'ya geldi ve 1-2 gece bizde kaldı. İşte bu cümle de o zamandan kalan bir mevzudan sonra döküldü anneannemin dudaklarından.
Selim*, kız arkadaşı Selen*'i akşam kalması için bize getirince, ananem de "Yemek hazırlayalım, hep beraber yeriz, sen istersen sonra gidersin Selim" diyerek mutfağın yolunu tuttu. Ben de odanın kapısını kapatarak mutfağa yardıma gittim.
Ananem bir süre Selim'in ne kadar iyi bir çocuk olduğundan, ama yine de kızın İstanbul'dan kalkıp taa Manisa'ya gelmesinin pek de doğru olmadığından, ailesinin ne kadar merak edeceğinden falan dem vurdu. Sonra da birden biricik muhabbet kuşunu kafesten çıkarıp brz uçsun diye Selimlerin oturduğu odaya saldığı aklına gelince hemen odaya geri gitti.
Ananem kapıyı birden açınca uzun süredir yüzyüze görüşemeyen çifte kumruları kapalı olan kapının verdiği rahatlıkla öpüşürken basmış. Odadan hemen çıkmayı akıl edemeyen ananem, kem küm ederek kuşunu yakalayıp kafese koymuş ve hemen mutfağa dönmüş. Mutfağa geldiğinde aramızda geçen diyalog aynen şöyleydi:
ananem: "Ay ben ne ettim, niye kapıyı çalmadım, çocukları utandırdım... bıdı bıdı.. (bu arada yüz kıpkırmızı:)
ben: " N'oldu ya anane?"
ananem: "Ay kapıyı çalmadan daldım odaya. Çocukları öpüşürken bastım. Ay çok ayıp oldu... bıdı bıdı bıdı..."
ben: "Aman anane ne olcak ya sen de"
ananem: "Aman kızım, sen sakın öyle elin erkekleriyle öpüşme e mi?"
ben: puahahaha:D :D
ananem: "Yani hiç yapma demiyorum daa... Hani başkalarının evinde yapma e mi kızım"
ben: "Olur tabi, ananecim. Söz kendi evimizde öpüşürüz biz :D."
ananem: "Bak edepsize, hiç utanıp sıkılmıyo! Neler diyo bana!" (sinirli gözükmeye çalışsa da bir yandan kendini tutamayıp gülüyor)
Neyse akşamın geri kalanını bu konuyu hiç açmadan vukuatsız bir şekilde tamamladık ve Selen planladığımız gibi 1-2 gün bizde kalıp İstanbul'a geri döndü. O günden beri bu diyalog her aklıma geldiğinde ananemin kulaklarını çınlatıp kopuyorum.
Anneannecim merak etmek, mümkün mertebe sözüme sadık kalmaya çalışıyorum:)
Çarşamba, Haziran 09, 2010
Blog Teması Değiştirmek Ne Zormuş!
saatlerdir uğraşıyorum. orası eksik, burası yanlış, şurası error veriyor! peh!
ama sonunda bitti. daha da sittin sene değiştirmem temayı herhalde. neyse gelelim temayı nerden bulduğuma: bttemplates.com
çok güzel blogspot temaları var ama uyarmadı demeyin: öyle indirdim yükledim bitmiyor maalesef. eğer benim gibi html'den anlamıyorsanız eksikleri hataları düzeltmek delirtebilir. gerçi şöyle de bir yardım sayfası yapmışlar.
ben şu anki temayı ilk gördüğümde çok beğenmiştim ama bu kadar uğraşınca brz soğudum sanırım :p
ama sonunda bitti. daha da sittin sene değiştirmem temayı herhalde. neyse gelelim temayı nerden bulduğuma: bttemplates.com
çok güzel blogspot temaları var ama uyarmadı demeyin: öyle indirdim yükledim bitmiyor maalesef. eğer benim gibi html'den anlamıyorsanız eksikleri hataları düzeltmek delirtebilir. gerçi şöyle de bir yardım sayfası yapmışlar.
ben şu anki temayı ilk gördüğümde çok beğenmiştim ama bu kadar uğraşınca brz soğudum sanırım :p
Salı, Haziran 08, 2010
Yeni İşim:)
ne dediğinizi duyar gibiyim:)
"bakalım bu kez ne kadar sürecek ya da Rüya ne kadar dayanacak?"
ama sanırım bu kez biraz daha farklı. ilk günlerde çok yorulsam ve zorlansam da şu an herşey yolunda görünüyor. yani umarım bu kez gerçekten çoook uzun sürer:)
yeni işimi seviyorum. haftanın 6 günü akşam 7'ye kadar çalışıyorum; patronum biraz sert mizaçlı ama çok iyi birisi:) bana herşeyi tek tek gösterip anlatıyor.
çalıştığım firma bugüne kadar sadece restoran sektöründe faaliyet gösteren bir firmaydı ama şu anda büyüyor ve yeni bir sektöre giriş yapıyor. herşey yolunda giderse ileri de firma içinde yükselebilirim. tabi bu en az 3-4 yıl sürer yani henüz hayal kurmak için çok erken.
işe başladığım hafta ales için de çalışmaya başladım. işletme ya da insan kaynakları yüksek lisansı yapmayı düşünüyorum. henüz karar vermedim ama sanırım işletme lisansı yapınca daha fazla alanda ilerleme seçeneği elde edebilirim.
yeni iş, yeni hedefler, yeni bir dönem ve 2 ay sonra yeni bir yaş...
bu kez somurtmak yerine gülümseyip evrene olumlu sinyal göndermeye çalışıyorum ama sanırım benim olumlu sinyallerimde bir sorun var:p bu yüzden lütfen siz de benim için güzel şeyler olmasını dileyin ki kırılsın şu şeytanın bacağı:)
"bakalım bu kez ne kadar sürecek ya da Rüya ne kadar dayanacak?"
ama sanırım bu kez biraz daha farklı. ilk günlerde çok yorulsam ve zorlansam da şu an herşey yolunda görünüyor. yani umarım bu kez gerçekten çoook uzun sürer:)
yeni işimi seviyorum. haftanın 6 günü akşam 7'ye kadar çalışıyorum; patronum biraz sert mizaçlı ama çok iyi birisi:) bana herşeyi tek tek gösterip anlatıyor.
çalıştığım firma bugüne kadar sadece restoran sektöründe faaliyet gösteren bir firmaydı ama şu anda büyüyor ve yeni bir sektöre giriş yapıyor. herşey yolunda giderse ileri de firma içinde yükselebilirim. tabi bu en az 3-4 yıl sürer yani henüz hayal kurmak için çok erken.
işe başladığım hafta ales için de çalışmaya başladım. işletme ya da insan kaynakları yüksek lisansı yapmayı düşünüyorum. henüz karar vermedim ama sanırım işletme lisansı yapınca daha fazla alanda ilerleme seçeneği elde edebilirim.
yeni iş, yeni hedefler, yeni bir dönem ve 2 ay sonra yeni bir yaş...
bu kez somurtmak yerine gülümseyip evrene olumlu sinyal göndermeye çalışıyorum ama sanırım benim olumlu sinyallerimde bir sorun var:p bu yüzden lütfen siz de benim için güzel şeyler olmasını dileyin ki kırılsın şu şeytanın bacağı:)
Pazartesi, Haziran 07, 2010
Yalnızlık Güzeldir Bazen
dün tatildi ve ben tek tatil günümde yalnızdım. arkadaşlarım şehir -hatta- ülke dışındaydı.
erken başladım güne güzel bir kahvaltıyla. yağmurun sesini dinledim cam önünde. sonra yollara vurdum kendimi. istiklal'i adımladım bir uçtan bir uca.
ya tüm sevgililer yağmur altında el ele Taksim'e akın etmişti dün ya da ben özellikle onları fark ediyordum yalnızlığıma inat.
bakmayın şikayet eder gibi olduğuma. aslında oldukça güzel bir gündü. uzun zamandır ertelediğim, fırsat bulamadığım şeyleri yapabildim sonunda. alışveriş yaptım, saçımı kestirdim, ılık bir duş alıp, mum ışığında müzik dinledim.
zaten ben hiç yağmurdan ve yalnızlıktan şikayet edenlerden olmadım. lisedeyken de ne zaman böyle bahar/yaz yağmuru yağsa dışarı atardım kendimi, herkes kaçışırken ben salınırdım boş sokaklarda. tabii o zamanlar yağmur şiddetlenirse kimin kapısını çalacağımı, hangi dosta sığınacağımı bilmenin rahatlığı vardı. kim bilir kaç kez okulu kırmışımdır yağmurda edilen sohbetlere doyamadığım için.
...
okulu asardım
dünyaya küserdim
dalıp da giderdim
gözlerinin içine
...
bugün de yağmurlu hava. dünkü hafif hüzün bugün huzura bıraktı yerini. umarım sizin için de öyledir:)
Cuma, Haziran 04, 2010
Sihirli Asa mı Arıyorsun? D.Günü(m:) İçin Hediye Önerileri

Bu Sihirli Asa ile ister TV sesini aç, ister kanalları değiştir, istersen odanın ışıklarını aç kapat!
doğum günlerini ve yıldönümlerini sevmeme rağmen hediye seçme olayı genelde kabusa dönüşüyor. hediye alınacak kişi dişi olunca seçenek bol olduğu için nispeten daha kolay ama bir erkeğe hediye almak acayip zor -en azından benim için-.
parfüm, gömlek, t-shirt, cüzdan, küpe vs. yıllardır alınıp verilen sıradan hediyeler. ama son yıllarda hediye konsepti çok değişik bir hal aldı. bir sürü eğlenceli, yaratıcı ve gerçekten işe yarayan hediye seçeneği sunan siteler de sürekli artıyor. bu siteler arasında en çok sevdiğim BuldumBuldum.com. resimdeki sihirli asa da buldumbuldum.com'da satılan bir ürün.
sitedeki hediyelerin hepsi esprili ve kullanışlı şeyler. hediye alacağınız kişiyi iyi tanıyorsanız hoşuna gidecek esprili bir hediye bulmak için bu site tam aradığınız yer olabilir.
bunlar da benim favorilerimden birkaç tanesi.
Şişe Kapağı Tripod
Cable Yoyo
Pop
Sihirli Asa
Driin
Dokunmatik Ekran Kalemi
Şok Quiz
*sanırım benim için -genel olarak- esprisinden çok işlevsellik önemli.
Çarşamba, Haziran 02, 2010
Dur Bi İçerde Yiyeyim Dayaamı, Ev Soğumasın (?!)
Bu nasıl bir zekadır, nasıl bir çocuktur! Bazen Fırat*ın ete kemiğe bürünmesini ve tombul yanaklarını sıkıp ısırmayı istiyorum:))
Volkan'la ne zaman konuşsak kesinlikle arada Fırat'ın muhteşem repliklerini kullanırız.
"En birinci benim ki!"
Kulakların çınlasın Volkancım. Özledim seni:(
Fırat'ı bilen herkes kendinden bir parça buluyordur sanırım onda. Alışverişe gönderildiğinde para üstüyle bilumum şeker, sakız, leblebi tozu vb. alıp geri dönmeyen çocuk var mi ki yeryüzünde?
Fırat'ın bu kadar çok sevilmesinin diğer bir sebebi de onun bizim çocukluğumuza daha çok benzemesi. Şimdiki çocuklar Fırat gibi değil. Sokakta bulduğu kabloyu eve getirip de onunla oynayan kaç çocuk tanıyoruz?
Devir teknoloji devri; çocuklar bilgisayarla, oyun konsollarıyla, robotumsu oyuncaklarla büyüyor. Ama biz çocukken Fırat gibiydik -en azından ben ve arkadaşlarım-. Akşam ezanına kadar sokakta oynar, ezanla koşa koşa eve giderdik. Yaz akşamlarında hızla yenen yemeğin ardından yine sokağa atardık kendimizi. Minderlerden kaleler, evler, arabalar yapar; çamurdan kendimizce şaheserler yaratırdık.
12 yaşındaki erkek kardeşime bakıyorum. Okuldan geliyor, oyun oynamak için dışarı değil dört duvar kapalı bir kafeye gidiyor, oradan geliyor ya televizyon başına ya bilgisayar başına oturuyor. Zaman değiştikçe kendimi daha şanslı hissediyorum. İyi ki çıkmaz sokakta, teraslı müstakil bir evde büyümüş; iyi ki sokaklarda düşe kalka yakar top, saklambaç, kuka, istop oynamış; ip atlamış ve en önemlisi de gerçekten Fırat gibi çocuk saflığıyla büyümüşüm. Sanırım işte tam da bu yüzden seviliyor Fırat:)
*Fırat'a hayat veren çizer: Uğur Gürsoy
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
İstememek
İstemiyorum. Birçok şeyi yapmak istemiyorum: Mesela evi temizlemeyi hiç istemiyorum. Geçen hafta da istememiştim bu hafta da istemiyorum. M...
-
Yazmayalı 1 aydan fazla olmuş. Bu sürede çok şey değişti. Aynı anda hem antidepresan kullanmaya hem de haftalık psikoterapi almaya başladım....
-
Yorulduğum bir okul haftası bitti. İyi miyim? Fena değilim ama iyiyim de yazamadım... Belimin solundan kalçama inen bir ağrı var. Kalçamdan...
-
Uzuuuun süren hatta bir türlü bitmek bilmeyen kıştan sonra güneşli, sıcak, çok güzel bir hafta sonuydu. Canım kocam denize girmedi ama yine ...