Perşembe günü okula sadece 1 ders için gidip döndüm. Normalde 2 dersim var ama birini Funda (rehber öğretmenimiz) aldı. Ben de fırsattan istifade aile hekimimize gidip sürekli çok yorgun olduğumu, bir şeyler yediğim zaman anında uyuyakaldığımı söyledim. Kan tahlili istedi. Kan verip kahvaltıya gittim; öğleden sonra tekrar gittim doktora sonuçlar için. Her şeyim tammış ama halihazırda tanılanmış IBS, fıtık ve kronik depresyon sebebiyle yorgun hissetmem normalmiş.
Kahvaltıdan sonra eve gelip balkonda kitap okudum. Ara ara gözlerimi kapatıp kuş seslerini dinledim :)
Cuma günü nasıl geçti pek anlamadım. Tam gün dersim vardı; çıkışta da pilates. Eve gelince ne yaptığımı hiç hatırlamıyorum. Cumartesi - Pazar acayip verimliydi :) Cumartesi günü mutfak masasını boyadım; evi temizledim; çamaşır yıkadım; balkona yeni sandalyeler aldım, kuaföre gittim. Akşamüstü Arya ile yemeğe gittik, sonrasında sahilde günbatımını izleyip taş sektirdik.
Cumartesi güne müthiş bir kahvaltıyla başladım :)
Güzel başlayan günü yine müthiş bir günbatımı ile uğurladık :)
...
Bugün arka balkondaki dolabı yıkadım, temizledim, yerleştirdim; balkonu düzenledim; 3 çeşit yemek yaptım; ebeveyn banyosunu dip köşe - duş teknesinin altı dahil - temizledim; sukulentlerin ve kaktüslerin saksılarını değiştirip topraklarını yeniledim; mutfak dolaplarını düzenledim. Arya ile küçük bir doğa keşif turuna çıktık sonra yine sahile indik. Akşam yemeği sonrası sınav hazırladım ve 22:40 gibi bu hafta sonu bitirmeyi planladığım tüm işlerim bitti :)
Tablo ailece yaptığımız puzzlelardan biri :) Sukulentler de bugün itibariyle yeni saksıları ile dressuardaki yerlerini aldılar :)
Bugün evin arkasındaki yolda mini bir keşif turu attık Arya ile :)
Doğadaki simetriye bayılıyorum bazen :)
...
Bugün itibariyle evle ilgili geriye sadece ufak tefek işler ve eksikler kaldı: Mutfakta takılacak birkaç dolap kapağı var - yanlış/eksik ölçü sebebiyle tekrar sipariş edildiği için fabrikadan gelmesini bekliyoruz; misafir odasının anten çıkışı yenilenecek ve TV'ye bağlanacak; balkonun yeni masası gelecek; salondaki çıtalı duvarın boyasında ufak tefek rötuşlar yapılacak. Bunlar dışında eve tamamen yerleştik ve alıştık :) Ben en çok balkona, Arya kendi odasına, Evrim tüm eve bayılıyor :)
Aslında ben de tüm eve bayılıyorum ama favorim balkon :) Yeni masa - sandalyeden sonraki hedefim güzel bir mangal :)
Dışarda bardaktan boşalırcasına yağmur vardı. Mutfak bitmemişti ama yapacak bir şey de yoktu.
Şansımıza son 2 gün içinde işler biraz hızlandı. Avizeler ve tavan pervaneleri takıldı; çer çöp atıldı, ev temizlendi (ya da biz öyle sandık); banyo dolapları takıldı; lavabonun su tesisatı tamamlandı; yeni termisifon takıldı. Taşınmadan önceki gün misafir odasının yatağı ve salonun yeni koltuğu geldi.
Yatak ve koltuk kurulurken ben de salon perdelerini taktım.
Mutfağın kulpları ufak çaplı bir kayıp krizi sonrası taşınma günü tekrar satın alınıp takıldı. Eksik kapaklar ne zaman halledilecek ve grinin elli tonunda başrole aday arataş ne zaman düzelecek bilemiyorum. Fayanslar depoda su çektiği için renkleri farklıymış, kuruyunca düzelecekmiş!?
Taşınmadan önceki gece mutfak malzemelerimizi ve askıdaki kıyafetleri yeni eve taşıdık. Sağ olsunlar arkadaşlarımız koşup geldiler yardıma. 5 kişi (Melike, Tülin, Çiğdem, Funda, ben) gece 10-12 arası epeyce iş hallettik. Taşınma günü sabah da birçok şeyi elden kendimiz taşıdık ki öyle yapmasak kesinlikle bitmezmiş işler çünkü taşımacılar bir kısım eşyayı taşımadan yok oldular.
Dün eski evden 5 büyük torba çöp, 4 kasa ve 1 çuval eşya daha çıkardık. Taşınma günü de bir bu kadarını Evrim kendisi taşımıştı taşımacılardan sonra. Aynı cadde üzerinde başka bir eve asansörlü araç ile eşya taşıyıp 18bin aldılar ama mobilyalar dışında nerdeyse her şeyi biz taşıdık maalesef. Neyse bu da böyle bir tecrübe oldu deyip geçelim.
Eşyalar taşındıktan sonra yerleştirmeye de yine arkadaşlarım yardım ettiler. Biri gitti biri geldi, nöbetleşe bizi hiç yalnız bırakmadılar. Özlem öğlen kısır ve kek getirip karnımızı doyurdu üstüne de akşam yemeğine davet etti. Öğlenle akşam arası da Güneş'le birlikte bir sürü eşyayı yerleştirmeye yardım etti.
Yemekten dönünce Funda geldi ve taşınırken batan evi baştan sona süpürüp sildik beraber. Bugün de okul çıkışı yine Güneş geldi, yardım etti. "Arkadaşlar İyidir"i bir kez daha kanıtlayan arkadaşlara sahip olmak çok güzel 🥰
Tüm bu taşınma telaşı içinde tabi ki belim ve diğer rahatsızlıklarım pik yaptı ve dün günü yatakta geçirdim. Sabah doktora gidip rapor aldım, iğne yaptırdım sonrası uykuyla uyanıklık arası bir hâl...
Ocak henüz monte edilmediği için dün akşam yemeğini dışarda yedik. Eve döner dönmez kalan kolileri açıp yerleştirmeye başladık. Taşınma günü salon, yatak odası, Arya'nın odası bitmişti. Dün mutfak ve banyo bitti. Geriye ardiye ve kütüphane odası kaldı.
Ardiyeyi biraz kolayladık ama hâlâ yapılacak işler var. Bugün kütüphaneyi halletmemiz gerekiyor. Başlayınca bitecek :)
Henüz tam yerleşmeden önce çekmiştim.
Salonun genel görüntüsü böyle :)
...
Yukarıdakileri kaç parça halinde yazdım kim bilir... Az önce kütüphanedeki son kitap kolisini de açıp yerleştirdim. Şu an bir tek Evrim'in elektronik kolileri kaldı. Onlar yerleşince tekrar temizlik yapılacak.
Kalan işler:
Kornişler yapılınca perdeler asılacak
Ardiye düzenlenecek
Banyodaki deterjan vs. için bir alan/çare bulunacak
Tablolar asılacak tabi bunun için önce Evrim'in çivileri hazırlaması gerekiyor
Ebeveyn banyosuna aynalı lavabo dolabı takılacak.
Havluluk takılacak
Mutfak ve Arya odası avize talılacak
...
Ve muhtemelen şu an aklıma gelmeyen başka ıvır zıvır işler...
Oturdum ağlıyorum. Çok yoruldum. Tüm vücudum ağrıyor ve elimden hiçbir şey gelmiyor. Temizlik iptal... Mutfak arataşları grinin elli tonu, banyo dolabının yarısı koridorda yarısı misafir odasında, her yer harç, boya, kir... Oturduğumuz evin koridoru kolilerden geçilmiyor...
Yeni evin işleri bitmiyor bir türlü :( Her şey yarım, işler sürekli bir sonraki güne sarkıyor ya da komple erteleniyor. Misal bugün temizlik yapılacaktı ama olmuyor. Yarın yapılacak.. Umarım...
Mutfağın işi hâlâ bitmedi, bugün derz yapılıyor. Eski banyo dolabı sökülürken 2 tane fayans kırıldığı için yeni banyo dolabı takılamıyor. Bugün fayanslar yapılacak, dolap ne zaman takılır kimbilir...
Perşembe taşınma günü. Olacak olacak da olana dek ben kalan akıl sağlığımdan da olacağım gibi hissediyorum. Evrim de ben de çok yorulduk ve çok gerginiz. Sürekli tartışıyoruz. Ama hepsi anlık. 2 dk sonra koltukta sarılıp film izliyoruz kafamızı dağıtmak için. Eskiden olsa bu tartışmalar uzar giderdi hatta ben işin ucunu kaçırıp küserdim muhtemelen. Şimdi uzamamasının sebebi her anın gelip geçici olması. Kendime sürekli "İlla ki bitecek her şey ve eninde sonunda taşınmış olacağız" diyorum.
Bugün Evrim'in doğum günü ama adam üstü başı toz içinde iş yapıyor ustalarla. Ordan çıkıp dershaneye gidecek, akşama kadar ders anlatacak. Bugünün akıbetini tam bilemediğim için doğum gününü önceden kutladık ama bu akşama da güzel bir sofra hazırlayacağım. Bu evde kutladığımız son doğumgünü Evrim'in, yeni evde kutlayacağımız ilk doğum günü Arya'nınki olacak.
Tüm işler bitip taşınınca kocaman bir oh çekeceğiz ve yaşanan tüm aksilikler gülerek anlatacağız bir süre sonra. Hep öyle olmuyor mu?
Yaşarken zor olan anlatırken komik ve keyifli olur :))
Mutfak penceresinden izlediğimiz son günbatımlarını :)
Denizin mavisini doğanın yeşili ile takas etmeye az kaldı. Ama yeni evden günbatımlarını izlemek için sahile inmek üç dakika :)
Güncelleme: Derler bitmiş diye gittiğim evde karşılaştığım manzara: arataş lar yamalı gibi, iki farklı tonda :( Malzeme hatalıymış. Hadi biz fark etmedik yapılırken de usta nasıl fark etmedi(?!) anlayamıyorum. Şimdi tüm arataş sökülüp tekrar yapılacak. Temizlik yine iptal...
Dün Artvin merkezdeydim. Oraya gitmek de zor, gidince dönmek de.
Şehir merkezi kelimenin gerçek anlamı ile dağın tepesinde!
Bu sokak, Artvin merkezde yokuş değil de, düz olan tek sokak olabilir :) Şu karşıda görünen tepe, aslında Artvin'in kurulu olduğu dağın tepesi.
Buzdağının görünen kısmı gibi :)))
Artvin merkez ile ilgili sevdiğim bir hikaye var. Zamanın birinde ülkeyi karış karış gezmek isteyen yükseklerde de tanıdığı olan bir memur, Artvin'e, Hopa'ya atanmış ama bunu kendine hakaret sayıp "İlçe de neymiş? Benim atamam merkeze yapılsın!" diye yükseklerdeki tanıdıklarını tekrar devreye sokmuş. Gün gelip de Artvin merkeze varması gerekince git git, dön dön bitmeyen yol karşısında ayılıp bayılmaya "Kendim ettim, kendim buldum" diye dövünmeye başlamış :))
Şehir merkezi her zaman en iyi tercih olmuyor tabi :))
Her gidişimde her virajda, her yokuşta insanların taa en başında nasıl olup da böyle dağ tepesine yerleştiğini düşünüyorum. Bir kez yerleşildi mi devamı gelir. Orada doğan orada büyür, alışır, garipsemez durumu ama dışarıdan gelen biri için gerçekten acayip. Ama - her zaman bir "ama" olduğu gibi :) - Hopa'dan Artvin'e gidiş yolu inanılmaz bir manzara sunuyor yolculara. Her yer yemyeşil, yol boyu Çoruh nehri eşlik ediyor manzaraya.
Artvin merkeze gidiş sebebimi soracak olursanız; sağlık heyeti raporu için gittim. Ben artık resmi olarak bir engelliyim.
Engel oranım %43.
Ameliyata rağmen iyileşmeyen ve ikinci ameliyatı doktorların önermediği bel fıtığıma ek, boyun fıtığı, IBS, reflü, kronik depresyon ve bir de kanser geçmişim olduğu için çoklu rahatsızlık sebebiyle engelli olduğum resmileşmiş oldu. Buna neden ihtiyaç duyduğuma gelirsek, okulda bedensel rahatsızlıklarım bilindiği hâlde, öğretmen sayısı yetersiz denilerek bana nöbet görevi veriliyor ve ben nöbet günlerimde öleyazıyorum. İşte bu nöbet görevinden muaf olma amacıyla aldım raporu. Yönetmeliğe göre engelli öğretmenlere nöbet görevi verilemiyor.
Hayat ne acayip!
38 yaşımın bitmesine 3 ay kala %43 engelli oluşum tasdikleniyor ve ben buna seviniyorum?! Boşuna dememişler, "Delirene değil, delirtene bakmak lazım" diye... Ağlanacak halime güler hâle geldim.
Neyse... Bakış açımızı olumlu ayarına alıp öyle bakalım :) Artık nöbet tutmak zorunda değilim :)
Artvin'e gitmişken biraz dolaşıp Cağ kebabı yemeden olmazdı. Hava çok sıcak olduğu için önce kendime bir t-shirt alayım dedim ama girdiğim ilk mağazada aradığımı bulamadım. Halimi anlayan mağaza sahibi çok tatlı bir şekilde az ilerde, çarşıda Yılmazlar var, bir de oraya bakın dedi ve başlı başına günümü güzelleştiren bir detay oldu :)
Kitap Kafe'nin yanında Halk Eğitim Merkezinin ufak, şirin bir mağazası var.
Keşke balkonları kapatarak bozmasalarmış binanın güzelliğini...
Karşıda bayrak olan yerde kocaman bir Atatürk heykeli var.
Dünyanın en büyük ikinci Atatürk heykeli: Boy 22m - Ağırlık: 50 ton
O kadar gezince karnım acıktı tabi ki :) Yine bir esnafa sorarak güzel bir Cağ kebabı yedim. Sonra hastaneye geri döndüm. Saat 15.30'da heyete girdim. Raporun 1 aya çıkacağını söylediler.
...
Yukarıdaki satırların çoğunu daha önce de oturduğum bir kafede yazmıştım. Az önce yeniden düzenledim. Şunlar da cafeden çıkınca çektiğim fotoğraflar:
Artvin deyince Atabarı demeden olmaz :)
...
Yarından itibaren çok yoğun bir hafta beni bekliyor. Fırsat olunca yazarım 🙋🏻♀️
Bir haftadır sanıyorum ki bu Cumartesi mutfak kurulacak, pazar temizlik yapılacak ve biz Perşembe / Cuma, hadi en olmadı Cumartesi günü taşınıyoruz. Ama hiç öyle değilmiş mevzu!
Cumartesi mutfak dolapları kurulacak, elektrik tesisatı halledilecekmiş ama tezgah ve tezgah arası o gün yapılmayacakmış. Ne gün yapılacakları belli bile değilmiş henüz! Ve tüm bunları Evrim zaten biliyormuş ama bana söylememiş! Ben az önce mutfağı yapan ustaları arayınca öğrendim. Allahım gel de çıldırma!
Kaç kez plan yaptım: cmt mutfak biter; pzr temizlik; pzt - salı mutfak malz. kendimiz taşırız yavaş yavaş yeni eve; misafir yatağı gelir, kıyafetleri de onun üstüne yığarız askılarıyla; perş. de geri kalan eşyalar taşınır rahat rahat. Ya ben bunları anlatırken neden "işler cmt bitmeyecek" demiyorsun ki be adam???
Cmt günü duruma göre bakıp söyleyecekmiş zaten!? Ben pazar için temizlikçi ayarladıktan sonra! Olsunmuş, temizliğin mutfakla ne alakası varmış?! Allahıııımmm delirmemek işten değil! Hayır defalarca kez planımı anlatmamış olsam diyeceğim ki adam haklı, ne bilsin ama işte kaç kez oturup anlattım.
Ya erkekler neden böyle?
Sinirden çatlıcam şimdi!
Not: Evet biliyorum. Tabi ki halledilecek, tabi ki taşınacağız sonunda. Lütfen bunları yazmayın çünkü zaten biliyorum ama şu an işe yaramıyor, beni sakinleştirmiyor bunu bilmek.