21 Eylül Dünya Temizlik Günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Eylül Dünya Temizlik Günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Eylül 15, 2019

Ağaç Ev Sohbetleri #2 ve Tesadüfler

Bu haftanın konusu "Geleceğimiz için daha yaşanılır bir dünyayı nasıl sağlarız?" sorusuna vereceğimiz cevaplardı. Yazılan bir çok yazıyı okudum hafta boyu. Bu arada hafta ortasında çok yakın bir arkadaşım arayıp Arkadi ve Boris Strugatski'nin "Uzayda Piknik" kitabını okuyup okumadığımı sordu. Henüz okumamıştım ama okuma listemde vardı ve çokça merak ettiğim bir kitaptı. Arkadaşım beraber okuyup üzerine konuşalım mı deyince hevesle kabul ettim tabi ki :)

Bir yandan çevre bilinci ile yazılmış blog yazılarını okuyup ben de yazsam ama ne yazsam diye düşünürken bir yandan Uzayda Piknik'i okumaya başladım. Daha önce Strugatski kardeşlerin "Kıyamete Bir Milyar Yıl" kitabını okuduğum için yazım tarzlarına az buçuk aşina olmam kitabı anlamamı kolaylaştırdı. Okudukça başlıkta bahsettiğim tesadüf bu yazıyı yazmama sebep oldu.

Kitapta bir grup uzaylı bir anda dünyaya geliyor ve 6 farklı bölgeye inip bir süre dünyada kalıyor. Sonra da çeşitli atıklarını dünyada bırakıp geldikleri gibi bir anda terk ediyorlar dünyayı.Yani uzaylılar dünyada bir çeşit piknik yapıyorlar ve piknikleri bitince tüm çöplerini dünyada bırakıp çekip gidiyorlar. Geride bıraktıkları atıklardan bazıları bitmeyen piller, cadı jölesi denen, dokunanı sakat bırakan maddeler (temas eden uzuvlar jöle gibi yumuşayıp/eriyip kullanılmaz hale geliyor), çekim gücü çok yoğun bataklık benzeri alanlar, metabolizma düzenleyici bileklikler, mücevher olarak kullanılabilen siyah damlacık şeklinde taşlar. Tüm bunları elde etmek için gizlice bölgeye giren iz sürücülerin çocukları genetik mutasyonla dünyaya geliyorlar ama bu durum iz sürücüleri durdurmuyor yine de. Bölgedeki türlü tehlike yüzünden bölgeden sağ çıkmak çok zor ama sağ çıkanlar içeriden çıkardıkları uzaylı atıklarından iyi para kazanıyorlar. Bu bölgeler herkes için farklı şeyler ifade ediyor. Bilim adamları yeni teknolojilerin, iz sürücüler para getirecek ıvır zıvırın, devletler elde edecekleri gücün peşinde. Kimse dünyaya ya da insanlara gelen zararla ilgilenmiyor sanki.

Gelelim kitabın Ağaç Ev Sohbetleri ile ilgili kısmına. Kitapta arkasında çeşitli atıklar bırakıp giden uzaylılar var ve bu atıklar dünyaya, insanlara zarar veriyor. Gerçekte ise uzaylılara gerek bile yok! Biz kendi kendimize beceriyoruz dünyayı günden güne daha tehlikeli bir hale getirmeyi. Etrafa attığımız çöpler, denizlere sızan petrol, atmosfere yayılan zararlı gazlar, içme suyumuzun giderek tükenmesi, kimyasal kullanımı ile kirletilen tarım arazileri, kesilip katledilen ormanlar... Tüm bunlar ve daha fazlası adım adım insanoğlunun sonunu hazırlıyor. Uzaylıların bıraktığı atıklara gerek kalmadan bozuyoruz gelecek nesillerin genlerini yediklerimizle, içtiklerimizle, hatta soluduğumuz havayla.

Uzayda Piknik kitabında uzaylı atıklarıyla haşır neşir olmanın gelecek nesillerde onarılamaz hasara sebep olacağını bile bile bölgeye girmeye devam eden iz sürücüler gibi biz de uzak durulması gereken her şeyle giderek daha içli dışlı olmaya devam ediyoruz. Yeni doğan bebeklerin çoğunda besin alerjileri, alerjik astım, egzama, sedef gibi basit görünen bir sürü hastalığın görülme yüzdeleri giderek artıyor. Erken ergenlik, erkeklerde göğüs büyümesi, kızlarda vaktinden önce aşırı tüylenme, hormonal dengesizlikler... artan görülme sıklığı ile mevcut ve gelecek nesilleri giderek daha çok ve daha ciddi boyutlarda tehdit ediyor. Sadece bunlar da değil, çok daha ciddi hastalıkların görülme riski de yükseliyor her geçen yıl. Ama buna rağmen hiçbir şey yokmuş gibi yaşamaya devam ediyoruz günlük hayatımızda. Peki ne yapabiliriz?

Önce kendi yaptıklarımı anlatmak istiyorum.


  1. Plastik şişe su almayı bıraktım. Cam şişe ile evden götürüyorum suyumu, kızım için de metal suluk kullanıyorum. 
  2. Plastik bardak kullanmamak için kahvemizi evde yapıp termos ile yanımızda taşıyoruz, araba için de kablolu termos bardaklardan aldık geçen yıl. 
  3. Dışarıda yediklerimize dikkat ediyoruz. 6 yıldır fast food yemeyi bıraktık eşimle. Yılda bir kez (İstanbul'a gidince) rosto et olduğu için diğerlerine nazaran bir nebze daha masum olan Arby's'den bir büyük menü yiyoruz sadece. Bunun dışında hazır dondurulmuş pizza/börek/pasta gibi gıdalar tüketmiyoruz. Hamburgeri, böreği, pizzayı evde ben hazırlıyorum. Yine yıllardır kutu meyve suyu ve hazır yoğurt tüketmiyoruz.  Ben kolayı da 6 yıl önce bıraktım ama eşim içiyor arada bir. Tabi ki bazen mecbur kalıp bazen de nefsimize yenilip yiyip içtiğimiz zararlı şeyler oluyor 
  4. Tencerede/tavada/tabakta kalan yemek artıklarını ve yağı asla lavaboya dökmüyorum, soğumasını bekleyip poşetliyorum/şişeliyorum ve o şekilde atıyorum. Bu özellikle çok önemli çünkü lavaboya dökülen 1 lt atık yağ 1 milyon lt içme suyunu kullanılmaz hale getiriyor. 
  5. Okulda sürekli geri dönüşüm kutularını kullanıyorum ki öğrencilere örnek teşkil etsin. Evde her zaman ayrıştıramıyorum maalesef. Ama çok fazla paketli yiyecek ve plastik şişe gibi şeyler almadığımız için ayrıştırılacak pek bir şey de olmuyor. 
  6. Yerel üreticilerden, pazarlardan alışveriş yapıyorum. Mümkün oldukça kimyasal ilaç kullanılmamış sebze-meyve almaya çalışıyorum. Bahçede 3-5 ağaçta doğal şekilde yetişen elma ile seri üretim elma arasındaki fark inanılmaz!
  7. Kağıtların iki yüzünü de kullanıyorum, okulda öğretmenler odasında ayrı bir geri dönüşüm kolimiz var kağıtlar için. O koliden eve kağıt getiriyorum, boş yüzlerini kullandıktan sonra okuldaki geri dönüşüme geri atıyorum. Asla tek yüzü boş olan kağıtları ziyan etmiyoruz evde.
  8. Kullandığım tüm temizlik maddelerini doğal içerikli olanlardan seçmeye çalışıyorum. Şampuan, duş jeli vs. bitkisel içerikli alıyorum. 
  9. Alışverişe giderken kendi çantamı götürüyorum ki boş yere poşet atığına sebep olmayalım. 
  10. Evde kullanılmayan elektrikli aletleri fişte bırakmamaya dikkat ediyoruz.
  11. Önceki senelere nazaran çamaşır ve kurutma makinesini daha az çalıştırıp su ve enerji tasarrufu yapmaya çalışıyorum. Kurutma makinesinin su haznesindeki suyu kovaya boşaltıp daha sonra kullanıyorum (Su temiz olduğu için yerleri silerken ya da klozete dökmek için kullanılabiliyor).
  12. Okulda gereksiz yanan tüm ışıkları kapatıyorum ve öğrencileri de kapatmaları için uyarıyorum. 

"Yaptıklarının bazılarının çevre ile ne ilgisi var ki?" diyebilirsiniz. Evet bakınca çok ufak tefek, kendi sağlığımıza yönelik şeyler gibi duruyor ama aslında herkes uygulasa piyasadaki birçok şey değişir. Plastik atıkların ve ambalaj atıklarının doğaya ne kadar zararlı olduğu zaten malum. Paketli gıdalarda kullanılan kimyasalların hem insan sağlığına hem de çevreye zararları anlatmakla bitmez. Enerji ve doğal kaynak tasarrufunu her aileye öğretip uygulatabilsek epey yol kat etmiş oluruz. Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Daha yaşanılabilir bir gelecek için ilk yapılması gereken insanların bilinçlendirilmesi ki bir öğretmen olarak elimden geldiğince her fırsatta çevre bilinci oluşturmaya çalışıyorum. Bu yıl 21 Eylül Dünya Temizlik Günü'nde gelmek isteyen öğrencilerle yaşadığımız ilçeyi temizlemek için sokaklara çıkmayı planlıyorum. Bu hafta tüm sınıflarda bu konudan bahsedeceğim.

Büyü Dükkanı

Tam şu an Storytel'de Yeşim Türköz'ün "Büyü Dükkanı" kitabını dinliyorum. Bedelini ödemeyi kabul ettiğiniz takdirde hayatt...