Ali müzenin otoparkına girdiğinde az önce yolda onu sollayan siyah Grand Cherokee'yi fark etti hemen. Canı sıkıldı. Kim bilir nasıl bir hıyarla muhatap olacaktı az sonra? Ön yargılarını kapıda bıraktığına inanarak -tabi ki öyle bir şey söz konusu değil, lütfen kendimizi kandırmayalım- tüm soğukkanlılığı ve pozitifliği ile girdi müzenin kapısından. Müzeye daha önce gelmişti; hiç duraksamadan müze müdürünün odasına yöneldi. Müdürün odasına girdiğinde anlık bir şaşkınlık yaşadı. Altmışlı yaşlarda, gözlüklü, ak saçlı, keçi sakallı entellektüel bir ihtiyar delikanlı görmeyi bekliyordu. Oysa şimdi karşısında otuzlarının başında, bal rengi delici bakışları ve kumral, kıvırcık saçları ile Medusa'yı andıran bir kadın duruyordu.
- Merhaba. Ben Ali Civan Deniz. Dün müze müdürü ile görüşmüştüm. Saat 10'da burada buluşmak üzere sözleşmiştik.
- Merhaba. Ceren ben de. Hakan Bey'in acil bir toplantısı çıktı. Size ben yardımcı olacağım. Sanırım siz de herkes gibi yeni keşfedilen gizli bölüm ile ilgileniyorsunuz. Dilerseniz tura oradan başlayalım.
- Müzeyi daha önce ziyaret etmiştim. Tura gerek yok. Sadece yeni bulunan gizli geçit ve ardındaki odayla ilgili detaylı bilgi almak istiyorum. Hatta odayı bulan kişiyle konuşabilirsem çok iyi olur.
Tüm sanat camiası bu büyük keşfi yapan kişiyi merak ediyordu. Ceren'in yerinde bir başkası olsa bu fırsatı değerlendirir; kazara yaptığı bu büyük keşfi kullanarak kariyerinde büyük bir sıçrama gerçekleştirebilirdi ama Ceren isminin bu olayla birlikte anılmaması için özellikle uğraşmıştı. Meşhur olmak gibi bir hayali hiç olmamıştı. Kariyer basamaklarını hızla tırmanmak gibi bir hayali de yoktu zaten. Ceren özellikle dikkat çekmek, göze batmak istediği anlar dışında fark edilmemeyi tercih ediyordu. Fark edilmemek ona hareket özgürlüğü sağlıyordu. Şu gizli kapı ve ardındaki oda tüm planlarını alt üst etmişken bir de peşine düşecek meraklılarla uğraşmak ihtiyacı olan son şeydi. Kısa bir sessizliğin ardında Ceren,
"Kapıyı restorasyon ekibinden bir arkadaşımız duvar üzerinde çalışırken şans eseri buldu. Size nasıl olduğunu gösterebilirim," dedi ve birlikte gizli geçidin olduğu bölüme gittiler. Ali, biraz meraktan biraz da aralarındaki sıkıntılı sessizlikten, "Otoparkta siyah bir Grand Cherokee gördüm. Kimin olduğunu biliyor musunuz acaba?" diye sordu.
"Benim," dedi Ceren kısaca ve aralarındaki o sıkıntılı sessizlik yeniden başladı ve hiç bitmeyecekmişçesine ağırlaştı. Gizli geçidin olduğu noktaya geldiklerinde Ceren kapıyı nasıl bulduğunu üçüncü ağızdan anlatmaya başladı. Ceren'in konuşmaya başlamasıyla Ali gevşedi, o sessizliğin aradan çekilmesiyle rahatladı. Ceren'in jestlerine, beden diline, konuştukça sağa sola savrulan buklelerine odaklanmıştı ki hikayedeki detayları kaçırdığını hissetti. Yine de yılların getirdiği deneyimle Ceren'in anlattıklarından çok daha fazlasını da ustalıkla sakladığını sezdi.
(...devam edecek.)
Dipnot: Spontane, geldiği gibi yazıp yayınlıyorum. Düzeltmeleri genelde gündüz gözüyle okuyarak yapıyorum. Hatalar için kusura bakmayın şimdilik :)
(...devam edecek.)
Dipnot: Spontane, geldiği gibi yazıp yayınlıyorum. Düzeltmeleri genelde gündüz gözüyle okuyarak yapıyorum. Hatalar için kusura bakmayın şimdilik :)
