İçimden taşan bir sevgiyle uyandım bu sabah 🥰 Tüm sevdiklerimi sıkı sıkı kucaklamak, sarıp sarmalamak geliyor içimden 😍 Evrim vardiyada olduğu için Arya ile uyumuştuk, onu kucaklayarak başladım güne 😄 Fırsat varken ve içimizden geldiğince sıkı sıkı sarılalım sevdiklerimize 🤗🥰
Bu yıl için aldığım kararlardan biri kendimi sevmek, hatta kendimi şımartmak. Aslında buna 2021'de başladım ve 2022'de de devam etmek istiyorum. Peki insan kendini nasıl sever? Konunun uzmanı değilim ama yavaş yavaş öğreniyorum :)
Sabah uyanınca aynaya bakıyorum ve kendimi olduğum gibi seviyorum. Tartıdaki kiloya, belimdeki simitlere, sivilce izlerime, artık pek gür olmayan saçlarıma takılmıyorum* (Bkz. "fark etmiyorum" demedim, "takılmıyorum" dedim :))) Kıvrımlarımı seviyorum, kıvırcık saçlarımı seviyorum, aralardaki birkaç tutam yeşil ışıltıya bayılıyorum; kocaman gülümseyince sivilce izlerim neredeyse görünmez oluyor. Her sabah sevdiğim kıyafetlerden birini giyiyorum, rimelimi hatta vaktim ve enerjim varsa kırmızı rujumu sürüyorum. Aynaya son bir kez bakıp kendime gülümsüyorum. Çünkü aynada gördüğüm 35 yaşındaki bu kadını seviyorum. Minare ve mihrap benzetmesi için henüz erken ama zamanı gelince onu da diyebilmeyi umuyorum :)
Kendini sevmenin güzel yanı, kendimi sevdikçe Hayat kolaylaşıp güzelleşiyor. Evrim'in nokta atışı tespiti her şeyi özetliyordu aslında: Ben sevildiğime inanamadığım için hep mutsuzum mutsuzdum. Daha ben kendimi sevmezken başkası beni nasıl sevsin deyip durmaktan bitap düşüyor; seni seviyorum diyeni ya deli ya da yalancı sanmaktan sevilmenin tadına varamıyorum varamıyordum. Kendimi sevmeyişim sadece aynada gördüklerimle ilgili değil tabi ki. Asıl derdim aynada görünmeyenle, içimin derinliklerindeki boşlukla ilgili. Bir türlü mutlu olmayı beceremiyorum diye kendime kızıp durmaktan, ben neden böyleyim diye sormaktan çok yorulmuştum ki ucunu bıraktım bir noktada. Bırakmak iyi geldi. Neden diye sorup durmaktan uzaklaşmak iyi geldi.
Önce hangisini sevmeye başladım emin değilim, içimi mi dişimi mı acaba? Süreç şöyle işliyor: Sabahları aynadaki görüntümü sevince evden güler yüzle ayrılıyorum; okulda güler yüzle dolaşıyorum. Kendimi sevişim tüm ruh halime yansıyor, günüm daha iyi geçiyor. Tabi ki her gün böyle olamıyorum, arada dibe vurup yine kendime katlanamadığım anlar oluyor ama eskiye nazaran çok daha az.
Yılbaşı gecesi çok yakın bir arkadaşım arayıp kendini kötü hissettiğini benimle konuşursa iyi geleceğini söyledi. İçimden bir an hah tam adamını buldun diye geçti ama hemen susturdum o salak beni. Çok iyi yapmışsın dedim ve arkadaşımın azcık da olsa iyi hissetmesi için elimden geleni yaptım. Telefonda birlikte epeyce güldük. Telefonu kapatırken iyi ki beni aradığını ve kendini çok daha iyi hissettiğini söyledi arkadaşım :) Bugün de okulda benzer bir şey yaşadım. Aynı anda eşi ağır grip, kendisi farenjit ve annesi de Covid olan öğretmen arkadaşım tükenme noktasına ramak kaldığını söyledi. Biraz konuştuk, ne hissettiğini anlatmak ona iyi geldi; ben de aklıma gelen şeyleri söyleyerek enerjisini yenilemesine yardımcı olmaya çalıştım. Konuşmamız bittiğinde "Bugün ne kadar enerjiksin, Rüya; bana da geçti enerjin, toparlandım baksana!" dedi. O an tabi ki dünya daha da güzelleşti :) Anladım ki önce ben iyi olmalıyım. Ben iyiysem başkalarına da iyi gelebilirim :)
Evrim oldum olası hep güzel şeyler söyler bana ama ben her defasında " Hııı öyle tabi :)))" deyip dalga geçerim ya da "Offf göz doktoruna mı gitsen yoksa kafa doktoruna acaba?" diyerek ağzına tıkarım tıkardım lafı. Ama artık yapmıyorum. O ne diyorsa aynı cümleyi tekrarlıyor ve öyleyim diyorum. Reddetmeyi bıraktım, kabul ediyorum. Kısacası geç de olsa kendimi sevmeyi öğreniyorum. Kendimle savaşmaktan daha kolay ve daha keyifli :)
O ünlü Hippy deyişiyle, Kendinle "Savaşma, seviş!" diyerek bitiriyorum yazımı :)))
Bugün kendimi çok sevmeye hatta kendimi şımartmaya karar verdim 🤗 Neden mi? Çünkü insan önce kendini sevmeli ki başkasını sevecek, hayatı sevecek gücü, enerjisi, sevgisi olsun. Dahası biz kendimizi sevmezsek başkası nasıl ve neden sevsin ki bizi? Hadi sevdi diyelim, biz o sevginin gerçekliğinden şüphe etmez miyiz? Birinin gerçekten bizi sevebileceğine inanmamız da zor olmaz mı? Her şeyden önce kendi öz değerimizin farkına varmalıyız bence. "Ben değerliyim" diyebilmeliyiz hiç tereddüt etmeden. Değerimizi bilmeyene üzülmeyi bir kenara bırakmaktan bahsetmiyorum bile :)
Tabi ki narsistleşip kendini beğenmiş biri olup çıkmaktan bahsetmiyorum 😅 Demek istediğim her birimiz olduğumuz gibi değerliyiz gerçekten. Ama istersek daha iyi olabiliriz. Başkaları bizi sevsin, kabul etsin, takdir etsin diye değil de biz kendimizi daha çok, daha kolay sevebilelim; öz değerimizi bilelim diye değişebiliriz 😊
Hadi soralım kendimize? Memnun muyuz kendimizden? Değiştirebilsek neyi değiştiririz kendimizde? Ben cevapları buldum, listemi yaptım 😊 Başlamak bitirmenin yarısıysa yolu yarıladım bile 😃 Hadi hepimize kolay gelsin! 🍀🍀🍀🍀
Dipnot: Yazımın çıkış noktasında tabi ki candan ötem Ceren'le yaptığımız günlük sohbetlerimiz var :) Bir de yine Ceren'in önerdiği bir blogta okuduğum şu yazıyı siz de okuyun, çok eğlenceli bence :))