Corona bizim gündemimize ülke gündeminden önce girdi maalesef. Çünkü İtalya'dan Amerika'ya İngiltere'den Almanya'ya, bir sürü ülkede arkadaşımız var. Onlardaki gelişmeleri takip ederken benzer durumların bizde ne zaman ortaya çıkacağını konuşmaya başlamıştık bile. Peki şu anda ne durumdayız?
Hayatlarımız artık bir filmden sahneler gibi. Gerçeklik algım ve dengem sınırda geziyor. Ciddiye alıp depresyonun dibine vurmakla, yok sayıp her şey normalmiş gibi yaşamaya devam etmek arasında gidip geliyorum. Bu yazacaklarımdan sonra muhtemel eleştirileri tahmin edebiliyorum ama yine de yazacağım.
Biz henüz "sosyal mesafelendirme"ye riayet etmiyoruz. Hopa küçük bir yer ve yapılacak çok fazla aktivite yok. Bu yüzden burada dostluklar çok önemli ve çok güzel. Bizim de 10-12 kişilik bir yakın arkadaş grubumuz var. Eşli, çoluklu çocuklu hep bir aradayız 4 yıldır. Geçen yıl tayin olup Antalya'ya giden arkadaşlarımız birkaç gün önce buraya geldiler ve o kadar özleştik ki görüşmemek bizim için bir seçenek bile değil. Grup olarak Corona'yı tartıştık aramızda Whatsapp üzerinden ve çoğunluk olarak görüşmeye karar verdik. Aramızdan bir çift grip belirtileri gösterdikleri ve birinin kronik rahatsızlığı da olduğu için evlerinden çıkmak istemedi. Hepimiz de bu kararlarını destekledik zaten.
Görüşmek üzere uzlaşan ekiple Salı sabahı kahvaltı yaptık, dün gece de yine bir masanın etrafında toplanıp şarkılar söyledik, hasret giderdik ve bir an hepimiz birbirimize bakıp şu an burada gitsek hiç üzülmeyiz dedik aynı anda. Aramızda bir anlaşma yaptık: ekipçe başka kimse ile görüşmüyoruz. Kendi aramızda görüşünce de öpüşüp koklaşmıyoruz. Tabi ki bu yeterli demek istemiyorum asla. Ama biz durumu etraflıca konuştuk ve bu yolda anlaştık. Başka türlüsüne hazır değiliz henüz. Buluştuğumuzda video çekip neler hissettiğimizi, bugünleri nasıl geçirdiğimizi kayıt altına alıyoruz ileride çocuklarımıza, torunlarımıza izletmek için. Genel olarak ortak fikrimiz bu virüsten kaçamayacağımız yönünde. Yani öyle ya da böyle yakalanacağız ama umarım zor da olsa atlatıp hayatlarımıza devam edeceğiz.
Biliyorum çok tedbirsiz hatta çok sorumsuzca davrandığımızı düşünenler olacak. En iyi ihtimalle fazla iyimser yaklaştığımızı, daha mantıklı davranmamızı söyleyeceksiniz. Sadece kendinizi değil, toplumu da tehlikeye atıyorsunuz diyenler de olabilir. Mümkün oldukça dışarıdan kişilerle temastan kaçınıyoruz. Zaten mevcut koşullarda herkes herkesin kişisel alanlarına ve kararlarına fazlasıyla saygı gösteriyor. Tüm bunları konuştuk. Birbirimize şu soruları sorduk: Hayatın neyi cazip, değerli olan ne, yaşamaya değen anlar neler? Cevaplar: Hayat mutlu olduğumuz anlar kadar değerli, hayat sevdiklerimizle güzel, hayatı yaşanmaya değer kılan anlar hep sevdiklerimizle birlikte olduğumuz anlar. Bunlardan feragat etmeye hazır değiliz. "Bir zahmet dişinizi sıkın, bu virüs derdi / riski / tehlikesi geçince görüşürsünüz." diyecek olanlara bir şey sormak istiyorum:
Şu hayatta neyin garantisi var? Kim biliyor yarına çıkıp çıkmayacağını? 3 gün görüşmeyelim derken bir daha hiç görüşememe riskini nasıl alabiliriz göze?
Demem o ki Corona'nın bizdeki etkileri çok derin aslında. Sevdiklerimizi ne kadar çok sevdiğimizin farkına varıp daha yakın olmak istiyoruz. Hayatın ailemizle, dostlarımızla, sevdiklerimizle güzel olduğunu iliklerimize kadar hissediyor ve bakışlarımızla, sözlerimizle, endişeyle "Nasılsın?" diyen seslerimizle ölçüyoruz olasılıkların ağırlığını. Öyle 2 haftalık bir "sosyal mesafelendirme" ile çözülebilecek bir sorun değil bizce bu durum. Daha ağır sonuçlara da içten içe hazırlanıyoruz.
Mevcut mesafelendirme uygulamasının bir sonraki adımda ciddi bir ev hapsine dönüşebilme olasılığını göz ardı etmemek lazım. Henüz fırsat varken yaşamı değerli kılan anlardan nasibimizi almaya çalışıyoruz. Hepimiz kocaman insanlarız, risklerin farkındayız. Evde kalana, tüm tedbirleri alana saygı duyuyoruz hepimiz. Biz de mümkün olan, elimizden gelen tedbirleri alıyoruz ve grup dışındaki kişilerle temas kurmamaya özen gösteriyoruz. Şimdilik herhangi bir semptom gösteren yok aramızda. Umarım böyle de devam eder.
Bahardan, çiçekten, böcekten, kedilerden bahsetmemiz gereken şu günlerde Corona'dan bahsetmek... Umarım bahar bitmeden yakalarız ucundan.
Bir de şuraya 3 tane film önerisi bırakmak istiyorum. Filmlerin aklıma gelme sebepleri Momentos ve Deep'e teşekkürler :)
Sefertası
A Hologram For The King
Terminal
Tom Hanks'e sevgimizi evrene bırakırsak hep birlikte eminim iletir bir şekilde :)