Ağaç Ev Sohbetleri'nde 2 yılı geride bırakıyoruz. Bu hafta sohbet konusu benden :)
"Hayattaki en büyük korkunuz nedir? Başınıza gelince uykularınızı kaçıran bir şey var mı?
REVİZE: Bu noktada bir düzeltme yapsam iyi olacak sanırım hayatta deyince çok genel olmuş, onun yerine "Günlük hayattaki en büyük korkunuz nedir?" desek daha iyi olacak sanırım.
Benimkisi" anlaşılmamak" ya da "yanlış anlaşılmak". Yabancıların ya da tanıştığım ama çok da samimi olmadığım kişilerin hakkımdaki düşünceleri beni hiç etkilemiyor ama sevdiğim, değer verdiğim birinin beni anlamaması / yanlış anlaması benim için neredeyse ölümcül.
Sevdiğim biri tarafından yanlış anlaşıldığım zaman durum düzelene kadar nefes alamıyorum. Art niyetim olmadığını anlatmak için elimden geleni yapıyorum ama işte o arada ömrümden ömür gidiyor. Özellikle sevdiğim, çok değer verdiğim biri yaptığım bir şey yüzünden kırılıp üzülürse durum daha da vahim hale geliyor. Bir yandan kendimi affettirmeye çalışırken bir yandan da "Ama ben seni bu kadar önemserken nasıl olur da bile bile seni kırıp üzeceğimi düşünürsün?" diye isyan edesim geliyor. İçten içte ben de kırılıyorum. O kadar sevdiğim birinin ben bir yanlış yapınca bunu istemeden yaptığımı, elimde olmadan durumun öyle geliştiğini, elimde olsa onu asla üzmeyeceğimi bilmesi, anlaması gerektiğini düşünüyorum. Ama insanlık hali, sevgimden şüpheye düşmüş olabilir. Böyle bir şeyi fark eder etmez özür dileyip durumu elimden geldiğince açıklamaya çalışıyorum.
Benzer bir durum başıma gelince, yani sevdiğim biri beni üzecek bir şey yapınca tabi ki ben de bir anlık inciniyorum ama fark edip de istemeden yaptığını söylediği an her şey bitiyor. Bile bile beni kıracak bir şey yapmayacağına inanıyorum o anda. Konuyu hiç uzatmıyor, kırgınlığı hemen bir kenara atıveriyorum. Hatta bazen özre bile gerek kalmıyor, kendi kendime "ya zaten bilerek yapmamıştır, farkında bile değildir" diyerek geçiştiriyorum mevzuyu. Ama nedense insanlar bazen böyle yapmayıp kırgınlığı uzatarak adeta karşı tarafı cezalandırmayı seçiyorlar. Bunun ardında çeşitli sebepler yatıyor olabilir tabi.
Özür dilendiği halde işi yokuşa sürüp soğuk davranmaya devam edenlerin zaten bir süredir arayı açmak için bahane aradığını ya a da kendilerini değersiz hissettiklerini, onlara ne kadar önem verdiğimi anlamadıklarını düşünüyorum. Değer vermediğim için onları bile isteye kırdığımı sandıkları için kırgınlığı uzattıklarını anlarsam canla başla aksini ispatlamaya çalışıyorum ama yok zaten kırgınlık yaratmak için bahane arıyorlarsa o dakika işler değişiyor. Özrümü dileyip köşeme çekiliyorum, gerisi onlara kalıyor.
Korkum sadece yanlış anlaşılmak değil, hiç anlaşılmamaktan da korkuyorum. Yanlış bir şey yaptığım zaman bunu açık yüreklilikle kabul edebilirim ama bu, yaptığım yanlıştan döneceğim anlamına gelmiyor her zaman. Zararı sadece kendime olan yanlışları yapma hakkım olduğunu düşünüyorum. Bu durumda sevdiklerim tabi ki beni desteklemek zorunda değiller ama anlamaya çalışmalı, anlamasalar bile yanımda olmaktan vazgeçmemeliler. Bence "Bu yaptığını desteklemiyorum. Umarım sen de bir an önce yanlışını anlar ve vazgeçersin ama ne olursa olsun yanındayım. İhtiyacın olduğunda burdayım." demeli gerçek dostlar. Ama genelde böyle olmuyor maalesef. İnsanlar yanlışlara taamül edemiyor, "Bu yanlış, bunu yaparsan ben yokum." deme zahmetine bile girmeden uzaklaşıyorlar.
Sevdiğim, değer verdiğim biri, arkadaşım, eşim dostum... bir yanlışa düşünce durumu anlamaya çalışıyorum ve mutlaka geçerli bir açıklaması vardır diye düşünüyorum. Mümkünse birebir konuşup anlamaya, yardım etmeye çalışıyorum. Eğer direk konuşup anlaşamıyorsam, bir şekilde ne olursa olsun yanında olup yardım edeceğimi sezdiriyorum mutlaka. Bence gerçek sevgi, gerçek dostluk böyle olmalı. Yanlış anlaşılma olmasın, "Devam et, süpersin, arkandayım. " demekten bahsetmiyorum. "Bu yaptığın ya da bir şekilde kendini içinde bulduğun durum yanlış ama ben burdayım, seni bırakmıyorum. İstediğin an yanındayım. Mecbur kalmasan bunu yapmaz, elinde olsa bu duruma düşmezdin, bunu biliyorum." diyebilmekten bahsediyorum.
Dipnot: Tabi ki bu soruya ölmek, sakat kalmak, sevdiklerimi kaybetmek gibi bir çok cevap verebilirdim ama henüz gerçekleşmemiş bir şey için endişe duymak istemiyorum. Çoğu durumda da zaten yapılacak bir şey yok. Epikuros'un dediği gibi "Ben varsam, ölüm yok; ölüm varsa ben yokum. O zaman korkmak niye?" Bu yüzden engelleyebileceğimiz, başımıza gelirse de değiştirebileceğimiz, en azından değiştirmek için bir şeyler yapma şansımız olan daha basit şeylerden bahsetmek istedim :)