Salı, Kasım 17, 2009

EVET, tüm bunları yapmak istiyorum ve HAYIR, coşmadım!

Öncelik sırası gözetmeksizin tüm isteklerimi yazıyorum. 

1. İspanya'ya gitmek istiyorum ki bu hayalimin giderek elimden kayıp gittiğini hissediyorum. 
2. Dünya'nın ortadan ikiye ayrılıp yan yana durduğu, doğu ve batı yarım küre olduğu bir zamanda değişen hayatlar içinde biri tekerlekli sandalyede diğeri de hasta olan iki kadının hikayesini anlattığım yarı fantastik hikayemi tamamlayıp belki de bir roman yazmak istiyorum. 
3. Kitap çevirmek istiyorum. 
4. Kendime ait ufak bir el işi eşya butiğim olmasını istiyorum. Blog üzerinden satış yapılan sanal bir butik de olabilir. 
5.Aşçılık kursuna gitmek istiyorum. (10.000'den başlıyor ücretleri) 
6. İleride bir fakültede öğretim görevlisi olmak istiyorum. (Bu yıl olabilirdim ama sağ olsun İstanbul Üniversitesi'nin güzide bir hocası yüzünden son anda elimden kaçtı fırsat:( 
7. Zengin olmaktan geçtim, sadece sevdiğim bu şeyleri yaparak ayda sadece 1000-1500 arası bir gelirimin olmasını istiyorum. 
8. Mutlu olmak istiyorum. 
9. Yavaş ve huzurlu yaşlanmak istiyorum, tabi yanımda sevdiklerim de olsun:) 
10. Son ve en imkansız isteğimi açıklıyorum: tüm bunların HEPSİNİ bir arada yapmak istiyorum. ... ve cevaplıyorum: Ne coştum ne de delirdim. Bu tamamen normal (!) halim :)

Pazartesi, Kasım 16, 2009

Aralık


Aralık ayını bekliyorum,
kendime bir aralık bulup sıyrılmak için


bir aralık istiyorum,
boğulmadan hava alabilmek için


bir aralık arıyorum,
akıp giden hayatın içinden sıyrılıp çıkmak için


aralıklar istiyorum,
durup düşünebileceğim,
sonra nefes alıp tekrar devam edebileceğim

Aralık'ı bekliyorum,
tüm umutlarımı alıp kaçabileceğim bir an bekliyorum

...

Salı, Kasım 10, 2009

10 Kasım, Saat 09:05

Mecidiyeköy otobüsündeyim ve Harbiye durağını yeni geçtik. Birden tüm trafik duruyor. Her yerden siren ve korna sesleri geliyor.

Tüm araçlar durmuş, herkes arabasından inmiş ve Atam için saygı duruşunda bekliyor. O bir dakikada neler geçiyor insanın aklından... Hayat duruyor o bir dakika için.

Hayat durdu ve ben bir daha hiç akmasını istemediğimi bir kez daha farkettim.

Perşembe, Kasım 05, 2009

"Today is a new day" What's the meaning of it?

Hergün yeni bir gün tamam da değişen ne?

Yani bu sözü söyleten beklentinin kaynağı ne?

Bi ben huysuzum şu dünyada.

Hergünü haftasonunu bekleyerek geçiriyorum. Bir yılda 52 hafta var. yani 52.5=260 günüm beklemekle geçiyor. hadi resmi tatilleri falan çıkar, 240 gün olsun.

e ben bu durumda brn haftanın 5 günü, yılın 240 günü "bugün yeni bir gün" deyip kendimi nasıl avutayım ki?

Çarşamba, Kasım 04, 2009

Benden Bi Halt Olmaz

Anladım ki benden bi .ok olmaz!

ne istediğini bilmeyen, oturup bişeyler değişsin diye mucize bekleyen, kendi kendini mutsuz eden saçma sapan biri olup çıktım sonunda.

görünen o ki herşey yolunda olsa bile bana rahat batıyor. çekilir cinsten değilim yani!

Pazartesi, Kasım 02, 2009

Özgürlük

uzun zamandır aklımdaydı... son bir damla gerekiyordu...

bugün oldu sonunda!

bugün verdim kararımı. daha fazla işkence etmek istemiyorum kendime.

pişman olur muyum, sonra ne yaparım ne ederim bilmiyorum. zaten çok fazla da düşünmüyorum. nasıl olsa şu ankinden daha kötü hissetmem sanırım kendimi.

en kötü ihtimal eve dönerim bir süreliğine.

cv'mi güncelledim. brz dinlenip tekrar yola koyulacağım. yarın yeni bir başlangıç olacak eğer bu gece kararımı değiştiren bişey olmazsa.

Cuma, Ekim 30, 2009

Oysa Herkes Öldürür Sevdiğini

Oysa Herkes Öldürür Sevdiğini 
Kulak verin sözlerime iyice, 
Herkes öldürebilir sevdiğini 
Kimi bir bakışıyla yapar bunu, 
Kimi dalkavukça sözlerle, 
Korkaklar öpücük ile öldürür, 
Yürekliler kılıç darbeleriyle! 
...
...
Şehvetli ellerle öldürür kimi 
Kimi altından ellerle öldürür; 
...
...
Kimi aşk kısadır, kimi uzundur, 
Kimi satar kimi de satın alır; 
Kimi gözyaşı döker öldürürken, 
Kimi kılı kıpırdamadan öldürür; 
Herkes öldürebilir sevdiğini 
Ama herkes öldürdü diye ölmez.

Oscar Wilde

Filler Sultanı ve Kırmızı Sakallı Topal Karınca

Storytel'de şu an dinlediğim kitapta anlatılanlar o kadar tanıdık ki... Gücü elinde tutanların güçsüzleri nasıl ezdiği, ezerken bir de a...