Pazar, Temmuz 21, 2019

The Tell-tale Heart

Edgar Allan Poe'nun en güzel öykülerinden biridir "Gammaz Yürek" diye çevrilen The Tell-tale Heart öyküsü. Blogun başlık kısmında yazan "Manxcat, just a cat telling tales" yazısının iki kaynağından biridir aynı zamanda. İlkini şurda kedili bir Özdemir Asaf şiiri ile anlatmıştım.

Poe'nun öyküsünde baş karakter işlediği cinayeti saklamaya çalıştıkça kalbi de inatla açık etmeye çalışır. Blog başlığımdaki "tell  tales" hikaye anlatmak anlamına gelirken "tell-tale" kelimesi geveze, boşboğaz, gammaz anlamlarını taşır. Ben de blogda hem öykülerimi yazıyorum hem de boşboğazlık, gevezelik ediyorum işte. Bazen de saklamak istediklerimi gammazlamaya çalışan kalbimle savaşıyorum satır aralarında.

Manx cat, kuyruksuz bir kedi. Büyürken çok şey atlatıp hep ayakta kaldığım için kediye benzetirlerdi beni. Ama keyifle dikleştirip salınacağım bir kuyruğum yok maalesef. Bu yüzden hikayelere sığınan, son canını boşa harcamak istemeyen kuyruksuz bir kedi gibiyim. Bundandır belki de köşeye sıkışınca tırnaklarımı çıkarıp can havliyle saldırışım.

Akıl Tutulması

Hani olur ya bazen bodoslama çarpar insan bir yere, işte tam öyle hissediyorum. Gözüm açık, önüme bakıyorum ama görmüyorum. Çarpa çarpa gidiyorum. Her yerim çürük çarık... Güpegündüz karanlıkta kalmış gibiyim. Alt yazı geçiyor hayat, akıl tutulması en güzel benim zihnimden izleniyormuş bu yaz.

Cuma, Temmuz 19, 2019

Hayatı Sorgulatan Pazar Arabası

Bazen kendimi uçsuz bucaksız bir hiçlikte savruluyor gibi hissediyorum. Mesela boş bir pazar arabası ile yaz sıcağının dibinde pazara ulaşmaya çalışırken... Mesela pazarda daracık tezgah aralarında durup sohbet eden teyzelerle karşılaştığımda... Mesela 100 yaşında amcalar inatla araba kullandığı, daha doğrusu kullanamadığı için sıkışan trafikten karşıya bile geçemediğimde... Mesela ölmek üzere eve geldiğimde hadi denize gidelim diyen Arya'nın gözlerinde bitmiş yansımamı gördüğümde...

Bu aralar mütemadiyen sorguluyorum hayatı! Ne yapıyorum ben? Ömrümün sonuna dek bunları mı yapacağım? Nasıl kabullenip, nasıl sindireceğim? Neden diğerleri gibi ben de basitçe her şey süper deyip devam edemiyorum? Aklımda deli sorular... Deliliğimi sorgulayan bir akıl...

Şimdilik bir bira açıp, nefes alıp, Arya'yı denize götürmeye odaklanacağım. Tüm soruların üstünü ağır bir kapakla kapatıp basıp geçeceğim şimdilik.

Perşembe, Temmuz 18, 2019

Bazı Sözler Dokunur

Dokunur sözler...
Kimisi kalbe dokunur, kırar; kimisi ruha dokunur, yaralar, iz bırakır; kimisi taa ciğere dokunur, parçalar...

Hani bazı şarkılar dilimize dolanır, kulağımızda çalınır ya hep... İşte o sözler de dokunur içimizde bir yerlere.  Bu aralar bazı şarkılar fena dokunuyor bana.

Hayat akıp gidiyor. Yaş alıyoruz, yaşlanıyoruz. Birbirinin aynı binlerce güne uyanıyoruz. Evet sağlıklıyız, nefes alıyoruz, yaşıyoruz. Ama bu kadar mı her şey?

Bilmiyorum ve huzursuzlanıyorum bazen sebepsiz yere işte böyle.


Cumartesi, Temmuz 13, 2019

3 Yeni Yarışma

      Yıllardır öykü yarışmalarına katılmak için heveslenip duruyorum ama yarışma koşulları yüzünden vazgeçiyordum. Çoğu öykü yarışması tek bir öyküyü kabul etmeyip birden fazla öyküden oluşan dosyalar ile başvuru yapılmasını talep ediyordu. Öykülerin daha önce yayınlanmamış olma koşulu yüzünden bu beni çok zorluyordu. Ama son zamanlarda sık sık 1000-2000-3000 kelime sınırlı ve tek öykü ile başvurulan yarışmalar yapılıyor. Şimdiye kadar katıldığım 2 yarışma için verilen sürede sıfırdan 2 öykü yazarak başvuru yaptım ve ilkinde 9., ikinci yarışmada 7. oldum. Şimdi önümde katılmayı planladığım 3 yeni yarışma daha var. Halihazırda 2 öyküm ve 1 öykü için de fikrim var. 

         Yarışmalar için başvuru linklerini paylaşıyorum. Belki benim gibi heveslenip şansını denemek isteyenlere faydası olur :)

2019 Gio Başvuru Şartları

2019 TBD Bilim Kurgu Öykü Yarışması

YBKY 8. Öykü Yarışması






Cuma, Haziran 28, 2019

Bazen En çok Söylenmeyenler Acıtır Boğazını - Vol. 2

... Serra bu haberi büyük bir sevinç ve heyecanla Serdar'la paylaşmak istedi ama mevcut durumu hatırlayınca heyecanı pek de uzun sürmedi. Yine de her zaman yaptığı gibi iş çıkışı Serdar'ın kapısına dayandı. Kapıyı çaldı yine defalarca kez. Sonunda pes edip çöktü kapının dibine ve bağırarak "Bu son gelişim Serdar, 1 aydan kısa bir süre içinde Barcelona'da açılan yeni ofiste çalışmak üzere gideceğim" dedi. Aylar sonra ilk kez içeriden bir ses geldi. Bir şeyler yere düştü, bir şeyler kırıldı. Ama kapı yine de açılmadı. Sonraki günler Serra'nın taşınma hazırlıkları ile hızlıca akıp geçti.

Serra gerçekten bir daha gitmedi Serdar'ın kapısına. Serdar her gün bekledi. Sonunda Serra'nın gideceği gün kalan son gücünü toplayıp evden çıktı Serdar. Serra'nın evine vardığında boğazındaki düğüm dayanılmaz bir hal almıştı. Kapıyı çalacak takati bulamıyordu kendinde. Beklemeye karar verdi. Az sonra Serra kapıyı açtı ve öylece kalakaldı. Karşısında Serdar'ı gördüğüne inanamıyordu. Serdar ağzını açtı ama sesi çıkmıyordu. Yalvaran gözlerle Serra'ya baktı, elleriyle boğazını tutuyordu. Acısı dayanılmaz bir hal almıştı, sonunda yorgunluktan ve heyecandan bayılıp olduğu yere yığıldı. Serra telaşla ambulans çağırdı. Hastaneye vardıklarında Serdar kendine gelmişti ama konuşamıyordu. 1 yılı aşkın süredir konuşmadığı için zorlanıyordu Serdar. 

Çarşamba, Haziran 26, 2019

Bazen En Çok Söylenmeyenler Acıtır Boğazını - Vol. 1

"Bazı sözler karanlıkta söylenir diyorum uykularımın birinde. Bazı sözler hiçbir zaman diyorum kendi sesime uyanırken. Bazı sözler karanlıkta söylenir, bazı sözler hiçbir zaman. "

- Murathan Mungan

Murathan Mungan kim bilmiyordu Serdar ama bu söz onu derin düşüncelere salmıştı. Söylemek isteyip de söyleyemedikleri vardı. Günlerce, gecelerce kafasında evirip çevirdiği, uykusuz kaldığı düşünceler... Tam söylemeye karar verdiği anda bu söz çıkmıştı karşısına. Ne yapması gerektiğini bilemiyordu. Bir süre daha susmaya karar verdi.

Günler geçiyor, Serdar susmaya devam ediyordu. Ne zaman konuşmaya niyetlense aynı cümleler yankılanıyordu zihninde: "Bazı sözler karanlıkta söylenir, bazı sözler hiçbir zaman." Acaba hangi sözlerdi karanlıkta söylenebilenler ve hangilerini asla söylememeliydi. Belki de gece olduğunda bir çırpıda her şeyi söyleyip kurtulmak en iyisiydi ama emin olamıyordu işte Serdar. Üstelik insanların geceleri daha cesur ve daha umursamaz olduklarını; sabah uyanınca gece yaptıklarından, söylediklerinden ölümcül bir pişmanlık duyduklarını çok görmüştü. Bir pişmanlığı daha kaldıramayabilirdi bünyesi. 

İçindekileri anlatamadıkça daha da içine kapandı Serdar. Mecburi ihtiyaçları dışında evden çıkmaz olmuştu. Arkadaşları aradığında telefonu açmıyor, merak edip eve gelenler olduğunda kapıyı açmıyor, dışarıda bir tanıdık görürse hızlıca yolunu değiştiriyordu. Gittikçe daha çok korkuyordu. Ya ağzımdan kaçırıverirsem, ya her şeyi bir çırpıda söyleyiverirsem diye düşünmekten geceyi sabah, sabahı gece ediyordu. Günler, haftalar, aylar geçti. Arkadaşları vazgeçmedi Serdar'dan. Her gün arıyor, soruyor, kapıya gelip dakikalarca yalvarıyorlardı. En çok da Serra uğraşıyordu. 

Serra, çocukluk arkadaşıydı Serdar'ın. Yan yana apartmanlarda büyümüşler, sadece yaz tatillerinde Serralar Bodrum'a gittiklerinde ayrı kalmışlardı. Bunca yıllık arkadaşının bu halini bir türlü anlayamıyordu Serra. Oysa oldum olası neşeli, konuşkan, esprili biriydi Serdar. Birden bire nasıl olup da böylesine içine kapanmıştı anlaşılacak iş değildi. Her gün iş çıkışı Serdar'ın evine gidiyor, dakikalarca kapıyı açması için bekliyordu. Çoğu zaman kapının dibine oturup eski anılarından, birlikte ne kadar eğlendiklerinden, dostluklarının ne kadar özel ve onun için ne kadar değerli olduğundan bahsedip kapıyı açmaya ikna etmeye çalışıyordu Serdar'ı.

İşler iyice sarpa sardığında Serdar kendini eve kapatalı 1 yıldan uzun bir süre olmuştu. Bu sürede çalıştığı şirket şehir değiştirmiş ama hali hazırda evden çalıştığı için bu durum onu pek etkilememişti. Ama şimdi işler biraz değişmek üzereydi çünkü bu kez Serra'nın şirketi yurt dışında yeni bir ofis açıyordu. Serra da ofise yönetici olarak atanmıştı. Bu kaçırılmayacak bir fırsattı. 

Azade Zamanlar

Nasıl güzel! Azade zamanlarda averelik etmek dünyadaki en keyifli şey olabilir bence. Sabahları okula giderken tam da öyle yapıyorum. Tüm so...