Tam şu an Storytel'de Yeşim Türköz'ün "Büyü Dükkanı" kitabını dinliyorum.
Bedelini ödemeyi kabul ettiğiniz takdirde hayatta istediğiniz her şeyi alabileceğinizi iddia eden bir yer bu büyü dükkanı. Dükkana gelen herkes dükkan sahibinden bir şey istiyor, dükkan sahibi de o istek için bir bedel biçiyor ve böylece pazarlık başlıyor.
Dükkana gelenler gelirken ne istediklerinden son derece emin ama dükkan sahibinin sorduğu sorulardan sonra aslında ne istediklerini tam da farkında olmadıkları ortaya çıkıyor. İstekleri karşısındaki bedeli duyunca işler hepten değişiyor. Kimse istenen bedeli ödemeye yanaşmıyor.
Sonuç olarak büyü dükkanından almaya geldiği şeyi alarak ayrılan kimse olmuyor. İsteklerimin gerçek olmadığını anlayarak ya da bedelsiz - acısız - mutluluk olmayacağını anlayarak ayrılıyor herkes. Gerçekten istediğini alan istisnalar olmuş ama o istisnaların sonu da pek parlak değil.
Dükkan sahibi gördüğüm en gıcık satıcı olabilir sanırım. Kendisi de kabul ediyor, "Bu pazarlıkta birinin daha acımasız olması gerekiyor ve bunu hayata bırakmamam gerektiğini acı şekilde öğrendim" diyor.
Hikayeleri dinlerken insan düşünüyor, böyle bir dükkan gerçekten var olsa, ben ne isterim? İsteğimin karşılığında hangi bedeli ödemeyi kabul ederim acaba? Yoksa bedelini duyunca ben de vazgeçer miyim isteğimden?
Peki ya siz?


Günaydın KuyruksuzKedim,
YanıtlaSilBuna benzer bir dizi izledim yakınlarda.. çok ilginçti. İzlersen tavsiye ederim. (The Booth at the End)
Sanırım ben 90 lı yıllara dönmek isterdim :)
Sonbahar kendini hissettiriyor artık ne güzel <3
Hemen bakayım diziye Momentoscum :) Ben de dünden beri düşünüyorum ne isterdim diye... Önce tüm rahatsızlıklarımdan kurtulmamı sağlayacak sağlık istemeyi düşündüm. Sonra hepsinin kısa sürede geri geleceğini düşündüm çünkü hayat değişmeden sağlığı korumakmümkğn değil. Sonra hayatımı değiştirebilmek için erken emekli olmayı ama maaşımın da azalmamasını istemeyi düşündüm. O anda neden bunu istediğimi sorgulamaya başladım. Sınıfa girince kimsenin bir şey öğrenmek istemediğini görmekten çok yorulduğum için böyle düşündüğümü anladım. Aslında istediğim çalışmamak değil, istediğim çalışmak ama karşılığını da almak. Kafamda büyü dükkanının sahibi ile biraz daha pazarlık yaptıktan sonra sınıfa girdiğim an beni gören tüm öğrencilerde öğrenme aşkı yakmamı sağlayacak bir güç istemeye karar verdim. Karşımda öğrenme aşkıyla yanıp tutuşan öğrencilerle ders yapmak... Hayali bile o kadar güzel ki! Tabi ki bir bedeli olacak bu isteğin ama sonuç kesinse bedeli ödemeye razıyım :)
SilMerhabalar.
YanıtlaSilBen işi biraz ironiye vurmak istiyorum. Hükumetin bana biçtiği emekli maaşı, normal bir evin kira bedeline yetmezken ben bir büyü dükkanından istediğim huzuru nasıl satın alabilirim ki elbette ben de vazgeçer, bana biçilen hayatı yaşamak zorunda kalırdım.
Konu da kitap da çok güzelmiş. Varlığından haberdar ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Emeğinize ve gönlünüze sağlıklar dilerim.
Selam ve saygılarımla.
Çok teşekkürler Recep Bey. Bu de devirde emekli olmak, emekli maaşı ile geçinmek çok zor.
SilSelamlar, saygılar...
geleceğe gitmek :) bin yıl sonraya :)
YanıtlaSilValla merak da etmiyorum sanırım artık :)))
Sil