Perşembe, Mayıs 07, 2009

Son Günler

yine başladı uykusuz gecelerim. son günler geçmek bilmiyor.
bir hafta kaldı Evrim'in gelmesiyle. şu an tek istediğim sağsalim gelmesi.

kendimi oyalayacak bişeyler arıyorum sürekli. geçen gece acıbadem'in 3 atlısı'yla ve arkadaşlarıyla ahırkapı hıdırellez şenliklerine gittik. çok eğlenceliydi, elimizde tefler (volkan sayesinde aldık girişten tefleri) ordan oraya geze geze eğlendik. ben 10 gibi ayrılıp yurda geçtim. tam sultanahmet'te tramvay beklerken havai fişek gösterisi başladı, şahaneydi.

dün de dersten sonra acıbadem'e geldim. bugün kpss başvurusu için ordan oraya süründüm ama halledemedim, umarım yarın halledebilirim.

Cuma, Mayıs 01, 2009

İtiraf Ediyorum

belki de çok geç kalmış bir evrim sürecindeyim. kendimi ve hayatı yeniden keşfetmeye, değişip gelişmeye çalışıyorum.

şu an dışarıda yağmur yağıyor ve şimşekler çakıyor ama benim içimde güneşin tüm ışığı ve sıcaklığı hüküm sürüyor. huzurluyum. oysa benim için ulaşılması imkansız hatta neredeyse varlığına bile inanamadığım bir kavramdı "huzur".

kendimi bildim bileli hep sonrasını düşünen ve endişe duyan biri oldum. hep arkadan gelecek kötü bir şey beklediğim için hiç tadını çıkaramadım iyi şeylerin ya da güzel günlerin. ama sanırım artık bir şeyler değişiyor. varsayımlarım -ki gayet pesimistimdir- birer birer geçersiz hale geliyor. yani korktuğum şeyler başıma gelmiyor dahası hayat her gün başka bir umutla çıkıyor karşıma.

bunca yıldır kendimi sürekli daha kötüsüne hazırlayarak atlattım başıma gelen zorlukları. öldürmeyen güçlendirir denir ya, sanırım bir noktaya kadar doğruluk payı var bu sözün. ama her defasında ne kadar sert olursam o kadar ruhsuz sanıldım dışarıdan. ben dağılmamak için uğraşırken duyarsız oldum başkalarının bakış açısıyla. içimde farklı bir Rüya yaşarken dışarıya farklı bir Rüya yansıyordu. görünürde hırçın, saldırgan, cadı, hiç kimseyi umursamayan, hep güçlü görünen bir Rüya vardı, ruhsuz bir duvar gibi. oysa her şeye göğüs gerebilmek hiç kolay olmadı. yıkılmamak için zor dururken, çığlıklar atıp aklımı yitirip deliliğin kollarında her şeyi unutmak isterken ayakta kalıp dağılanları toplayan olma yükünü taşımak çok ağırdı aslında.

giderek katılaştı dış kabuğum; belki de duyarsızlıkla güçlendirmeye çalıştım duvarlarımı. ben aldırmazsam kimse zarar veremezdi. öyle düşünmüştüm ama canım yine de çok yandı. ben aldırmaz görünmeye çalıştıkça tüm kötülükler daha çok üstüme geldi. canımı yakamadıklarını düşündükçe hırslanıp daha da arttırdı zehrin dozunu acılar. yine de açmadım kapılarımı, duvarların ardındaki yıkıntıyı göstermedim. ama artık korkmuyorum. çünkü o yıkıntıya dalıp kendimi yeniden keşfetmeye başladım.

güçlü duvarlar ardındaki yıkıntıları temizleyip ferahlıyorum. gereksiz şeyleri, endişeleri, korkuları, kötü anıları atıyorum topluca. içim ferahladıkça gülümsüyorum, gülümsedikçe içim ferahlıyor. hele güneşli günlerde değmeyin keyfime:)

aşkla gelen 2. bir şans yakaladım. ama sanırım aşk tek başına veremezdi yıkıntıların arasına girip temizlik yapmamı sağlayacak cesareti. bunca yıldır sahip olamadığım gerçek bir ailenin varlığı değişim için gereken hareket gücü oldu sanırım. huzurlu sorunsuz bir evin ve huzurlu, birbirini seven bir ailenin var olduğunu kendi gözlerimle görmek bunun o kadar da imkansız olmadığını anlamamı sağladı. "huzur" denen şey vardı ve ona ulaşmak benim ellerimdeydi.

yaklaşık bir yıldır (hostesliğe başladığım zamandan beri) kendimi kontrol altına almaya ve değişmeye çalışıyorum. çok yavaş ilerleyen bir süreç oldu ama bir yıl öncesini düşününce aradaki farkı daha iyi anlıyorum. artık kendimi daha iyi tanıyorum ve tepkilerimi daha kolay kontrol altına alabiliyorum.

özellikle son 1 aydır kendimi daha dingin ve daha mutlu hissediyorum. geçmişin tüm yükünü atmış gibiyim omuzlarımdan. umarım erken sevinip kapılarımı beklemediğim tehlikelere açmıyorumdur. ama içimde bu kez her şeyin gerçekten yolunda olduğuna dair bir his var.

İtiraf ediyorum yıllardan sonra ilk kez çocuklar kadar özgür ve mutlu hissediyorum kendim.

İtiraf ediyorum hayatımda ilk kez kendimi huzurlu hissediyorum.

Lütfen nazar etmeyin, isteyin siz de mutlu olun:)

Perşembe, Nisan 30, 2009

Güzide Yurdumun Bitmek Bilmeyen Sınavlar Silsilesi

Nasıl bir ülkeyiz, nasıl bir eğitim sistemimiz var çözebilmiş değilim.

İkokuldan sonra sınava gir, ortaokuldan sonra sınava gir (gerçi şimdi ilköğretim oldu ama bizim zamanımızda öyle değildi), liseden sonra hem ÖSS'ye hem YDS'ye gir. Tüm bunlar yetmezmiş gibi hazırlık geçme sınavına gir.

5 yıl üniversitede vizelerle finallerle boğuş, okul bitiyo diye sevinirken bir de ÜDS (üni.ler arası dil sınavı), ALES ve KPDS çıksın üstüne! Bunaldım ya! Vizeler dün bitti ama bu kez de pazar günü KPDS var of ooooffff! Haftaya pazar da ALES.

Eğitim öğretim denen kavramlar bizim ülkede sınav anlamına geliyor kısaca. Öğrenci miyim yoksa kobay mı bilemiyorum. Bilgi değil sabır ölçmek için yapılıyor sanki tüm bu sınavlar. Neyse yapacak bişey yok sistemin bir parçası olmak istemesem de aç kalmamak, işsiz kalmamak için sistemin saçma sınavlarına da katlanmak zorundayım. Umarım birgün bu saçma sapan düzenden kurtulmak için fırsatım olacak.

Pazartesi, Nisan 27, 2009

Yeniden İstanbul ve Vizeler

Evet yine ben.

Az önce karar verdiğim üzere bu blogu karartmayacağım. Böyle yazınca bi garip oldu aman neyse canım nasıl istersem öyle yazabilirim. Bir ara aklımdan bu blogu ileriki kariyer hedeflerime (peh:) uygun olarak düzenleyip çeviriler, makaleler vb. işsel metinler koyarak karartmayı düşünüyordum ama başlığı atar atmaz bunun bir plandan öteye gidemeyeceğini kavradım. Ben böyleyim. Aklıma geleni yazmayı, aklıma estiği gibi yazmayı seviyorum:) Çeviri ve diğer yazılarım için gerektiğinde yeni bir blog oluşturabilirim yani acelem yok.

Geçen hafta çarşamba günü eve gitmiştim, bu sabah döndüm İstanbul'a. Evde bu kez iyi vakit geçirdim, herşey olabildiğince yolundaydı. Manisa'da mesir şenlikleri vardı, gelirken kızlara ve Acıbadem'in 3 atlısına mesir macunu getirdim, haftasonu vereblirim sanırım.

Bugün Çağdaş Dünya Edebiyatı vizesi vardı. Şimdiye kadar girdiğim en rahat sınavdı, umarım beklediğim gibi yüksek not alırım. Yarın 2 tane sınavım var; işin komiği seçmeli ders olan coğrafya için kendi bölüm dersimden fazla zaman harcadım çalışmaya. Yarından sonra tek sınav kalıyor ama yine de rahat yüzü yok bana. Haftasonu da KPDS var. Offfffffffffff!

Bazen içimden çığlıklar atmak geliyor...

Pazar, Nisan 12, 2009

Slumdog Millionaire ve Wolverine

Az önce izledim Slumdog Millionaire'i. Umduğumdan çok daha iyi bir film çıktı. Oyuncu seçimleri çok iyi. Anlatım etkileyici, konu popüler kültür etkisi taşıyor.

Filmin en hoş yerleri Jamal'ın çocukluk günlerini anlatan sahnelerdi bence. Ne kadar tatlı bir çocuk o ufaklık öyle!

Filmi izlerken Jamal'ın abisine sağlam küfürler yolladım kendimi tutamayıp; bir de yarışmanın sunucusu var tabii.

Filmin sonu brz masalsı olmuş ama güzel de olmuş.

Filmden sonra da 1 Mayıs'ta vizyona girecek olan X-Men Origins: Wolverine filminin fragmanını izledim. Fragman güzel. Eminim film gerçekten çok iyi.

Of brz daha hızlı aksın artık şu zaman!

Cumartesi, Nisan 11, 2009

Arkadaşlar İyidir Ama Bazen Gıcıklaşabilirler De

yeni bir gün daha.

dün gece Arda'yı askere uğurlama toplaşmasına gittik. yaklaşık 20 erkek arasındaki 2 kızdan biriydim. gecenin sonlarına doğru brz sıkılsam da güzel bi geceydi. gecenin başında Berkay sıkılmamam için beni yalnız bıramadı, sonra da çocuklar geldi zaten.

taksim'den 110'a binip eve gelirken çok üşüdüğüm için Oktay beresini bana verdi; ellerim de buz gibiydi, orda da Volkan devreyi girdi, ellerimi ısıttı:) yani yine "arkadaşlar iyidir" tezini kanıtladılar:)

sabah 11'de kalkmamıza rağmen hala kahvaltı etmedik ki az sonra bayılcam açlıktan:( sabahtan beri Volkan'ın benimle uğraşmasına engel olmaya çalışıyorum. önce enseme böcek koymaya çalıştı sonra ona 3 tane şiir okumazsam beni rahat bırakmayacağını ilan etti. sabah sabah 2 adet Orhan Veli ("aşk resmi geçiti" ve "bedava") ve 1 adet Ahmet Muhip Dranas şiiri (Fahriye Abla)okudum Volkan'a. niye diye sormuyorum bile çünkü öyle işte, Volkan bu. sorgulamıyorum. Allah'tan şiirler güzel:)

sabah Evrim aradı. o kadar çok özledim ki onu... 35 gün var gelmesine:( 4 aydan sonra kalan 1 ay için pek sabrım kalmadı. sürekli oyalanacak birşeyler arıyorum. haftaya sınavlar başlıyor. sonra da ALES ve KPDS var. iki arada bir derede Çandarlı'ya gidip tatil yapmak istiyorum. Umarım ben iyice delirmeden geçer şu son 1 ay.

Perşembe, Nisan 09, 2009

Bahar Hayallerle Giriyor Kanıma

2 gündür hava çok güzel.

2 gündür yollara vuruyorum kendimi. Dün Karaköy'e kadar yürüdüm, denize karşı oturup balık yedim Paradise Restaurant'ta. Bugün de yine yurttan tramvay yolunu izleyerek Sirkeci'ye kadar yürüdüm. Vapura binip Kadıköy'e geçtim, Acıbadem'in 3 Atlısı'na geldim. Evde kimse yoktu; oturup nette gezindim. Aslında bloga yazı da yazmıştım ama lanet bağlantı kopunca yazı da uçtu.

Çocuklar gelince birlikte bi seminere gittik. MAN'ın CEO'su gelmiş; çok karizmaydı amca. Sonra da KFC'ye gittik ki gitmez olaydık, şu an çatlamak üzereyim.

Havalar güzel olunca canım sürekli gezmek istiyor. Yüzmek, fotoğraf çekmek, güneşlenmek, dans etmek istiyorum. Bahar hayallerle giriyor kanıma. Enerji veriyor ama harcamak için okulu boşlamak gerekiyor. Bir de yalnız olmuyor, Evrim burda olsa...

Vizeler geçse de rahat rahat yollara vursam kendimi. 1 Mayıs'ta sınav var ama 1 Mayıs resmi tatil olacak sanırım. Ben de Evrim gelmeden kısa bir tatil yapıp yenilenmiş olurum.

Homini de gırtlak, pufidi kandil, tumba yatak :)))

Birkaç gündür canım hem poğaça hem de böyle çikolatalı fındıklı fıstıklı kurabiye istiyor. Hâl böyle olunca daldım mutfağa ama ölçüyü kaçırm...