2 haftadır çektiğim ağrının, acının etkisi de var belki bu halimde. Bilemiyorum.
O an, tam bu an, canım ne isterse onu yapıyorum. Önünü ardını hiç düşünmüyorum. Yapmam gerekenler, yapmam beklenilenler, yapmam istenilenler... Hepsi öylece duruyor bir köşede. Ben ne istiyorsam onu yapıyorum hiç tereddüt etmeden ve hiç çekinmeden. Saldım aklımın iplerini!
Bende yorgundum
Kendi kendime sokuldum
Uyuyakaldım
Aklımın iplerini saldım
...
Gökhan Türkmen şarkılarını sevdiğimi söylemiş miydim?
Bir süredir her akşam o gün yaptıklarımı gözden geçiriyorum ve uykularım kaçıyor. Başkası yapsa gıcık olacağım şeyleri kendim yapmış oluyorum ve bu beni deli ediyor.
Etliye sütlüye, iyiye-kötüye karışmak o an konuştuğum kişilerin dışındakilerden bahsetmek, boş boş konuşmak, söz kesmek, araya girmek istemiyorum. Olmuş bitmiş olaylara takılıp kalmak hiç istemiyorum. Sakinleşmek, daha az konuşup daha çok dinlemek, daha az eleştirmek, daha çok anlamak istiyorum.
Kısacası değişmek istiyorum.
Bu işi tek başıma yapmam imkansız gibi. Bu yüzden yardıma ihtiyacım var. Ben fark ettikçe kendimi durdurmaya çalışıyorum ama çoğu zaman ne yaptığımı akşam kafamı yastığa koyunca fark ediyorum yani iş işten geçmiş oluyor. Bu noktada arkadaşlarımdan yardım istemeyi düşünüyorum. Fark ettiklerinde "Rüya yine uykun kaçacak böyle devam edersen" falan desinler ki ben de fark edip durayım, nefeslenip değişeyim.
Birkaç gün önce rastladığım şu blog yazısı günlerdir zihnimde dönüp duruyor. Düşünüyorum, benimsemeye çalışıyorum, bir yerlere oturtmaya çalışıyorum. Henüz tastamam benimseyemedim ama eminim bu yazıdan aldığım bir ders var.
Mevlana, “Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen bir HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.” demiş. Çömleği tutan değil de işe yaramasını sağlayan dış biçiminden çok içindeki boşluk. O boşluk sayesinde içine bi'şey koyup kullanıyoruz çömleği. İşte bu mantıkla insan da içindeki boşlukları kabul edip o boşluklara işe yarar şeyler koydukça insan oluyor sanırım.
Hiçlik kavramı manevi düzlemde Tanrı’nın yüceliği ve bilgeliği karşısında, O’na hayranlık ve saygı duyarak, kendi küçüklüğünün farkındalığını yaşama hali olarak açıklanıyor. Ancak benim hiçlikten anladığım biraz daha farklı. Daha doğrusu Allah/Tanrı/Yaratıcı kavramına bakışım biraz daha farklı. evet bir yaratıcı var da sonrası? Bilemiyorum. Bulmaya çalıştığım da söylenemez. Hiçlik kavramınu yaklaşımım tamamen hırslardan, olmayacak hayallerden, yapmak isteyip de yamayacaklarımdan vazgeçmekle ilişkilendiriyorum. Bazen Nasreddin Hoca'ya bazen de bir dervişe yakıştırılıp anlatılan şu hikayeyi duymuşsunuzdur belki de:
Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:
“Hiç.”
Ve Hoca “Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: Hiçlik makamında!” demiş.
İşte ben de o hikayedeki gibi etiketlerden sıyrılıp hiç olmayı kabul etmeye meylediyorum. Başarabilir miyim? Tüm hırslarımdan, tutkularımdan, arzularımdan sıyırabilir miyim kendimi? Bilemiyorum. Her şeyden vazgeçtiğim anlamına gelmiyor bu hiçlik meylim tabi ki :) Sadece olmazlardan vazgeçiyorum. Kendime, sevdiğime, sevenime, evrene bir huzur vermeye meylediyorum. Bu meylim ne kadar sürer ya da beni nerelere sürer bilemiyorum.
Gelelim yazının ikinci kısmına. Birkaç sabahtır yoga yapıyorum. Çetin Çetintaş son yıllarda oldukça popüler olan bir yogi. Ben tüm sözlerinin samimiyetine %100 inanamıyorum ama bu onun değil benim eksikliğim belki de. Her seviyeye uygun yoga dersleri var Youtube kanalında. Ben aşağıda paylaştığım 2. videoyu 3 gündür yapıyorum, 15 güne tamamlayıp aynı serinin 2. videosuna geçeceğim. Aşağıdaki 3. videoya ise bugün başladım ve 21 gün devam edeceğim. Sonra başka bir elementin videosuna geçeceğim. Aşağıdaki 1. video ise uzun süredir düzenli spor ve yoga yapmamış olanlar için başlangıç dersi. Bir yerden başlamak isteyenler oradan başlayabilir. Çetin Çetintaş'a çok takılmadan derse odaklanalım :)
Yoga deyince aklınıza sadece bağdaş kurup eller dizlerde, gözler kapalı "Ommmm" demek geliyorsa çok büyük bir yanılgı içindesiniz çünkü bu yoganın sadece meditasyon kısmı :D Siz şu videolardaki hareketleri bir yapın, sonra tekrar konuşalım :)) Umarım ben de o arada sabırla yoga yapmaya devam eder ve dersleri tamamlamayı başarırım. Bakalım, beraberce göreceğiz :)