Rüya ne olduğunu anlayamıyordu. Evrim ne
demek istemişti? Tüm o anlattıkları basit bir şakadan ibaretken birden nasıl
olup da “hassas kozmik dengeler”e
gelmişti konu? Evrim daha cümleler ağzından çıkmadan pişman olmuştu
söyledikleri yüzünden ama yine de durduramamıştı kendini. Şimdi Rüya
kafasındaki tüm sorular yüzünden okunur halde ona bakıyordu. Artık yapabileceği
bir şey kalmamıştı. Rüya’yı kaybetme düşüncesiyle zonklayan beyni durmuştu
adeta. Sonunda Rüya’nın yanına gidip her şeyi en başından anlattı.
Tüm bunlar olurken Sarge olasılık analiz
kabininde oturmuş işin nereye varacağını hesaplamaya çalışıyordu. İlginç olansa
hiçbir analiz paralel evrenlerde korkulan hasara yol açacak bir uyarı sinyaline
yol açmamıştı henüz. Sarge bunu anlayamıyordu. Eğer her şey Şûra’nın öne
sürdüğü gibi olsaydı, şu anda paralel evrenlerin çöküşünü başlatacak olaylar
analiz ekranına düşmeli ve olasılıklar tehlike sinyali vermeliydi. Ama aksine tek
bir tehlike sinyali bile yoktu ekranda. Evrim gerçeği Rüya’ya anlatırken Sarge
hareketsizce onları izliyor ve ne yapması gerektiğine karar veremiyordu.
Evrim gerçeğe dair tüm bildiklerini anlatıp
bitirdiğinde Rüya ne düşüneceğini bilemez hale gelmişti. Başka evrenlerden
gelen sekiz farklı Evrim! Sekiz farklı hayat! Hepsi de Rüya gerçekleri
öğrenmesin, Evrim’in yokluğunu deneyimlemesin ve “Evrim’siz” bir hayatla değişmesin diye kendi dünyalarından
koparılıp Rüya’nın yanına gelmeye mahkûm edilmişlerdi. Bazıları Rüya’yı sevmiş,
bazıları nefret etmiş, bazıları ona sadece acımıştı. Ama işte şu an karşısında
duran adam ona âşıktı ve aşkı uğruna her şeyi tehlikeye atmayı göze almıştı. Evrim
bildiklerini mümkün oldukça anlaşılır ama bir o kadar da hızlı anlatmaya
çalışıyordu çünkü Sarge’ın şu an onları izlediğini biliyordu. O saçma sapan
olasılık analiz makineleri şu an çılgınca tehlike sinyalleri gönderiyor
olmalıydı. Rüya kafasının içinde dönüp duran yüzlerce sorunun içinden en
önemlisini seçti.
“Neden ben? Neden benim için bu kadar
fedakârlık, bu kadar plan, bu kadar çaba? Onca insan içinde benim ne önemim
olabilir ki?
Evrim cevabı bilmiyordu. Kozmik Şûra
bunu kimseye açıklamamıştı. Evrim’in bildiği tek şey sebep ne olursa olsun
Kozmik Şûra’nın Rüya’nın gerçeği öğrenmesine asla izin vermeyeceğiydi. Asıl
zorluk şimdi başlıyordu. Sarge şu ana dek onları ele vermemişti ama fikrini ne
zaman değiştireceğini, tüm bu olanları Şûra’ya ne zaman anlatacağını bilemezlerdi.
Belki de şu anda çoktan Şûra’yı toplamış, tüm bu olanları anlatıyor olabilirdi.
Rüya ve 8. Evrim ne yapacaklarını hiç bilmeden bir süre öylece, birbirlerine
bakarak oturdular. Önlerinde karmaşa ve belirsizliklerle dolu bir yol uzanıyordu
şimdi.
