Yıllar içinde defalarca karşıma çıkan, çok merak ettiğim ama bir türlü okumadığım Erkekler Mars'tan, Kadınlar Venüs'ten kitabını sonunda okuyorum. İçinde bazı klişeler olsa da karşıt iki cinsin birbirini anlama çabası için genel olarak faydalı buldum kitabı.
Kitap bir çok örnekle kadın ve erkeğin birbirinden ne kadar farklı bakış açılarına sahip olduğunu anlatıyor. Okurken eşimle yaşadığımız bir çok tartışma/sorun gözümde canlanıyor. Genelde ben "A" diyorum, o "Z" diyerek karşılık veriyor çünkü bambaşka bir gezegenden geliyor ve onların gezegende "A" diyene "Z" deniliyor :))))
Biraz kitaptaki açıklamalardan bahsedecek olursam: kitaba göre kadınlar tüm dertlerini anlatarak çözmeye, çözemeseler bile anlatarak rahatlamaya çalışıyor; erkekler ise sorunlarını konuşmaktan pek hoşlanmıyorlar. Bir kadın gün içinde yaşadığı en ufak talihsizliği, ufak tefek sıkıntıları bile anlatarak sisteminden atmaya alışkınken bu durum erkeklere çok gereksiz geliyor. Kadın tüm bunları anlatıyorsa durumu çok ciddiye alıyor ve çözemediği için de erkekten yardım istiyor gibi algılıyor erkekler. Sorunların çok basit, gündelik şeyler olması yüzünden de kadının tüm o ufak tefek şeylere çok fazla takıldığını söyleyiveriyor. Oysa kadınlar sadece anlatmayı ve birinin onları dinlemesini istiyor. Yani duymak istedikleri en son şey "Aman canım, sen de her şeyi çok büyütüyorsun." minvalinde küçümseyici cümleler ya da sorunla karşılaştıkları an akıllarına gelen basit çözüm önerileri.
Kitabın dediğine göre erkeklerde durum çok farklı. Erkekler sorunlarını anlatmayı sevmiyor çünkü onlara göre bir sorunu anlatmak ancak kişi sorunu kendi kendine çözemiyorsa ve çözmek için yardıma ihtiyacı varsa mantıklı ki yardıma ihtiyacı olduğunu ima etmek bile erkeğin egosunu zedeleyebiliyor. Kadın bir sorunu olduğunu düşündüğü erkeğe yardım etmek için sorular sorup çeşitli öneriler sundukça erkek "Benim bu sorunu çözemeyeceğimi düşünüyor, çözmem için bana süre/alan vermiyor, bana güvenmiyor." diye düşünüyor hatta dahası "Beni yetersiz bulduğu için sürekli bana fikir sunuyor" diye algılayabiliyor.
Kitapta erkeklerin dönem dönem uzaklaşmaya ve yalnız kalmaya ihtiyaç duydukları ve öyle zamanlarda "mağara"larına çekildiklerinden bahsediliyor. Kadınların bu durumu algılayıp erkeğe ihtiyacı olan alanı vermeleri ve erkek kendini daha iyi hissettiğinde daha büyük bir ilgi ve sevgiyle geri gelmesini beklemeyi öğrenmeleri gerektiği vurgulanıyor. Aynı şekilde kadınların da gelgitler yaşadığını, birgün her şey yolundayken ertesi gün her şeyden şüpheye düşebildiklerini ve kendi "kuyu"larının derinliklerine gömüldüğünü söylüyor kitap. Bu durumda da erkeğin kadını sabırla dinlemesini, endişelerini küçümsememesini, aksini kanıtlamaya ya da ne kadar yersiz olduklarını söylemeye kalkışmamasını sadece dinleyip yanında olmaları gerektiğini söylüyor. Teselli vermeyin, endişeleri reddetmeyin, sadece yanındayım bana anlatabilirsin diyerek kuyunun dibine vurup tekrar yüzeye çıkmalarını bekleyin diyor. Ben bu "mağara" ve "kuyu" metaforlarını sevdim. Erkeklerin zaman zaman ilkel birer mağara adamı olması ve kadınların da bazen tam bir kuyu cadısı olması tesadüf olmayabilir :)
Kitapta kadın ve erkelerin 12 ihtiyacından bahsedilmiş. Kadınlar öncelikle "şefkat, anlayış, saygı, bağlılık, haklı görülme ve güvence" ihtiyacı hissederken, erkeler öncelikle güven, kabul, takdir, beğenilme, onay ve teşvik" ihtiyacı duyuyormuş. Yani temelde ihtiyaçlarımız ortak ama önceliklerimiz biraz farklı :D Her iki tarafın da kendi önceliklerine kavuşmasının tek yolu ise karşı tarafın önceliklerini anlayıp onları yerine getirmekte. Böylece her iki taraf da mutlu olabilir diyor kitap. Yani kadın kendini tutup adama önerilerde bulunmasın, alan/zaman verip kendi kendine çözmesini beklesin; adam da kadının endişelerinin yersiz olduğunu söyleyip geçiştirmeye çalışmasın, yanında olup dinlesin ve anlayış göstersin diyor kitap özetle. Bence mantıklı ve işe yarar bir öneri. Kitaptan hoşuma giden kısımları Evrim'e de okuyorum ve beni dinlerken "Aman takıldığın şeye bak, çok abartıyorsun" ya da "O zaman sen de şöyle yaparsın, çözülür sorunun" gibi cümleler kurmamasını rica ediyorum :) Aynı şekilde ben de onu sorunları konusunda sorular sorarak köşeye sıkıştırmamaya ve tavsiye istemedikçe gereksiz öneriler de bulunmamaya çalışıyorum. Henüz %100 başarı sağlayamadık ama en azından sorunu tespit edip üzerinde çalıştığımızı söyleyebiliriz :)
Çiftlerin birbirlerine karşı açık olmaları her zaman çok önemli. Bir şey yapmadan, bir beklentiye girmeden ya da bir işe kalkışmadan önce hedefler, istekler ve beklentiler konusunda açık açık konuşmak bir çok problemi daha oluşmadan çözmeyi sağlayabilir. Birbiriyle konuş(a)mayan çiftlerin sonunda birbirinden uzaklaşıp hiçbir şey paylaşmaz hale gelmeleri kaçınılmaz. işler o noktaya gelince geri döndürmek daha zor. Vakit varken oturup konuşmak, birbirini anlamaya çalışmak sorunlara çözüm bulmayı sağlayabilir ya da çok vakit kaybetmeden ilişkiyi dostça bitirmeyi kolaylaştırabilir.
Kadın ve erkeklerin birbirinin zıttı gibi görünen beklentilerini anlatan şu filmi çok severim. Orjinal adı "The Ugly Truth" yani "Çirkin Gerçek" :)

