Her zamanki gibi Kaptan köşkünden vapura binenleri izleyen Hayati Kaptan, Rıfat'ın elinde bir buket çiçekle vapura bindiğini görünce uykusuzluktan ve iç hesaplaşmasından harap olmuş sinirleri bir darbe daha aldı. Adaya varana dek içi içini yese de elinden gelen bir şey yoktu. Ada iskelesine yanaştıklarında Rıfat aceleyle vapurdan inmeye çalışıyordu. Hayati Kaptan kendine daha fazla engel olamayarak arkasından seslendi:
- Rıfat Bey, bekler misiniz beni, hemen geliyorum.
- Şey... Peki bekliyorum.
Hayati Kaptan, aceleyle işini halledip mümkün olan en kısa sürede Rıfat'ın yanına gitti. Rıfat'ın endişesi ve sabırsızlığı yüzünden okunuyordu.
- Kusura bakmayın sizi beklettim ancak sizinle önemli bir konuda konuşmak istemiştim. Vaktiniz varsa...
- Çok isterdim ancak şimdi olmaz. Hayat rahatsızlanmış, bugün işe de gidememiş. Onu ziyarete gidiyorum da...
- Öyle mi? Peki, ben sizi tutmayayım o zaman. Geçmiş olsun dileklerimi iletirseniz sevinirim.
- Teşekkürler, iletirim tabi ki. Görüşmek üzere!
Rıfat koşar adımlarla giderken Hayati Kaptan'ın elinden çaresizlikle ardından bakmaktan başka bir şey gelmiyordu. Rıfat'ın uçarcasına gidişinin aksine Hayati Kaptan son derece ağır adımlarla gitti evine. Kapıya vardığında hislerinin ağırlığıyla iyice ezilmiş adeta bir gemi enkazına dönüşmüştü. Eve nasıl girdi, yatak odasına nasıl gitti, kendini yatağa nasıl attı hiç bilmiyordu. Tek bildiği kendini uykunun sakin limanlarına bırakmak için can attığıydı.
Rıfat, Hayat'ın kapısını çalıp içeri girmişti. Annesi Rıfat'ın geldiğini haber verince Hayat giyinip aşağıya indi. Rıfat, Hayat'ı görünce az da olsa rahatladı. Raife Hanım:
- Rıfat Bey oğlum öğlen aramıştı seni, hasta olduğunu öğrenince endişelenmiş, içi rahat etmemiş, seni görmeye gelmiş. Bu güzel çiçekleri de getirmiş.
- Teşekkürler Rıfat. Endişelenmene mahal yoktu. Buraya kadar zahmet etmişsin. Şimdi daha iyiyim.
- Daha iyi olmana çok sevindim. Ben seni daha fazla yormadan kalkayım.
- Aaa olur mu hiç Rıfat Bey oğlum! Buraya kadar gelmişsin yemek yemeden bırakmayız seni. Değil mi kızım?
Hayat son günlerde giderek artan bu emrivakilerden bunalmış olsa da belli etmemeye çalışarak:
- Tabi ki! Yemeğe kal lütfen Rıfat.
- Size zahmet vermek istemem Raife Teyzecim, hem Hayat da halsiz zaten.
- Zahmet olur mu hiç çocuğum? Siz küçükken de hep beraber yerdik yemek, ne soframızın ne de ailemizin yabancısı değilsin. Allah ne verdiyse yeriz beraber. Hadi siz oturun, ben sofrayı kurarım. Ali Bey de gelir neredeyse.
- Aaa olur mu hiç Rıfat Bey oğlum! Buraya kadar gelmişsin yemek yemeden bırakmayız seni. Değil mi kızım?
Hayat son günlerde giderek artan bu emrivakilerden bunalmış olsa da belli etmemeye çalışarak:
- Tabi ki! Yemeğe kal lütfen Rıfat.
- Size zahmet vermek istemem Raife Teyzecim, hem Hayat da halsiz zaten.
- Zahmet olur mu hiç çocuğum? Siz küçükken de hep beraber yerdik yemek, ne soframızın ne de ailemizin yabancısı değilsin. Allah ne verdiyse yeriz beraber. Hadi siz oturun, ben sofrayı kurarım. Ali Bey de gelir neredeyse.
*Şarkı: Sevince - Erkin Koray
