Cumartesi, Kasım 02, 2019

Kasım Meydan Okuması - 2.Gün

Günaydın :) 

Merhaba Kasım!

Bu yıl ilk kez farkına varıp aşık olduğum sonbaharın son ayı!

Zeynep blogunda bir meydan okuma başlatmış bu ay için. Ben de Edischar sayesinde haberdar oldum. İlk günü kaçırmışım ama onu da bugüne sığdırdım. Benim mutluluk fotoğrafım dün akşam çekildi zaten :) Can dostum, candan ötem bir sürü hediye yollamış tüm ailemize. İçime güneş doldu paketi açınca.  Günaydın fotom oldu, bir günlük değil ömürlük mutluluk böyle bir dosta sahip olmak.

Gelelim 2. günün konusuna: Sevdiğimiz sesler ve kokular.

Sevdiğim sesler deyince aklıma gelenler:

  • Çello
  • Dalgalar
  • Ateşin çıtırtıları 
  • Ormanın sesi (ağaçlar, kuşlar, rüzgar, yapraklar, tüm canlılar...)
  • Özlenen, sevilen dostların sesi
  • Sevdiklerimin gülüşleri

Kokulara gelirsek:

  • Turunçgil kokusu
  • Taze börek/kek/poğaça kokusu
  • Kızarmış ekmek kokusu
  • Kısaca sevdiğim tüm yiyeceklerin kokusu yazayım en iyisi :D
  • Kolonya ve after shave cologne kokusu 
  • Bebek kokusu (enseden buram buram) 
Aklıma hep yiyecek kokuları geliyor  :D Ne biçim bir pis boğazım siz düşünün artık :p

Başka pek bir şey gelmiyor maalesef şu an. Şimdilik böyle yayınlıyorum. Gelirse güncellerim ;) 



Cuma, Kasım 01, 2019

33 yaşım...

33 yaşım...
Ömürlük şaşkınlığım, karışıklığım, karmaşıklığım,
Taşıp taşıp sınırları aştığım.
Kim bilir nerede şu aklım başım.

Ne yıl ama!

33 yaşım çok acayip geçiyor. Zaman o kadar hızlı akıyor ki... Anılarım birbirine karışıyor. Bu sene miydi geçen sene mi? Geçen bahar mıydı, ondan önceki mi? Zihnim bulanıklaşıyor ama hissiyatım giderek yüzümden okunacak kadar berraklaşıyor. İyi mi kötü mü bilmiyorum ama ilk kez kendime bu kadar dürüst davranıyorum. Neysem oyum artık! Yüzümden, sesimden, elimden, dilimden, ruhumdan taşıyor benliğim. Hiç sakınmıyorum kendimi.

Kime ne benden!

Bana ne dünyadan!


Dipnot: Çello sesine aşığım. Dünyadan kopuyorum dinlerken. Yazarken de kopuyorum dünyadan. İkisi birleşince tadına doyum olmuyor :) 

İsteyene yukarıda Smooth Criminal coverı, isteyene aşağıda tam klasik çello keyfi :) 


Perşembe, Ekim 31, 2019

Kara Orman

Karanlığın içinde yolunu bulmak zor. Ciğerlerine dolan soğuk havada nefes almak zor. Donmuş parmaklarını ısıtmak zor. Bu ormanda hayatta kalmak çok zor.

Bu ormana düşeli çok oluyor. Gecenin gündüzün hesabı karıştı artık. Aylar oldu ama yıl değil henüz. Nasıl düştüm bilmiyorum. Bir an dünyadaydım, bir an sonra burada. Gözümü açıp kapatmak kadar basit bir refleks nasıl oldu da buraya gelmeme sebep oldu bilmiyorum. Sadece bir an açmıştım gözlerimi. Yıllarca kapalı kalan gözlerim bir anlığına açıldı ve bu kara orman sardı sağımı solumu.

Ağaçlar var, ağaç denilirse... Arada bir görünür gibi olan güneş var, güneş denilirse... Üzerine bastığım ama üzerinde kalamadığım bir şey var, toprak denilirse...

Türlü türlü börtü böcek var bu kara ormanda. Ondandır tüm bu garip yaralarım. Acımaz mı hiç? Neyle sararsan sar, açılıyor tüm yaralar tek bir heceyle!

Dur sakın dokunma! Bulaşıdır Kara Orman'ın zehri! Bir kez nüfuz etti mi, durmaz etinle kemiğinle, işler en derinine!

Bataklığın tam ortası, bitmeyen bir yasın mezarı. Kimbilir kaç kayıp var Kara Orman'ın kara kaplı kitabında. Dünyanın acısı, dünyanın isyanı, dünyanın bi'haber olduğu bir Kara Orman'da saklı.

Dipnot 1: Kara Orman Efsanesi'ne giriş olsun, şöyle bir köşede dursun.


Dipnot 2: Öykü fantastik, şarkı arabesk! Olmamış demeyin lütfen. Ayrı ayrı dinleyin, ayrı ayrı düşünüp birleştirin :)

Salı, Ekim 29, 2019

Lola'dan Mektup (1. Mektup)

Ey Sevgili!

Seviyorum seni!

Biliyorsun.

Ama bir "ben" var benden içeri. Huzursuz, doyumsuz, nankör, kötü... Gözünü dikmiş ufka, bakıyor özlemle. Kulağında bir şarkı; şarkıdaki yangına takılmış, gözü görmüyor başka bir şeyi.  Kundaklayacak neredeyse tüm şehri! Zor tutuyorum ellerini!

Bu ateş yakacak seni. Biliyorum. Ben çoktan yandım, kül oluyorum ama sana hiç zarar gelsin istemiyorum. İki gözümün nuru, başımın tacı, hayatın en büyük kıyağı, ömürlük yoldaşımsın. Ama ben raydan çıkıyorum sevgili. Bu trenden inmek için son fırsatın olabilir. Bil diye söylüyorum sevgili.

Şimdilik yana yakıla tutuyorum içimdeki "ben"i. Ama bu ateş sönmez de kül ederse benliğimi, korkarım serbest kalıp yakacak herkesi. Kaç kurtar desem kendini, bilirim yanmak uğruna sıkı sıkı tutarsın elimi. Kaç kurtar desem kendini, diyeceğin tek şey "Dur sevdiğim, yakma kendini!"

Şimdi kaç kurtar diyorum kendini ama bilirim dinlemez ki kalbin beni.

Ey Sevgili!

Hiç istemiyorum yakmayı ne seni ne de bu canım şehri!

İmza: Senin tatlı, güzel Lola'n



Sezen Aksu - Her Şeyi Yak

Müzikle geçsin sonbahar...









Pazar, Ekim 27, 2019

Elveda diyememek...



Çok sevdiğim hatta ömrümde ilk kez yaşıyormuşçasına aşık olduğum bu sonbahara veda etmek istemiyorum. Ama işte her güzel şeyin bir sonu var. Sonbaharın bitiş şarkısını buldum bugün. Durduk yere kendiliğinden çıktı o şarkı karşıma. Henüz paylaşmaya, baharın bitip gitmesini kabullenmeye hazır değilim. O yüzden aradaki şarkıları başa alıp alıp tekrar dinliyorum. Ama dedim ya son şarkı hazır, köşede bekliyor beni biliyorum :(

Şimdilik eşsiz sonbahar manzarasına ve sona yaklaşan baharın ruhuna uyan şarkılara gönül vermeye devam edelim.


Dipnot: Yazıyı yazarken öyle bir şey oldu ki bir anda kolaylaştı vedalaşmak sonbaharla. Bir an her yer sonbahar, bir an sonra kara kış! Ama her kışın ardı elbet yine bahar! Eh önü bahar, sonu bahar ne kadar üşütebilir ya da yakabilir ki şu kara kış içimizi? Boşuna mı demişler "Ateş olsa cirmi kadar yer yakar! (TDK böyle diyor:))) En güzeli kendimizi akışa bırakmak demek ki :)



Perşembe, Ekim 24, 2019

Anlat Bakalım - Mim

Hikayenin başlangıcı Sessiz Gemi'den, 2. bölümü Deep'ten. 3. bölüm benden :) 
Sırada Ebrar var.

...

Masal saklandığı çalıların arasında elindeki kaplumbağaya sıkıca sarılmış çocukların onu görmeden geçip gitmesini beklerken uzaktan kasabaya yeni taşınan yabancının o tarafa doğru geldiğini gördü. Bu arada çocuklar koşturarak ve yaşlarına özgü dikkatsizlikleri, uçarılıkları ile onu görmeden geçip gittiler gerçekten. Ama Masal'ın içinden bir ses çalıların arasında kalmasını, hatta daha derinlere saklanmasını söylüyordu. Sessizce olduğu yerde bekledi.

Yabancı dalgın dalgın, kendiyle konuşur gibi fısıltılarla geçti çalıların yanından. Dağ yolunu takip ederek uzaklaşmaya başladı. Masal içini dolduran merak duygusuna karşı koyamayarak yabancıyı takip etmeye karar verdi. Bir süre sonra kasabanın tahıl ambarı olarak kullandığı mağaralara vardılar. Yabancı orada durup birkaç dakika etrafa bakınsa da yola devam etti. Masal onu takip etmekle kasabaya geri dönmek arasında kaldı. Buradan öteye hiç gitmemişti ve eve geç kalırsa annesinin endişeleneceğini biliyordu. Yabancıdan korkmuyordu, iç güdülerine güvenip yola koyuldu. Uzunca bir yürüyüşten sonra dağın tam yamacında olan bir mağaraya vardı yabancı. Mağaranın girişi sarp bir kayalığın ucundaydı. Yabancı adımlarını ölçüp biçerek mağaraya girdi. Masal bir süre olduğu yerde bekledi ama mağaranın içinden dışarıya taşan renkli bir sis bulutu görünce dayanamayıp mağaraya yaklaştı.

...

Mim'e katılmak isteyen herkese yazacak alan kalması için kendi bölümümü kısa tutmaya çalıştım bilerek :) Bakalım neler çıkacak bu hikayede karşımıza!

Filler Sultanı ve Kırmızı Sakallı Topal Karınca

Storytel'de şu an dinlediğim kitapta anlatılanlar o kadar tanıdık ki... Gücü elinde tutanların güçsüzleri nasıl ezdiği, ezerken bir de a...