Aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Ağustos 01, 2026

Hoş geldin #40yaş

Bugün itibariyle tam 40 oldum!

Ben zaten son 2 yıldır "Düz hesap 40 oluyorum" diyordum yaş mevzusu açılınca o yüzden yabancılık çekeceğimi sanmıyorum :))

Doğum günüm için sürpriz, hediye, parti falan istemediğimi söylemiştim eşime. Dün tekrar sorup emin misin deyince evet dedim. Hatta bugün evde boya işi vardı, akşama kadar devam etti. Yani özel bir şey yapmadık. 

Akşam canım hamburger isteyince dışarı çıkıp hamburger yedik sonra sandalyelerimizi alıp sahilde annemlerle buluştuk. İlla ki pasta alalım denilince pasta değil de ekler ve mini tartolet alalım dedim. Babam da termosa kahve yapmış, sahilde kutladık doğum günümü :))





Ortaya karışık :)) 

... 


Sahilden gelince hiç vakit kaybetmeden üstümü değiştirdim ve Grow with Jo'nun yeni başlayanlar için olan bir videosunu açıp yeni yaş hedefim için ilk adımı attım. 



35dk hiç durmadan hareket ediyor Jo 😮‍💨
Bittiğinde ben de bitmiştim 🫠 ama iyi geldi 😄 


Uzun süredir spora başlamam lazım diye dolanıyordum ama sürekli de yarın başlarım diye erteliyordum. Bu sabah Volkan'la konuşurken onun da uzun süredir ertelediği bir şey olduğunu öğrenince "Anlaşma yapalım, ikimiz de bugün başlayalım" dedim. O halletmesi gereken işi halledip foto atınca benim de spora bugün başlamam kaçınılmaz oldu. 

Volkan sayesinde harekete geçtim, Evrim sayesinde devam etmeyi planlıyorum. Evrim'e, "Ne olursa olsun 1 Eylül'e kadar her gün spor yapmam için beni itekle, zorla" dedim. Haftada max. bir gün dinlenme olabilir. 

Daha önce (2015'te) Evrim'le 100 günlük bir iddiaya girmiştim. Haftada bir boş ile 100 gün spor yapmam gerekiyordu. İki gün boş yapacak olsam Evrim "Hah ben kazandım" dediği için gece 11'de bile olsa kalkıp yapıyordum günlük sporumu :))) Bu kez iddia yok ama kendime koyduğum bir hedef var.

Şu an 70 kiloyum. 1 Ağustos - 1 Eylül arası düzenli spor ve sağlıklı beslenme ile 64kg'ya düşmek istiyorum.

Yeni yaş, yeni bir meydan okuma :)

Bakalım umarım hedefime ulaşırım :)





Cuma, Haziran 06, 2025

Arya #12yaş

Dün Arya'nın doğum günüydü :)



Dolu dolu 12 yaşında bir Arya :D


Dün aile içinde ufaktan kutladık; bugün yakın arkadaşlarımız bayram kahvaltısına geliyor, bir tur da onlarla kutlayacağız minik(?!) cadının doğum gününü :))

Babaannesi, "Doğumgünü hediyesi olarak ne alalım, ne istersin?" diye sormuştu birkaç gün önce; Arya "Lego, boya kalemi, resim malzemesi olabilir ya da direk altın(?!) olarak da kabul edebilirim" demişti ve bizi koparmıştı :))  Babaannesi dün yakasına iğneledi altınını :)) Tutumlu olmayı, para biriktirmeyi, yatırım yapmayı öğretirken biraz abartmış olabiliriz sanki :))

Şimdi kahvaltı hazırlığına full gaz devam etmem gerek.

Herkese iyi bayramlar 🤗


Pazar, Ocak 26, 2025

Evden Bildiriyorum: Evim, güzel evim :)

Sağsalim eve geldim :)

Evrim beni elinde bir gül ve tam da tahmin ettiğim gibi şu sıralar en sevdiğim tatlı olan ekler ile karşıladı.


Yüzümde açan güllerin sebebi 
elimdeki kırmızı gülden çok kucağımdaki Ekleristan paketi olabilir 😅🥰


Bir önceki yazının yorumlarında, Çiçek konusunda şüpheliyim ama kesin tatlı alıp gelir :) yazmıştım. O beni, ben onu tanımışız birlikte geçen 19 yılın sonunda :) Sadece çiçek alıp gelse 2dk sonra "E n'apcam ben bunu şimdi? Keşke tatlı alsaydın" diyeceğimi bildiği için işi garantiye almış :)) 

Sarılıp koklaştıktan sonra ben arka koltukta, sevdiceğim direksiyonda çıktık yola. Yol boyu bıdır bıdır konuştuk, şıp diye geliverdik eve :) Kapıda Arya karşılayıp kucakladı sıkıca ve pır diye yok oldu. Özlemiş ama bir sarılmalık :)) 5 gün de bile büyümüş, güzelleşmiş geldi kuzum gözüme. Kargaya yavrusu kuzgun görünürmüş hesabı :)))

Dün bir kez daha anladım ki bazen mutluluk çok basit ama anlatılamayacak kadar büyük bir zenginlik. Bir masanın etrafında buluşmak, sohbet edip neşeyle yemek yemek, dertleşmek, şakalaşmak, sevgiyle sarılıp sarmalanmak... 

Herkese sevdikleriyle sağlıklı, huzurlu, keyifli zamanlar diliyorum :)

... 

Sağlıkta ve hastalıkta gerek yazarak gerek arayıp sorarak her daim yanımda olduğunu hissettiren tüm blog arkadaşlarıma çooook teşekkür ederim 🥰 İyi ki varsınız 🤗



Cumartesi, Ocak 25, 2025

Bu Kez Yoldan Bildiriyorum :)

Şu an Havaist ile yoldayım. 11 gibi havaalanında olurum. Check-in yapıp tekerlekli sandalyeye bineceğim. Heyecanlıyım :p

İstanbul Havaalanına gelenler bilir, başlı başına bir ilçe kadar büyük havaalanı. Girişten boarding kapılarına yürürken günlük 10bin adım hedefini tamamlamak mümkün. Ne kendimi ne de çantamı o kadar süre taşıyamayacağım için tekerlekli sandalye talep ettim. Uçuştan 48 saat önce talep yapılması gerekiyor. Ben biraz geç kaldım, 36 saat kala şansımı denedim; onayladılar.

Uçağım 12.15'te. Değişiklik olmazsa 14.10 gibi Rize'de olacağım. Evrim karşılayacak beni. Şöyle elinde çiçeklerle karşılasa ve beni şaşırtsa diyeceğim ama aklına geleceğini sanmıyorum.

Her şeyi karşı taraftan beklememek lazım diyerek mesaj attım Evrim'e :))


Bakalım işe yarayacak mı 😄
Çiçek böcek bahane; eve dönmek, çekirdek aileme kavuşacak olmak şahane 🥰 


Annemler çok güzel baktılar bana. Hastaneye götürüp getirdiler, tüm gün başımda beklediler. Onlarla kaldığım 5 gün içinde sulu köfteden ayvalı kerevize, dolmadan ciğer tavaya sevdiğim tüm yemekleri yaptı annem. Ve tabi ki yine kendine diye aldığı ama benim seveceğimi düşündüğü kıyafetleri bana giydirerek uğurladı evden :D

İlk yıllarda bu giyim kuşam mevzu büyük sorundu aramızda. Annem taşlı tuşlu, parıltılı, leoparlı, dantelli tüllü kıyafetler sevdiği, bense onlardan koşarak kaçtığım için hiç anlaşamıyorduk. Son yıllarda o benim tarzıma doğru kaydığı için biraz daha kolay anlaşır olduk :)) Şu an Gülnur Collection'a ait - yani annemin dolaptan - polar bir eşofman ve snowboardcu tarzı renkli bir sweatshirt ile dönüyorum eve :)


Güncelleme: Havaalanına geldim. 
Şans bu ya bugün ağrım var ve uçak tam dolu 😣 Ekstra boş koltuk hayalim suya düştü 😢 
Neyse bu da geçer 🙂
... 


Umarım bir dahaki yazımı evimden, sevdiceğimin ve kızımın yanından yazıyor olacağım :)

Görüşmek üzere 🙋🏻‍♀️


Perşembe, Kasım 14, 2024

Kısacık da olsa gitmek...

Gittim. Döndüm.

Bugün kısacık bir doğa gezisi yaptık sonunda. Sonbaharın renklerini ucundan yakaladık.


Gittiğimiz mekanın adı "Odun Ateşinde Çay"
Odun sopasında patates, kestane, çay yapıyorlar.







Uçmaya hazır binlerce kelebek misali
🍁🦋🧡🍁🧡🦋🍁🦋🧡



Sonbaharın renkleri sarıp sarmaladı içimizi dışımızı 🧡

...


Dün ailecek Cem Karaca'nın filmini izledik; bugün de yolda Cem Karaca şarkıları dinledik. Meraklısına şuraya bir link ve bir de şarkı bırakayım. 



Pazar, Ağustos 11, 2024

İçimizdeki Canavar

Bu canavar kötü değil :) 

Haftasonu aile aktivitesi olsun diye puzzle yapalım dedik, içimizden puzzle canavarı çıktı; 1000 parçalı puzzle.ı bir günde bitirdik nerdeyse :)





3 parça çok zordu: Sol üst Love kelimesinin o ve e harflerinin ortası, sağ kenar orta bölüm tekerleğin bir parçası. Onları bulunca ara verdik :)

Yıllar önce Evrim'le Magna Carta haritasının puzzle.nı yapmayı denemiştik. Ben 10 parça bile bulamadan sıkılmış ve bırakmıştım. Kocaman ve sadece 2 renk olan puzzle.ı Evrim tek başına bitirmişti. Bu kez hepimiz birlikte yaptık ve çok eğlendik :) 



Bugün bitti puzzlemız :) En zor kısmı tam ortasıydı; Evrim tamamladı. Arya son parçayı saklamış, en son getirip taktı :D

Puzzle.ı Arya'nın odasına asacağız :) Aynı kutuda bir puzzle daha var. Yukarıdakini yapıştırıp çerçeveletince ikinci puzzle.a başlarız :) 

Pazartesi, Şubat 27, 2023

17, 11, 9...

17 yıldır sevgiliyiz, 

11 yıldır evli, 

9 yıldır anne-baba.


Dün 11. evlilik yıldönümümüzdü. Ne yapalım diye konuştuk ama ikimizin de içinden pek bir şey yapmak gelmedi. Yürüyüşe çıktık el ele; balık alıp biraz da alışveriş yapıp eve döndük. 

Rakı-balık yaparız demiştik, rakıyı açmadık. Yemek için giyinip süsleniriz demiştim içimden, onu da yapmadık. Peki ne yaptık? Ailecek yemeğimizi yiyip sohbet ettik. 

Yemekten sonra Evrim en sevdiğimiz şarkılardan birini açıp beni dansa kaldırdı, mutfakta yalın ayak dans ettik. Geceyi birer Martini eşliğinde dizi izleyerek bitirip uyuduk. Huzurluydu, güzeldi.

Bir günün özel olması için sıradışı şeylere, hazırlığa, süse püse, sürprizlere gerek yok aslında. Bir arada olmak, anı paylaşmak, sevmek yeterli.


Frank Sinatra - I love you baby

Perşembe, Haziran 24, 2021

Nerede Hareket, Orada Bereket :)

Yazmayalı 10 gün olmuş! 

Her gün mutlaka sevdiğim bloglara uğrayıp yeni yazılara bakıyorum, yorum yazıyorum, gelen yorumları okuyorum, dur ben de yazayım diyorum ama... Yazmamışım. Sanki yazmadığım bu süreçte daha çok yaşamışım gibi geliyor şu an ama emin de değilim. Yani daha dolu dolu geçmiş günler de yazmaya fırsat olmamış gibi... Şöyle bir düşüneyim neler yapmışım bu 10 günde.

En son Ceren'le renkli bir oyun oynadığımızda yazmışım. İstanbul'dan arkadaşlarımın geleceğinden bahsetmiştim, geldiler :) Bizim balkonda kahvaltı ettik; denize gittik, akşamüstü de Fındıklı Çağlayan deresinin yanındaki balık restoranına gidip yemek yedik. O gün 4 kadın o kadar çok eğlendik ki sözlerle anlatamam, fotoğraflarla anlatmayı deneyeyim :)









Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim "yaşam açlığı" çektiğimden. Ne zaman dursam ölüyorum gibi hissediyorum, zamanım çok kısaymış da göz göre göre boşa akıp gidiyormuş gibi geliyor (ki gerçekten de öyle aslında). Bu hissiyatımı Evrim'e anlatamıyorum çünkü o evcil ve sakin yaşamayı seven biri. Benim sürekli dışarıda olma, her gün hatta her an bir şeyler yapma isteğimi anlayamıyor çok istese de ama hakkını teslim edeyim ki şu son 10 günde bana ayak uydurmak konusunda kendini aştı Evrim :D Sabah ayrı, akşam ayrı etkinlik yaptık birlikte. Mesela Pazartesi günü sabah Arya okula, biz denize gittik, öğlen ben okulun mangal etkinliğine gittim, akşam da ailecek pizza yemeye gittik :) Salı akşamı arkadaşlarımız geldi balkonda makarna-şarap keyfi yaptık, King oynadık ve biz kazandık :D Dün annemler bize kahvaltıya geldi, öğleden sonra Arya'nın atölyesi vardı, onu bırakıp biz Evrim için yazlık giysi alışverişi yaptık. Akşam annemlere yemeğe gittik. Bu kez okey oynadık ve Evrim kazandı :) Kısacası bu hafta bol aktiviteli ve kazançlı bir hafta oldu bizim için :D  





Geçtiğimiz 10 gün içinde Evrim'le 2 kez canlı müzik dinletisine gittik.




Geçen hafta okulda 8leri mezun ettik, 5lerle oyun oynayıp eğlendik.




Gün sonlarında da yorgunluğumuzu kanepede ev yenileme programları izleyerek attık :)



Bugün şarkılardan biri benden, biri de canım Ceren'den olsun :)


Mirkelam - Hatıralar


Andrew Bird - Sisyphus




Salı, Mayıs 11, 2021

41

 Bugün Evrim'in doğum günü. Tastamam 41 oldu :D Ailecek balkonda kutladık :)


23 Nisan kayınpederimin doğum günüydü, bugün Evrim'in, yarın çok yakın bir arkadaşımın doğum günü, sonraki gün bayram, Haziran'ın 5'i Arya'nın doğum günü... Liste daha devam ediyor. Temmuz'da kardeşimin, Ağustos'ta benim doğum günüm var. Kutlama sezonunu açtık, hadi hayırlısı :)))


Salı, Aralık 08, 2020

Hiç olmadığım kadar...

Hiç olmadığım kadar anne, hiç olmadığım kadar aşçı, hiç olmadığım kadar sakin, hiç olmadığım kadar normalim.

Son bir hafta, 10 gündür bir dinginlik geldi bana. Güneşli havalarda hep iyi hissederim kendimi ama bu kez bir tık daha farklı. Geçtiğimiz hafta sonu hariç her gün Arya ile bazı günler de Evrim dahil maaile sahile inip ufak pikniklerle güneşin tadını çıkardık. Bazı akşamlar yürüyüşe/koşuya da çıktım. Hepsi o kadar iyi geldi ki anlatamam. 




Güneşli havadan aldığım enerjiyle epey bir süredir uzak durduğum mutfak aşkıma geri döndüm diyebilirim. Bir zamanlar çok aktif yazdığım bir mutfak blogum olduğundan bahsetmiştim daha önce. Hopa'ya taşındıktan sonra mutfakla aramda soğuk rüzgarlar esmeye başladı desem yalan olmaz. Giderek uzaklaştım, zevk için değil sadece karın doyurmak için bir şeyler pişirir oldum. Hatta son yıllarda Arya'nın yiyeceği şeyler dışında bize özel pek bir şey yapmayıp koca bir haftayı salata ve çorbalarla geçirdiğimiz çok oldu. Ama son 5 gündür hepsinin acısını çıkardım.

Mutfakta vakit geçirmeyi, farklı tarifler denemeyi, güzel sofralar hazırlamayı ne kadar sevdiğimi ve bu uğraşı ailemle paylaşmaktan ne kadar zevk aldığımı hatırlamak güzel oldu. Son bir hafta içinde menü oldukça renkliydi. Ispanaklı mantarlı kiş, labne soslu ızgara somon, karamelize soğanlı ev yapımı hamburger, karamelize karışık sebze tabağı menüdekilerden birkaçı. Üşenmezsem tarifleri yemek bloguma eklerim :))



Yemek faslı bir yana bu hafta annelik konusunda da sınıf atladım bence. Arya'yı her gün sahile götürüp enerjisini atacak fırsat yarattım. 1-2 kez uçurtma uçurtmayı denedik ama rüzgar pek yardımcı olmadı. Akşamları origami yaptık birlikte. Bir de kız tavlası öğrettim Arya'ya. Kısacası bol bol oynadık, güldük, eğlendik ve neredeyse hiç kavga etmedik.






Sadece içinde olduğum anlara odaklanarak yani son yılların moda deyimi ile "anda kalarak" mutlu olmaya çalıştım ve gerçekten işe yaradığını gördüm. Ne yaptım, neden yaptım, öyle yapmasaydım, böyle olmasaydı ya da böyle değil öyle olsun, bu değil şu olsun diyerek hiçbir yere varılmıyor. Ne demişler yaşanacak tek bir gün var, o da bugün. O yüzden dünü ve yarını bırakıp içinde olduğum günün tadını çıkarmaya odaklanıyorum. Sürekli şikayet ettiğim şeylerin tam kucağına bırakıyorum kendimi. Bırakıyorum hayat sarıp sarmalasın çepeçevre beni! 

Sonbaharın tadını dibine kadar çıkardım, sırada kış var :) Gelsin soğuk havalar! Kar, kış, kıyamet... Battaniyem ve sıcacık kahvem hazır, ya salıncakta Arya ile kucak kucağa ya da koltukta Evrim'le el ele bekliyorum :) 

Pazar, Kasım 24, 2019

Bir Fırıncıdan Kahraman Olur mu Acaba?

Blog dünyasına sağlam adımlarla giriş yapan Zoraki Blogger'ın son son yazısı Kahraman Adam o kadar güzel, o kadar duru ve etkileyici ki bana ilham oldu ve çok sevdiğim Osman Dedemin hikayesini anlatmak istedim. Dedemin hayatını düşünürken ailemdeki diğer ilginç hayatlar da bir bir hücum etti zihnime. Bakalım, belki bir seriye dönüşür bu yazı.

Osman Dedem, Aydın'da küçük bir köyde doğmuş, annesini küçük yaşta kaybetmiş. Babası tekrar evlenip çoluk çocuğa karışmış ama dedem o ailenin içine karışamamış. Üvey annesi hep dışlamış, ezmiş, ötelemiş dedemi. Sonunda dedem evden ayrılmış ve uzaktan akrabası olan yaşlı bir nenenin yanına Manisa'ya gitmiş. Nene kocasını genç yaşta kaybetmiş, çoluğu çocuğu da yokmuş. Yıllarca yalnız yaşamış ama artık elden ayaktan düşmek üzereymiş. Dedemi yanına almış; "Benimle yer, benimle içersin, çalışır paranı kazanırsın. Bana bakarsan ben ölünce ha bu evim sana kalır" demiş. Huysuz bir kadınmış ama kol kanat germiş dedeme. Büyükannemle (aslında annemin teyzesi ki bu durumda başlı başına bir hikaye) evlendirmiş. Ne saygıda ne sevgide hiç kusur etmemişler neneye ikisi de. Nene evini de hakkını da helal ederek yummuş hayata gözlerini.

Dedem fırıncılık yapmış yıllarca. Evden işe, işten eve. Başını kaldırmazmış hiç yürürken. Ah bir kaldırsa... Göçmenlik var soyunda, ten pembe beyaz, saçlar kumral, gözler yemyeşil, çakmak çakmak! Ama gözü büyükannemden başkasını görmemiş. Büyükannemler 5 kardeş, büyükannem 2. çocuk; babaları anneannem (annemin öz annesi) bebekken ölmüş, anneleri büyütmüş hepsini tek başına. Dedemle büyükannem evlenince dedem onlara da sahip çıkmış. Hatta anneannem onların çocuğu gibi büyümüş neredeyse. Sonra kendi çocukları da olmuş; Mustafa koymuşlar adını. Çok hareketli, akıllı bir çocukmuş. Ama birden çok hastalanmış, çaresi bulunamamış. Küçük yaşta vefat etmiş. Dedemle büyükannem yıkılmışlar. Büyükannem yataklara düşmüş, hastalanmış. Dedem onu doktordan doktora taşımış ama nafile. En son bir dağın tepesinde şifacı bir kadına taşımış sırtında. Orda kalmışlar bir süre. Kadın büyükannemi iyileştirmiş ama ruhu yaralı kalmış büyükannemin. Tüm bunlar olurken gencecik yaştalarmış ikisi de. Bu hastalık sürecinde ayrılan yatakları bir daha hiç birleştirmemiş büyükannem; dedem bir gün olsun ağzını açıp tek kelime etmemiş. "Makbulem iyi olsun da..." demiş hep. Öyle çok severdi ki büyükannemi!

Bağırlarına taş değil anneannemi basmışlar önce. Onu büyütüp evlendirmişler. Sonra hayat bambaşka bir anne-babalık fırsatı koymuş önlerine. Anneannem çalışmak için Almanya'ya giderken annemi bırakmış onlara. Bu ayrılık annemde onarılamaz yaralar açmış ama büyükannem ve dedemin yaralarını sarmış az da olsa.

...

Devam edeceğim. Dedemin kendi evladına yapamadığı babalığı, anneme ve dayıma nasıl yaptığını; benim içinse nasıl tatlı, nasıl tonton bir dede olduğunu; her gece sofrada büyükannemi nasıl gıcık ettiğini ama bunun kendi aralarında tatlı bir oyun olduğunu nasıl fark ettiğimi anlatacağım daha :)

Büyü Dükkanı

Tam şu an Storytel'de Yeşim Türköz'ün "Büyü Dükkanı" kitabını dinliyorum. Bedelini ödemeyi kabul ettiğiniz takdirde hayatt...