Salı, Şubat 09, 2021

Ağaç Ev Sohbetleri #77

Bu haftanın konusu yine Sayın Makbule Abalı'dan gelmiş. Yazısına şuradan ulaşabilirsiniz.

Konu başlığımız: "Çocuklara ve gençlere kitap okuma alışkanlığının kazandırılması. Alt başlıklarımızda ise aşağıdaki sorular var.

Okuma yazma öğrendikten sonra okuduğunuz ilk kitabı hatırlıyor musunuz?

Evet hatırlıyorum: "Cin Ali" ve "Ayşegül" serileri :) 


Uykuya geçmeden önce masallar dinlediniz mi? Size de bir kitap okuyan oldu mu, şimdi siz çocuklarınıza okuyor musunuz?

Evet, dinledim. Büyükannem (annemi bakıp büyüten, evlat edinen öz teyzesi), her gece uyumadan masal anlatırdı bana. Annem de Ayşegül serisinin tüm kitaplarını okurdu tekrar tekrar benim ısrarlarım yüzünden :))) Ben de kızıma bu seriyi aldım ve severek de okudum. Doğduğundan beri her gece yatmadan kitap okuduk kızımıza. Okumayı öğrendiğinden beri de o bize okuyor yatmadan önce :) 



Fotoğraf şu sayfadan alınmıştır: 

Tam bu noktada kitap okuma alışkanlığının nasıl kazandırılacağına da cevap vermiş olayım: canlı örnek oluşturup, rol model olarak kazandırılır okuma alışkanlığı. Evde kimse kitap okumazken çocuklara "Hadi kitap oku." demek komik ve karşılığı alınamayacak bir eylem bence. Ben gerçekten bu konuda şanslı bir çocuktum çünkü hem annem hem de babam okumayı çok sever. Evin her yerinde kitaplar vardı ben büyürken.


Sizi en çok etkileyen çocuk kitabı ve gençlik kitabı hangileriydi?

Bilinçli bir kitap aşığı olmam ortaokul birinci sınıfın sonunda okul üçüncüsü olmamla başlayan bir süreçti diyebilirim. O zaman bana 3 adet kitap hediye edildi ve bu kitaplardan biri gerçek bir yaşamı anlatan Mavi Saçlı Kız, Burçak Çerezcioğlu kitabıydı. Beni bu kadar etkileyen başka bir kitap oldu mu emin değilim. Bu kitabı öyle hislerle okudum ki... Bu kitapla günden güne büyüdüm diyebilirim. Bittiğinde o kadar çok ağladım ki... Şimdi hatırlarken bile gözlerim doluyor yine. 

O kitaplar bitince babamdan yeni kitaplar almasını istedim ve bir daha da kitaplardan kopamadım. Yine çok sevdiğim serilerden bazıları da şunlar oldu:

Bir Genç Kızın Gizli Defteri serisi - İpek Ongun

Ramses serisi - Christian Jacq

Agatha Christie tüm eserleri ama özellikle Hercule Poirot kitapları


Bir doğum gününüzde size kitap hediye edildi mi, ne hissettiniz? Siz sevdiklerinizin doğum gününde kitap armağan ettiniz mi?

Birçok doğum günümde kitap hediye edildi ve her defasında çok çok çok mutlu oldum. Çok şanslıyım ki doğum günüm dışında da kitap hediye eden arkadaşlarım var :) Hatta hediye olarak gelen en son kitabı canım Ceren'im kendi kütüphanesinden eliyle seçip gönderdi. Ben de sevdiklerime kitap hediye ederim özel günlerde. Hatta arkadaşlarımın çocuklarına da sık sık kitap alıyorum, malum ağaç yaşken eğilir :) 


İlkokul veya ortaokulda eğitsel kol çalışmalarınız oldu mu Örneğin sınıfınızda kitaplık kolu kuruldu mu?

Okuduğum tüm okullarda sınıf kitaplığımız hep vardı. Lisede ise öğretmenler odasında büyükçe bir kitaplık vardı ve benim okumayı çok sevdiğimi fark eden bir öğretmenim oradaki kitapları ödünç almam için bana izin verdi. Oradaki kitaplar bitince beni evine davet edip kendi kütüphanesini açtı. Hatta yukarıda bahsettiğim Ramses serisi de o öğretmenimin kütüphanesinden ödünç alıp okuduğum kitaplardan. Çok sevdiğim Ayşenur Hocam'ın kulaklarını da böylece çınlatmış olayım :)


Gençlik çağında hiç kütüphaneye gittiniz mi, ya da eski Halk Evleri gibi küçük kitaplıklardan yararlandınız mı? Bir Kitap Fuarını ziyaret ettiniz mi?

Kütüphanelere bayılırım. Manisa İl Halk Kütüphanesi'nin en sadık üyesiydim ortaokul ve lise yıllarımda. Normalde 3 kitap ödünç alabiliyorduk ama ben 3 günde bir gidip kitap değiştirdiğim için oradaki görevli halime acımış ve üstlerinden izin alarak bu hakkımı arttırmıştı. Böylece haftada 2 kez gitmek zorunda kalmıyordum :) Agatha Christie'nin kitaplarını da bu kütüphane sayesinde okudum. Üniversitede de İstanbul Üniversitesi'nin kütüphanesini kullandım defalarca kez.

Kitap fuarları deyince ağlamak istedim bir an. O kadar çok severim ki... İstanbul'da defalarca gittim kitap fuarlarına :) Son yıllarda kitapları hep internet üzerinden alıyorum ama yine imkan olsa yine giderim kitap fuarına :)


Şimdiye kadar toplu taşıma araçlarında kitap okuyan kaç kişiye rastladınız? Tatile çıkarken yanınıza kitap alma ihtiyacı duyar mısınız?

Üniversitedeyken rastlıyordum toplu taşımada kitap okuyanlara ama artık daha çok telefonuna gömülen insanlar görüyorum her yerde. E-kitap okuyordur belki diye de düşünebiliriz tabi, herkesin de günahını almayalım :)

Kitapsız tatile çıkılır mı hiç? Tatile çıkmayı geçtim, ben kitapsız sokağa bile çıkmam neredeyse. Artık tatile giderken e-reader götürüyorum. İçinde yüzlerce e-kitap taşıyabiliyorum, çok pratik oluyor. Yazılı kitabın yerini tutmaz diyenlere de ön yargılı olmamak lazım demek istiyorum. Ben de öyle sanmıştım ama aslında çok büyük avantajları var. Sayfa çevirmek yok, sayfa kapanmasın diye tutmak zorunda değilsiniz, ekstra bir ışık kaynağı gerekmiyor, tek kitap boyutunda bir cihaz içinde yüzlerce kitabı yanınızda taşıyabiliyorsunuz. Ben Kobo Aura kullanıyorum ama farklı bütçelere göre bulunabilecek çoooook çeşit var.

...


Bu haftaki konuya ba-yıl-dım :) Soruları cevaplamak çok keyifliydi. Yemek yapmam gerekirken boş verip bu satırları yazıyor oluşum da ayrı bir konu tabi :D 

Ana konuya son kez dönecek olursak çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için ilgilerini çekecek kitaplar bulmamız ve önce kendimiz düzenli kitap okuyarak onlara örnek olmamız gerekiyor. Çocukların yaşlarına göre ilgilendikleri konular değişiyor. Küçük yaşlarda hayvanlar, güneş, ay, gökyüzü, yıldızlar, periler, dinazorlar... gibi tek bir şeye odaklanabilirler. İlerleyen yaşlarda yaşıtlarının maceralarını anlatan kitaplar olabilir. Gençlik yıllarında dedektif serüvenleri, macera kitapları olabilir. Zaten küçük yaşta okumaya alışan çocuklar zamanla kendi sevecekleri kitapları bulma konusunda da deneyim kazanacaktır. Diyelim ki çocuğunuz büyük ve nereden başlayacağınızı bilmiyorsunuz. O zaman izlediği filmlerin tarzına bakıp ona paralel tarzda kitaplarla başlayabilirsiniz.

Konuyu çok sevdim, bitiremiyorum ama evdekiler yemek için beni bekliyor :) 

...


Geri geldim, daha da gelip gelip yazacağım sanırım :D 

Şuraya çocuklar/ergenler için birkaç kitap önerisi bırakacağım, linkler sadece göz atmanız için. Mutlaka farklı sitelerdeki fiyatlara bakın almadan önce :)

Gölgelerin Efendisi serisi

Kraliçeyi Kurtarmak

Haritada Kaybolmak

Ahmet Ümit'in dedektif romanları* 

Sherlock Holmes kitapları*  - Yine okumayı çok sevmeyen gençlere özellikle önerebilirim çünkü dedektif hikayeleri sürükleyici oluyor.

Lupin - Malum son dönem kitaplardan esinlenilerek dizisi de çekildi.


*Benim aksime kitap okumayı hiç sevmeyen kardeşimin arka arkaya kitap okumasını sağlamıştır bu kitaplar. O büyürken anne-babam ayrılmış, babam ortalarda yok ve annem de kitap okuyamayacak kadar hastaydı. Yani rol model eksikliği vardı. Okuma yazma öğrendiği ilk senelerde ben başka şehirde üniversitedeydim. Kitap okuma alışkanlığı olmadığını bizimle yaşamaya başladığında fark etmiş ve hemen çare aramaya başlamıştık. Ahmet Ümit'in kitaplarını kardeşimin lisedeki edebiyat öğretmeni ve benim de arkadaşım olan Hakan'ın yönlendirmesi üzerine almıştık, onun da kulaklarını çınlatalım. Ardından Sherlock Holmes ile devam ettik. Görüldüğü üzere demek ki kitap okuyan öğretmenlere sahip olmak da önemliymiş kitap okuma alışkanlığı kazanmak için :)

...

Bir ekleme daha yapacağım :)))))))))))) Günümüz teknoloji bağımlısı gençlerinin kitap okuma alışkanlığını pekiştirmek için çeşitli site ve uygulamalardan da faydalanabiliriz. Goodreads bunlardan birisi. Goodreads'e okuduğumuz kitapları ekleyip puan verebiliyor, arkadaşlarımızla paylaşabiliyor, arkadaşlarımızın okuduğu kitapları ve değerlendirmelerini görebiliyoruz. Ek olarak okumak istediğimiz kitapları da işaretleyip okunacaklar listesi oluşturabiliyoruz. Biz arkadaşlarımızda Whatsapp'ta bir kitap grubu kurduk. Sene başında yıllık hedeflerimizi paylaşıp okuduğumuz kitaplar bittikçe kaç kitap bitirdiğimizi yazıyoruz, sevdiğimiz kitapları birbirimize öneriyoruz.

Sanırım bu kez bitti :D

Pazartesi, Şubat 08, 2021

Hayat ve Hayati Kaptan - Son Bölüm (20. Bölüm)


Hikayemizin bundan sonraki kısmında olaylar bir süre tam da olması beklendiği gibi gelişti. Hayat yeni bir ülkede yeni bir hayata adım attı. Rıfat hep yanındaydı. Çocukluktan beri süregelen dostlukları sevgiyle harmanlanıyordu günden güne. Hayati Kaptan'a duyduğu aşk gibi değildi belki ama Rıfat'ı seviyordu Hayat. Sonunda beklenen gerçekleşti ve evlendiler. Hayati Kaptan ise kendini çocuklarına, eşine, ailesine  adayarak benliğini saran aşkı unutmak için elinden geleni yaptı. Yıllar geçip gitti ancak içlerindeki aşkın külleri yitip gitmedi. Tozlu raflar arasında saklanan nice hazine gibi yıllarca kalplerinin bir köşesinde saklı kaldı.

Günün birinde Rıfat eve gelip Hayat'a üzücü bir haber vermesi gerektiğini söyledi. O anda Hayat'ın kalbine düşen ateşi anlatmaya sözler yetmez. Hayati Kaptan kansere yakalanmış ve teşhis konulduğunda her şey için çok geçmiş. Doktor kalan günlerini sevdikleriyle geçirmesini söylemiş. Hayat duyduklarına inanamıyordu. Ortada bir yanlış anlaşılma vardır mutlaka diye umarak hemen telefon rehberine sarılıp Hayati Kaptan'ın evini aradı. Telefonu Yasemin Hanım açtı. Hayat'ın korka korka "Nasılsınız?" demesiyle Yasemin Hanım'ın ağlamaya başlaması bir oldu. Hayat da usul usul, için için ağladı ama dudaklarını ısırıp Yasemin Hanım'ı teselli etmeye çalıştı tüm acısına rağmen. Telefonu kapatır kapatmaz araştırmaya, dünyanın dört bir yanındaki tedavi merkezlerine ulaşmaya çalıştı. Birkaç yorucu gün ve gecenin ardından henüz uygulanmaya başlanan deneysel bir tedaviye dair bazı bilgilere ulaştı. Rıfat, Hayat'ın çabalamasını sessizce hiç müdahale etmeden izlemekle yetiniyordu. Ufacık bir umut ışığı nasıl da aydınlatmıştı Hayat'ın yüzünü bir anda!

Hayat aklına gelen her yolu deneyerek sonunda tedavinin uygulandığı kliniğe ve yetkili kişiye ulaşarak çalışmayı yürüten ekibi Hayati Kaptan'ın durumunu değerlendirmeleri için ikna etmeyi başardı. Tüm bunları yaparken bir yandan sürekli Yasemin Hanım'la ve Hayati Kaptan'ın doktoruyla görüşüyordu. Sonunda Hayati Kaptan'ın tedavi grubuna katılması için kliniğe yatırılmasına karar verilmişti. Bundan sonrasındaki tüm işlemleri Rıfat'ın çalıştığı firmanın avukatları hızlıca hallettiler ve Hayati Kaptan kliniğe yatmak üzere yola çıktı. O akşam Rıfat ve Hayat sessizce oturup masada el değmeden soğuyup giden yemeklere bakarken Rıfat birden:

- Hayat, haydi valizini hazırla seni ilk uçağa yetiştireceğim.

- Rıfat... Ben...

- Hiçbir şey söyleme. Anlıyorum.

Rıfat gerçekten de Hayat'ı ilk uçağa yetiştirmiş ve Hayati Kaptan'ı karşılamasını sağlamıştı. Hayat, kendi uçağından iner inmez Hayati Kaptan'ı karşılamak için beklemeye başladı. Yıllar sonra ilk karşılaşmalarının böyle bir sebeple olması çok acıydı. Selamlaşıp tokalaştılar. Hayati Kaptan çok şaşırmıştı. Hayat'ın ve Rıfat yaptığı onca şeye bile inanamazken bir de karşısında Hayat'ı görmeyi beklemiyordu. Hayat:

- Sizi yalnız bırakmaya gönlümüz el vermedi. Rıfat da sizi çok sever bilirsiniz. Onun işleri çok yoğun olduğu için hemen gelemedi ama ilk fırsatta geleceğini iletmemi istedi.

- Size epeyce zahmet verdik zaten. Buraya kadar gelerek beni daha da mahcup ettiniz.

- Lütfen şimdi bunları hiç düşünmeyin. Önceliğimiz sizi bir an önce sağlığınıza kavuşturmak.

İlerleyen günlerde Hayati Kaptan tedaviye cevap vermeye başladı ancak tedavi iyice zayıflamış olan bünyesini hırpalıyor, Hayati Kaptan'ı yürüyemeyecek kadar halsiz düşürüyordu. Yine de sonuçlar umut vericiydi. Doktorlar olumlu konuşuyorlardı. Tedavi sürecinde Hayati Kaptan'ın ateşlendiği, bilincini yitirdiği, zaman zaman sayıkladığı günler geceler oldu. Hayat bazen günlerce gözünü kırpmadan baş ucunda bekliyor, "Dayanmalısın!" diyerek hayatta kalması için saatlerce dua ediyordu. Bir süre sonra bu ateşli sayıklama nöbetleri azaldı, günlerce süren bilinç kayıpları bitti.

Aylar süren yoğun tedavi sürecinden sonra Hayati Kaptan hastalığı yenmiş sağlığına kavuşmuştu kavuşmasına ama hemen yurda dönmeden önce bir süre kliniğe bağlı bir sanatoryumda kalıp gücünü toplaması gerekiyordu.  Bu süreçte de Hayat onu hiç yalnız bırakmadı. Sanatoryumun yakınındaki bir çiftlikte kalmaya başladı ve her gün Hayati Kaptan'ı ziyarete gitti. Hayati Kaptan yeniden destek almadan yürüyebiliyor ve bahçede ufak gezintilere çıkabiliyordu. O gezilerden birinde Hayati Kaptan usulca Hayat'ın elini tuttu ve ikisi de tek kelime etmeden yürümeye devam ettiler. Sonraki günlerde kah el ele bahçede gezintiye çıktılar, kah Hayati Kaptan'ın yatağında uzanıp birbirlerine kitap okudular. 

Her şey bir rüya gibi giderken bir gece Hayati Kaptan aniden ateşlendi ve o andan sonra hiçbir şey iyiye gitmedi. Hastalık olanca şiddetiyle geri dönmüştü ve bu sefer tedaviye yanıt vermiyordu. Hayat tüm umutların tükendiği anda gerekli ayarlamaları Rıfat'ın İstanbul'daki bağlantıları sayesinde ivedilikle hallederek Yasemin Hanım'ın kliniğe gelmesini sağladı. Yasemin Hanım, neredeyse tanıyamayacaktı Hayat'ı. Karşısında erimiş tükenmiş bir kadın görünce bir an ne yapacağını, ne diyeceğini bilemedi. Sonunda iki kadın sarılarak aynı acıyı paylaştılar sessizce. Artık sözlere gerek yoktu. Hayati Kaptan ömrünün son günlerini gözünü her açtığında onu seven iki kadından birini başucunda dua ederken gördü. Gözlerini son kez kapadığında ise iki kadını da teselli edecek tek bir şey kalmadı geriye.

Rıfat ölüm haberini alır almaz kliniğe gelmiş Hayati Kaptan'ın naaşının nakil işlemlerini halletmişti. Hep beraber yurda döndüler ama iki kadını gören herkes evden bir değil üç cenaze çıkmış diye geçirdi içinden. Sonunda her şey bittiğinde Hayat ve Rıfat evlerine geri döndü. Rıfat, Hayat'a hiçbir şey sormadı ve yasının bitmesini sabırla bekledi. Hayat, yeniden nefes almayı başarana dek yataktan neredeyse hiç çıkmadı. Sonra bir gün yataktan çıktı, aylardır kapalı olan perdeleri açtı ve Rıfat'ın iş yerine gidip ona sıkı sıkı sarıldı. Tüm kalbiyle Rıfat'a minnettardı ve aşık olmasa da Rıfat'a beslediği sevgi ve sohbetin aşktan az kalır bir yanı yoktu.

Rıfat emekli olduğunda adaya geri dönüp Rıfat'ın büyüdüğü eve yerleştiler. Upuzun sağlıklı bir hayat yaşadılar. Son günlerinde zaman zaman Hayati Kaptan'ı hatırladı Hayat. Bir zamanlar Hayati Kaptan'ın yürüdüğü sokaklarda yürürken aklından ve kalbinden tarifsiz bir sızı geçti zaman zaman. Sonunda Hayat da yolun sonuna geldi ve Hayati Kaptan'ı ilk kez gördüğü andaki gibi tam da vapura binerken son nefesini verip ayrıldı aramızdan. Rıfat Bey, Hayat'ın arkasından 1 yıl ya yaşadı ya yaşamadı. Onu, Hayat'ın çok sevdiği sallanan sandalyede, kucağında Hayat'ın kendi elleriyle ördüğü battaniyeye sarılmış halde buldular. Kimin kimi daha çok sevdiğini, hangi aşkın daha acılı olduğunu asla bilemeyeceğiz ama en azından bu dünyadan aşkı, sevgiyi, pişmanlığı ve mutluluğu tatmadan ayrılmadıkları için bir nebze teselli bulabiliriz belki de.


*Şarkı: Elbet Bir Gün Buluşacağız - Zeki Müren


Dipnot: Hikaye boyunca beni yalnız bırakmayan, yorumlarıyla yanımda olan tüm blogger arkadaşlarıma teşekkür ederim. Başlarken bu kadar uzun soluklu olacağını düşünmemiştim. Bitirebildiğim için mutluyum :) 

Yeni görenler içinse hikayenin 1. bölümüne şuradan ulaşabilirsiniz.


Hayat ve Hayati Kaptan - Sona Bir Kala (19. Bölüm)


İlerleyen günlerde Hayat durmaksızın çalıştı, yarım kalan işlerini bitirmek için gece gündüz kitaplara gömüldü. İş yerine istifasını vermiş ancak gidene dek kalan işlerini bitireceğini belirtmişti. Yeni iş fırsatını ve yurtdışına gidecek oluşunu ailesine anlatması umduğundan kolay olmuştu. Raife Hanım ve Ali Bey kızlarından ayrılacak olmalarına çok üzülseler de sonunda evden ayrılıp kendine yeni bir hayat kurmaya karar vermesine çok sevinmişlerdi. Üstelik yalnız olmayacaktı, Rıfat her zaman yanında olacağına söz vermişti. İkisi de Rıfat ile Hayat'ın eninde sonunda evleneceğine inanıyordu ama Hayat'la bitmeyecek bir tartışmaya girmemek için bunu dile bile getirmediler. Raife Hanım usul usul yanağından damlayan yaşları silerken Ali Bey, o çok bilindik "Gözüme toz kaçtı sanırım" bahanesine başvurmuştu gözünde biriken yaşlardan kurtulmak için. 

Seferler iptal edildiği o günden beri Hayat'ı hiç görmemişti Hayati Kaptan. Bir kaç kez Yasemin'e sormaya niyetlendiyse de vazgeçti. Ama Ada küçük bir yerdi ve haberler çabuk yayılıyordu. Bir akşam Yasemin Hanım çocuklar uyuduktan sonra haberleri Hayati Kaptan'a anlattı.

- Biliyor musun? Hayat, Rıfat Bey'le yurtdışına gidiyormuş. Ben sana demiştim de inanmamıştın!

- Anlamadım. Nasıl? Evleniyorlar mı?

- Yok. Şimdilik evlilikten bahseden olmamış. Hayat, Rıfat Bey'in arkadaşlarının yurtdışında yeni kurduğu bir yayınevinde çalışacakmış. Cağaloğlu'ndaki işinden istifa etmiş. Rıfat Bey'in buradaki işleri biter bitmez gideceklermiş. Pasaport, vize, hazırlıklar derken...

Hayati Kaptan, bundan sonrasını duyamaz olmuştu. Kulakları uğuldamaya, gözleri yanmaya, başı dönemeye başlamıştı. Yasemin Hanım eşinin renginin solduğunu fark edince telaşlandı.

-Hayati! Hayati iyi misin hayatım? Rengin attı, bembeyaz oldun? N'oldu? Tansiyonun mu düştü acaba? Doktor mu çağırsak? Ay ne yapsak? Bilemedim ki şimdi...

- Dur, Yasemin. Telaşa mahal yok. Yemek ağır geldi herhalde, çok yedim. Geçer şimdi, otur Allah aşkına...

Yasemin hemen koşup kolonya getirdi ve Hayati Kaptan'ın bileklerini, şakaklarını ovaladı. O kadar korkmuştu ki... Onun bu halini gören Hayati Kaptan kızdı kendine, içinden sövdü saydı, lanet etti kaderine.

...


Gitme günü geldiğinde Hayat ve Rıfat eşyalarını alarak iskeleye indiler. Aileleri ve yakınları onları uğurlamak için gelmişti. Hayati Kaptan'ın izin günüydü o gün. Aksi halde tüm varlığıyla aşık olduğu kadını sonsuza dek kaybetmesinin ilk somut kanıtı olan bu sefere kalbi dayanamazdı.




*Şarkı: Güle Güle Sana (Selçuk Ural)


Hayat ve Hayati Kaptan - 18. Bölüm

Ertesi gün Rıfat, Yasemin Hanımlara gitmek üzere Hayat'ı almaya geldi. Hayat tüm gece uyuyamamış, yastığına kapanıp ağlamaktan gözleri kıpkırmızı olmuştu. Onun bu halini gören Rıfat ne diyeceğini bilemez halde kaldı bir anlığına. Ama kendini hızlıca toparlayıp ne yapacağına karar verdi.

- Beni bekle, Hayat. Yasemin Hanım'a gidemeyeceğimizi haber verip hemen döneceğim ve neler olduğunu bana anlatacaksın.

Rıfat, hızlıca Hayati Kaptan'ın evine gitti ve acil bir işinin çıktığını söyleyerek başka bir gün için tekrar haberleşmek üzere oradan ayrılıp Hayat'ın yanına geri döndü. Hayat onu dışarıda bekliyordu. O halde daha fazla evde kalamazdı. 

- Hayat neler oluyor? Lütfen anlat bana! 

- Lütfen Rıfat, bana bir şey sorma. Sadece biraz evden uzaklaşmaya ihtiyacım var. 

- Tamam bize gidelim, bizde dinlenirsin. Toparlanana dek soru sormayacağım. Söz veriyorum. 

... 

Eve vardıklarında Hayat, Rıfat'ın yatağına uzandı; Rıfat hiç konuşmadan üzerini örtüp odadan çıktı. Tüm gecenin yorgunluğu ve içine düştüğü umutsuzlukla uyuyakaldı Hayat. 

Uyandığında akşam olmuş, hava kararmıştı. Kendini daha iyi hissediyordu. Rıfat'ı mutfak masasında eski fotoğraf albümlerine bakarken buldu. 

- Uyanmışsın. Daha iyi görünüyorsun. 

- Teşekkür ederim Rıfat. O halde evde kalsaydım annem... 

- Biliyorum, Raife teyze ne olduğunu öğrenmeden seni rahat bırakmazdı. Ama şimdi bana anlatacaksın neler olduğunu.

- Rıfat, lütfen ısrar etme. Anlatabileceğim bir şey yok. Yalnız... Şu bahsettiğin yayınevi... Kabul ediyorum. Seninle yurt dışına geleceğim ama beni yanlış anlamanı istemem. Yani seni arkadaşlığımız konusunda boş yere ümitlendirmek istemiyorum.

- Anlıyorum Hayat. Bu konuyu sen istemedikçe bir daha hiç açmayacağım. Beni her zaman yanında olacak bir dost olarak görmen yeterli benim için. 

- Ne zaman gidebiliriz? Ben.. Ben bir an önce uzaklaşmak istiyorum.

- Seni böylesine üzen, adeta kaçar gibi gitmene sebep olan şeyi öğrenmek için neler vermezdim. Ama endişe etme, ısrar etmeyeceğim. Burada halledilmesi gereken çoğu şeyi hallettim, kalan işleri kısa sürede toparlayıp gidiş için tarihi öne çekmeye çalışacağım. Bu sürede senin pasaport ve vize işlemlerini tamamlarız.

- Tamam. Anlayışın ve desteğin için çok teşekkürler Rıfat. O kadar iyisin ki...


*Şarkı: Yeni Umutlar - Yırtık Uçurtma




Cumartesi, Şubat 06, 2021

What n' Why

I wonder what we want more than we've already had and why it is never enough.

I wonder what we have in the very heart of our existence and why our souls are so hungry for life.

I wonder what one can to stop himself n' why he is so helpless when it comes to himself.

I wonder what if the things are different n' why the things are not different.

I wonder...


Şarkı: Wonder - Shawn Mendes

Çarşamba, Şubat 03, 2021

Hayat ve Hayati Kaptan - 17. Bölüm

Önce Hayat indi usulca vapurdan. İskelede bekleyen Yasemin Hanım'la Rıfat'a doğru attığı her adımda gerisin geriye koşmak, aşık olduğu adamı bulmak, kollarına atılmak, hayattan çaldıkları o bir güne geri dönmek istiyordu. 

- Hoş geldin Hayat. Seni merak ettim.

- Hoş buldum Rıfat. Merak edilecek bir şey yoktu. Eskiden de olduğu gibi teyzemlerin evinde kaldım yine. Merhaba Yasemin Hanım.

- A hadi ama Hayat! Bırakmıştık "Hanım"ları. Hayati de gelemedi dün eve. Ne yaptı etti hiç bilmiyorum. Çok merak ettik biz de onu. Siz karşılaşıp konuştunuz mu?

Hayat'ın cevap vermesine gerek kalmadan Hayati Kaptan iskelede göründü; Yasemin, Hayat'ın sessizliğini fark etmeden kocasına doğru yöneldi. Rıfat ve Hayat da gayr-ı ihtiyari izlediler bakışlarıyla onu.

- Hayatım seni çok merak ettim, çocuklar da seni sorup durdular. Ne yaptın? Nerede kaldın gece? İyi misin?

- Telaşa gerek yok Yasemin. Baktım işte başımın çaresine. Merak etme iyiyim. Hadi bekletmeyelim çocukları.

Konuşurlarken Yasemin, Hayati Bey'in üstünü başını düzeltiyor, ara ara eliyle yüzünü tutuyordu. Hayat daha fazla dayanamayarak kafasını çevirdi.

- Rıfat, yorgunum. Gidelim artık.

- Tamam ama sizi beklerken Yasemin Hanım bizi çaya davet etti.

- Hiç rahatsızlık vermeyelim. Hayati Kaptan da dün geceyi dışarda geçirmiş zaten. 

- Hayat! Hayat! Çaya bekliyorum sizi mutlaka akşama.

- Yasemin Ha... Yasemin, n'olur mazur görün bizi bu seferlik. Ben biraz yorgunum. 

- Tamam o zaman yarın diyelim. Olur mu Rıfat Bey?

- Tabi, seve seve geliriz Yasemin Hanım.

- Görüşmek üzere o zaman.

- İyi akşamlar.

Hayat ve Rıfat uzaklaşırken Yasemin, Hayati Kaptan'ın koluna girdi.

- Ne kadar da yakışıyorlar. Sizi beklerken Rıfat Bey hep Hayat'tan bahsetti. Gözleri ışıldıyor adeta ondan bahsederken. 

- Daha önce de söylemiştim Yasemin. Lütfen bu mevzuya karışma!

- Neden kızdığını anlayamıyorum Hayati. Üstelik ben bir şey yapmıyorum ki!

- Neyse, yorgunum zaten. Erkenden yatıp uyumak istiyorum. Lütfen birilerini evimize davet etmeden önce benim de fikrimi al.

- Tamam hayatım.

- Geçen sefer de böyle demiştin. Umarım bu son olur.

Yasemin, Hayati Kaptan'ın bu huysuzluğunu evinden, ailesinden uzakta geçirmek zorunda kaldığı geceye yorup üstüne pek düşmedi. Dinlenince geçer nasılsa bu hali diyerek eve kadar sessiz kalmaya çalıştı. Eve vardıklarında Hayati Kaptan banyoya, Yasemin mutfağa girdi. Aynı dakikalarda Hayat ve Rıfat, Hayat'ın evine varmışlar; Raife Hanım, Rıfat'ı bırakmayıp yemeğe kalması için ısrar etmişti. 

Hayat kendini çok bitkin hissediyordu. Bir süre izin isteyip kendini banyoya attı. Sıcak suyun altında bir süre öylece durdu, gözünden süzülen yaşlar saçından süzülen sulara karışıyor; akan su az da olsa iyi geliyordu. Bir gayret kendini banyodan dışarı atıp giyindi ve yemek için aşağıya indi. Keyifsiz hali kimsenin gözünden kaçmamıştı ama Rıfat onu sorulardan kurtarmak için hemen o keyifli hikayelerinden birini anlatmaya başladı. Raife Hanım ve Ali Bey, Rıfat'ı dinlemeye dalınca Hayat Rıfat'a minnettar bir bakışla teşekkür etti sessizce. Rıfat çaktırmadan göz kırpıp devam etti hikayesine.

Yemek bitip sofra toplama faslı başlayınca Hayat, annesinin sorularından daha fazla kaçamayacağını anlamıştı. Hızlı hızlı mutfağa gidip gelip sofrayı toplarken soruları mümkün olan en kısa sürede savuşturmak için aklını toplamaya çalıştı. 

- Hayat, halin gözümden kaçtı sanma. Rıfat Bey oğluma ayıp olmasın diye sofrada soramadım ama nedir bu halin? 

- Bir şeyim yok annecim, merak etmeyin.

- Bana bir şeyim yok deme kızım! Annenim ben senin; nefesinden, duruşundan anlarım bir derdin olduğunu. Rıfat'la mı tartıştınız diyeceğim ama mümkün değil. Şu çocuk seni kıracağına kafasını kırar eminim. Ah kıymet bilsen keşke! Yıllardır süründürüyorsun çocuğu. Ada'nın tüm kızları sevinçten uçardı Rıfat sana gösterdiği ilginin yarısını onlara gösterse. Ama sen...

- Anne, lütfen başlama yine!

- İyi! Bildiğin gibi yap! Kız kurusu ol, kal başımıza!

- Bu kadar bıktıysanız benden, söyleyin gideyim.

- Onu mu diyorum ben şimdi? İşine gelmeyince nasıl çarpıtıyorsun konuyu! Ben seninle uğraşamayacağım. Bizim zamanımızda böyle değildi ki! Biz anamız babamız nasıl uygun görürse öyle yapardık. Şimdi gençlerde dil pabuç kadar maşallah! 

- Ah anne...

- Tamam, tamam. Hadi bir kahve yap da götür babanla Rıfat Bey oğluma.

Hayat kahveleri götürdüğünde Rıfat'la Ali Bey tavlaya başlamışlardı. Ali Bey neşeyle Rıfat'a takıldı:

- Kızım, senin bu arkadaşın çok iyi, çok hoş da tavladan hiç anlamıyor yav!

- Sizin ustalığınız karşısında kim olsa kaybeder Ali Amcacım, benim hakkımı yemeyin şimdi!

Hayat gülümsedi. Rıfat annesiyle babasını mutlu etmeyi çok iyi biliyordu. Ne zaman gelse eve bir neşe hakim oluyor, Ali Bey ve Raife Hanım'ın yüzünde güller açıyordu. Belki de içlerindeki erkek çocuk özlemini gideriyordu Rıfat onların. 

Tavla bitince Rıfat ayrılmak için izin isteyip ayaklandı. Kapıda içerideki güler yüzlü Rıfat'ın yerini endişeli bir Rıfat almıştı. 

- Hayat, Raife teyzeler telaşlanmasın diye konuyu açmadım ama çok üzgün görünüyorsun. İş yerinde mi bir sorun oldu. Yayınevi mevzusundan bahsettin mi Raife teyzelere? Yayınevinin sahibi olan arkadaşım gelecek ay bazı yazarlarla görüşmek üzere Türkiye'ye gelecek. Sizi mutlaka tanıştıracağım.

- Henüz bahsetmedim Rıfat. Daha sonra konuşalım mı bu konuyu?

- Tamam. Yarın seni alırım evden.

- Yarın mı?

- Yasemin Hanım yarın kesin bekliyorum dedi ya...

- Ah! Aklımdan çıkmıştı.

- Tamam sen şimdi iyice dinlen. Yarın görüşürüz. İyi geceler Hayat!

- İyi geceler Rıfat.


*Şarkı: Göreceksin - Nilüfer



Pazartesi, Şubat 01, 2021

Hayat ve Hayati Kaptan - 16. Bölüm*

...

Bazen dakikalar hatta saniyeler bile geçmezken tüm gün nasıl bu kadar hızla bitmişti? Akşam olmuştu işte! Hava durulmuş, fırtına dinmiş; eve dönme vakti gelmişti. Mutfaktan elinde bir bardak su ile dönen Hayat, tüm varlığıyla aşık olduğu adamı camdan dışarı bakarken görünce içini tarifi olmayan bir burukluk kapladı.

- Hava açtı. Ada'ya sefer yapılır artık değil mi?

- Evet.

Birbirlerine baktılar aşkla, acıyla, umutla, umutsuzlukla, tutkuyla, şefkatle... 

- Bir gün ne kadar kısaymış meğer!

- Koskoca ömür yetmezken insana, sadece bir günün yeteceğine hiç inanmamıştım ben zaten, Hayat.

- Haklısın, yetmiyormuş. Çıkalım artık. Son sefere yetişemezsen seni merak edecekler.

- Çıkalım.

Hayat kapıya yöneldi, Hayati Kaptan ardından yetişip elini tuttu aşkıyla içini yakan kadının. 

- Elimde olsa göğü yere indirir sonsuz bir fırtına koparırdım. Ama o kadar acizim ki Hayat...

- Biliyorum. 

Birbirlerine son nefesleriymişçesine sarıldılar aşkla, acıyla, umutla, umutsuzlukla, tutkuyla, şefkatle... Sessizce ayrıldılar evden, zihinlerinde yankılanan yüzlerce kelimeye inat çıt çıkarmadan. Vapur iskelesine geldiklerinde bir kez daha düştü akıllarına ilk kez göz göze geldikleri o an. Dışardaki fırtına dinmişti ama yüreklerindeki fırtına dinecek gibi değildi. Ada'ya vardıklarında Rıfat ve Yasemin iskelede bekliyordu. Acımasız gerçekler ete kemiğe bürünmüş tam karşılarında duruyordu.


Şarkı: Biliyorsun - Sezen Aksu

 *15.bölümün sonunda hayattan bir gün çalmaya karar vermişti Sevgili Hayat ve Hayati Kaptan. O gün ne yaptılar diye çok düşündüm. Aklımdan neler geldi, neler geçti ama hiçbirini yazmaya gitmedi elim. İstedim ki olan biten onların arasında kalsın. İster oturup ağlamış olsunlar, ister sevişip mesut olsunlar. Ben doğrusunu bulamadım, dilerim ki onlar bulmuş olsun.


Yazdığım tüm bölümlerin linki 1. bölümün sonunda mevcut.

1. Bölüm

Azade Zamanlar

Nasıl güzel! Azade zamanlarda averelik etmek dünyadaki en keyifli şey olabilir bence. Sabahları okula giderken tam da öyle yapıyorum. Tüm so...