Salı, Eylül 28, 2021

Ağaç Ev Sohbeti #110

Haftanın konusu Deep'ten geldi:

"Sevgi elde edilir mi, kullanılır mı, paylaşılır mı?"

Sevgi deyince herkesin anladığı şey az da olsa farklı nedense. Deep, "Belki de insan sayısı kadar farklı sevgi türü vardır: şefkatli, bağımlı, özgür, tek taraflı..." demiş yazısında. Bir de çeşitli yüzleri vardır demiş: tutku, ihanet, romantizm... "Sevgi" kavramını tüm duygular için genel bir çerçeve kelime olarak görmüş sanırım. Bu bakış açısına pek katılmıyorum.

Biz Mr. Kaplan ile daha önce bir çok kez tartıştık aşk - sevgi kavramlarını. "Sevgi" deyince benim aklıma bencilliğin tam tersi olan bir fedakarlık hali geliyor. Bence gerçek sevgi, gerekirse kendini hiçe sayıp her koşulda her şeyden önce sevilen kişinin mutlu olmasını istemek. "Sevdiğim mutlu olsun, benimle olmasa da olur", "Oğlum/kızım iyi olsun, beni aramasa sormasa da olur" diyebilmek sevgi benim için. Yani olay "ben" değil, tamamen "o" demek sevgi. Eğer tutkudan, ihanetten, bahsedeceksek işler değişir. Bunlar "aşk"a dair kelimeler bence. Aşık olanın sözündür "Ya benimsin, ya kara toprağın".  Bu noktada bu söze bakışımı netleştirmem gerek sanırım. Kesinlikle öldürmek, kendinde öldürme hakkını görmekten bahsetmiyorum tabi ki. Demek istediğim aşık kişi, aşkının başkasıyla olmasını görmek istemez. Kavuşamıyorlarsa da ayrılık acısını karşılıklı çeksinler ister. Yoksa asla "ya bana yar olur ya da öldürürüm" gibi saçma sapan bir bakış açısını desteklemiyorum tabi ki

Konuyu toplayacak olursam - becerebilirsem - sevgi karmaşadan uzak, durağan, güvenli, sakin bir limansa aşk, tutku dolu fırtınalı bir denizdir diyebilirim.

Gelelim sorularımıza;

"Sevgi elde edilir mi?" Edilir ama kalıcı olmaz. Zorla güzellik olmaz denilir ya, aslında olur da yatsıya kadar yanan yalancının mumu gibi çok uzun dayanmaz. Yani sevdiği kişiyi elde etmek için olmadığı biri gibi davranan kişi amacına ulaşır ama sonsuza dek olmadığı biri gibi davranamayacağı için bir noktadan  sonra o sevgi de kaybolmaya mahkum olur. Sevgi organik olarak kendiliğinden var olunca sürekli ve değerli olur. 

"Sevgi kullanılır mı?" Evet maalesef kullanılır. Çok seven tarafın sevgisi illa ki kullanılır. "Annem, bana hiç kıyamaz. Ne istesem yapar." ya da "Eşim ben ne istesem alır/yapar. Bir dediğimi ikiletmez. Beni hiç üzmez." gibi cümleler ne kadar masum(?) görünse de aslında daha çok sevenin kim olduğunu da gösterir bir anlamda. Yine de bunlar en masum "kullanım" şekilleri ki bir de hiç masum olmayan, aksine çok acımasızca olan "kullanım" şekilleri vardır sevginin maalesef. Bir tarafın gözü sevgiden kör olmuşken diğer taraf o sevgiyi lime lime eder, gözünü kırpmadan her zerresini kullanır, hunharca harcar o sevgiyi de seveni der.

"Sevgi paylaşılır mı?" Bu soruya bakış açısına göre farklı cevaplar verebiliriz. Sevdiğimizi paylaşmaksa söz konusu olan biraz zor. En sevdiğimiz arkadaşımızı başkalarıyla paylaşmak da zor gelebilir mesela. Ama söz konusu aynı kişiyi canımızdan çok sevmekse paylaşabiliriz o sevgiyi. Mesela evladımızı canımızdan çok severiz ve isteriz ki herkes onu canından çok sevsin, gözünden sakınsın. Kısacası nereden baktığımıza ve kimi sevdiğimize göre değişebilir paylaşma mevzusu :))

Eminim ki herkesin konuya bakışı çok değişik olacak ve her ses ufkumuzu açıp yeni düşüncelere salacak zihnimizi. Hadi yazın hemen siz de, bekliyorum hevesle :)


Şarkı: Oya & Bora - Sevme Zamanı

Pazar, Eylül 26, 2021

İyi gelen şeylere devam...

Önceki yazımda yapılacaklar listesi hazırladığımdan ve listeyi tamamlayıp işleri bitirmenin iyi geldiğinden bahsetmiştim. Bugün için de bir liste hazırladım ve ilk maddesi bitti bile :)

Update: Bittikçe gelip gidip tik atacağım 😁

- 7 kg taze fasulye ayıklanıp buzluğa kaldırılacak ✅

- Süt mayalanacak ✅

- 1,5 kg taze fasulye ayıklanıp pişirilecek ✅

- Balkondaki dolap düzenlenecek ✅

- Balkon yıkanıp temizlenecek ✅

- Arya ile aktivite ✅ (Mangala oynadık :) 

- Ütü yapılacak ✅

- Market alışverişini unutma, erteleme! ✅

Şarkı: Fatih Erkoç - Sensiz Olamam

Yukarıdaki şarkı dün temizlik yaparken radyoda çaldı ve ben mest oldum :) Aşağıdaki şarkı ise Momentos'a denk gelmiş radyoda, önceki yazının yorumuna yazınca onunda açıp dinledim :)

Şarkı: Kayahan - Başı Boş Saatlerde


Cumartesi, Eylül 25, 2021

Sevdiğim Anlık Hisler

Uzun süredir ertelenip durulan işler yapılıp bitince gelen "Aman canım bu muymuş? Başlayınca bitiverdi!" hissi 😏

Yapılacaklar listesi hazırlarken gelen "Önemli bir iş yapıyorum" hissi 📝

Yapılacaklar listesinde halledilen maddelerin yanına tik atarken gelen "Bir işi daha hallettim, aferin bana" hissi 👏👏👏 

Liste tamamen bitince gelen "Offff yine süperim be!" hissi 🦸🏻‍♀️

İşleri bitirip duş alıp kendimizi koltuğa/yatağa bıraktığınızda gelen ferahlama ve rahatlık hissi 🧖🏻‍♀️

Amaçsızca etrafa bakarken sevilen birini görünce içimize yayılan sıcaklık hissi 🥰

Radyoda sevilen şarkıya rastlayınca gelen "Şanslı günümdeyim galiba" hissi 🍀 

Kitap okurken dünyadan kopup başka alemlere dalıp maceradan maceraya koşma hissi 💭💭💭🧛🏻‍♀️🧟‍♀️🧙🏻‍♀️👸🏻🕵🏻‍♀️👩🏻‍🚀👩🏻‍🔬👩🏻‍🌾

Arya'nın durduk yere gelip sarıldığında gelen koşulsuz şartsız sonsuz sevildiğim hissi👩‍👧♾️ 🥰

Ve daha nice anlık muhteşem hisler 😊
Hadi siz de yazın, düşünmek bile çok iyi geliyor 😃

2 haftadır yapılacaklar listesi yapıp tamamladık tik atıyorum ve "Oh bir iş daha bitti, oh listeyi de tamamladım" hissiyatı bana çok iyi geliyor. Listeye mutlaka sadece kendim için olan en az bir madde yazıyorum. Bu hafta saçlarımın yeşil boyasını yenilemek vardı. Yataktan kalkar kalkmaz boyadım. Bir madde de Arya ile yapılacak keyifli bir madde ekliyorum. Geçen hafta kek, kurabiye ve bisiklet turu yaptık birlikte. Bu hafta için henüz bi'şey seçmedik ama buluruz elbet :) 

Listeme geri döneyim artık. Muhteşem bir hafta sonu diliyorum ihtiyacı olan herkese :) 

Şuraya radyo linki bırakayım :) 


Foto haftaiçi ailecek dışarı çıkıp ayrı ayrı eve dönünce Arya ile kapıda kaldığımız bir akşamdan. Neyseki Evrim bir yere kadar uğrayıp hemen arkamızdan geldiği için çok beklemedik 😅



Çarşamba, Eylül 22, 2021

Bugün de pek bir 'cool'uz canım :P

Sevgili Kendim,

Gördüm ki dün geceki mektuptan sonra temiz bir uyku çekip yeni bir sayfa açmışsın kendine. Sen yine o bilindik korkularınla karalamadan şu güzelim bembeyaz sayfayı ben doldurayım dedim güzel güzel :)) Momentos'a selam olsun, yapılsın serenadlar penceremizin altında :)


Ne güzel, salmışsın sonunda o kıvırcık saçlarını, dönmüşsün en çılgın haline, yani özüne :) Pantolonunun cebine taktığın o minik zincirde iki küçük kedi mi görüyorum yoksa? Bir de rozetlerin vardı senin böyle yine kedili medili, yazılı falan... Hadi bir koşu, bul bakalım onları! Yarın da ifşa et içindeki o hafif kaçık tatlı kadını :)) 

Bugünlük yeter bu kadar self-love :)) Ocakta yemek var, unutma!

 


Dipnot: Az da olsa iyi hissedince o hisse sıkı sıkıya yapışmak lazım sanırım :)  

Aşk Mektubu

Canım Ceren'im yazmış ilk aşk mektubunu, siz de yazın demiş. O der de ben yazmam mı?


Kendime Mektup:


Sevgili Kendim,

Sana o kadar kızgınım ki... Kend değerini bilmediğin için, kendini sevilmeye değer gör(e)mediğin için, seni seveni salak sanıp adeta sevmeyin beni diye çırpındığın için... Sevildikçe hırçınlaşıyor, sevilmeyince de "Bak, gördün mü? Kim niye sevsin seni?" diyerek haklı(?) çıktığını kanıtlamaya çalışıyorsun.

Hadi gel uzan şu koltuğa, dönelim çocukluğuna... 

"Annen genç kızlığında o kadar güzeldi ki bir bakan bir daha dönüp bakardı." 

"Annen prensesler gibiydi, inceydi, kibardı, alımlıydı. "

"Baban 3 ay kapılarda yattı annenin aşkından."

"Annen çok başkaydı. Sen hiç annene benzemiyorsun."

Tüm bunları söyleyenler en yakınlarındı. Annen bile durup karşı çıkmıyordu bu sözlere. Annen seni değil, seni sakınması gereken kişileri tercih ediyordu her defasında. Canın nasıl acıyor görmüyordu. Derdin güzellik değil de sakınıp sakınılmamak, savunulmamaktı. Sırf bu yüzden kendince yarışa girdin annenle ama yetmedi kazandığın zaferler. Zaten kazandıkların zafer miydi yoksa kaybettiklerin çok daha mı büyüktü tartışılır. Kocaman bir ateş yanıyordu içinde, hoşlandığın çocuklar da bir bir körükle gittiler bu ateşe:

"Rüya, ben seni sadece arkadaş olarak görüyorum."

"Rüya, ben sana hiç farklı bir gözle bakmadım."

"Rüya sen çok iyi bir arkadaşsın ama..."

Kim bilir kaç kez duydun değil mi bu cümleleri? Kaç kez tuz buz oldu kalbin? Ama şaşırmadın çoğu kez, annen bile seni seçmezken bir başkası neden seçsindi değil mi? Sonra biri seni seçti. En olmayacak kişi olması engellemedi seni. Denize düşüp yılana sarıldığını biliyordun içten içe ama yine de görmezden gelip kandırdın kendini, istedin ki birileri sarsın kanayan yaralarını. Bir süreliğine iyi geldi sarılıp sarmalanmak, "Sen annenden daha güzelsin, daha akıllısın, daha özelsin" sözlerini duymak... Ama acı gerçeklerin er geç ortaya çıkmak gibi bir özelliği vardır maalesef. 

Tüm olanlara rağmen yine de düştüğün yerden kalkmayı bildin sen. Biliyorum hâlâ kızgınsın annene ve bir parça sevgi için o hâle düşmene sebep olan herkese. Ama artık annesiyle aşık atmaya çalışan o küçük kız çocuğu değilsin! Büyüdün. Gerçek sevgiyi tattın, sevdin, sevildin, anne oldun. Üstelik pek de fena değilsin bu annelik işinde. Yanlışların olsa da doğruların azımsanamayacak kadar çok aslında. Bu yüzden seviyorum ve takdir ediyorum seni kendim. Seni seviyorum çünkü tüm yaralarına ve yalnızlığına rağmen hayata tutundun, yepyeni bir hayat kurdun kendine. Sevgi dolu bir kızın var şimdi. Yıllarca sahip olamadığın tüm sevginin kat kat fazlası mevcut onun benliğinde. 

Sana kızıp durduğum için özür dilerim ama hadi sen de bir an önce kabullen artık sevilmeye değer olduğunu ve gerçekten çok sevildiğini. Bırak da iyileşsin şu yaraların gerçek sevgiyle.





Sevgili Momentos sayesinde tanıştım Ceren Türkmenoğlu ile. 
İsmini okur okumaz seveceğim içime doğmuştu zaten :)


Kendimden Kendime Cevap Mektubu:

Sevgili Kendim,

Bazı şeyleri içten içe bilsem de dışarıdan duymam gerekiyor bazen. Söylediklerinin gerçek olduğunu adım kadar iyi biliyorum ama yine de hissiyatımı değiştirmek o kadar kolay değil. Biliyorum gerçekten sevildiğimi ama yıllarca şüpheyle, ufacık bir sevgi kırıntısının peşinde oradan oraya sürüklendikten sonra kolay değil sevilmeye layık olduğumu kabullenmek. Beni sevende kesin sorun var diye düşünüyorum maalesef ister istemez, "Gerçek beni görmüyorsun, görsen sevmezsin." diyorum hiç düşünmeden önüme gelene. "Bende bir sorun var, beni sevemezsin. Eğer seviyorsan da sende bir sorun var, normal olamazsın." diyorum insanlara neredeyse alenen. Aslında bu bir çeşit savunma mekanizması. Sevilmeme ihtimalimi en baştan kabul ediyorum ki sonradan canım acımasın. Ama inatla seviyor işte eşim, kızım, ailem, arkadaşlarım... Umarım bu sevgiyi kabullenmeyi öğreneceğim zamanla. Deniyorum. 

Mektuplaşmaya devam edelim Sevgili Kendim. Yazdıkça kendimi daha iyi hissediyorum.

Şimdilik Hoşçakal...

Perşembe, Eylül 16, 2021

Aamir Khan - PK

Son yazıma gelen yorumlardan sonra Aamir Khan'ın çok sevdiğim PK filmini bir kez daha izlemek istedim. Film o kadar güzel ki... İzlemediyseniz mutlaka izleyin. En etkileyici sahneleri aşağıya bırakıyorum. 

Buradan sonrası filmle ilgili spoiler içeriyor.


Gerçeği aramak yerine kolaya kaçıp kendi yarattığı tanrılara inanan insanın hâli...



21. yüzyılda hâlâ kılık kıyafete dayalı yargıların kölesi olmak...


Bir yanda bizi yaratan Tanrı, bir yanda bizim yarattığımız sahte tanrılar...

Çarşamba, Eylül 15, 2021

Dev Bulutun Ardı

Hayatla arama giren dev bulutun ardından selamlar...

Bazen blogu ağlama duvarına çevirdiğim için kendime çok gıcık oluyorum. "Aman bu KuyruksuzKedi de hep mızmız, hep ağlak.." gibi olacak diye yazmak istemiyorum. Düşünüp pozitif bir şeyler bulmak, "an"a odaklanmak, bir şeylere tutunmak istiyorum ama...

İyi değilim. Mutlu değilim. Olamıyorum. Hissetmem gerekeni hissedemiyor, hissetmemen gerekenlerden kaçamıyorum. Zorluyorum, çok zorluyorum. Elimden geleni yapıyorum. Düşünmüyor sadece yaşıyorum ama bir an durunca kaçtığım her şey üstüme üşüşüyor. Eziliyorum bu ağırlığın altında. Geçecek deyip duruyorum. GEÇMİYOR! 

Kendimi kandıramıyorum artık. İyi rolü yapmanın anlamı yok. İyi değilim. Yakın zamanda iyi olacağımı da sanmıyorum.



Filler Sultanı ve Kırmızı Sakallı Topal Karınca

Storytel'de şu an dinlediğim kitapta anlatılanlar o kadar tanıdık ki... Gücü elinde tutanların güçsüzleri nasıl ezdiği, ezerken bir de a...