Salı, Nisan 06, 2021

Ağaç Ev Sohbetleri #85




Ağaç Ev Sohbetleri'nin bu haftaki sorusu Kağıttan Dünyam'dan gelmiş:

"Bir kitabın veya filmin içine dilediğiniz zaman girebildiğinizi düşünün. Kurguya yeni bir karakter olarak ekleneceksiniz. Hangi kurguya neden girmek ister ve girdiğiniz kurguda neler yapardınız?"

İçine girmek, unutulmaz bir parçası olmak istediğim o kadar çok kitap var ki... Özellikle de bilim kurgu, fantastik dünyalar ya da ütopyaların içine dalmak ve farklı dünyaları deneyimlemek isterdim. Aklıma ilk gelen kitaplar:

  • Yeni Cesur Dünya - A. Huxley
  • Vakıf Serisi - Asimov
  • Robot Serisi - Asimov
  • Orman Muhafızı Serisi  - John Flanagan
  • Drizzt Efsanesi Serisi - R. A. Salvatore 
Asimov'un herhangi bir kitabına girip galaksiler arası maceralara atılmak... Ah hayali bile çoooooook güzel! Peki ya tam şu anda okuduğumuz kitabın içine dalmak zorunda olsaydık? Şu an yıllardır duyup da bir türlü okumaya kalkışmadığım bir kitabı okuyorum: "Oblomov". Ah içine girip Oblomov'u bir güzel silkeleyip kendine getirmeyi, Zahar kovmayı, eve dadanan yancıları bir güzel derdest edip kapıya koymayı, Oblomov'un çifliğine gidip her şeyi rayına oturtmayı o kadar çok isterdim ki anlatamam. Her sayfada "Hadi be adam kalk, bir silkelen, kendine gel!" demekten içim şişti. 

Kitap değil de film seçecek olsam tercihlerim yine bilim kurgu ve fantastikten yana :) 

  • Geleceğe Dönüş - Marty ile sevgili olup geçmiş senin, gelecek benim gezerdim :) 
  • Matrix'e girip bugüne dek öğrenmek istediğim her şeyi doğrudan zihnime yükletmek ne kadar harika olurdu. Bir fırsatını bulup Neo gibi Ajan Smith'i benzetmek de hiç fena olmazdı.
  • Superman'e gidip "Hadi ama Clark o gözlüklerle ve saçınla yaptığın sözüm ona kılık değiştirme ile bunca yıl gerçek kimliğini saklayabilmen cidden komik değil mi sence de?" demek isterdim :))))
  • Aquaman filmine girip ne yapmak istediğimi anlatmama gerek var mı bilemiyorum :))))
  • Yeşil Yol filmine girip John Coffey'in suçsuzluğunu kanıtlamayı çok isterdim.
  • "İlk 50 Öpücük" filmine yeni bir karakter olarak değil, bizzat baş kadın karakter olarak girmeyi ve her gün yeniden aşık olmam için elinden gelen her şeyi yapan biriyle olmayı delice isterdim.
Film değil de dizi seçebilsem... Offf bu yazı bitmez :))

  • Relic Hunter'da muhteşem arkeoloji profesörü Sydney Fox,
  • Alias'ta en az Sydney Bristow kadar dişli bir ajan,
  • The Bold Type'ın meşhur dergisinde bir yazar,
  • Younger'da Liza Miller olmayı çok isterdim.
Görüldüğü üzre rutin ve sıkıcı hayattan kaçmak için her şeyi yapmaya hazırım :D Bu eğlenceli konu için Kağıttan Dünyam'a teşekkürler :) Hayal kurarken bol bol gülümsedim, iyi geldi :) 

Pazartesi, Nisan 05, 2021

Cumartesi, Nisan 03, 2021

Çelme

O kadar çok çelme takıyoruz ki kendimize... Kafamızda bir "Ben yapamam" klişesi... Daha denemeden bir sürü şeyi yapamıyoruz yapmıyoruz. Oysa her zaman "yapmak" değil asıl olay, sadece "denemek" bile yeterli olur bazen. 

Geçen hafta bahsettiğim, okulda açacağım İngilizce kursu için 2 farklı sınıf oluşturup gün belirlemeli ve uygun materyal seçmeliyim. Kafamda bir sürü fikir var ama arkada hep o uyuz ses: "İşe yaramayacak. Yapamayacaksın. Bilmeyen kursa gelmeyecek, gelen 3 gün sonra bırakacak." diyor mütemadiyen. O sesi susturup "Ben neler yapabilirim?" sorusuna odaklanmak istiyorum sadece. Sonuçtan değil, gidişattan puan alırım belki bu kez. Kafamdaki yapamazsın diyen sese inat yapmak istiyorum. İstediğimi elde etmek, edemesem bile elimden geleni yaptım diyebilmek istiyorum.

Kendi kendime takmaya çalıştığım ilk çelme değil bu kurs mevzusu. Daha önce de defalarca kez çelme taktım kendime. Üniversitede akademisyen olarak kalmak olan hayalimden daha ilk yıllarda vazgeçtim o aptal ses yüzünden. Sürekli yalakalık yapmadan, torpil olmadan, ya da derece yapmadan olmaz dedi o ses. 4 üzerinden 3,16 ortalama ile mezun olduğum halde şansımı bile denemedim. ALES sınavının zor olduğunu düşünüp girsem de çok yüksek puan alamam, hadi iyi puan aldım, yüksek lisansa başvursam da mülakatı var, ıvırı zıvırı var diye hep uzak durdum. Taa ki bu yıla kadar. Bu yıl ALES'e girdim ama kafamın içindeki o gerizekalı ses hâlâ "Başvursan da puanın düşük, üstelik  bu işler torpilsiz olmuyor. Başkası varken seni mi alacaklar?" diyor tüm uyuzluğu ile. Kulağımı tıkıyorum diyeceğim ama ne mümkün! Beynimi kemiriyor alttan alttan vıdı vıdı vıdı...  Ama boş veriyorum. Ben üstüme düşeni yapayım, şansımı deneyeyim de olmazsa "Denedim, olmadı." der yola devam ederim.

Bu kendi kendime çelme takma mevzusu o kadar derin ve geniş ki... Sayfalarca yazabilirim sanırım. Kökenine inersek özgüven sorunu olabilir gibi duruyor ilk bakışta ama tam öyle değil. Daha çok bir hayata güvenmeme sorunu. Çünkü ne zaman işler yolunda gitse hayat anında basıyor tekmeyi tokadı. Çelme taksa yine iyiydi dedirtiyor çoğu zaman. Tabi bu da hayattan ne beklediğimizle ilgili biraz. "Kötüyü düşünme, dillendirme, çağırma" diye boşuna denilmiyor tabi ki. "Hah şimdi kesin kötü bir şey olur." diye düşündükçe o kötüler de gelip bizi buluyor. Biz en baştan "İyisi beni bulmaz, kötüsü peşimi bırakmaz" diye yaklaşırsak her duruma olacağı belli tabi ki.

Bu yıl kendime koyduğum hedeflerden birisi kendime çelme atmamak, oltaya gelmemek, içimdeki o uyuz sese uyup yapacaklarımı denemeden bir köşeye atmamak. Şu satırları yazarken bile o gıcık ses: Çocukların ders programı o kadar karışık ki hepsi için uygun olan saati bulamayacaksın." diyerek taş koymaya çalışıyor yoluma. Bulacağım diyorum, bu kez de bel altı vuruyor: "Sanki daha önce denediklerin çok işe yaradı da bu kez yarayacak. Boşver işte kızım, öğrenmek isteyen her türlü öğrenir. Sen zorla öğretemezsin!" diyor. Hrrrrrrrr... Şu düşüncelerin zihnimden gelip geçmesi bile sinir ediyor beni. O sesi ve  tüm saçmalıklarını geri püskürtmek, kendimi motive etmek; geriye değil, ileriye bir adım atmak istiyorum kendim için. 

Umarım önümüzdeki hafta buraya olumlu şeyler yazabilirim.




Çarşamba, Mart 31, 2021

Ağaç Ev Sohbetleri #84

Bu haftanın konusunu Sessiz Gemi belirlemiş:

"Şuan, hemen şimdi bir hayal kursanız bu nasıl bir şey olurdu? Hadi bize bir hayal dünyası, bir ütopya yaratın :)"

Sessiz Gemi çok güzel hayaller kurmuş. Bazı hayallerini ben de paylaştım :) Ama konuyu ilk okuduğumda benim aklımdan geçenler Mr. Kaplan'ın yazdıklarına daha yakın şeylerdi. 

Bir hayal, bir ütopya kuracaksam ilk şartım kutsallık, ahlâk, toplumsal değerler gibi safsatalardan kurtulmak olur. Tek kural kişinin kendi dışında herhangi bir canlının bedensel ve ruhsal bütünlüğüne zarar vermemesi ve başkasının özgürlük alanını istismar etmemesi olurdu benim ütopyamda. Ahlak vb toplumsal değerler sebebiyle oluşacak tüm yargı, baskı, ırkçılık, cinsiyet ayrımı, zorbalık, zoraki durum ve eylemlerin önüne geçmek adına bu gibi kavramlara kesinlikle yer verilmeyen bir dünya kurmak isterdim. Ülkelerin ve sınırların olmadığı barışçıl bir ütopya...

Mr. Kaplan'ın da dediği gibi bu imkansız! Yine de hayali bile güzel...

Kavramsal sorunları aştıktan sonra ütopik dünyamdaki yaşam alanları ile ilgili hayallerime gelelim. Tamamen doğa dostu, sürdürülebilir tarım uygulamalarına elverişli, kendi kendine yeten eco-evler en büyük hayalim. Güneş, rüzgar ve su enerjisi kullanımının yaygınlaşması, doğaya zararlı uygulamaların kaldırılması, Kontrolsüz nüfus artışının önüne geçilmesi ve ebeveynlik eğitimleri gibi hayallerim de var tabi :) Ütopya deyince en imkansız şeyleri bile umutsuzca oldurmak istiyor işte zihnim :))))

 



Hayal kurmak çok güzel ama onca hayalden vazgeçip gerçek dünyaya geri dönmek çok zor. 
Olmayacak duaya amin denmez demiş atalarımız, olmayacak ütopyalara ne denir acaba :D

Pazartesi, Mart 29, 2021

İçimi ısıtan, yüzümü gülümseten..

Sabah pencereden odaya vuran güneşi görünce mutlulukla gülümsedim, hevesle giyindim okul için. Hatta 10'a kadar dayanmak zorunda olduğum açlığımı bile pek umursamadım :D Kahvaltı yapmadığım için bol olan vaktimi saçımı toplayıp rimel sürerek tamamen kendime harcadım ve 8'de evden neşeyle çıktım. Okulda beni gıcık edecek ufak tefek şeyler olsa da moralimi bozmadan dersleri tamamladım. 

Eve gelip bir şeyler yedim, üstümü değiştirdim sonra da arkadaşımla sahilde yürüyüşe çıktık. Yürüyüş sonrası çocukları alıp beraber sahile inelim demiştik. Önce biraz okulun bahçesinde bisiklete bindi çocuklar sonra hep beraber sahile indik. Hava o kadar güzel, güneş o kadar parlaktı ki... Mutlu olmayanı döverler o derece :P Sahil dönüşü Arya biraz daha okulun bahçesinde bisiklet sürmek isteyince ben de eve gelip sessizliğin ve mutfak penceresinden yüzüme vuran sımsıcak bahar güneşinin tadını çıkardım :) İçim dışım ısındı, yüzüme bir gülümseme yayıldı. 

Arya gelince beraber biraz belgesel, biraz çizgi film izledik sonra o ödevlerini yaptı. Sıra İngilizce'ye gelince oflaya puflaya "Of anne, yardıma ihtiyacım var. Ben yapamıyorum" diyerek yanıma geldi :D Terzi ve kendi söküğü mevzusu :))) Salıncakta yaptık kalan ödevleri. Aslında biraz yönlendirme ile buluyor cevapları ama klasik ben bilmiyorum, ben anlamıyorum ön yargısı var onda da maalesef. Zamanla aşar umarım. 


Ödev sonrası seçmeli ders için sınav hazırladım, etüt için test aradım, işlediğimiz son ünite ile ilgili İngilizce videolar bulup EBA'da paylaştım ettim derken işte bu saat oldu :) Güzel ve verimli bir gündü, darısı önümüzdeki günlerin başına :)


Şarkı: Kutlama - Sezen Aksu



Şarkı: Deli Kız - Buray




Cumartesi, Mart 27, 2021

Açlık ve Kamp Hazırlıkları

 Açım! Hem de çok açım :(

Geçen yazımda bahsetmiştim, Çarşamba gününden itibaren IF uygulamaya çalışıyoruz Evrim'le birlikte. Basitçe anlatmam gerekirse sadece 10-18 arası (Evrim geç uyandığı için 12-20 arası yapıyor) 3 öğün yiyerek geri kalan 16 saatte açlık ile boğuşuyoruz. Ben sabahları 6.45 - 07.00 gibi uyanıp 8'de okula gidiyorum. Bugüne dek evden asla kahvaltı yapmadan çıkmaz, geç bile kalsam ağzıma 2 lokma atmadan gitmezdim okula. Şimdi uyandıktan sonra kahvaltı etmek için 3 saat beklemem gerekiyor. Çok zorlanıyorum. 

IF'e başladığımız ilk gün evdeydim, öyle böyle idare ettim 10'a kadar. Perşembe okulda 9'a kadar zor durdum ve dayanamayıp 9'da yedim kendi hazırladığım beyaz peynirli tam buğday tostumu. Bugün biraz daha sıktım dişimi ve 9.45'te yaptım kahvaltımı. Öğlen eve gelince bir tabak yoğurtlu zeytinyağlı kabak yemeği, yarım dilim kızarmış tam buğday ekmeği ve küçük bir salatalık yedim. Sonra Evrim'le dışarı çıkıp birer kahve içtik. 15.30 - 17.00 arası Özlem'le birlikte dağlara tepelere vurduk kendimizi. Dönüşte yine zeytinyağlı kabak ve yoğurt yedim. Üstüne bir parça tuzlu fıstıklı çikolata yedim. 17.45'ten beri bir şey yememek için inanılmaz bir irade savaşı veriyorum.

Bayılıyorum bu çikolataya 😍

Zorlu açlık mücadelem devam ederken bir yandan da kamp hazırlıkları yapıyorum. Geçen seneden beri çadır alıp kamp yapmak istiyorduk, sonunda aldık çadırı ama iş o kadarla bitmiyor tabi ki. Mat, uyku tulumu, ışık, tencere, tava... Liste uzayıp gidiyor. Mat, uyku tulumu ve kamp için sapı takıp çıkarılabilen ufak boy tencere-tava setini aldım. Şu anda kamp lambası, ilk yardım seti ve Arya için yağmurluk bakıyorum. Sonra sırada sandalyeler ve şemsiye var. Taşınabilir kamp sandalyelerimiz var aslında ama epey eskidiler ve pek de rahat değiller.

Çadır 1.175 TL (Benim aldığım sitede kalmamış başka bir sitenin linkini ekledim, fiyat 100 TL farklı)

Mat (x3) 130 TL

Uyku Tulumları 390 + 215 = 605 TL

Tencere-Tava Seti 190 TL

Ateş Üstü Izgara 100 TL

Kamp Lambası ve Kafa Lambası 85 TL

Mini İlk Yardım ve Bakım Seti  55 TL


Kendi fotoğraflarımızı çekene dek hayallerimi aşağıdaki fotoğraflarla anlatayım :)




         




Hayallerimin bir sonraki durağı şu aşağıdaki gibi bir arazi aracı ve araç üstü çadır almak ve daha uzun süreli kamp gezilerine çıkmak ama şimdilik 1-2 günlük küçük kaçamaklar yapmakla yetineceğiz :)



*Fotoğrafları daha önceki yazılarımda bahsettiğim, 
kullanıcılarına telifsiz görseller sunan pexels sitesinden aldım. 


**Şarkı: Slow Down - Imany



Çarşamba, Mart 24, 2021

Pazartesi değil, Çarşamba!

Aynı şeyleri yapıp farklı bir şey ummak aptallıktır biliriz hepimiz ama işimize gelmez değişmek, değiştirmek. Bir mucize olsun, biz duralım, etrafımızdaki her şey değişsin, hayat yüzümüze gülsün isteriz. 35 yıllık deneyimle söylüyorum ki ne zaman dursam her şey durdu.

Bu kez "Pazartesi"yi beklemeden, hafta ortasında başlayalım bir şeyleri değiştirmeye. Nasılsa bırakırım, yapamam, edemem demeyelim. Sonuna değil başına odaklanalım bir şeylerin bu kez. Şikayet edip durmayalım, ufacık da olsa farklı bir şey yapalım ki yolumuz, yönümüz, vardığımız yer değişsin.

Bugün sahip olduğum, hatta şikayet ettiğim şeyler için yıllar önce o kadar çok çabaladım ki... Geri dönüp bakınca şimdi olsa yapamazdım, sabredemez, uğraşamazdım diyorum. Bugün yaptıklarım için de belki yıllar sonra aynısını söyleyeceğim. Hâlâ yapabiliyorken bir şeyler yapmak lazım 🙂

Öğretmenlikte altıncı, Hopa'da 5. yılım. İlk günden beri ders kitaplarının, müfredatın, liseye geçiş sınavlarının İngilizce öğrenimi için uygun olmak şöyle dursun tam tersine büyük bir engel teşkil ettiğini düşünüyorum. Bu konuda sürekli şikayet ediyorum ama değiştirmek için ne yaptım diye sorsanız, verebilecek doğru düzgün bir cevabım yok. Ama artık böyle olsun istemiyorum. Bunu değiştirmek için de okulda bir kurs açmaya karar verdim. Bir ilan hazırladım. 


İlk amacım şu ana dek bir şekilde geri kalmış, ipin ucunu bir yerde kaçırıp tekrar yakalayamamış öğrencilere temel bilgileri vermekti ama sonra halihazırda İngilizce bilen öğrencilerim de katılmak isteyince 2 farklı seviye oluşturmaya karar verdim. İyi olan grupla "speaking club" tarzı etkinlikler yapmayı umuyorum. İlk grupla ise en baştan başlayacağım. Tabi tüm bunları okullar kapanmazsa yapabilirim. Online derslere sıcak bakmıyor öğrenciler maalesef. 

Değiştirmek istediklerim okulla, derslerle sınırlı değil tabi ki. En başta kendimi değiştirmek istiyorum. Olaylara bakış açımı, görüş alanımı, ön yargılarımı, görünüşümü... 

Son 1 yılda 4-5 kg aldım. En sevdiğim giysilerimi giyemiyorum. Her gün aynı pantolon ve kazaklara mahkum oldum. Elime ne geçerse giyip boy aynasıyla pek haşır neşir olmadan çıkıyorum evden. Hadi kışın idare ediyorum da yazın ne olacak bilmiyorum. Sürekli erteliyorum bu konuyu kafamda. Yazın şu an içine saklandığım kot pantolanlarımı giyemem, yazlık giysilerime  sığamayacağım da çok belli. Yeni giysiler almak istemiyorum. Bu durumda geriye kalan tek seçenek şu 5 kg.yu tez elden atmak.

Biraz araştırdım, deneyen arkadaşlarımla konuştum ve "IF" denemeye karar verdim. Aralıklı oruç diye çevriliyor Türkçe'ye ve belirli saat aralıklarında beslenip geri kalan zamanda hiçbir besin almamak üzerine kurulu bir beslenme tarzı. 16/8, 20/4, 5/2 gibi türleri var. Ben 10-18 arası 8 saat beslenme 18-10 arası 16 saat açlık olan 16/8 türünü denemeye karar verdim. Bu beslenme ile birlikte haftada en az bir gün yürüyüş ve 3 gün de HIIT ya da ip atlamayı deneyeceğim. Tabi ki bunları yapmadan önce doktora gidip tüm tahlillerimi yaptırdım. Her şey normal çıktı. Herhangi bir beslenme değişikliği ve spor planı yapmadan önce gerekli kontrolleri yaptırmak çok önemli yoksa kaş yapayım derken göz çıkarmak olası. 


Buraya örnek bir menü bırakıyorum :) 

Uyanınca:

Yeşil çay ya da kahve (şekersiz) veya detoks içeceği

Kahvaltı (sabah 10)

Birini seçerek:

  Buğday gevreği ve yağsız süt

  Muzlu smoothie

  Haşlanmış yumurta ve tost

Ara öğün (11:30)

Birini seçerek:

  Salatalık ve karpuz salatası

  4 adet badem

Öğle yemeği (12:30 - 13:00 )

Birini seçerek:

  Fırında balık ve sebzeler, az yağlı yoğurt

  Ton balığı, taze meyve suyu

Ara öğün (14:30)

Birini seçerek:

  1 orta boy bitter çikolata

  1 adet portakal ya da elma

Akşamüstü atıştırması (16:00)

Birini seçerek:

  Küçük bir kase haşlanmış patates

  Küçük bir kase patlamış mısır

Akşam yemeği (18: 00)

Birini seçerek:

  Izgara sebze, puding

  Mercimek çorbası, meyveli muhallebi

  Sebzeli lazanya, salatalık suyu

8 saat diyetinde neler yiyebilirsiniz?

  Herhangi bir sebze veya meyve.

  Herhangi bir hayvansal gıda.

  Zeytinyağı, pirinç kepeği yağı, kanola yağı, tereyağı.

  Fasulye, soya, mercimek, yumurta, balık, tavuk göğsü, hindi, sığır eti.

  Çikolatalı puding, cupcake, ev yapımı kekler, dondurma, muhallebi, çikolata.

  İstediğiniz baharatlar.

  Taze meyve veya sebze suları, detoks içecekleri, yeşil çay, siyah çay ve kahve.

8 saat diyetinde hangi yiyeceklerden uzak durmalısınız?

  Hindistan cevizi yağı, margarin ve mayonez.

  Alkollü, gazlı ve şekerli içecekler, paketlenmiş hazır meyve suları.


Filler Sultanı ve Kırmızı Sakallı Topal Karınca

Storytel'de şu an dinlediğim kitapta anlatılanlar o kadar tanıdık ki... Gücü elinde tutanların güçsüzleri nasıl ezdiği, ezerken bir de a...