Perşembe, Mart 16, 2023
Küçük "an"lar...
Pazar, Mart 12, 2023
Sevgi neydi?
"Sevgi neydi?
Sevgi iyilikti, dostluktu, emekti."
...
O kadar farklıyız ki Evrim'le... Ben eve girmek istemem, o evden çıkmak; ben bir güne on plan yaparım; o, on güne bir plan; ben 1 izler, 5 okurum; o 5 izler, 1 okur; ben aşırı tez canlıyım, o rahat kelimesinin vücut bulmuş hâli; o uslanmaz bir optimist, ben isabetli bir pesimist (gerçi bana göre benimki karamsarlık değil realistlik :)) Tüm bu farklarımıza rağmen bunca yıldır beni mutlu etmeye çalışıyor şu adam. Dün de ben mutlu olayım diye sahile geldi benimle :) O, verdiği özel dersler için deneme sınavı çözüp hazırlık yaptı; ben de dizinin dibinde kitap okudum. O kadar keyifliydi ki hiç eve dönmek istemedim. Dizinin dibinde kedi gibi mırlayınca üşüdüğü hâlde "Tamam biraz daha oturalım" deyip yine kendini feda etti :)
Pazartesi, Şubat 27, 2023
17, 11, 9...
17 yıldır sevgiliyiz,
11 yıldır evli,
9 yıldır anne-baba.
Dün 11. evlilik yıldönümümüzdü. Ne yapalım diye konuştuk ama ikimizin de içinden pek bir şey yapmak gelmedi. Yürüyüşe çıktık el ele; balık alıp biraz da alışveriş yapıp eve döndük.
Rakı-balık yaparız demiştik, rakıyı açmadık. Yemek için giyinip süsleniriz demiştim içimden, onu da yapmadık. Peki ne yaptık? Ailecek yemeğimizi yiyip sohbet ettik.
Yemekten sonra Evrim en sevdiğimiz şarkılardan birini açıp beni dansa kaldırdı, mutfakta yalın ayak dans ettik. Geceyi birer Martini eşliğinde dizi izleyerek bitirip uyuduk. Huzurluydu, güzeldi.
Bir günün özel olması için sıradışı şeylere, hazırlığa, süse püse, sürprizlere gerek yok aslında. Bir arada olmak, anı paylaşmak, sevmek yeterli.
Cumartesi, Şubat 25, 2023
Leyla
Sevgili Buraneros'a selam olsun. Ben de birkaç link bırakıp gideceğim.
Leyla #1 (Özellikle Mr. Kaplan'ın yorumunu es geçmeden okumak lazım :)
Leyla gelip buldu beni. "Anlat!" dedi. "Bir kez daha ve defalarca kez daha anlat!"
Anlatmak boynumun borcu...
Cumartesi, Şubat 18, 2023
Pause / Play
Hayat bir süredir durmuştu benim için. Depremle yatıp depremle kalktım. Neredeyse yemeden, içmeden, uyumadan depremi ve yaşanan felaketi düşünüp durdum. Yıkılan binalar, ulaşılamayan enkazlar, koordinasyon ve iletişim eksiklikleri, giderek artan ölüm sayısı karşısında öylece el kol bağlı izleyici kalmak... Nefes almak bile ağır ve çok zordu.
Eğitime ara verilince keşke elimizden daha fazlası gelse diyerek okuldaki yardım toplama çalışmalarına katıldım, üyesi olduğum sendikaya ve Ahbap'a bağış yaptım, sonrasında ne yapabiliriz diye planlamaya destek verdim. Yer yer normal hayatına devam edenlere kızdım hiç hakkım olmadığı hâlde.
5-6 günün sonunda vücudum iflas etti. Uykusuzluk ve yorgunluktan kas spazmları başladı, migren coştu, fıtığım çekilmez hâle geldi. Sakinleştirici ve ağrı kesici içip kanepeye bıraktım kendimi. Epeyce uyumuşum. Bir nebze toparlanınca yine bir suçluluk hissi sardı ruhumu. Yine başladım kendimi tüketmeye.
3 gün önce bu kez kendimi durdurmaya karar verdim. Önce fıtık için doktora gidip düzenli iğne olmaya başladım sonra tüm deprem haberleri ile bağımı kopardım. TV'ye, radyoya elimi sürmedim; sosyal medyada deprem görünce hemen geçtim. Sadece kitap okudum ve Arya ile çizgi film izledim. Böyle yapmak bencilce biliyorum ama kendimi soyutlamazsam devam edemeyeceğimi anlayınca başka çare gelmedi aklıma. Sürekli depremle yatıp depremle kalkınca Evrim'den sonra Arya bile halimden endişelenmeye başlamıştı.
Hayata bir şekilde devam etmeliyiz. Unutmak, bitti gitti, geçti demek değil bu. Unutulacak, geçip gidecek gibi değil. Bu felaketi yaşayanların her türlü destek ihtiyacı uzun süre devam edecek. Bu yüzden sağlam kalıp onlara destek verebilecek hâlde olmalıyız.
Pazartesi okullar açılacak. Bir öğretmen olarak öğrencileri endişelendirmeden, üzmeden, travma yaratmadan deprem gerçeğiyle yüzleşmeleri için neler yapabileceğimi düşünüyorum. İleride işlerini düzgün yapan insanlar olmaları için işler düzgün yapılmadığında yaşanan trajedileri bugünden öğrenmeleri gerekiyor. Ama üzmeden, korkutmadan, yıkıcı değil yapıcı bir uslüpla yerine getirilmesi gereken hassas bir görev bu. Rehber öğretmenlere büyük rol düşüyor, diğer öğretmenlere doğru adımları göstermeliler ki biz kaş yapayım derken göz çıkarmayalım.
Cumartesi, Şubat 11, 2023
Hayat...
Ece Üner hislerimize tercüman oldu. Gerçekten nefes almaya utanıyor insan.
Pazar, Şubat 05, 2023
İstesek de dokunamayız birbirimize...
Pauli Dışlama İlkesi'ne göre aslında hiçbir şeye dokunamıyoruz; ne yaparsak yapalım temas ettiğimiz şeyle aramızda bir boşluk kalıyor. Hissettiğimiz ve dokunmak sandığımız şey elektronların birbirini itmesi ile oluşuyor. Daha bilimsel bir açıklama için Evrim Ağacı sitesine bakabilirsiniz.
Hayat öyle garip ki en çok yaklaştığımız anda bile uzağındayız sevdiklerimize dokunabilmenin.
Homini de gırtlak, pufidi kandil, tumba yatak :)))
Birkaç gündür canım hem poğaça hem de böyle çikolatalı fındıklı fıstıklı kurabiye istiyor. Hâl böyle olunca daldım mutfağa ama ölçüyü kaçırm...
-
Yazmayalı 1 aydan fazla olmuş. Bu sürede çok şey değişti. Aynı anda hem antidepresan kullanmaya hem de haftalık psikoterapi almaya başladım....
-
Dün gece eşimle "Tanrı kim, nerede? Merhametli mi, tam aksine sadist mi? Bizi izliyor mu yoksa umurunda bile değil miyiz?" gibi so...
-
Uzuuuun süren hatta bir türlü bitmek bilmeyen kıştan sonra güneşli, sıcak, çok güzel bir hafta sonuydu. Canım kocam denize girmedi ama yine ...





