Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Ağustos 27, 2026

Sirkadiyen Ritim ve Kortizol

Önceki yazımda kilo vermek için ciddi bir irade ve istikrar gerekiyor demiştim. Hadi gerekli motivasyonu bulduk, irademize sahip çıkıp istikrarımızı koruduk diyelim. Yeterli mi? Maalesef hayır. 

İnsanoğlunun hayatta kalmasını sağlayan gelmiş geçmiş en büyük becerisi adaptasyon bence. Ama bu beceri bazen olumsuzluklara da sebep olabiliyor. Yeme düzeni değişince vücut ilk başta bi' şokla fazlalıkları atıyor ama sonra yeni koşullara uyum sağlıyor ve yine depolamaya başlıyor. İşte bu aşamada sirkadiyen ritmimizi ve kortizol seviyemizi düzenleyerek vücudumuzu tekrar yola sokmayı denememiz gerekiyor. 

Sirkadiyen ritim, vücudumuzun yaklaşık 24 saatlik bir döngü içinde izlediği doğal uyku ve uyanıklık düzenidir; uyku ve uyanıklık döngüsünü kontrol eder, melatonin ve kortizol gibi hormonların salgılanmasını düzenler, vücut ısısı ve sindirim sistemi üzerinde etkilidir. 

Sirkadiyen ritmimizi optimize etmek ve kortizol seviyemizi dengede tutmak için uygulayabileceğiniz adımlar şunlar:

- Her gün aynı saatte uyanmak. Mümkünse erken saatte :)  

- Uyandıktan sonraki ilk 30 dakika içinde güneş ışığı almak. 

- İlk 90dk kafeinden uzak durmak. Güne su içerek başlamak. 

- Gün içinde en az 20-30 dakika açık havada vakit geçirmek.

- Yatmadan 2 saat önce mavi ışık yayan ekranları kapatmak.

- Akşamları evde loş ışıklar kullanmak.

- Yatak odamızın sessiz, karanlık ve serin olmasını sağlamak. 

- Sabahları proteinden zengin bir kahvaltı yapmak. 

- Kafein tüketimini saat 14:00'ten sonra kesmek.

- Akşam yemeklerini yatmadan en az 3 saat önce bitirmek.

- Gece geç saatte ağır ve karbonhidratlı yiyeceklerden kaçınmak. 

- Düzenli egzersiz yapmak ama bunu akşam geç saate bırakmamak.


Okullar açıkken haftasonu dahil hep 06.55'te uyanıyorum. Kahvaltımı yapıp hazırlanıyorum, 8'de evden çıkıyorum ve çoğunlukla hava yağmurlu olduğu için okula araba ile gidiyorum. Bu yıl biraz daha farklı bir düzen oluşturmayı düşünüyorum. 

Bu yıl kahvaltımı hazırlayıp yanıma almayı, evden daha erken çıkıp okula yürüyerek gitmeyi planlıyorum. Böylece yukarıda yazdığım birçok maddeye uyabilirim. Ilk 30 dk ekran yok, gün ışığı ve yürüyüş var. 

Aşağıdaki videoda bahsedildiği üzre yürümek kortizol seviyesini düşürmekte etkili. Evrim'le Ağustos başından beri akşam yemeklerinden sonra yürüyoruz. Okul açılınca sabahları da düzenli yürüyerek okula stressiz gitmek süper olur :) 




Japonların sabah alışkanlıklarını anlatan video, mevzuyu gayet güzel anlatıyor :) 


Salı, Ağustos 25, 2026

İrade ve İstikrar

Gerçekten irade ve azim gerektiren bir konu kilo vermek. İstikrarlı olunca mümkün ama istikrarlı olmak hiç kolay değil.

Ağustos başından beri sağlıklı beslenip spor yapmaya çalışıyorum. Günde iki ana öğün ve iki ara öğün yiyordum, artık üç ana öğün, bir ara öğün yapıyorum. Yiyeceklerimi haftalık olarak hazırlayıp buzluğa atıyorum. Böyle yapınca kontrollü olmak kolaylaşıyor.

Kahvaltı için birkaç seçeneğim var:

1- Haşlanmış iki yumurta, domates, salatalık, köz biber, ricotta/sürülebilir lor peyniri 
2- Kıymalı yumurtalı lavaş sandviç, salatalık, ricotta/lor, köz biber
3- Yulaf, süt, muz, kendi yaptığım fitella* karışımı
4- Wasa üstü ricotta/lor, hindi füme, domates, salatalık, şeftali 


Pembe içecek, suya karıştırılan bir tür kollajen peptit tozu




Şu kıymalı yumurtalı lavaş tost efsane 😍

... 


Öğle ve Akşam seçeneklerim:

1- Fırında pişmiş 150gr tavuk/hindi, 2-3 yemek kaşığı basmati pilav ve bol salata
2- Ton balıklı ve kıtır ekmekli salata
3- Izgara köfte/et, köz patlıcan salatası, fırın sebze ve bol yeşil salata
4- Konserve tavuk fileto, bir adet wasa ve kefir ya da salata


Gün boyu aldığım kalori düşük olunca makarnayı fazla yeme hakkı kazandım :)) 

... 


Ara öğün seçeneklerim:

1- Meyve (üzüm, karpuz, şeftali, muz) ve sütlü kahve, 
2- Tahinli dondurma
3- Çiğ kuruyemiş ve kahve

Bunlar dışında günde en az 2,5lt su içiyorum. Çay pek sevmediğim için tüketmiyorum. Alkol de hiç tüketmiyorum ki bu biraz zor oldu benim için çünkü akşamları tv karşında eşimle bira-fıstık-film keyfi yapmayı seviyorum. Ama dedim ya irade ve istikrar lazım :) 

Her akşam yemek sonrası mutlaka 20dk yürüyorum. Evrim'i de zorla yürütüyorum :)) Eğer dışarı çıkamıyorsak 20dk evde yürüyorum. Bir saat sonra da o anki moduma göre Grow with Jo videolarından birini seçip yapıyorum. 

İlk 10 gün fazla kilolar hızlıca gidiyordu ama bir haftadır duraklama dönemindeyim. Direnci kırmak için daha çok su içip daha çok hareket ediyorum. Günlük protein alımımı da arttırdım ki vücut kıtlık psikolojisine girip her şeyi depolamaya kalkmasın. 


Kısacası vazgeçmek yok, tam gaz yola devam :) 

... 


Merak eden olur belki, *fitella tarifimi de şuraya bırakayım:

2 yemek kaşığı katkısız şekersiz tuzsuz %100 fıstık ezmesi, 2 tatlı kaşığı silme kakao, 2 tatlı kaşığı bal, 2 yemek kaşığı tahin. Tüm malzemeleri karıştırıyoruz ve tek seferde hepsini yememek için kendimize hakim oluyoruz :))) Herkes kendi ağız tadına göre ölçüleri revize edebilir. Ben artık şipşak göz kararı yapıyorum :D

Cuma, Eylül 26, 2025

Bana öyle bir şey deyin ki...

Geçen hafta Instagram'da karşıma çıkan bir paylaşım vardı; aynı paylaşımı bir arkadaşım da görmüş ve bize geldiğinde sordu:

- "Eğer ben hafızamı kaybetmiş olsam, hatırlamam için bana benimle ilgili ne söylerdin?"

Ben, onun çok güçlü biri olduğunu, zorlukların üstesinden geldiğini, kimseye pabuç bırakmayan biri olduğunu hatırlatacağımı söyledim. Muhabbetin devamında eğer ben hafızamı kaybetsem, onlar neler diyeceklerini söylediler. Arkadaşım da eşi de "Ay belim, ay başım.. " diyerek espriyle karışık beni bana fiziksel hastalıklarım, ağrılarım sızılarım ile hatırlacaklarını söylediler gülerek. O an çok takılmadım, "Hafızayı kaybedince ağrılar sızılar kaybolmaz muhtemelen yani onları hatırlatmanıza pek gerek olmaz, zaten yine ağrı sızı hissederim bence" deyip gülüp geçtim.

Ertesi gün, yolda ortak bir arkadaşımıza rastladım. "Ay seni görünce aklıma fıtığım geliyor" dedi gülerek. Kendi kullandığı ilaçlardan bahsetti, benim nasıl olduğumu sordu. Geçen yıla göre epeyce iyi olduğumu söyledim. 

Olanlar beni düşündürdü.

Hastalıkların beni tanımlayan bir şeye dönüşmüş olmasına, insanların beni görünce akıllarına ilk olarak "hastalık", "ağrı sızı" geliyor oluşuna üzüldüm. Demek ki çok ağlanmışım arkadaşlarıma... 

Dün de çok sevdiğim iki arkadaşımla karşılaştım. Öpüştük koklaştık, karşılıklı iltifatlar havada uçtu :) İyi göründüğümü, gençleşmiş olduğumu söylediler. "Maşallah belin daha iyi herhalde. Ne güzel, hep iyi ol!" dediler.

Hâlâ eğilip çorap ve ayakkabı giyemiyorum. Ya Evrim giydiriyor ya da ben ayağımı dizden büküp yana çevirip değişik bir yöntemle giyiyorum. Sabahları yüzümü ancak squat pozisyonunda yıkıyabiliyorum ama her şeye rağmen geçen yıldan beri katettiğim yol yadsınamaz. 

Bir sürü farklı rahatsızlığımın içinde bir şekilde nefes alıp yaşamaya devam ediyor oluşuma, haftada 3 gün gittiğim fizyoterapist eşliğinde birebir pilates seanslarının belimi güçlendiriyor oluşuna, geceleri ağrıdan uyuyamadığım, sabaha dek yatakta kıvrandığım günlerin geride kalmış olmasına şükrediyorum. 

Günlük hayatımı çok etkileyen diğer hastalığım IBS için, Kasım'daki endoskopi - kolonoskopi sonrası daha işe yarar bir tedavi planı çizilebilirse daha iyi olacağım günler olacak umarım. 

Umutluyum :) 




Dün Arya ile çorba, yemek, pilav ve salata yaptık :)

Mutfakta anne-kız zaman geçirmeyi seviyoruz :)



Pazar, Ağustos 31, 2025

Acilde biten tatil...

Bugün resmi olarak yaz tatilimin son günü, yarın tüm öğretmenler işbaşı yapıyor(uz). 

Dün gece - hatta saat itibariyle bu sabaha karşı - yine acildeydim. Bitmeyen hastalıklarımdan ikisi güçlerini birleştirip beni yere serdi tatilin son gününde.

Leylak Dalı öğretmenime selam olsun ben de biraz şakaya vurayım halimi... Alt gövdemde kesilip biçilmeyen, henüz bistrü ile tanışmayan tek mahrem yerim kalmıştı ama olur mu, eksik kalır mı hiç?! Ona da bi' ameliyat arzusu hasıl olmuş. Bu ameliyatla Bermuda Şeytan Üçgeni tamamlanmış olacak.



Görseli yapay zeka Gemini yaptı, 
ben sadece son noktaları birleştirdim.
... 


Yarına genel cerrahi randevusu aldım. Müstakbel kasabıyla tanışmak için bekleyen kurbanlık koyun modunda bekliyorum.



Perşembe, Temmuz 24, 2025

Günlük Menü ve Piknik Menüsü :)

Günlük neler yediğimi paylaşmaya devam edeyim :)

Uyanınca:

  • Bir bardak suya 1 yemek kaşığı chia tohumu ve yarım limon suyu (15dk bekletip içiyorum. Kahvaltı en az yarım saat sonra) 

Sabah:

  • 2 haşlanmış yumurta ya da 2 yumurtadan sebzeli/peynirli omlet 
  • 3 siyah zeytin
  • Limonlu maydanoz, roka, salatalık ya da nar ekşili şeftalili semizotu salatası 
  • Kiraz saplı bitki çayı




Öğle:
  • Aslında geç kahvaltı yaptığım için öğlen pek yemiyorum ama seçeneklerim fırında sebze ya da salata




Ara öğün:

Pilatese gittiğim günlerde bir muz ve bir tatlı kaşığı %100 fıstık ezmesi yiyorum. 


Akşam:
  • Izgara köfte ya da ızgara et 
  • Salata (marul, maydanoz, salatalık) 
  • Yoğurtlu köz patlıcan ya da yoğurt / ayran / cacık




Gece:
  • Ananaslı, tarçınlı probiyotik yoğurt





Gece öğünüme bir alternatif buldum. Hemen şuracığa yazayım :) 

  • Yoğurt, chia tohumu, muz, hindistan cevizi. Gerekirse biraz da bal. Yoğurt ve chiayı önceden karıştırıp dolapta bekletiyoruz. Muz ve hindistan cevizini yiyeceğimiz zaman ekliyoruz. Tadı yetersiz kalırsa birazcık bal da eklenebilir. 
... 

Yarın dere kenarına pikniğe gideceğiz. Söz konusu piknik olunca menü komple değişecek :) 

Sabah:
  • Hindi fümeli, peynirli, pesto soslu tam tahıllı sandviç yanında maydanoz ve salatalık
  • Ev yapımı soğuk çay ya da şekersiz limonata 

Öğle:
  • Ton balıklı, salatalıklı, zeytin ezmeli tam tahıllı sandviç
  • Bir tane %100 malt bira

Akşam:
  • Sadece ananaslı tarçınlı yoğurt 

Tam 10 günlük alkolsüz sağlıklı beslenme sonunda bence harika bir kaçamak günü olacak :) 



Salı, Temmuz 22, 2025

İrade

İnsanın iradesine sahip çıkması ne kadar zor! 

Bir haftadır yediğime içtiğime dikkat etmeye, rafine şeker tüketmemeye çalışıyorum. Başlarda kolaydı ama giderek zorlaşıyor gibi. 2 gündür canım her şeyden yemek istiyor :( Henüz nefsime yenik düşmedim ama bu durumu ne kadar daha sürdürebilirim emin değilim.



Kahvaltı salatası :) 

Hedefim, doğum günüme yani 1 Ağustos'a kadar 10 gün daha bozmadan devam etmek. Umarım yeni yaşıma biraz da olsa hafiflemiş olarak girerim :)


Evrim'le sahilde yürüyüşe çıkmadan hemen önce Arya'nın vizöründen :) 


Perşembe, Temmuz 17, 2025

Devam...

Sağlıklı beslenmeye devam...

Dün sabah kahvaltım önceki günle aynıydı: 2 yumurta, 2 salatalık, 3 siyah zeytin; öğlen spor öncesi bir muz ve fıstık ezmesi yedim. Akşam menüm: Çok tahıllı çıtır piliç, yağsız limonlu yeşil salata ve tavada sebze soteydi. Kapanışı da ananas ve tarçınlı probiyotikli yoğurt ile yaptım :)



Bu sabah sebzeli omlet ve bol yeşillik ile kahvaltı yaptım. Bu arada her sabah kahvaltı öncesi bir bardak limonlu su içiyorum. Öğlen karnım acıkmadığı için bir şey yemedim. Akşam menüde karnıyarık ve bol naneli cacık vardı.

Yemek sonrası Arya ile sahilde yürüyüşe çıktık. Arya üç top dondurma yerken ben irademe sahip çıktım :)) 


Eve gelince bir kase probiyotikli yoğurda bir dilim ananas ve toz tarçın ekleyip tatlı ihtiyacımı giderdim. Şu an da filtre kahve içiyorum.

İlk 3 günü başarıyla tamamladım. Doğum günüme kadar 2 hafta daha böyle giderim diye düşünüyorum. Doğum günümde istisna yapıp bir kaçamak yaparım :))

Bakalım :) 



Salı, Temmuz 15, 2025

Niyet

Bir süre yediğime içtiğime dikkat etmeye niyetlendim. Bugün fena gitmedi, darısı gelecek günlerin başına :)





Kahvaltım :) 

Öğlen ayran aşı, ara öğünde 10 badem - 2 kuru kayısı ve akşam ton balıklı salata ile günü tamamladım :) 


Pazar, Nisan 06, 2025

Yine...

Evrim yine taş döküyor. 4 gündür sabah akşam hastanedeyiz. Dün gece 10'da geldik hastaneye, eve gittiğimizde sabah 4 olmuştu. Az önce - 11.00 - geri geldik. Evrim'e ağrı kesici yaptılar, etki etmesini bekliyoruz. Ağrı kesiciler en fazla 6 saat kesiyormuş ağrıyı. 

Taş 4mm ve kanala inmiş ama bir türlü düşmüyor. Bu Evrim'in 3. taş döküşü. Geçen yaz dökmemişti. Önceki iki yaz Temmuz - Ağustos gibi dökmüştü. Bu kez taş erken davrandı, öncekiler kadar büyümeden düşüşe geçti.

Evrim bu haldeyken onu bırakıp gidemeyeceğim için Arya ile Muş'a gitmiyorum. Arya'yı yarı yolda bırakmış gibi hissediyorum ama elimde olan bir şey değil. Arya takımıyla gidecek. İçimde binbir türlü endişe... Gitme desem emeklerine, hevesine yazık ve takımın geri kalanına da haksızlık çünkü Arya gitmezse tüm maçlarda hükmen yenik sayılacak. 

Evrim en başından istemiyordu gitmemi ve tabi ki sonuç onun istediği gibi oldu. Adamdaki Karma kimsede yok. Ne istese oluyor maşallah!

Yıllar önce Derya ile Pınar'ı görmeye, Zonguldak'a gitmeye karar vermiştik. Evrim o zaman da gitmemizi istememiş ama fiilen engel de olmamıştı. Biz Arya ile Bahçeşehir'den Esenler otogara gidene dek tam 3 tane belediye otobüsü bozulmuştu. Üçüncü otobüste Evrim'i arayıp "Yav Allah aşkına bi' sal bizi de, gidelim artık!" demiştim. Bunun gibi çoook örnek var beraber geçirdiğimiz 20 yıl içinde. Evrim'in bir şeye gönlü yoksa o iş olmaz, net. "Kendi kendini gerçekleştiren kehanet" diyorlar böyle durumlara ama ben Evrim'in temiz kalbine ve karmasına bağlıyorum.

Üçlü ağrı kesici iğneye rağmen ağrısı geçmedi Evrim'in. Şimdi başka bir ilaç verdiler serum içinde. Evrim acı içindeyken bu şekilde beklemek gerçekten çok zor. Umarım bir an önce düşer şu taş. 


Perşembe, Ocak 23, 2025

Yataktan Bildirmeye Devam: Arkadaşlar İyidir :)

Dün çok yakın arkadaşım Derya, ziyarete geldi ve gece benimle kaldı. Saatlerce durmadan konuştuk. Uyuduğumuzda saat kaçtı bilmiyorum :D 

Sabah birlikte kahvaltı yaptık ve biraz cam kenarında oturup kahve içip sohbete devam ettik. O kadar iyi geldi ki anlatamam 🥰🧿


Fotoda görünmüyor ama oturduğum süre boyunca korse taktım ve kahvemiz biter bitmez sohbete yatarak devam ettik :)

... 

2024'te başlayıp bitiremediğim son kitabı bugün bitirdim ve yeni kitaba başladım. Daha önce de bahsetmiş olduğum Flip Thinking kitabıyla ilgili son fikrim şurada :) Kitabın sonundaki özet bölümüne ve paylaşılan kitap listesine bayıldığımı söylemesem olmaz :)

Yeni başladığım kitabın adı  "Antifragility: Things That Gain From Disorder" yani "Antikırılganlık: Düzensizlikten Kazanç Sağlayan Şeyler". Bu kitabı da seveceğimi düşünüyorum. Bakalım :) 

Çarşamba, Ocak 22, 2025

Yataktan bildiriyorum...

Sanırım iyiyim ve daha iyi olmaya hazırım :) 🧿🧿

Belimdeki ağrı azaldı, sol kalçamdan baldırıma inen hafifi bir ağrı var ama süründürmüyor. İşlem sonrası ilk gün için gayet iyi bence :) 🧿🧿🧿


Güneşli günler en sevdiğim :) 
☀️🧿☀️🧿☀️🧿☀️



Mecburi yatak istirahatinin bazı avantajları da var tabi ki 😁

Her yere 🧿🧿🧿 bırakayım 😅





Salı, Ocak 21, 2025

Beklenen Gün - Güncelleme

Uzun zamandır beklediğim gün geldi. Şu an Acıbadem Hastanesi'ndeyim. Muayne oldum, damar yolu açıldı, tahlil için kan alındı. Tahlil sonuçları çıkınca işlemler için ameliyathaneye alınacağım.

5 işlem yapılacak: fıtık içine lazer nükleoplasti ve ozon; fıtığın çevresindeki sinirlere epidural ve radyo frekansı. 5.işlemin adını hatırlayamıyorum şu an. Sayfa sayfa kağıt imzaladım ve 252 bin TL'lik bir ödeme yaptım. Buraya tüm süreci ve  ücreti yazmamın sebebi belki benzer durumda olan biri denk gelir, bir faydası olur düşüncesi... Detayları yazıyorum ki ilerde biri sorarsa dönüp bakayım, karıştırmayayım. 

... 

Az önce hemşirenin söylediğine göre 1 saat içinde alacaklar beni işlemler için. 


İşlem sonrası görüşmek üzere 🙋🏻‍♀️

... 


İşlemler bitti. 

Uyuşukluk geçene dek 2 saat kadar daha hastanede kaldık. Sonra taburcu ettiler. Az önce eve vardık. 1 ay daha yoğun ağrılarım olabilirmiş sonrasından fark yaratacak kadar azalması gerekiyor. 

Önümüzdeki 2 günü tamamen yatakta geçirmem gerekiyor. Devamında toplamda 10 gün kadar ev içinde gezinmek serbest ama oturmak yasak. 

Sonrası kader, kısmet, şans... 

Çarşamba, Haziran 05, 2024

Güneş varsa Hayat şahane!

Güneş olunca her şeyin üstesinden gelebilirmişim gibi ya da hiçbir mevzu o kadar da önemli değilmiş gibi bir hissiyat geliyor bana :)) Cuma'dan itibaren her gün güneşliydi ve ben acayip mutluyum :) 

Cuma - Cumartesi sınav kağıtlarını okuyup bitirdim ve Pazar günü ailecek denize gittik. O kadar keyifliydi ki... Arya ile yüzdük, Evrim üşengeçliğinden ayağını bile sokmadı suya. Ailecek güneşlendik, kelime oyunu oynadık, kitap okuduk. Kahvaltımızı evde yapmıştık; yanımıza nohutlu salata almıştım yani sağlıklı beslenmeye sahilde de devam ettik :) Akşamüstü eve döndük; duş alıp Funda'ya gittim. Kızlar gecesi yaptık, gece de orda kaldım. Tabi ki bol bol güldük; gece gördüğüm rüya bile çok komikti :D


Her şey ev yapımı deyip yedim :) 

...

Bugün okul çıkışı patoloji sonuçlarımı öğrenmek için doktora gittim ama maalesef pek bir işe yaramadı. Normalde gittiğim ve beni kolposkopiye gönderip biyopsi aldıran Trabzon'daki onkolog jinekolog doğum iznine ayrıldığı için Rize'de başka bir onkolog jinekoloğa gittim. Biyopsi başka hastanede yapıldığı için raporu göremediğini söyledi. Tekrar kolposkopi yapmak istedi ama uyutarak değil, yine canlı canlı kesip biçeceği için kabul etmedim. O zaman 6 ay gözlemle, 6 ay sonra tekrar kontrole gel dedi. Çok da umurunda değildim, yarım ağız konuşup başından savdı beni. Normalde olsa sinirlenirdim ama güneş sağ olsun, hastaneden çıkar çıkmaz boş verdim gitti.

...


Bugün Evrim'in boş günüydü. Ben okuldayken evi süpürüp balkonu yıkamasını istemiştim. Tertemiz yapmış her yeri canım kocam❤️ Ben de eve dönüşte akşam yemeğini hızlıca halletmek için kasaba uğrayıp köfte aldım. Evde fırının ızgarasında pişirdim; böylece fazlı yağı alttaki tepsiye akmış oldu. Yanına da zerdeçallı cacık yaptım. Yemek sonrası Evrim'le yürüyüşe çıktık. Kısacası bugün de ufak bir bölüm dışında gayet keyifliydi :)



Yarın Arya'nın doğum günü. Çok istediği bir boya seti vardı, onu alacaktık ama Özlem almış hediye olarak. Babaannesi spor ayakkabı, yazlık kıyafet ve bikini aldı. Sonuç olarak biz hediyesiz kaldık. Tabi Arya fırsatı hiç kaçırmadı ve resim çizmek için dijital grafik tableti istedi. Evrim önce karşı çıktı el becerisi körelir diye ama Arya eliyle de çizmeye devam edeceğine söz verdi. Tabletin siparişini verdik; tam karne günü gelecek. Bir taşla iki kuş vurmuş olacağız: hem karne hem doğum günü hediyesi :)) 

Az önce Arya için kitap siparişi verdim. Bugün banyo sonrası saçını tararken artık büyüdüğü, çocuk kitaplar yerine roman okumak istediğini söyledi ve ona yeni kitaplar almamı istedi :) Küçük bir araştırma sonrası 11 - 13 yaş aralığına uygun kitaplar seçip sipariş ettim. Umarım istediği tarzda kitaplar bulmuşumdur.  

...

Önümüzdeki hafta için Milli Eğitim bir etkinlik programı gönderdi okullara. Programdaki farklı aktivitelerin planlanıp yapılması gerekiyor. Tabi ki etkinlik komisyonuna beni seçmiş idare. Şaşırdım mı? Hayır. Neyse seçilen arkadaşlarla hızlıca planladık. Bu haftadan başlamaya karar verdik. İlk etkinlik yarın. Adı "Bir Derdim Var". Çocuklar dert edindikleri toplumsal bir konu/sorun üzerine fikirlerini ifade edip konuşacaklar. Gazze'de yaşananlar, sömürgecilik, sokak hayvanları ve küresel ısınma konularını belirledik ama çocuklardan gelecek farklı sorunlar da konuşulacak. Programdaki diğer etkinlikler bilgi yarışması, yetenek paylaşım saati, bilim-sanat şenliği, takas saati, piknik, oyun saati. Bilgi yarışmasını da ben düzenliyorum. Soruları şu siteden aldım. Bazılarını cevap şıklarıyla, bazılarını şık vermeden soracağım. Dörder kişilik 3 grup yarışacak; her grupta birer tane 5-6-7-8. sınıf öğrencisi olacak. Eğlenceli olacağını düşünüyorum. Bakalım :)

Çarşamba, Mayıs 29, 2024

Geçen 10 Gün

10 gün olmuş yazmayalı. Birkaç kez açtım boş sayfa ve baktım ekrana. Yazamadım. Bazen böyle oluyor, yazmak bile zor geliyor insana. Ama bir yerden başlamalı ya da devam etmeli işte. Ortaya karışık yazacağım

Bugün 2. doz HPV aşısı oldum, 4 ay sonra Arya ile son dozu olacağız.

3 gündür sağlıklı besleniyorum ve doktorun bağırsaklarım için verdiği, günde 6 tane içilen özel bir antibiyotik kullanıyorum. Paketli gıda, tatlı ve alkol tüketmiyorum, bol bol su ve 2 kez bitki çayı içiyorum. Daha önce IBS teşhisi konulduğundan bahsetmiştim. Bağırsaklar düzgün çalışmayınca vücudun geri kalanı da aksıyor. Karım sürekli şiş ve ne yesem midem acıyordu. 3 gündür şişkinlik ve o acı hissi yok. Antibiyotiği 2 hafta kullanmam gerekiyor. Bu 2 hafta dişimi sıkıp tatlıdan ve alkolden uzak durursam sistemi sıfırlayabilirim. Yaz tatili öncesi biraz kilo da versem süper olur ama öncelik bu değil. 3 gündür şöyle besleniyorum:

Sabah: 1 haşlanmış yumurta, 2 ceviz, 2 kuru kayısı salatalık, domates, roka, yeşil çay ya da kiraz sapı çayı

Öğle: Salata, yoğurtlu yeşillik, 2 kaşık kısır ya da 3 adet mercimek köftesi 

Ara: Kefir ya da yoğurt, ceviz, kuru kayısı, tarçın

Akşam: 1 tabak ev yemeği ve salata 

Ara: Zerdeçallı, naneli, pul biberli susuz cacık 

En zor kısım tatlı krizlerine dayanmak. Normalde her gün mutlaka çikolata yerdim. Hatta nerdeyse her gün hem okul çıkışı hem de gece evde olmak üzere 2 kez çikolata yiyordum. Sonrası pişmanlık ve acı ama irade sıfır olunca... 3 gündür markete gittiğim halde hiç çikolata almadım. Evde olanlara da el uzatmadım :) Aferin bana :)))

Umarım böyle devam ederim.

...


Bu haftayı saymazsak okulların kapanmasına 2 haftacık kaldı. Son hafta öğrencilerin çoğu gelmiyor okula. Biz de sınıfları birleştirip dönüşümlü giriyoruz derslere. Boş kalan saatlerde sene sonu işlemlerimizi hallediyoruz. Sınav kağıtlarının arşivlenmesi, eksik notların sisteme girilmesi, ders içi performans notlarının verilmesi, öğrencilerin yıl boyu okuduğu kitapların sisteme kaydedilmesi, davranış notları, karne yorumları, sınıf defterlerindeki kazanım yazılmamış yerlerin doldurulması... İlk yıllarda  zaman geçmiyor, yıl sonu gelmek bilmiyordu. Şimdiyse ne zaman başlıyoruz, ne zaman bitiriyoruz hiç anlamıyorum. Darısı gelecek yılların başına :)

...


Iko Iko - Justin Wellington

Son günlerde açıyorum bu şarkıyı ve bırakıyorum kendimi müziğin ritmine.
Dünyadan kopmak iyi geliyor.

...

Yazıyı yazarken bir yandan da radyo tiyatrosu dinlemeye başladım. Buraya da bırakayım linkini.


TRT - Aktörün Ölümü 

Salı, Nisan 02, 2024

Paran yoksa hasta olma, kestirmeden ölmek daha iyi(?!)

Doktor gezmelerine bayılıyorum ben bu aralar. Seç, beğen, git! Poliklinik, poliklinik, olmadı acil servis... Geziyorum.

Bugün dahiliye randevum vardı. Acil servisteki teşhis tescillendi. Doktor, IBS yani irritable(alıngan/hassas) bağırsak sendromum olduğunu söyledi. Geçen hafta verilen ilaçlar yeteri kadar işe yaramadığı için onları değiştirdi ve ek ilaçlar verdi. Aşağıda görülen ilaçlara 840 TL ödedim. Q ile başlayan ilacı devlet karşılamıyor. O ilaç tek başına 300 ya da 350 TL. Tam hatırlamıyorum. 


Doktor, gayet ilgiliydi hastalığımı detaylıca anlatıp bana broşürler verdi. Beslenme düzenimin nasıl olması gerektiğinden bahsetti. 1 ay sonra kontrole çağırdı.

Bir süredir koltuk altlarımın ağrıdığını onun için hangi doktora gitmem gerektiğini sordum doktora hazır gitmişken. Lenf bezlerimle ilgili olabileceğini söyleyerek genel cerrahiye randevu alın dedi. Bakalım. 

Dedim ya bu aralar doktor gezmelere doyamıyorum :)) 
Biraz da genel cerrahiye gideyim :))) 


...

Nerdeyse unutuyordum. Bugün okulda Kütüphanecilik Haftası kutlamamız vardı. Daha önce bahsettiğim skeci sahneledi öğrencilerimiz. Gayet güzel, tadındaydı.








Çarşamba, Mart 27, 2024

Hayat'ın yeni çelmeleri...

Dün sabah okulda rahatsızlandım, 2 kez kustum ve midem delinircesine ağrımaya başladı. Evrim beni okuldan alıp acile götürdü. Bağırsak filmim çekildi, kan tahlillerim yapıldı. Bağırsaklarım tıkanmış ve pazar gününden beri yediğim her şey midemde kalmış. 

Doktor filmlere ve tahlillere bakınca bu bağırsak sorunuma genelde çocukken teşhis konulduğunu, bağırsaklarımın tembel olduğunu, sıvı ağırlıklı beslenmem gerektiğini söyledi. 10 gün boyunca sadece sıvı ve lifli meyve-sebze ile beslenmem gerekiyor. Katı, baharatlı ve asitli yiyecekler yasak. Bu beslenme şeklini hep sürdürmem gerekiyormuş.

Kendimi bildim bileli mide sorunum var. Kimseye dokunmayan şeyler bana dokunur. Aç karnına asla simit, poğaça, çikolata yiyemem. Baharatlı, özellikle acılı yiyecekler yiyemem. Baklagil yesem herkesin 10 katı gaz yapar, iki büklüm gezerim. Tüm bunların sebebi tembel bağırsaklarımmış. Geç oldu ama öğrenmiş olduk.

Dün acilden çıkıp Trabzon'a gittik jinekolojik onkoloji muaynem için. Muayne pek iyi gitmedi. 3 farklı alanda lezyon ve bir de 18.7mm.lik tanımlayamadığı bir alan gördü doktor. Bayramdan sonra tekrar gideceğim kolposkopi yapıp parça alacak. Sonrasını bilmiyorum.

Peki tüm bunlar ne demek? Yine kanser mi? Şimdilik kanser tanısı almadım ama yolunda gitmeyen bir şeyler olduğu ortada. Şaşırdım mı? Hayır. Böyle olmasa şaşırırdım. 

Hastalıkların biri bitmeden diğeri başlıyor. Arada es verip nefes aldırmıyor Hayat nedense. Dağına göre kar olayı bende aralıksız kar yağışı şeklinde işliyor. Dağ devrilip ova gibi dümdüz olmadan kar durmayacak galiba.

Neyse... Zaman akıyor, her şey geçiyor zamanı gelince.

Pazartesi, Şubat 19, 2024

Yeni Hafta

Bugün doktor randevum vardı. Kas kısalması ve lomber kas spazmı teşhisi koydu doktor. 2 hafta süreyle fizik terapi göreceğim sonra tekrar kontrole gideceğim. Kaydedilen gelişmeye göre tedavinin ne kadar süreceği netleşecek. İlk 2 haftadan sonra en az 2 hafta daha devam ederiz dedi doktor. Fizik terapi için sıraya alıyorlar, muhtemelen 2-3 hafta sonra haber vereceklermiş.

Okuldaki 2. haftamda yöntem değişikliğine gitmeye karar verdim. Şimdiye dek ünite kelimelerini yazdıktan sonra ders kitabındaki etkinlikleri çözüyor ve cümle kurmaya, konuşmaya odaklanıyorduk. Bugün itibariyle test çözümüne ağırlık vermeye karar verdim. Çünkü - üzülerek kabul etmek zorundayım - bu ülkede amaç öğrencilerin İngilizce konuşabilmesi, kendini ifade edebilmesi değil, test çözüp dereceye girmeleri. Başarı hep deneme testleri, doğru-yanlış sayıları, netler ve okul / ilçe / il sıralamaları ile ölçülüyor. Sınıfta yaptığımız etkinlikler ile kendini iyi kötü ifade edebilen öğrenciler deneme sınavlarındaki aşırı zorlama soruları çözemeyince hiçbir şeyin önemi kalmıyor. Ben çocuklar cümle kurabiliyor, dertlerini iyi-kötü anlatabiliyor diye sevinirken deneme sonuçlarına bakanlar bu çocuklar neden İngilizce sorularını çözemiyor diye sorguluyor. Çözemezler çünkü o çocuklar o seviyede değil maalesef. Çözecek hale getirebilirim evet ama kendi cümlelerini kurup keyif alarak İngilizce öğrenmiş olmazlar. Robot gibi soru kalıplarını ve test çözme tekniklerini ezberlemiş olurlar sadece. 

İngilizce öğretmeni olmak, "Onlar Türkçe öğrensin, biz neden İngilizce öğrenmek zorundayız ki?" diyen bir nesile İngilizce öğretmek zor gerçekten. Her sene neden İngilizce öğrenmeleri gerektiğini onlarca örnek ile detaylandırıp anlatıyorum. Oyundu, şarkıydı, çizgi filmdi derken sevdirip alıştırıyorum. Sevince yavaş yavaş cümleler kurulup parmaklar kalkar hâle geliyor. Ama işte biz daha yolun başındayken denemelerde çıkan sorular arş-ı alâda olunca hevesler kırılıyor. Derslerde "A kolaymış ya, öğreniyorum, yapıyorum" derken denemede yanlışlar doğruları ezip geçince öğrenciler de ister istemez "Yine olmadı. Anlamıyorum ben bu İngilizce'yi" diyor. 

Bir yanım çocuklara "Boş verin sınavları, denemeleri. Siz bana bakın, benimle konuşun, kurun cümlelerinizi, anlatın içinizden gelenleri." demek istiyor. Diğer yanım "Dur, otur! B.k yeme!" diyor. Eğrisi ne, doğrusu ne bilemiyorum. Gönlüm çat pat konuşsunlar, yavaş da olsa öğrensinler İngilizce'yi diyor ama mantığım bu sistemde geçerli olan sınavlar, net sayıları, dereceler diyor. 

Çocuklara test çözme tekniklerini anlatırken kurduğum bir cümle var ki söylerken kendimi sorguluyorum her defasında: "Bazı soruları hiç anlamasanız da çözebilirsiniz." Oysa amaç soru çözmek değil, bahsedilenleri anlayabilmek olmalı. Bahsettiğim soru tipinin bir örneğini aşağıya bırakayım.




Basit bir eşleştirme sorusu. 

Soldakiler sorular, sağdakiler cevaplar. Soruları da cevapları da hiç okumadan sadece kelimeleri şöyle bir tarayarak çözmek mümkün. Soruyu çözmek için aynı kelimelerin geçtiği soru ve cevapları eşleştirmek yeterli. Denemelerde bunun gibi soru- cevap eşleştirmeleri veriliyor. Dört sorunun cevabı oluyor ama beşinci soruyla alakasız bir cevap koyuyorlar. Hangi eşleştirme yanlıştır ya da hangi sorunun cevabı verilmemiştir diye soruyorlar. Bu noktada çocuklara cümleleri anlamasanız dahi %80 ihtimalle kelimeleri eşleştirerek soruyu çözebilirsiniz diyorum. Tabi ki benim görevim çocukların bu soruları anlaması ve anlayarak çözmesi ama işte sistem beni bile bozuyor bir noktada. Offff! Bazen ne yapacağımı bilemiyorum. 

Bir yandan takip etmem gereken müfredatı takip etmeye, deneme sınavları ve LGS için çocukları hazırlamaya çalışırken diğer yandan çocuklara severek, keyif alarak öğrenecekleri bir düzende İngilizce öğretmeye çalışıyorum. İkisi birbirinden o kadar farklı ki... İkisini ayrı ayrı yapmak için mevcudun en az iki katı kadar dersim olmalı. 5 ve 6. sınıflarda haftada 3 ders, 7. sınıfla haftada 4 dersim var. Yetmiyor. Önceki senelerde tüm sınıflarda +2 ders seçmeli İngilizce oluyordu; o derslerde soru çözümü yapıyorduk. Bu yıl değişen sistem yüzünden7lerin seçmeli dersine başka öğretmen giriyor. 6 ve 8ler için seçmeli ders hiç seçilemedi. Üstüne de yazılı sistemi değişti ve bir derste biten yazılı gitti, her sınıf için 3 ders saatine yayılan uygulama sınavları geldi. Zaten yetmeyen zaman iyice kuşa döndü.

Bir dahaki denemeye kadar kelime ve test odaklı ilerleyip sonuçlara bakacağım. Öğrenciler test çözüm tekniklerine alışıp gelişme kaydederlerse test çözme süreleri azalır. O zaman yeniden konuşma odaklı etkinlikler için zaman ayırabiliriz diye umuyorum.

Çok yazdım galiba :( Sabredip buraya kadar okuyanlara çok teşekkürler :)

Görüşmek üzere...


Pazar, Şubat 18, 2024

Haftanın Özeti

Okula döndüğüm ilk haftayı atlattım. Bazı açılardan zor bir haftaydı ama genel olarak okula dönmek iyi geldi diyebilirim. Derslerimin yarım gün olması büyük bir kolaylık sağladı. Tam gün olsa dayanamazdım sanırım. Dersler biter bitmez eve gelip kendimi koltuğa atıp uyudum. 

Ders işlemeyi ve öğrencilerimi özlemişim. Onlar da beni özlemiş ki bunu görmek bile iyileştirici bir etkiye sahip. Mini mini beşlerim koşup korkarak sarıldılar incitmemek için :) Ameliyat olduğumu biliyorlardı ve çok dikkatlilerdi. Altı ve yediler bahçede yanıma gelip geçmiş olsun öğretmenim dediler, teneffüste eşyalarımı taşımak için yardım teklif ettiler. İnsanın sevildiğini hissetmesi çok güzel bir his :)

Geçen hafta yapılan toplantılara katılamamıştım. Okul müdürümüz toplantıda, "Rüya'yı arıyor insan" demiş. Sürekli tatlı-sert atışıyoruz ama yapılacak bir iş olunca ben mutlaka ucundan tutuyorum. Lafımı hiç sakınmıyorum ama yapılması gereken işlere el attığım için yokluğum belli olmuş okulda :) Bu hafta eskisi gibi her şeye atlamadım; derslerime girip çıktım, birkaç öğrenci problemiyle ilgilendim; idareyle hiç takışmadan haftayı kapattım ki bu benim için bir milat sayılabilir :))) Dün akşam da kendimi ödüllendirerek arkadaşlarımla Batum'a gittim. Canlı müzik, pizza, bira... Çok keyifliydi.

Önümüzdeki haftanın daha kolay olacağını umuyorum. Yarın okuldan sonra fizik tedavi uzmanı ile randevum var. Mevcut duruş bozukluğum için bir tedavi önermesini bekliyorum doktorun. Ne yapılacağı netleşince rahatlayacağım umarım. Ameliyatımı yapan doktor Mart'ta spora başlayabileceğimi söylemişti. Eve yakın gidebileceğim 3 farklı yer var ama ben daha önce manuel terapi aldığım kişiyle çalışmak istiyorum. Doktorun çizeceği tedavi planına göre yarın spor işini de görüşüp netleştirmeyi planlıyorum.

Umarım herkes için güzel bir hafta olur!


Bazen sadece Sezen dinlemek istiyor insan...


Cumartesi, Ocak 13, 2024

Bir Kelime: Nekahet ve İyi ki Kobo

Sevgili Momentos'un kulakları çınlasın, bugünün kelimesi benden gelsin:

Nekahet: (neka:het), Arapça neḳāhet

1) isim ► Hastalıktan yeni kurtulmuş zayıf ve hâlsiz olan kimsenin durumu:
    
  "His var mı bu âlemde nekahet gibi tatlı." - Yahya Kemal Beyatlı

2) isim, mecaz ► durgunluk.

Şu an içinde bulunduğum ameliyat (ya da hastalık) sonrası iyileşme sürecine "nekahet dönemi" deniliyor. Ben kelimeyi "nekahât" olarak biliyordum ama doğrusu "nekahet"miş. Çok içime sinmedi ama TDK böyle diyor.

Gelelim bu süreci nasıl geçirdiğimde; bol bol Jane Austen filmi izleyorum ve uzun zamandır okunacaklar listemde bekleyen kitapları okuyorum. 

Kitapların hepsini internetten indirdim ve Kobo sayesinde okuyorum. Bir kitabın 100 - 150 TL olduğunu düşününce e-reader almak çok daha kârlı. Benimkisi Evrim'in hediyesi :) 5-6 yıldır kullanıyorum ve çok memnunum. Kitapları indirdiğim siteleri şöyle bırakayım. 

Hattusa - Aylık 10 kitap ücretsiz 

Anna's Archive - Sınırsız ama aynı gün içinde çok fazla indirme işlemi yapılınca kısıtlama gelebiliyor. 

E-kitaplar telefonda okunabiliyor ama benim gözlerim çok çabuk yoruluyor. Kobo telefon gibi değil, gerçek kitaba oldukça yakın bir hissiyat veriyor. Evet kitap kokusu yok ama başka avantajları var: Tek bir kitap boyutunda ama içine yüzlerce kitap sığıyor; aynı anda birden fazla kitap okumayı kolaylaştırıyor; yatarken okumak çok kolay, iki elle tutmak gerekmiyor, sayfalar kıvrılmıyor; geceleyin okumak için kendi ışığı var, su ve kum geçirmiyor. Bir şans vermekte fayda var bence :) 

Bakalım nekahet(?) sürecinde kaç kitap bitireceğim :) 

Salı, Ocak 09, 2024

Beklenen Telefon - İYİYİM

Bugün aradılar hastaneden, yarın ameliyat oluyorum. Arya'yı bekliyoruz, az sonra yola çıkacağız.

...

Ya bir iş de düz gitsin! Arya eve gelmedi. Aşağıdaki kırtasiyede mi diye baktı Evrim. Yok. Okula doğru gitti bakmaya. O arada ben gençlik merkezini aradım. Arya, bize haber vermeden okuldan direkt gençlik merkezine gitmiş, bugün film izleyeceklermiş orda. Delirmemek işten değil. 

Normalde sadece Cuma ve Cumartesi resim kursuna gidiyor. Bugün arkadaşından film izleneceğini duyup onunla beraber gitmiş okul çıkışı. Bizden habersiz gittiği için çok kızdım. Benim sinirimin sınırı yok maalesef. Çocuğu azarlayıp derdest bıraktım arkadaşıma. 

Şu an Rize'ye doğru yoldayız. Ameliyat sonrası yine yazarım.

Görüşmek üzere... 


Büyü Dükkanı

Tam şu an Storytel'de Yeşim Türköz'ün "Büyü Dükkanı" kitabını dinliyorum. Bedelini ödemeyi kabul ettiğiniz takdirde hayatt...