Hayati Kaptan, her zamanki gibi kaptan köşkünden izlemişti vapura binen üç beş ada sakininin hüsranla vapurdan inişini. Hayat'ı görememişti. Merakına yenik düşüp kaptan köşkünden ayrıldı ve yolcu salonlarına bakmaya başladı. İşte, oradaydı Hayat! Tam karşısında! Elindeki kitaba öylesine dalmıştı ki anonsu duymadığını tahmin etmek hiç de zor olmadı Hayati Kaptan için. Bir süre hiç ses çıkarmadan izledi Hayat'ı. Hayat'ın içinden bir ürperti gelip sarstı tüm bedenini. Başını kaldırınca Hayati Kaptan'la göz göze geldi.
Bir anlık sessizlikten sonra Hayati Kaptan zor da olsa konuşmaya başladı:
- Sefer iptal edildi. Hava elverişli değil. Anons yapıldı ama..."
- Öyle mi? Hay Allah! Hiç duymadım, dalmışım.
- Çok sürükleyici bir roman olmalı elinizdeki.
- Öyle gerçekten de.
Hayat'la Hayati Kaptan konuşurlarken duran zaman sustukları an tekrar olanca hızıyla akmaya başlamıştı. Hayat Hanım biraz utanarak:
- Kusura bakmayın vaktinizi aldım, daha fazla işgal etmeyeyim vapuru. İyi günler dilerim.
Hayati Kaptan, bir daha hiç konuşamazlar diye o kadar çok korkmuştu ki:
- Ben de kitaplar gibi vapurları ve denizi severim. Daldım mı çıkamam engin mavilerden. Kaptan köşkünden ufka bakmak gibisi yoktur.
- Ne güzel, tutkunuz işiniz olmuş.
- Siz de kitaplar üstünde çalışıyorsunuz sanırım.
Hayat, şaşırmıştı Hayati Kaptan'ın onunla ilgili bir şeyler bilmesine ama bir anlık şaşkınlıktan sonra kendi kendine "Ada küçük, herkes her şeyi biliyor zaten." diyerek geçiştirdi benliğini saran umut dalgalarını.
- Evet, küçük bir yayınevinde redaktör olarak çalışıyorum.
- Ne güzel, hep kitaplarla iç içesiniz demek.
Bir kez daha sessizlik çökmüştü yolcu salonuna. Hayat, bir adım attı, bir adım daha... Hayati Kaptan'a doğru yürürken yıllar geriye doğru gidiyor, Hayat toy, genç bir kız gibi giderek daha da heyecanlanıyordu. Hayati Kaptan kenara çekilmek, Hayat'a yol vermek istiyordu ama sanki dizlerinin bağı çözülmüş, vücudundaki tüm kan çekilmiş gibiydi. Sonunda güçlükle çekilerek Hayat'a yol verdi. Hayat, son bir kez Hayati Kaptan'a bakarak:
- Tekrar kusuruma bakmayın, vaktinizi aldım.
- Ne demek! Esas siz kusura bakmayın, sizi lafa tuttum.
- Rica ederim. Size iyi günler dilerim.
- İyi günler Hanımefendi.
Hayat, elinden geldiğince hızlı adımlarla vapurdan inmeye çalıştı ama ayakları adeta geri geri gidiyor, varlığı Hayati Kaptan'dan bir milim uzağa gitmeye bile direnç gösteriyordu. Hayati Kaptan, olduğu yerde öylece durup milim milim ondan uzaklaşan Hayat'ı ve aklından gelip geçen milyonlarca olasılığı izliyordu.
*Şarkı: Fikrimin İnce Gülü - Sema
Dipnot: Bu sadece bir öykü. Üstelik tarihte yazılan ne ilk ne de son yasak aşk öyküsü. Bu sebeple mevzuları çok da içselleştirmeden okursak öyküden keyif alabiliriz :)





